Karar Bülteni
YARGITAY 9. HD 2016/23039 E. 2020/8787 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/23039 |
| Karar No | 2020/8787 |
| Karar Tarihi | 22.09.2020 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Fazla çalışma iddiası işçi tarafından ispatlanmalıdır.
- İmzalı bordrolar sahteliği kanıtlanana kadar kesin delildir.
- Çelişkili tanık beyanlarıyla fazla mesai ispatlanamaz.
- İşçinin tüm haklı fesih gerekçeleri incelenmelidir.
Bu karar, işçinin iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiği iddiasıyla açılan davalarda, yerel mahkemelerin sadece tek bir fesih sebebine dayanarak eksik inceleme yapmasının hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Yargıtay, fazla çalışma alacağının ödenmemesi gerekçesiyle feshin haklı kabul edilmesini, tanık beyanlarındaki çelişkiler giderilmeden ve bu durum netleştirilmeden yetersiz bulmuştur. Karar, işçinin ihtarnamesinde belirttiği diğer tüm fesih sebeplerinin (eksik maaş zammı, yemek molası kullandırılmaması, mobbing vb.) mahkeme tarafından tek tek ele alınması ve detaylı bir inceleme yapılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, işverenler ve işçiler arasındaki uyuşmazlıklarda fesih gerekçelerinin bütüncül bir yaklaşımla incelenmesi yükümlülüğünü mahkemelere hatırlatmaktadır. Özellikle güvenlik görevlileri gibi vardiyalı çalışan işçilerin fazla mesai iddialarında tanık beyanlarının tutarlılığının kritik bir ispat aracı olduğu belirtilmiştir. Ayrıca, mahkemelerin fesih sebebini sadece bir iddiaya indirgeyerek diğer iddiaları göz ardı edemeyeceği, işçinin haklı fesih iddialarının tamamının sunulan deliller ve özellikle ücret bordroları üzerinden titizlikle değerlendirilmesi gerektiği içtihat haline getirilmiştir. Bu yaklaşım, yargılamanın adil ve eksiksiz yürütülmesi adına önemli bir güvence sağlamaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Davacı işçi, davalı şirketlere ait işyerinde alt işveren-asıl işveren ilişkisi kapsamında güvenlik görevlisi olarak çalışmaktayken, iş sözleşmesini noter aracılığıyla gönderdiği ihtarname ile tek taraflı olarak feshetmiştir. İşçi, asgari ücrete gelen yıllık zamların maaşına tam yansıtılmaması, vardiya saatlerinin kanuna aykırı düzenlenmesi, yemek molalarının kullandırılmaması, haksız fazla mesai yaptırılması ve sürekli uzak bölgelere görevlendirilerek geç kaldığı bahanesiyle azarlanıp mobbinge maruz bırakılması gibi nedenlerle iş akdini sonlandırdığını belirtmiştir.
Bu doğrultuda davacı, kıdem tazminatı ile ihbar tazminatı ve ödenmeyen diğer işçilik alacaklarının davalılardan tahsilini talep ederek dava açmıştır. Davalı işverenler ise iddiaların asılsız olduğunu, davacının devamsızlık yaptığını ve davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın çözümünde işçinin fazla çalışma iddialarının ispat yükü ile iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine ilişkin genel hukuk prensiplerini esas almıştır. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan ücret bordroları, sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliği taşır. İmzalı bordrolarda fazla çalışma ücreti tahakkuku bulunuyorsa, işçi ancak ihtirazi kayıt koymuşsa daha fazla çalıştığını her türlü delille ispatlayabilir. Aksi halde yazılı bir belge sunulması şarttır. Fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamadığı durumlarda ise şahit beyanları devreye girer. Ancak, işyerindeki çalışma düzenini bilmeyen tanıkların anlatımlarına itibar edilemez. Ayrıca, 4857 sayılı İş Kanunu m.68 uyarınca fazla çalışmanın belirlenmesinde günlük ara dinlenme sürelerinin çalışma süresinden düşülmesi yasal bir zorunluluktur.
İşçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenleyen hükümler bağlamında, işçi eğer birden fazla haklı fesih nedenine dayanmışsa, mahkemenin bu nedenlerin tamamını incelemesi ve değerlendirmesi gerekmektedir. İşçi; ücretinin eksik ödenmesi, kanuna aykırı vardiya düzeni, yemek ve dinlenme haklarının engellenmesi veya mobbing gibi çeşitli nedenleri fesih gerekçesi yapmışsa, mahkemenin sadece bir nedeni inceleyerek sonuca varması hukuka aykırıdır. Tüm bu kurallar çerçevesinde, fesih sebebinin haklılığı, işçinin çalıştığı döneme ait tüm kayıtlar ve bordrolar dikkate alınarak bütüncül bir yaklaşımla ele alınmalıdır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Yerel mahkeme, davacı işçinin fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi gerekçesini tek başına yeterli bularak iş akdinin haklı nedenle feshedildiğine kanaat getirmiş ve kıdem tazminatı talebini kabul etmiştir. Ancak Yargıtay incelemesinde, mahkemenin vardiya saatleri ve fazla çalışma hesabı konusunda eksik ve hatalı değerlendirme yaptığı tespit edilmiştir.
Dosya kapsamında dinlenen davacı ve davalı tanıklarının çalışma sistemleri ve vardiya saatleri konusundaki beyanları arasında ciddi çelişkiler bulunmaktadır. Bir kısım tanıklar günde on iki saatlik iki vardiya sisteminden bahsederken, diğer tanıklar sekiz saatlik üç vardiya düzenini anlatmıştır. Yargıtay, mahkemenin bu çelişkileri gidermeden ve çalışma sistemini net bir şekilde aydınlatmadan eksik incelemeyle fazla mesai hesabı yapılmasını bozma nedeni yapmıştır.
Ayrıca, davacı işçi ihtarnamesinde sadece fazla mesai ücretlerinin ödenmemesine değil; asgari ücret zamlarının maaşa yansıtılmamasına, yemek saatlerinin kullandırılmamasına, ihale dönemlerinde işçilerin aleyhine işlemler yapılmasına ve özellikle mobbing iddialarına dayanmıştır. Yerel mahkeme, feshin haklılığını sadece fazla mesai ücretine bağlamış, davacının diğer fesih gerekçelerini hiçbir şekilde incelememiş ve tartışmamıştır. Yargıtay, fazla çalışma olgusunun çelişkili olduğu bir durumda, diğer fesih sebeplerinin (mobbing, eksik maaş zammı vb.) üzerinde durulması ve ücret bordroları getirtilerek feshin bu nedenlerle haklı olup olmadığının belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, eksik inceleme ve değerlendirme ile kıdem tazminatı talebinin kabul edilmesini hatalı bularak kararı bozmuştur.