Anasayfa Karar Bülteni AYM | Osman Kılınç | BN. 2022/41333

Karar Bülteni

AYM Osman Kılınç BN. 2022/41333

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2022/41333
Karar Tarihi 03.07.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Belirleyici tanık beyanları mahkeme huzurunda tartışılmalıdır.
  • Sanığın aleyhine ifade veren tanığı sorgulama hakkı vardır.
  • İstinabe yoluyla tanık dinlenmesi yüz yüze dinlemenin alternatifi olamaz.
  • Sadece yazılı soru sorulması yeterli bir güvence değildir.
  • Doğrudan doğruyalık ilkesi adil yargılanmanın temel şartıdır.

Bu karar, ceza yargılamalarında adil yargılanma hakkının en kritik güvencelerinden biri olan tanık sorgulama hakkının sınırlarını ve doğrudan doğruyalık ilkesinin önemini hukuken net bir şekilde ortaya koymaktadır. Mahkûmiyet hükmünün tek veya belirleyici ölçüde, sanığın mahkeme huzurunda bizzat sorgulama imkânı bulamadığı bir tanığın beyanlarına dayanması, yargılamanın hakkaniyetini temelden zedelemektedir. Kararda, tanığın istinabe mahkemesi aracılığıyla dinlenmesi ve sanığın yalnızca önceden hazırladığı yazılı soruların tanığa sorulması, tanığın duruşma sırasındaki anlık tepkilerinin ve güvenilirliğinin davaya bakan mahkeme heyeti tarafından gözlemlenememesi sebebiyle yetersiz bir karşı güvence olarak kabul edilmiştir.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi, özellikle Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) gibi teknolojik imkânların varlığına rağmen, geçerli bir neden gösterilmeksizin tanıkların sanığın yokluğunda dinlenmesi uygulamalarına karşı güçlü bir hukuki itiraz niteliği taşımasıdır. Kararın uygulamadaki önemi, mahkemelerin yargı çevresi dışındaki belirleyici tanıkları dinlerken mutlaka sanığın doğrudan soru sorabileceği ve tanığın davranışlarını anlık olarak gözlemleyebileceği bir ortamı sağlama yükümlülüğünü pekiştirmesidir. Aksi takdirde, savunma makamının maruz kaldığı dezavantajlı durumun telafi edilmemiş sayılacağı ve bu durumun doğrudan hak ihlali doğuracağı net bir şekilde vurgulanmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, silahlı terör örgütüne üye olma suçlamasıyla yargılanmış ve ilk derece mahkemesi tarafından alt sınırdan uzaklaşılarak 9 yıl 9 ay hapis cezasına mahkûm edilmiştir. Yargılama sürecinde, mahkûmiyet hükmüne temel oluşturan en belirleyici delillerden biri, başvurucu aleyhine beyanda bulunan bir tanığın ifadeleridir. Ancak söz konusu tanık, yargılamayı yapan mahkeme huzurunda değil, istinabe yoluyla farklı bir şehirdeki mahkemede dinlenmiştir. Başvurucu, aleyhine beyanda bulunan bu tanıkla yüzleştirilmediğini, tanığı bizzat sorgulama ve ona doğrudan soru sorma imkânından mahrum bırakıldığını belirterek karara itiraz etmiştir. İstinaf ve temyiz süreçlerinde de bu itirazlarının reddedilmesi ve mahkûmiyet kararının kesinleşmesi üzerine başvurucu, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken öncelikle Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkını merkeze almıştır. Ceza yargılamasında hakkaniyete uygun yargılanma hakkının özel bir görünümü olan doğrudan doğruyalık ilkesi uyarınca, davanın esası hakkında karar verecek hâkimin, kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabileceği kuralı vurgulanmıştır.

Bu kapsamda 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 hükmü önem arz etmektedir. İlgili madde, olayın delilinin yalnızca bir tanığın açıklamalarından ibaret olması hâlinde, bu tanığın duruşmada mutlaka dinlenmesini emretmektedir. Daha önce yapılan dinleme sırasında düzenlenmiş tutanağın veya yazılı bir açıklamanın okunması, yüz yüze dinleme yerine geçemez.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihat prensipleri doğrultusunda, tanık sorgulama hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespiti için üç aşamalı bir test uygulanmaktadır. İlk olarak, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin geçerli bir nedene dayanıp dayanmadığına bakılır. İkinci olarak, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının, mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığı değerlendirilir. Üçüncü ve son aşamada ise, eğer tanık beyanı belirleyici delil ise, savunma tarafının maruz kaldığı zorlukların telafi edilmesi amacıyla yeterli düzeyde karşı dengeleyici güvenceler sağlayan bir usulün (örneğin SEGBİS kullanılarak çapraz sorgu imkânı verilmesi) yürütülüp yürütülmediği tespit edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumunu incelerken ilk derece mahkemesinin tanığı duruşmada dinlememesine veya SEGBİS aracılığıyla görüntülü ve sesli ifade almamasına ilişkin dosyada hiçbir geçerli neden göstermediğini tespit etmiştir. Mahkeme, tanığı istinabe yoluyla dinlemiş ve sadece başvurucunun önceden hazırlayıp sunduğu yazılı soruları tanığa yöneltmekle yetinmiştir.

Yapılan incelemede, tanığın beyanlarının mahkûmiyet kararı açısından tek delil olmasa da kesinlikle belirleyici nitelikte delil olduğu sonucuna varılmıştır. Zira başvurucu aleyhine, cezanın alt sınırından dahi uzaklaşılarak verilen mahkûmiyetin gerekçesinde, istinabe yoluyla dinlenen bu tanığın örgütsel hiyerarşi ve eylemlere dair verdiği detaylı bilgiler kritik bir ağırlığa sahip olmuştur. Tanık beyanının belirleyici olduğu bu senaryoda, Anayasa Mahkemesi savunma makamına yeterli dengeleyici güvencelerin sağlanıp sağlanmadığını değerlendirmiştir.

Somut olayda, başvurucunun tanığa önceden hazırladığı soruların istinabe mahkemesince sorulması, adil yargılanma standartları açısından yeterli bir güvence olarak kabul edilmemiştir. Çünkü soru sorma ve sorgulama hakkı, tanığın o anki cevaplarına göre yeni sorular üretmeyi ve anlık çelişkileri ortaya çıkarmayı gerektirir. Ayrıca, hem başvurucu hem de asıl kararı verecek mahkeme heyeti, tanığın verdiği cevaplar sırasındaki fiziksel tepkilerini ve davranışlarını gözlemleme şansından mahrum bırakılmış; bu nedenle tanık beyanının gerçekliği ve güvenilirliği tam anlamıyla test edilememiştir. Başvurucuya kendi delillerini sunma imkânı verilmiş olması, aleyhine ifade veren belirleyici tanığı doğrudan sorgulayamaması sebebiyle oluşan savunma zafiyetini telafi etmeye yetmemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun tanığı sorgulama imkânından etkili bir şekilde yararlandırılmaması ve dengeleyici güvencelerin sağlanmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: