Anasayfa Karar Bülteni AİHM | ĐORĐEVIĆ | BN. 11212/23

Karar Bülteni

AİHM ĐORĐEVIĆ BN. 11212/23

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 3. Bölüm
Başvuru No 11212/23
Karar Tarihi 07.10.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Ev hakkı yeterli aydınlatma ve havalandırmayı kapsar.
  • Mülkiyetin değer kaybı orantısız şahsi yük oluşturabilir.
  • İdarenin hatalarının külfeti vatandaşa yüklenemez.
  • Şehirleşme, bireyin asgari yaşam kalitesini yok edemez.

Bu karar, yoğun şehirleşme ve inşaat faaliyetlerinin bireylerin yaşam alanları üzerindeki etkileri bağlamında Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesi (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) ile 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin (mülkiyet hakkı) devletlere yüklediği pozitif yükümlülükleri ortaya koyması açısından büyük bir hukuki öneme sahiptir. Mahkeme, sadece şekli bir inşaat ruhsatının varlığının, komşu taşınmazlarda yaşayan bireylerin asgari yaşam standartlarının ihlal edilmesini meşru kılmayacağını vurgulamıştır. Özellikle yaşlı bir bireyin tek cepheli küçük bir dairesinin önüne çok yakın mesafede çok katlı bir bina inşa edilerek evin doğal ışık ve havasının kesilmesi, konut hakkına yönelik ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, idarelerin imar planları ve inşaat ruhsatları düzenlerken sadece müteahhitlerin veya şehrin gelişiminin değil, mevcut sakinlerin yaşam kalitesinin de gözetilmesi gerektiğini net bir şekilde kurala bağlamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, idarenin kendi hatalı veya eksik denetiminden kaynaklanan değer kayıplarının (somut olayda en az %20'lik değer kaybı) şehir yaşamının olağan bir sonucu olarak basite indirgenemeyeceğine hükmetmiştir. Benzer imar ve komşuluk hukuku uyuşmazlıklarında, devletin iyi yönetişim ilkesi gereği zamanında ve tutarlı hareket etme yükümlülüğü bulunduğunu göstermesi açısından ulusal mahkemeler için güçlü bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Sırbistan'ın başkenti Belgrad'da yaşayan yaşlı bir kadın olan başvurucu Zorka Đorđević ile Sırbistan devleti arasındadır. Başvurucu, 2002 yılında zemin katta, tek cepheden ışık alan 22 metrekarelik küçük bir stüdyo daire satın almıştır. Ancak 2004 yılında, dairesinin pencerelerine sadece bir metreden biraz fazla (1,14 - 1,39 metre) mesafede altı katlı yeni bir bina inşa edilmiştir.

Bu yeni inşaat nedeniyle başvurucunun dairesi tamamen doğal ışıktan, havalandırmadan ve güneşten mahrum kalarak fiilen karanlık bir bodrum katına dönüşmüştür. Başvurucu ve apartman sakinleri, inşaat başlamadan önce ve inşaat sırasında idareye başvurarak projenin değiştirilmesini talep etmiş, ancak idare bu itirazları dikkate almadan inşaat ruhsatını vermiştir. Başvurucu, hem evinin yaşanmaz hale gelmesi hem de dairesinin piyasa değerinde %20 oranında ciddi bir düşüş yaşanması nedeniyle müteahhit firmaya ve Belgrad Belediyesine karşı tazminat davası açmıştır. Yerel mahkemeler müteahhit aleyhine tazminata hükmetse de Yargıtay bu kararı bozarak müteahhidin geçerli bir ruhsatı olduğunu ve değer kaybının şehir yaşamında önemsiz olduğunu belirterek davayı tümden reddetmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkeme, uyuşmazlığı çözerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 (Özel hayata, aile hayatına ve konuta saygı hakkı) ve 1 No'lu Ek Protokol m.1 (Mülkiyetin korunması) hükümleri ile idare hukukundaki iyi yönetişim ilkelerine dayanmıştır.

İçtihat prensipleri gereğince, konuta saygı hakkı sadece fiziksel bir barınağa sahip olmayı değil, o mekanın huzur ve sükun içinde yaşanabilir olmasını da güvence altına alır. Çevresel rahatsızlıklar, aşırı gürültü veya somut olaydaki gibi doğal ışık ve havalandırmanın binaya çok yakın bir yapılaşma ile tamamen kesilmesi gibi durumlar, bireyin evindeki yaşam kalitesini ciddi şekilde bozuyorsa Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 kapsamında değerlendirilir. Devletin bu noktada, komşular ve müteahhitler arasındaki çatışan menfaatleri dengelerken mağdur olan bireyin haklarını korumak için gerekli pozitif yükümlülükleri yerine getirmesi gerekir.

Ayrıca, 1 No'lu Ek Protokol m.1 çerçevesinde mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin veya mülkiyetin değerini düşüren idari işlemlerin meşru bir kamu yararı amacı taşıması ve bireye aşırı ve orantısız bir yük yüklememesi (adil denge ilkesi) şarttır. İyi yönetişim (good governance) ilkesi gereğince, kamu makamlarının zamanında, uygun ve tutarlı bir şekilde hareket etmesi gerekir. İdarenin kendi yaptığı hataların veya imar planlarındaki eksik denetimlerin riski bizzat devlet tarafından üstlenilmeli, bu tür idari eksikliklerin maddi külfeti, mülkiyet hakları ihlal edilen vatandaşların omuzlarına yüklenmemelidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun dairesinin çok yakınına altı katlı bir bina inşa edilmesinin etkilerini hem konut hakkı hem de mülkiyet hakkı bağlamında değerlendirmiştir. Yeni binanın, başvurucunun yegane pencerelerine bir metreden biraz fazla bir mesafede olması nedeniyle dairenin doğal ışık, güneş ve temiz hava almasını tamamen engellediği ve evi adeta karanlık bir odaya çevirdiği sabittir. Mahkeme, yaşlı bir birey olan başvurucunun bu koşullar altında yirmi yılı aşkın süredir yaşamak zorunda bırakılmasının, günlük yaşamı üzerinde beklenen olağan zorlukların çok ötesinde ağır bir psikolojik ve fiziksel etki yarattığını tespit etmiştir. Ulusal mahkemeler, yeni inşaatın başvurucunun yaşam kalitesi üzerindeki bu yıkıcı etkisini değerlendirmede başarısız olmuş, devlet böylece pozitif yükümlülüklerini yerine getirmemiştir.

Mülkiyet hakkı yönünden ise, yerel mahkemelerin atadığı uzman raporları, dairesinin piyasa değerinde en az %20 oranında bir düşüş olduğunu tereddütsüz şekilde kanıtlamıştır. Ancak Sırbistan Yargıtayı, müteahhidin geçerli bir inşaat ruhsatı olduğu gerekçesiyle tazminat talebini reddetmiş ve bu değer kaybının "şehir yaşamı" dinamikleri içinde önemsiz olduğunu belirtmiştir. Oysa Mahkeme, inşaat müfettişlerinin ruhsatla ilgili bazı usulsüzlükleri ve mesafe ihlallerini çok önceden tespit ettiğini, ancak idarenin bu usulsüzlüklere karşı hiçbir adım atmadığını vurgulamıştır. İyi yönetişim ilkesi gereği, idarenin kendi denetim eksikliklerinin faturası başvurucuya yüklenemez. Sonuç itibarıyla başvurucuya hiçbir tazminat ödenmemesi ve mağduriyetinin giderilmemesi, onun üzerinde aşırı ve orantısız bir şahsi yük oluşturmuştur.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvurucunun konut hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: