Anasayfa Karar Bülteni AYM | Mustafa Aksoy | BN. 2022/84033

Karar Bülteni

AYM Mustafa Aksoy BN. 2022/84033

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/84033
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Derdest davalara kanuni müdahale hak arama hürriyetini zedeler.
  • Mülkiyet hakkı etkili başvuru güvencesiyle birlikte korunmalıdır.
  • Hukuki yolların yasal düzenlemeyle işlevsiz bırakılması anayasaya aykırıdır.
  • Kanun koyucu devam eden yargılamalarda alacaklıyı korumakla yükümlüdür.

Bu karar, mülkiyet hakkının korunmasında devletin hem negatif hem de pozitif yükümlülüklerinin yargılama süreçlerine nasıl yansıması gerektiği hususunda hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Bireylerin özel hukuk ilişkilerinden doğan ve mahkeme önüne taşınan alacak haklarının, devam eden bir yargılama sırasında yasama organı tarafından çıkarılan yeni bir kanuni düzenleme ile ortadan kaldırılması veya tahsil kabiliyetinin fiilen yok edilmesi, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik ilkelerini derinden sarsmaktadır. Anayasa Mahkemesi bu tespitiyle, bireylerin hak arama özgürlüğünün sadece mahkemeye erişimle sınırlı olmadığını, mahkemeye erişildikten sonra davanın etkili bir şekilde yürütülerek sonucun alınabilmesinin de bu hakkın ayrılmaz bir parçası olduğunu açıkça ortaya koymuştur.

Benzer davalardaki emsal etkisine bakıldığında, bu karar özellikle devam eden alacak davaları sırasında kanun koyucunun sürece müdahale eden tasarruflarına karşı çok güçlü bir anayasal kalkan oluşturmaktadır. Yüksek Mahkemenin daha önce Turgay Kılıç dosyasında belirlediği ilkelerin bu kararda da tavizsiz bir şekilde sürdürülmesi, mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkının birbiriyle ne kadar sıkı bir bağ içinde olduğunu göstermektedir. Uygulamada, derece mahkemelerinin bu tür yasal düzenlemeleri anayasal güvenceler ışığında değerlendirmesi ve kişilerin hak arama hürriyetini usuli işlemlerle boşa çıkaracak dar yorumlardan özenle kaçınması gerekecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Mustafa Aksoy, bir şirkete yatırdığı parasının iadesini talep etmek amacıyla kanuni yollara başvurmuş ve Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak davası açmıştır. Yargılama süreci normal seyrinde devam ederken, uyuşmazlığa konu olan alacağın tahsil edilme imkânını temelden ortadan kaldıran yeni bir yasal düzenleme yürürlüğe girmiştir. Yeni kanuni düzenleme neticesinde, başvurucunun daha önce başvurduğu hukuki yollar tamamen işlevsiz kalmış ve açtığı dava olumsuz bir biçimde sonuçsuz bırakılmıştır. Davasını yürütemeyen ve alacağını tahsil etme imkânı yasayla elinden alınan başvurucu, hukuki yolların yasal bir müdahale ile kapatılması sebebiyle hakkını arayamadığını ve mülkiyet hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Uyuşmazlığın temelini, hukuka uygun şekilde devam eden bir alacak davasının sonradan çıkarılan bir kanunla alacaklı aleyhine sonuçsuz bırakılması oluşturmaktadır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözüme kavuştururken öncelikle mülkiyet hakkı ve etkili başvuru hakkı anayasal güvenceleri çerçevesinde hukuki bir değerlendirme yapmıştır. Kararın hukuki temellerinin en önemli ayağında Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı yer almaktadır. Anılan madde uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir ve bu haklar ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlandırılabilir. Mülkiyet hakkı sadece maddi malları değil, tahsil edilebilir nitelikteki meşru alacak haklarını da kapsamaktadır.

Bununla birlikte mahkemenin kararında dayandığı diğer kritik kural, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 40 ile korunan etkili başvuru hakkıdır. Anayasa'nın bu amir hükmü, anayasal hakları ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin yetkili makamlara geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını devlete mutlak bir yükümlülük olarak yükler.

Yerleşik anayasa yargısı içtihatları prensipleri doğrultusunda, kişilerin mülkiyet hakkı kapsamındaki alacaklarını tahsil etmek maksadıyla ilgili mevzuatın kendilerine tanıdığı uygun hukuki yollara başvurması ve yargı mercileri önünde dava açması, hak arama hürriyetinin en doğal neticesidir. Yargılama usulüne uygun şekilde devam ederken yasama organı tarafından geriye dönük etkiler yaratan veya derdest davaları doğrudan etkileyen kanuni bir düzenleme ihdas edilmesi suretiyle hukuki mekanizmaların işletilmesinin engellenmesi kabul edilemez. Bir davanın kanun zoruyla konusuz bırakılarak alacağın tahsilinin fiilen imkânsız hâle getirilmesi, mülkiyet hakkına ve bu hakkın korunmasını sağlayan etkili başvuru hakkına yönelik ağır bir ihlal teşkil etmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddialarını incelerken somut olayın kendine özgü hukuki ve fiili koşullarını, aynı zamanda daha önce verdiği emsal kararlardaki istikrar kazanmış içtihatlarını dikkate almıştır. Yüksek Mahkeme, bu bağlamda gerçekleştirdiği detaylı değerlendirmesinde bilhassa benzer nitelikteki uyuşmazlıklara ışık tutan emsal niteliğindeki kararlarda ortaya konulan anayasal ilkelere atıf yapmış ve bu temel ilkelerin somut olaya aynen uygulanması gerektiğini net bir şekilde tespit etmiştir.

Somut olayda başvurucu Mustafa Aksoy, bir ticari şirkete yatırdığı parasının iadesini sağlamak amacıyla, kanunların kendisine tanıdığı hak ve yetki çerçevesinde uygun hukuki yollara müracaat etmiş ve Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde şirket aleyhine alacak davası açmıştır. Ancak, ilk derece mahkemesinde yargılama süreci tüm sonuçlarıyla devam ederken yapılan kanuni bir düzenleme ile uyuşmazlığın hukuki zemini ve seyri tamamen değiştirilmiştir. İhdas edilen bu yeni kanuni düzenleme, başvurucunun derdest olan davasını usulünce sürdürmesini, alacağının dayanağını yargı organı önünde ispatlamasını ve nihayetinde maddi alacağını tahsil etmesini yasal olarak imkânsız hâle getirmiştir.

Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu olayda başvuranın mülkiyet hakkı kapsamındaki alacağını elde etmek için olağan ve meşru yasal yollara müracaat etmesine rağmen, yargılama esnasında yürürlüğe giren yeni kanuni düzenleme sebebiyle bu mekanizmaların etkisiz ve işlevsiz bırakıldığını saptamıştır. Yüksek Mahkemenin bulgularına göre, hukuki yolların işletilmesi imkânından kanun zoruyla mahrum bırakılan başvurucunun, mülkiyet hakkının korunmasına yönelik temel anayasal güvencelerden yararlanması bizzat yetkili organlar eliyle engellenmiştir. Daha önce benzer nitelikteki olaylarda çerçevesi çizilen ilkeler doğrultusunda, somut başvuruda bu ilkelerden ayrılmayı gerektirecek herhangi bir istisnai durum bulunmadığı kararda açıkça vurgulanmıştır. Yargılama devam ederken davacının alacağına kavuşmasını engelleyen bu tür kanuni düzenlemeler, mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkı arasındaki hassas dengeyi bozmakta ve bireyin devlete olan hukuki güvenini zedelemektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: