Anasayfa Karar Bülteni AİHM | AL VE DEMİRCİ | BN. 34280/17 ve 71800/17

Karar Bülteni

AİHM AL VE DEMİRCİ BN. 34280/17 ve 71800/17

KARARIN KÜNYESİ

Mahkeme / Bölüm Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi 2. Bölüm
Başvuru No 34280/17 ve 71800/17
Karar Tarihi 10.06.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Enflasyon karşısında eriyen alacaklar mülkiyet hakkını ihlal eder.
  • Gecikmiş ödemelerde paranın reel değer kaybı telafi edilmelidir.
  • Kazanılmış yasal haklar zamanla yanıltıcı bir illüzyona dönüştürülemez.
  • Aşırı değer kaybı idare ile birey arasındaki adil dengeyi bozar.

Bu karar, geçmiş yıllara ait kamu alacaklarının veya sosyal güvenlik haklarının idare tarafından geç ödenmesi durumunda, aradan geçen uzun süre zarfında yaşanan yüksek enflasyonun bireylerin mülkiyet hakkı üzerindeki yıkıcı etkilerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yasal olarak tanınmış bir hakkın, salt eski nominal değer üzerinden ve yıllar sonra ödenmesinin, hakkın özünü zedelediğini vurgulamaktadır. Alacakların reel değerinin korunmaması ve makul bir güncelleme yapılmaması, idare karşısında başvuruculara aşırı ve olağandışı bir külfet yüklemekte, dolayısıyla mülkiyet hakkına ölçüsüz bir müdahale teşkil etmektedir.

Kararın emsal etkisi, özellikle geçmiş dönemlerde yüksek enflasyon dalgaları geçirmiş olan ülkelerde idareye karşı açılan alacak davaları açısından büyük önem taşımaktadır. Kamu idareleri tarafından yıllar sonra yapılan ödemelerde sadece çok düşük oranlı yasal faiz uygulanması veya on yıllar öncesinin eski katsayılarının kullanılması, paranın satın alma gücündeki aşırı düşüşü telafi etmediği takdirde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin açık bir ihlali sonucunu doğuracaktır. Mahkeme, Sözleşme'nin kağıt üzerinde kalan teorik ve hayali hakları değil, uygulamada karşılığı olan pratik ve etkili hakları koruduğunu bir kez daha güçlü bir şekilde hatırlatarak, ulusal mahkemelerin bu tür uyuşmazlıklarda enflasyonist erime etkilerini giderecek mekanizmaları işletmeleri gerektiğine işaret etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, geçmiş yıllarda kamu hizmetinde memuriyet geçmişi bulunan ancak emekli oldukları tarihte doğrudan Emekli Sandığına tabi olmayan iki başvurucunun, Anayasa Mahkemesinin ilgili kısıtlayıcı kanun hükmünü iptal etmesi üzerine geriye dönük olarak hak kazandıkları emekli ikramiyelerinin ödenmesi sürecinden kaynaklanmaktadır. Başvurucular, idare mahkemelerinde uzun süren davalar sonucunda emekli ikramiyesi almaya yasal olarak hak kazanmışlardır.

Ancak Sosyal Güvenlik Kurumu, bu ikramiyeleri başvurucuların emekli oldukları sırasıyla 1993 ve 1989 yıllarındaki katsayılar üzerinden, hiçbir enflasyon güncellemesi yapmadan hesaplayarak 2013 yılında son derece cüzi miktarlarda (48,15 TL ve 10,95 TL) ödemiştir. Başvurucular, on yıllar boyunca yaşanan yüksek enflasyon nedeniyle paranın değerinin %99'dan fazla eridiğini ve neredeyse tamamen sıfırlandığını, bu durumun kazanılmış mülkiyet haklarını açıkça ihlal ettiğini belirterek zararlarının güncel değerler üzerinden tazmin edilmesini talep etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, mülkiyet hakkına ilişkin uyuşmazlıkları değerlendirirken temel dayanak olarak 1 No.lu Protokol m.1 hükmünü dikkate almaktadır. Bu hüküm, her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkını güvence altına almaktadır. Mülkiyet hakkına yapılan herhangi bir müdahalenin veya sınırlamanın hukuka uygun kabul edilebilmesi için toplumun genel menfaatinin gereklilikleri ile bireyin temel haklarının korunması arasında hedeflenen "adil bir denge" kurulması zorunludur.

Mahkemenin yerleşik ve istikrarlı içtihatlarına göre, bu maddedeki "mülk" kavramı yalnızca fiziksel varlıkları veya taşınmazları değil, aynı zamanda ulusal mahkeme kararlarıyla yeterince belirginleşmiş, kanıtlanmış ve tahsil edilebilir nitelikteki "alacak haklarını" da geniş bir çerçevede kapsamaktadır. İdare mahkemelerinin başvurucular lehine verdiği geçmişe etkili kararlar, onlar açısından kesinlikle korunması gereken meşru bir mülkiyet hakkı ve alacak doğurmuştur.

Kural olarak 1 No.lu Protokol m.1 Taraf Devletlere enflasyonun etkilerini her koşulda tamamen telafi etme veya alacakların ekonomik değerini mutlak surette koruma gibi bir pozitif yükümlülük yüklememektedir. Ancak, bir alacağın gerçek ve adil değeri ile fiili ödeme tarihindeki nominal değeri arasında önemli, aşırı ve bariz bir uçurum bulunması, idare ile birey arasında kurulan o hassas adil dengeyi bozarak mülkiyet hakkının doğrudan ihlaline yol açabilmektedir. Özellikle, yüksek enflasyon gibi paranın alım gücünde ağır değer kaybına yol açan etkenlerin idare tarafından bütünüyle göz ardı edilmesi ve hak sahibine gerçek değerinin çok altında cüzi bir ödeme yapılması, kişiye orantısız, aşırı ve olağandışı bir külfet yüklemektedir. Bu tür durumlar, kesinleşmiş yargı kararlarıyla kişilere tanınan meşru hakların pratik ve etkili olma niteliğini temelden ortadan kaldırarak bu hakları yasa metinlerinde kalan teorik ve yanıltıcı bir illüzyon haline getirmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, başvurucuların hukuki durumunu incelerken öncelikle idare mahkemelerinin verdikleri iptal kararlarıyla başvurucular lehine tahsil edilebilir nitelikte geçerli bir "alacak hakkı" doğduğunu ve bu hakkın açıkça mülkiyet niteliği taşıdığını tespit etmiştir. İdare mahkemeleri, ikramiyelerin emeklilik tarihindeki katsayılar üzerinden ödenmesine hükmetmiş ancak aradan geçen on yıllar boyunca oluşan değer kaybının nasıl telafi edileceğine dair herhangi bir koruyucu karar vermemiştir. Sosyal Güvenlik Kurumu da fiili ödemeleri yaparken meblağları ne enflasyon oranında güncelleyerek ne de kayıpları giderecek yeterli bir faiz işleterek gerçekleştirmiştir.

Somut olayda, birinci başvurucu 1993 yılındaki katsayılara göre hesaplanan yalnızca 48,15 TL'yi 2013 yılında almış olup, bu yirmi yıllık dönemdeki enflasyon oranı %44.772 olarak gerçekleşmiştir. Bu alacağın 2013 yılındaki satın alma gücü dikkate alındığında gerçek değeri yaklaşık 21.557 TL olmalıdır. İkinci başvurucu ise babasının 1989 yılındaki katsayılarına göre hesaplanan 10,95 TL'yi 2013 yılında tahsil etmiş, bu dönemdeki enflasyon %312.727 gibi devasa bir oranda gerçekleşmiş ve alacağın reel değeri yaklaşık 34.243 TL'ye ulaşmıştır. Mahkeme, idare tarafından ödenen nominal meblağların uğradığı değer kaybının olağanüstü boyutlara ulaştığını ve alacakların değerinin %99'undan fazlasını kaybederek fiilen sıfırlandığını tespit etmiştir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yirmi yılı aşkın bir süre önceki katsayılarla hesaplanmış ikramiyelerin, Türk lirasının bu süre zarfındaki ciddi değer kaybı dikkate alınmaksızın ve idare tarafından herhangi bir telafi yöntemi sunulmaksızın ödenmesini, mülkiyet hakkının özüne yönelik ağır ve haksız bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Başvurucuların hiçbir kusuru veya geciktirici etkisi olmayan bu enflasyonist erime süreci, onlara kesinleşmiş yargı kararlarıyla tanınan ikramiye hakkını fiilen anlamsızlaştırmıştır. Mahkeme, bu derece büyük bir değer kaybının kamu yararı ile bireyin mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengeyi temelinden bozduğunu belirlemiştir.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi İkinci Bölümü, başvuruculara aşırı bir külfet yüklendiği ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: