Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/31578 E. | 2017/21243 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/31578 E. 2017/21243 K.

Yargıtay 9. HD | 2016/31578 E. | 2017/21243 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/31578
Karar No 2017/21243
Karar Tarihi 14.12.2017
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Gerekçesiz karar adil yargılanma hakkını ihlal eder.
  • Görünüşte gerekçe yazılması hukuki dinlenilme hakkına aykırıdır.
  • İşveren feshin geçerli nedene dayandığını ispatlamalıdır.
  • İddia ve savunmalar kararda somut olarak tartışılmalıdır.

Bu karar, mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğünün adil yargılanma hakkı ile olan doğrudan ilişkisini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. İlk derece mahkemesinde hakimin değişmesi üzerine, dava dosyasına özgü somut deliller ve tarafların ileri sürdüğü savunmalar irdelenmeksizin, basmakalıp ve matbu ifadelerle karar verilmesi Yargıtay tarafından Anayasa ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na açık bir aykırılık olarak nitelendirilmiştir. İş sözleşmesinin feshinde ispat yükü işverende olmakla birlikte, mahkemenin de tarafların sunduğu bu delilleri gerekçeli kararında somut olarak tartışması, delillerin hangi gerekçeyle kabul veya reddedildiğini açıkça göstermesi zorunludur.

Uygulamadaki önemi açısından bu karar, mahkemelerin "kopyala-yapıştır" veya şablon gerekçelerle karar vermesinin önüne geçilmesi hususunda güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Benzer işe iade davalarında, işçinin davranışlarından kaynaklanan fesih hallerinde mahkemelerin sadece soyut ilkeleri yazarak uyuşmazlığı geçiştiremeyeceği açıkça hüküm altına alınmıştır. İşçinin sözleşmeye aykırı iddia edilen eyleminin işyerindeki düzeni nasıl bozduğunu veya işveren açısından iş ilişkisinin sürdürülmesini nasıl imkansız kıldığını somut delillerle değerlendirmeyen her kararın, hukuki dinlenilme hakkının ihlali sebebiyle bozulacağı uygulamacılara kesin bir dille hatırlatılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkette yaklaşık 20 yıl boyunca müşteri ilişkileri bölümünde uzman sıfatıyla görev yapmıştır. Davacı, kendisine bağlı bulunduğu yöneticisinin işten çıkarılmasının ardından, o yöneticiye bağlı tüm personelin haksız bir şekilde tasfiye edilmek istendiğini ileri sürmüştür. Sürekli olarak çalışma yerinin değiştirildiğini, kendisine sistematik bir şekilde mobbing uygulandığını ve müşteri şikayeti açtığı için baskı görerek sorgulandığını iddia eden davacı, iş sözleşmesinin haksız yere feshedildiğini belirterek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı işveren ise, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şirket bünyesinde yürütülen bazı işlemlere ait e-mail kayıtlarını, özel yazışmaları ve müşterilere ait ses kayıt dosyalarını izinsiz olarak kendi şahsi e-mail adresine ve eşinin şahsi e-mail adresine gönderdiğini tespit ettiklerini belirtmiştir. İşveren, bilgi güvenliği politikasının ve etik ilkelerin açıkça ihlal edildiği bu davranışlar sebebiyle güven ilişkisinin telafisi imkansız şekilde zedelendiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36, 138 ve 141 uyarınca hakimler kararlarını Anayasaya ve kanuna uygun olarak vicdani kanaatlerine göre verirler ve bütün mahkemelerin her türlü kararları mutlaka gerekçeli olarak yazılmak zorundadır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m. 27 ile güvence altına alınan hukuki dinlenilme hakkı, tarafların açıklama ve ispat hakkını teminat altına alırken, mahkemelere de bu açıklamaları dikkate alarak kararlarını somut ve açık olarak gerekçelendirme görevi yükler. Yine 6100 sayılı Kanun m. 297 gereğince mahkeme kararlarında tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, delillerin tartışılması, sabit görülen vakıalar ve bu vakıalardan çıkarılan hukuki sebeplerin somut olarak yer alması zorunludur. Eksik, şekli veya görünüşte gerekçe yazılması doğrudan doğruya adil yargılanma hakkının ihlali sayılır.

İş hukuku prensipleri bağlamında ise, 4857 sayılı İş Kanunu m. 20 uyarınca feshin geçerli veya haklı nedene dayandığını ispat yükü her zaman işverene aittir. İşveren önce feshin yazılı bildirim gibi şekil şartlarına uyduğunu, ardından fesih nedenlerinin içerik yönünden doğruluk taşıdığını kanıtlamalıdır. Ayrıca 4857 sayılı İş Kanunu m. 18 işverene, işçinin davranışlarından veya iş görme yeterliliğinden kaynaklanan nedenlerle sözleşmeyi feshetme yetkisi vermiştir. İşçinin kusurlu davranışlarıyla sözleşmesel sadakat ve özen yükümlülüklerini ihlal etmesi ve bu ihlalin iş ilişkisinin sürdürülmesini işveren açısından makul ölçülerde beklenemez hale getirmesi durumunda geçerli veya haklı fesihten söz edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay incelemesinde, uyuşmazlığa konu yerel mahkeme kararında çok temel bir usul ve anayasal hak ihlali tespit edilmiştir. Yerel mahkemede davanın esasına dair kısa kararı veren hakimin görevden uzaklaştırılması üzerine, gerekçeli kararın dosyayı devralan başka bir hakim tarafından yazıldığı görülmüştür. Ancak bu yeni hakim tarafından yazılan gerekçenin, aynı gün temyiz incelemesine tabi olan aynı mahkemeye ait bir başka dosyanın gerekçesiyle kelimesi kelimesine aynı olduğu, sadece kalıplaşmış ve matbu ifadelerden ibaret bir metin kurgulandığı belirlenmiştir. Gerekçeli kararda; davacının şahsi e-mail adresine gizli şirket verilerini ve müşteri ses kayıtlarını gönderip göndermediği, bu eylemlerin taraflar arasındaki güven ilişkisini temelinden sarsıp sarsmadığı ve işverenin sunduğu teftiş raporları gibi somut dosya içerikleri hiçbir şekilde irdelenmemiştir.

Yargıtay, tarafların iddia ve savunmalarını özel olarak tartışmayan, yalnızca "iş hukuku mevzuatına, işten çıkarma usul ve prosedürüne, feshin son çare olması ilkesine uyulmadığı" şeklindeki genel geçer ve soyut ifadelerle yetinen yerel mahkeme kararını hukuki dinlenilme hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirmiştir. İşverenin, davacının şirket gizliliğini ihlal ettiğine dair sunduğu raporların ve delillerin mahkemece hiç değerlendirilmeden doğrudan işe iadeye karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yeniden yapılacak yargılamada mahkemenin, davacının davranışlarından kaynaklanan bu iddiaları tek tek incelemesi, feshin geçerli nedene dayanıp dayanmadığını bizzat dosyadaki somut deliller ışığında yeniden değerlendirerek gerçek bir gerekçe oluşturması gerektiği vurgulanmıştır. Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik incelemeye ve usule aykırı şekilde görünüşte gerekçe yazılmasına dayanan yerel mahkeme kararını usulden bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: