Karar Bülteni
AYM Ercan Yıldız BN. 2020/17505
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm |
| Başvuru No | 2020/17505 |
| Karar Tarihi | 15.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Duruşmaya SEGBİS ile katılım zorlayıcı nedene dayanmalıdır.
- Bizzat duruşmada bulunma talebi kategorik reddedilemez.
- Disiplin şikayetleri medeni haklar kapsamında incelenir.
- Gelişmelerin AYM'den gizlenmesi hakkın kötüye kullanımıdır.
Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutukluların haklarında uygulanan disiplin cezalarına karşı açtıkları davalarda, adil yargılanma hakkının temel bir unsuru olan "duruşmada bizzat hazır bulunma" hakkının sınırlarını ve yargısal güvencelerini net bir şekilde çizmektedir. Karar, teknik bir kolaylık olan SEGBİS (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) uygulamasının, kişinin mahkeme huzurunda fiziken bulunma talebine karşı otomatik ve gerekçesiz bir alternatif olarak dayatılamayacağını hukuken ortaya koymaktadır. Mahkemelerin, kişinin neden fiziken duruşmaya getirilmediğine dair somut ve zorlayıcı nedenleri açıklaması gerektiği kuvvetle vurgulanmıştır. Ayrıca, başvuru sürecindeki önemli ve davanın esasını etkileyen hukuki gelişmelerin Anayasa Mahkemesinden gizlenmesinin, bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak değerlendirileceği de netleştirilmiştir.
Benzer davalarda emsal etkisi son derece yüksek olan bu karar, infaz hâkimliklerinin duruşma pratiklerinde köklü bir dikkat ve yaklaşım değişikliği gerektirmektedir. Mahkemeler artık tutuklu veya hükümlülerin bizzat duruşmada hazır bulunma taleplerini genel geçer kanun maddelerine atıf yaparak, şablon gerekçelerle reddedemeyecektir. Her bir olayın somut şartları incelenerek, neden SEGBİS ile yetinildiği ikna edici bir biçimde gerekçelendirilmek zorundadır. Uygulamada bu ilkeye riayet edilmemesi, adil yargılanma hakkı ihlallerinin artmasına ve idarenin ihlal kararlarıyla daha sık yüzleşmesine neden olacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bu uyuşmazlık, Kırıkkale F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda hükümlü olarak bulunan başvurucu Ercan Yıldız'ın, hakkında verilen disiplin cezalarına karşı infaz hâkimliğine yaptığı itiraz başvurusundan kaynaklanmaktadır. Başvurucu, hastaneye sevk edildiği sırada ring aracındaki güvenlik kamerasını kapattığı ve başka bir tarihte de üst araması sırasında slogan attığı gerekçeleriyle cezaevi idaresi tarafından "hücreye koyma" ve "ziyaretçi kabulünden yoksun bırakma" disiplin cezalarına çarptırılmıştır. Bu cezalara karşı infaz hâkimliğine şikâyette bulunan başvurucu, açılan duruşmada mahkeme huzurunda avukatıyla birlikte bizzat savunma yapmak istemiştir. Ancak hâkimlik, başvurucunun bu talebini reddederek duruşmayı SEGBİS üzerinden gerçekleştirmiştir. Başvurucu, mahkeme salonunda bizzat bulunma hakkının elinden alındığını, SEGBİS ile yargılama yapılmasının savunma hakkını kısıtladığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ve bu hakkın bir unsuru olan "duruşmada hazır bulunma hakkı" çerçevesinde incelemiştir. Hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumlarındaki eylemleri nedeniyle aldıkları disiplin cezalarına ilişkin itirazlar, hukuki nitelikleri itibarıyla medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıklar kapsamında değerlendirilmektedir.
Olayın kanuni dayanaklarına bakıldığında, disiplin cezaları 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun hükümleri çerçevesinde verilmektedir. Duruşmalara SEGBİS ile katılımın hukuki dayanağı ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 196/4 düzenlemesidir. Bu kurala göre, hâkim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumlarda, sanığın aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniği kullanılarak sorgusu yapılabilir veya duruşmalara katılmasına karar verilebilir. Ancak Anayasa Mahkemesi içtihatları, bu düzenlemenin mahkemelere mutlak ve sınırsız bir takdir yetkisi vermediğini ortaya koymaktadır.
Yerleşik içtihatlara göre kişilerin talebine aykırı olarak SEGBİS yoluyla duruşmaya katılmalarının zorunlu tutulması, duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik bir müdahaledir. Bu müdahalenin ölçülü kabul edilebilmesi için mahkemelerin, başvurucunun duruşmada bizzat hazır bulunma talebini hangi haklı ve zorlayıcı nedene dayanarak kabul etmediklerini somut olarak ortaya koymaları gerekmektedir. Öte yandan, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m. 51 uyarınca, bireysel başvuru değerlendirme sürecini doğrudan etkileyecek mahiyetteki yeni hukuki gelişmelerin gizlenmesi, bireysel başvuru hakkının kötüye kullanılması olarak kabul edilmektedir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayı incelerken başvurucunun mahkemeyle aynı yargı çevresi ve aynı il sınırları içinde bulunmasına rağmen infaz hâkimliği tarafından mahkeme salonuna getirilmediğini tespit etmiştir. Başvurucunun, yargılama makamları önünde avukatıyla birlikte bizzat savunma yapmak istediğini açıkça belirtmesine rağmen, bu talebi karşılanmamış ve SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılması zorunlu tutulmuştur. İnfaz hâkimliği, başvurucunun SEGBİS ile savunma yapmak istememesine ilişkin itirazını sadece kanun maddesine genel bir atıf yaparak reddetmiş; başvurucunun fiziken duruşmaya getirilmemesini haklı kılacak somut, alternatifleri tüketen ve zorlayıcı hiçbir neden göstermemiştir.
Mahkemenin bu yaklaşımı, duruşmada hazır bulunma talebinin şablon ve kategorik bir gerekçeyle reddedildiğini göstermektedir. Esaslı işlemlerin yapıldığı celselerde başvurucunun mahkeme salonunda fiziksel olarak bulunamaması, duruşmada hazır bulunma hakkına yönelik müdahaleyi gereklilik unsurundan yoksun bırakmış ve hakkın ihlaline sebebiyet vermiştir.
Öte yandan, başvurucunun şikâyet ettiği diğer bir disiplin cezasına ilişkin süreçte son derece kritik bir gelişme yaşandığı saptanmıştır. Başvurucunun bireysel başvuru yapmasından sonra, söz konusu diğer hücre cezası için kanun yararına bozma yoluna gidilmiş ve ceza tamamen iptal edilerek kesinleşmiştir. Ancak başvurucu, kendi lehine olan ve başvuru konusunu ortadan kaldıran bu hukuki gelişmeyi Anayasa Mahkemesine bildirmeyerek mahkemeyi yanıltmıştır. Bu tutum, mahkemenin doğru bir kanaat oluşturmasını engellediği için bireysel başvuru hakkının açıkça kötüye kullanılması olarak nitelendirilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden yargılama yapılması ve diğer şikayet yönünden hakkın kötüye kullanımı nedeniyle başvurunun reddi yönünde karar vermiştir.