Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/3570 E. 2018/25618 K.

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2016/3570 E. 2018/25618 K.

Bu karar, iş hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan gerçek ücretin tespiti sorununa ilişkin önemli bir yol haritası sunmaktadır. İşverenlerin vergi ve sigorta prim yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla işçilerin ücretlerini asgari ücret üzerinden gösterip kayıt dışı elden ödeme yapmaları, mahkemelerde çok ciddi ispat sorunları doğurmaktadır. Yargıtay bu kararında, işçinin iddia ettiği yüksek ücreti inandırıcı delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu ve sadece banka kredisi çekmek amacıyla işverenden iyi niyetle alınan yüksek meblağlı maaş yazılarının tek başına gerçek ücreti kanıtlamaya yetmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/3570
Karar No 2018/25618
Karar Tarihi 27.11.2018
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Gerçek ücretin ispat yükü işçiye aittir.
  • gavel Ücret ihtilafında emsal ücret araştırması yapılmalıdır.
  • gavel Kredi maaş yazıları kesin delil teşkil etmez.
  • gavel Bordrodaki ücretin asılsızlığı tanık beyanlarıyla ispatlanabilir.

Bu karar, iş hukuku pratiğinde sıklıkla karşılaşılan gerçek ücretin tespiti sorununa ilişkin önemli bir yol haritası sunmaktadır. İşverenlerin vergi ve sigorta prim yükümlülüklerinden kaçınmak amacıyla işçilerin ücretlerini asgari ücret üzerinden gösterip kayıt dışı elden ödeme yapmaları, mahkemelerde çok ciddi ispat sorunları doğurmaktadır. Yargıtay bu kararında, işçinin iddia ettiği yüksek ücreti inandırıcı delillerle ispatlamakla yükümlü olduğunu ve sadece banka kredisi çekmek amacıyla işverenden iyi niyetle alınan yüksek meblağlı maaş yazılarının tek başına gerçek ücreti kanıtlamaya yetmeyeceğini açıkça ortaya koymuştur.

Benzer davalarda bu karar, gerçek ücretin tespiti yapılırken mahkemelerin izlemesi gereken hukuki yöntemi standartlaştırması açısından çok güçlü bir emsal teşkil etmektedir. İşçinin kıdemi, mesleki unvanı, fiilen yaptığı iş ve işyerinin özellikleri dikkate alınarak ilgili meslek odalarından ve sendikalardan detaylı emsal ücret araştırması yapılması zorunluluğu vurgulanmıştır. Dolayısıyla, işçilik alacakları hesaplanırken soyut iddialar veya yalnızca kredi evrakları yerine, resmi meslek odası bildirimleri ve tanık beyanlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiği kuralı pekiştirilmiş, mahkemelerin takdir yetkisini objektif kriterlere dayandırması gerektiği sağlam bir içtihat haline getirilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı işverene karşı kıdem tazminatı ve ödenmeyen işçilik alacaklarının tahsili amacıyla dava açmıştır. Uyuşmazlığın temelinde, davacının aşçıbaşı olarak çalıştığı işyerinde kendisine sistematik mobbing uygulandığı, bu baskılarla istifaya zorlandığı, sigorta primlerinin gerçek ücreti üzerinden yatırılmadığı, fazla mesai ile hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin kendisine ödenmediği iddiaları yatmaktadır. Davacı, aylık net ücretinin son dönemde 4000 TL olduğunu belirterek alacaklarının bu tutar üzerinden hesaplanmasını talep etmiştir. Davalı işveren ise davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının asgari ücret seviyesinde bir maaş ve bahşiş ile çalıştığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Yerel mahkemenin davacının iddia ettiği 4000 TL ücret üzerinden hesaplama yaparak davayı kısmen kabul etmesi üzerine, ücretin gerçek miktarı konusundaki uyuşmazlık temyiz incelemesi için Yargıtay önüne taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde temel alınan normatif dayanak, 4857 sayılı İş Kanunu m.32 hükmüdür. İlgili kanun maddesinin ilk fıkrasında genel anlamda ücret; bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak açıkça tanımlanmaktadır. Ücret, kural olarak dönemsel ve periyodik bir ödeme olup, kanunun kabul ettiği sınırlar içinde tarafların sözleşme ile tespit ettiği belirli zaman dilimlerine uyularak ödenmelidir. Bu süre yasal düzenlemeler çerçevesinde en geç ayda bir olarak belirlenmiştir.

Çalışma yaşamında, işverenlerin daha az vergi ödemek ya da sigorta prim maliyetlerini ciddi oranda düşürmek amacıyla resmi ücret bordrolarında işçinin maaşını fiilen aldığından çok daha düşük gösterdikleri sıkça rastlanan bir durumdur. Böylesi bir ihtilaf mahkeme önüne geldiğinde, işçinin mağduriyetinin önlenmesi adına gerçek ücretin şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespiti büyük önem taşımaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, işçinin kıdemi ve mesleki durumu dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, sadece bordro üzerindeki yazılı miktarlarla sıkı sıkıya bağlı kalınmamalıdır.

Gerçek ücretin tespiti aşamasında mahkemelerce; işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde fiilen çalıştığı tarihler, kıdemi, mesleki unvanı, işyerinde üstlendiği sorumluluklar, fiilen yaptığı işin ağırlığı, işyerinin özellikleri ve sektördeki emsal işçilere ödenen ortalama ücretler gibi hususlar bütüncül bir yaklaşımla dikkate alınmalıdır. Bu bağlamda, mahkemelerce dinlenen tanık beyanları titizlikle incelenmeli ve aynı zamanda ilgili işçi ve işveren sendikalarından veya meslek odalarından emsal ücret araştırması mutlaka yapılmalıdır. İşçilik alacaklarının hesaplanmasında esas alınacak gerçek ücretin kanıtlanması yükümlülüğü kural olarak işçinin üzerindedir. İşçi, iddia ettiği yüksek ücreti mahkeme nezdinde inandırıcı ve somut delillerle, özellikle emsal ücret araştırmaları ve birbiriyle tutarlı tanık anlatımlarıyla desteklemek zorundadır. Aksi halde, mahkemenin dosya kapsamına, meslek odalarının verilerine ve objektif takdir kriterlerine en uygun düşen ücret seviyesini kendiliğinden belirlemesi gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda, davacı işçi ile davalı işveren arasında işçiye ödenen fiili aylık ücretin miktarı konusunda çözümlenmesi gereken derin bir uyuşmazlık bulunduğu görülmektedir. Davacı taraf, davalıya ait işyerinde aşçıbaşı sıfatıyla görev yaptığını ve son dönem aylık net ücretinin 4000 TL olduğunu iddia etmiştir. Davacı, bu iddiasını kanıtlamak amacıyla, geçmişte bankadan bireysel kredi çekme işlemleri için işverence hazırlanmış olan maaş yazılarını mahkemeye kesin delil olarak sunmuştur. Sunulan bu belgelerde davacının aylık ücreti farklı tarihlerde 3500 TL ve 4000 TL olarak gösterilmiştir. Davalı işveren ise bu iddiaları reddetmiş, davacının sadece asgari ücret aldığını ve işyerindeki bahşişlerle birlikte eline geçen toplam tutarın en fazla 1600 TL ile 2000 TL arasında değiştiğini savunmuştur.

Yargılama safhasında dinlenen davacı tanıklarının ifadeleri incelendiğinde, tanıkların davacının fiilen aldığı ücrete ilişkin mahkemeyi aydınlatıcı veya rakam verici herhangi bir beyanda bulunmadıkları tespit edilmiştir. Mahkemece gerçek ücretin belirlenmesi amacıyla yapılan kurumsal emsal ücret araştırmasında; davacının pozisyonunda çalışan seviye beş bir mutfak yöneticisinin ilgili tarihlerde 3000 TL ile 3500 TL arasında net ücret alabileceği rapor edilmiştir. İlgili Esnaf ve Sanatkarlar Odası bildiriminde ise bu pozisyon için net 2020 TL seviyesinde bir ücret alınabileceği mahkemeye resmi yazıyla iletilmiştir. İlk derece mahkemesinin hükme esas aldığı bilirkişi raporunda ise, salt banka kredi evrakları dikkate alınarak davacının aylık net 4000 TL ücret aldığı kabul edilmiş ve tüm işçilik alacakları bu yüksek rakam üzerinden hesaplanmıştır.

Yargıtay incelemesinde ise, ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükünün tamamen iddia sahibi olan işçide olduğu ilkesi yeniden hatırlatılmıştır. Davacının iddia ettiği 4000 TL aylık ücreti, kredi mektupları dışında, kesin ve inandırıcı delillerle kanıtlayamadığı vurgulanmıştır. Yüksek mahkeme, sadece kredi başvurusu için verilen şişirilmiş maaş yazılarının gerçek ücreti kesin olarak yansıtmayabileceğine dikkat çekmiştir. Dosya kapsamı, tarafların iddiaları, aşçıbaşı unvanının gerektirdiği tecrübe ve kurumlardan gelen emsal ücret araştırmaları birlikte değerlendirildiğinde, davacının iddia ettiği 4000 TL yerine aylık net 3000 TL ücretle çalıştığının kabul edilmesinin dosya içeriğine ve maddi gerçekliğe daha uygun düşeceği kanaatine varılmıştır. İlk derece mahkemesince ispat kuralları gözetilmeden 4000 TL üzerinden yapılan hatalı hesaplamanın doğrudan hükme esas alınması açık bir bozma nedeni yapılmıştır.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, gerçek ücretin tespiti noktasında ispat yükünün tam olarak yerine getirilmemesi ve emsal ücret araştırmalarının yanlış değerlendirilmesi gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Maaşım asgari ücretten yatıyor ama elden fazla alıyorum, bunu nasıl ispatlarım? expand_more
Yargıtay kararlarına göre, resmi bordrolardaki ücretin gerçeği yansıtmadığını iddia ediyorsanız, yüksek maaş aldığınızı ispatlama yükümlülüğü tamamen size aittir. Gerçek ücretinizi; ilgili meslek odaları ve sendikalardan yapılacak emsal ücret araştırmaları, fiilen yaptığınız işin niteliği, kıdeminiz ve birbiriyle tutarlı tanık beyanları gibi inandırıcı ve somut delillerle mahkeme nezdinde kanıtlamanız gerekmektedir.
Bankadan kredi çekmek için yüksek maaş yazısı aldım, davada delil olur mu? expand_more
Yargıtay, işverenden sadece banka kredisi çekmek amacıyla iyi niyetle alınan yüksek meblağlı maaş yazılarını tek başına kesin bir delil olarak kabul etmemektedir. Sırf bu şişirilmiş kredi belgelerine dayanılarak gerçek ücret kanıtlanmış sayılamaz; bu evrakların mutlaka tanık beyanları ve meslek odalarından gelen emsal ücret raporları ile desteklenmesi şarttır.
Mahkeme gerçek maaşımı bulmak için hangi yollara başvurur? expand_more
Mahkemeler gerçek ücretin tespiti aşamasında; meslekte geçirdiğiniz süreyi, fiilen çalıştığınız tarihleri, kıdeminizi, unvanınızı, üstlendiğiniz sorumlulukları ve işyerinin özelliklerini bütüncül bir yaklaşımla inceler. Yargıtay içtihadı uyarınca, mahkemenin sadece iddialarla yetinmeyip, ilgili işçi sendikalarından veya meslek odalarından sektördeki emsal işçilere ödenen ortalama ücretler hakkında detaylı bir "emsal ücret araştırması" yapması yasal bir zorunluluktur.
İddia ettiğim maaşı kesin ispatlayamazsam mahkeme neye karar verir? expand_more
İddia ettiğiniz yüksek ücreti kesin ve inandırıcı delillerle tam olarak kanıtlayamazsanız, mahkeme talep ettiğiniz rakamı doğrudan doğruya kabul edemez. Bu gibi durumlarda mahkeme; dosya kapsamına, meslek odalarının bildirdiği verilere ve sahip olduğunuz unvanın gerektirdiği tecrübeye bakarak objektif takdir yetkisini kullanır ve maddi gerçekliğe en uygun düşen makul ücret seviyesini kendiliğinden belirler.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir