Anasayfa Karar Bülteni AYM | 2021/39659 BN.

Karar Bülteni

AYM 2021/39659 BN.

Anayasa Mahkemesi | Mahmut Basyan | 2021/39659 BN.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2021/39659
Karar Tarihi 11.07.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Esaslı iddialar mahkemelerce cevapsız bırakılamaz.
  • Sonucu değiştirecek delillerin gerekçede tartışılması zorunludur.
  • Eksik inceleme adil yargılanma hakkını ihlal eder.
  • İtiraz merciinin de gerekçesiz kararı hukuka aykırıdır.

Bu karar, adil yargılanma hakkının en önemli güvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkının kapsamını ve sınırlarını net bir şekilde ortaya koyması bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, yargılama mercilerinin önlerine getirilen uyuşmazlıklarda tarafların sunduğu her iddiaya uzun uzadıya cevap vermek zorunda olmamakla birlikte, davanın kaderini ve sonucunu doğrudan değiştirebilecek nitelikteki esaslı delil ve savunmaların kararda mutlaka tartışılması gerektiğini bir kez daha vurgulamıştır. Somut olayda, kişinin trafik kontrolünde tespit edilen alkol oranını çürütebilecek nitelikteki resmi bir hastane raporunun, hem ilk derece mahkemesi hem de itiraz mercii tarafından tamamen görmezden gelinmesi, hukuki dinlenilme ve savunma haklarının özüne yapılmış ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalar açısından bu kararın çok güçlü bir emsal etkisi bulunmaktadır. Özellikle trafik idari para cezaları ve sürücü belgesinin geri alınması gibi günlük hayatta sıkça karşılaşılan yaptırımlara karşı yapılan itirazlarda, sulh ceza hâkimliklerinin şablon gerekçelerle ret kararı verme pratiğinin hukuka aykırılığı tescillenmiştir. Vatandaşların resmi sağlık kuruluşlarından aldıkları ve lehlerine olan somut tıbbi bulguların, yargısal denetim mekanizmaları tarafından dikkate alınması zorunluluğu pekiştirilmiştir. Bu durum, idari yaptırımların yargısal denetiminin şekli bir incelemeden ibaret olamayacağını, mahkemelerin maddi gerçeğe ulaşmak için tarafların sunduğu belirleyici delilleri gerekçeli kararlarında somut bir biçimde değerlendirmekle yükümlü olduklarını uygulamaya yerleştirecek niteliktedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mardin'de servis şoförlüğü yapan başvurucu, gece saatlerinde katıldığı bir düğün etkinliği dönüşünde trafik polisleri tarafından kontrol amacıyla durdurulmuştur. Yapılan nefes ölçümünde cihazın 0,34 promil alkol tespiti yapması üzerine polis ekiplerince başvurucunun sürücü belgesine, ikinci kez alkollü araç kullandığı gerekçesiyle el konulmuş ve kendisine idari para cezası kesilmiştir. Başvurucu, düğünde kolonya ve dezenfektan kullandığını, kesinlikle alkol almadığını belirterek bu sonuca itiraz etmiş ve hastaneye giderek kan tahlili yaptırmıştır. Hastaneden alınan resmi laboratuvar sonucunda alkol oranının alt sınırın da altında olduğu, yani başvurucunun alkollü olmadığı tespit edilmiştir. Bu raporla birlikte sulh ceza hâkimliğine başvuran kişi, kesilen para cezasının ve ehliyetine el konulması işleminin iptalini talep etmiştir. Mahkemenin, sunduğu hastane raporunu hiç dikkate almadan itirazını reddetmesi üzerine uyuşmazlık Anayasa Mahkemesine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın en temel unsurlarından olan gerekçeli karar hakkına dayanmıştır. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması, Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince anayasal bir zorunluluktur. Bu kural, yargılama süreçlerinin şeffaflığını sağlamakta ve mahkemelerin keyfi kararlar vermesinin önüne geçmektedir.

Uyuşmazlığın temelinde yatan idari yaptırım ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48 hükümlerine dayanmaktadır. Bu madde, hususi araç dışındaki araçları kullanan sürücülerin alkollü olarak trafiğe çıkmalarını yasaklamakta ve ihlali hâlinde sürücü belgesinin geçici olarak geri alınması ile idari para cezası uygulanmasını öngörmektedir.

Yerleşik Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, gerekçeli karar hakkı, mahkemelerin taraflarca ileri sürülen her türlü iddiaya ayrıntılı yanıt vermesini gerektirmez. Ancak muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki savunmalara ve belirleyici delillere mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi zorunludur. Eğer mahkeme, davanın seyrini ve nihai kararını etkileyecek potansiyeldeki bir delili hiç tartışmadan, usul veya esasa dair önemli bir itirazı tümüyle cevapsız bırakarak hüküm kurarsa, bu durum hakkaniyete uygun yargılanma ilkesini zedeler. İtiraz mercilerinin de bu tür eksiklikleri tespit etmesi ve gidermesi, aksi hâlde ilk derecenin kararını sadece genel şablon ifadelerle onaması veya itirazı reddetmesi, adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken öncelikle başvurucunun sulh ceza hâkimlikleri önünde dile getirdiği temel argümanlara odaklanmıştır. Başvurucunun, trafik kontrolünde yapılan nefes ölçümü sonucuna itiraz ederek aynı gece Mardin Devlet Hastanesine gittiği ve burada alınan kan örneği sonucunda alkol oranının yasal sınırların çok altında çıktığı tartışmasız bir gerçektir. Başvurucu, hakkındaki idari para cezası ve sürücü belgesinin geri alınması işlemlerinin iptali için yaptığı yargısal başvuruda, bu resmî sağlık kuruluşu raporunu temel delil olarak dosyaya sunmuştur.

İlk derece mahkemesi konumundaki sulh ceza hâkimliği, başvurucunun kolonya ve dezenfektan kullandığı için cihazın alkol tespit etmiş olabileceği yönündeki savunmasını "ilim ve fenle bağdaşmadığı" gerekçesiyle reddetmiştir. Ancak hâkimlik, başvurucunun alkollü olmadığını bilimsel olarak ortaya koyan ve idari işlemin temel dayanağını çürütebilecek nitelikteki hastane laboratuvar raporu hakkında hiçbir değerlendirme yapmamıştır. Dosyaya sunulan böylesine belirleyici ve resmî bir belgenin neden dikkate alınmadığının ya da hangi gerekçeyle kolluk ölçümünün bu rapora üstün tutulduğunun açıklanmaması, yargısal denetimi eksik ve yetersiz hâle getirmiştir.

İtiraz merciinin de bu önemli eksikliği tespit etmeden ve hastane raporuna yönelik hiçbir açıklama getirmeden başvuruyu kesin olarak reddetmesi, ihlali daha da derinleştirmiştir. Yargılama makamlarının, davanın sonucunu tamamen değiştirebilecek ağırlıktaki somut bir delile karşı tümüyle sessiz kalması, uyuşmazlığın esas sorunlarının incelenmediğini göstermektedir. Bu tutum, tarafların iddialarının kurallara uygun biçimde incelenmesi ve adaletin tecelli etmesi amacına hizmet eden gerekçeli karar hakkının özünü derinden sarsmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki iddiaya ayrı ve açık yanıt verilmemesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: