Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Hasan Özlüoğlu Kararı 2020/19132 B.

Anayasa Mahkemesi Hasan Özlüoğlu Kararı 2020/19132 B.

Bu karar hukuken, rödovans sözleşmesi çerçevesinde faaliyet gösteren alt şirket işçilerinin, asıl ruhsat sahibi kuruma karşı açtıkları işçilik alacağı davalarında husumet yokluğu kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediği anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin delilleri ve sözleşme hükümlerini değerlendirerek ulaştığı "asıl işveren-alt işveren ilişkisi yoktur" sonucunu ve buna bağlı olarak verilen davanın usulden reddi kararını, adil yargılanma güvenceleri kapsamında ölçülü bir müdahale olarak değerlendirmiştir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2020/19132
Karar Tarihi 11.12.2024
Taraf Hasan Özlüoğlu
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Davanın husumetten reddi mahkemeye erişimdir.
  • gavel Rödovans sözleşmesinde asıl alt işverenlik oluşmaz.
  • gavel Yargısal yorum farklılıkları hak ihlali yaratmaz.
  • gavel Aleyhe vekâlet ücreti erişim hakkını zedelemez.

Bu karar hukuken, rödovans sözleşmesi çerçevesinde faaliyet gösteren alt şirket işçilerinin, asıl ruhsat sahibi kuruma karşı açtıkları işçilik alacağı davalarında husumet yokluğu kararı verilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediği anlamına gelmektedir. Anayasa Mahkemesi, yargı mercilerinin delilleri ve sözleşme hükümlerini değerlendirerek ulaştığı "asıl işveren-alt işveren ilişkisi yoktur" sonucunu ve buna bağlı olarak verilen davanın usulden reddi kararını, adil yargılanma güvenceleri kapsamında ölçülü bir müdahale olarak değerlendirmiştir.

Ayrıca, mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenen aleyhe vekâlet ücreti hükmedilmesi meselesinde, bu uygulamanın gereksiz davaları önleme ve usul ekonomisini sağlama yönündeki meşru amacına dikkat çekilmiştir. Karar, davanın reddi hâlinde karşı taraf lehine vekâlet ücreti ödenmesinin, dava açmayı imkânsız kılmadığı veya aşırı derece zorlaştırmadığı sürece tek başına hak ihlali oluşturmayacağını netleştirmiştir.

Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, özellikle madencilik sektöründe sıkça karşılaşılan rödovans sözleşmelerinden doğan işçi-işveren uyuşmazlıklarında kritik bir referans noktasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihatlarıyla da uyumlu olarak, rödovans sözleşmesinin varlığı hâlinde kural olarak asıl işveren-alt işveren ilişkisinin doğmayacağı prensibi anayasal güvence denetiminden geçmiştir. Bu durum, gelecekte açılacak benzer nitelikteki işçilik alacağı davalarında davacıların kime husumet yöneltecekleri konusunda usul hukuku bakımından yol gösterici bir standart oluşturmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Maden işçisi olarak çalışan başvurucu, emeklilik sebebiyle işten ayrıldıktan sonra kıdem tazminatı ve diğer işçilik alacaklarının tarafına ödenmesi talebiyle Türkiye Kömür İşletmeleri (TTK) ve aslen çalıştığı özel madencilik şirketi aleyhine dava açmıştır. Başvurucu, özel şirketin TTK'ya ait maden sahasını rödovans sözleşmesiyle işlettiğini ve bu nedenle her iki kurumun alacaklarından birlikte sorumlu olduğunu iddia etmiştir.

Yerel mahkeme, TTK ile özel şirket arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi bulunmadığını, ilişkinin rödovans sözleşmesine dayandığını belirterek TTK yönünden davayı husumet yokluğu nedeniyle usulden reddetmiş ve başvurucu aleyhine vekâlet ücretine hükmetmiştir. İstinaf başvurusunun da reddedilmesi üzerine başvurucu, alacaklarına kavuşmasının engellendiği ve aleyhine haksız vekâlet ücreti çıkarıldığı gerekçesiyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı incelerken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkı prensiplerini dikkate almıştır. Yargılamanın merkezinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.114 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.115 uyarınca taraf ehliyeti ve husumet ehliyetinin dava şartı olarak düzenlenmesi yatmaktadır. Husumet, bir davanın doğru kişiye yöneltilip yöneltilmediğini belirleyen temel usul kuralıdır ve bu kurala uyulmaması hâlinde davanın usulden reddi gerekmektedir.

Maddi hukuk yönünden ise uyuşmazlık, 3213 sayılı Maden Kanunu ek m.7 ve 4857 sayılı İş Kanunu hükümleri etrafında şekillenmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yerleşik içtihatlarına göre, maden ruhsat sahalarının üçüncü kişilere devrini öngören rödovans sözleşmelerinde, sahanın işletilmesinden doğan idari, mali ve hukuki sorumluluklar (işçi alacakları dâhil) rödovansçı konumundaki alt şirkete aittir. Bu bağlamda, geçerli bir rödovans sözleşmesinin varlığı hâlinde, İş Kanunu anlamında genel bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinden bahsedilemez.

Ayrıca mahkemeye erişim hakkına yönelik müdahalelerin ölçülülük denetimi kapsamında, yersiz davaların önlenmesi ve adalet yönetiminin sağlanması amacıyla öngörülen usul kurallarının kamu yararı taşıdığı doktrin ve içtihatlarda kabul edilmektedir. Kişilerin dava açma hakları bulunmakla birlikte, bu hakkın kullanımı sonucunda ortaya çıkan makul usul giderlerine katlanmaları, mahkemeye erişim hakkının özünü zedeleyen bir ihlal olarak nitelendirilmemektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucunun açtığı işçilik alacağı davasının Türkiye Kömür İşletmeleri (TTK) yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiğini tespit etmiştir. Ancak bu müdahalenin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri çerçevesinde kanuni bir dayanağı olduğu ve davanın doğru hasıma yöneltilmesini sağlayarak yargılamanın gereksiz yere uzamasını önleme şeklinde meşru bir amaca hizmet ettiği açıkça belirlenmiştir.

Müdahalenin ölçülülüğü incelendiğinde, ilk derece mahkemesinin rödovans sözleşmesi hükümlerini, bilirkişi raporlarını ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını detaylı bir şekilde değerlendirdiği, TTK ile özel şirket arasındaki ilişkinin bir asıl işveren-alt işveren ilişkisi değil, rödovans ilişkisi olduğuna karar verdiği görülmüştür. Anayasa Mahkemesi, hukuk kurallarının yorumlanmasının ve delillerin değerlendirilmesinin kural olarak derece mahkemelerinin takdirinde olduğunu hatırlatmış, verilen kararda bariz bir takdir hatası veya keyfîlik bulunmadığını saptamıştır. Dolayısıyla başvurucuya husumet kuralı aracılığıyla katlanılamaz, aşırı ve orantısız bir külfet yüklenmediği kanaatine varılmıştır.

Başvurucunun aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi şeklindeki ikinci şikâyeti de Anayasa Mahkemesince titizlikle değerlendirilmiştir. Vekâlet ücretinin, fuzuli davaları önleme ve yargı mercilerinin gereksiz meşguliyetini engelleme amacı taşıdığı, bu bağlamda başvuruya konu uyuşmazlıkta aleyhe hükmedilen vekâlet ücretinin mahkemeye erişim hakkını kısıtlayacak veya hakkın özünü zedeleyecek boyutta bir müdahale olmadığı belirlenmiştir. Yapılan yargılamada izlenen usulün ölçülülük ilkesiyle çelişmediği teyit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Taşeron maden şirketinde çalışıyorum, paramı alamadım. Devlete de dava açabilir miyim? expand_more
Maden sahalarının işletilmesini üçüncü kişilere devreden rödovans sözleşmelerinde, işçilik alacaklarından asıl ruhsat sahibi olan kurum (örneğin devlet kurumu) sorumlu tutulamaz,. Yargıtay içtihatlarına ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, ortada geçerli bir rödovans sözleşmesi varsa İş Kanunu anlamında genel bir asıl işveren-alt işveren ilişkisinin varlığından bahsedilemez. Sahanın işletilmesinden doğan işçi alacakları da dâhil olmak üzere tüm mali ve hukuki sorumluluklar rödovansçı konumundaki alt şirkete aittir. Bu sebeple, haklarınızı alabilmek için doğrudan sizi çalıştıran özel maden şirketine dava açmanız gerekmektedir, asıl ruhsat sahibine dava açarsanız davanız usulden reddedilir,.
Yanlış kuruma dava açtım diye davam usulden reddedildi. Bu bir hak ihlali değil mi? expand_more
Bir davanın yanlış kişiye veya kuruma yöneltilmesi sonucunda verilen usulden ret (husumet yokluğu) kararı, mahkemeye erişim hakkınızın bir ihlali olarak görülmemektedir,. Husumet, davanın doğru kişiye açılıp açılmadığını belirleyen temel bir usul kuralıdır ve bu kural, yargılamanın gereksiz yere uzamasını engellemek gibi meşru bir amaca hizmet etmektedir,. Anayasa Mahkemesi, yerel mahkemelerin sözleşmeleri ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtlarını inceleyerek verdiği davanın usulden reddi kararlarını, ortada bariz bir hata olmadığı sürece adil yargılanma güvenceleri kapsamında ölçülü bir müdahale olarak kabul etmektedir,.
Davam usulden reddedilince benden karşı tarafın avukat parasını istediler. Bu yasal mı? expand_more
Evet, bu hukuka uygun bir durumdur ve mahkemeye erişim hakkınızı kısıtlayacak bir ihlal niteliği taşımaz,. Davanın reddi hâlinde karşı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin temel amacı; yersiz, fuzuli davaları önlemek ve yargı mercilerinin gereksiz yere meşgul edilmesini engellemektir,. Anayasa Mahkemesi, dava açma hakkınız bulunmasına rağmen bu hakkın kullanımıyla ortaya çıkan makul usul giderlerine katlanmanızı adalet yönetiminin bir gereği olarak görmektedir. Aleyhe hükmedilen vekâlet ücreti, dava açmayı imkânsız kılmadığı veya aşırı derecede zorlaştırmadığı sürece hakkın özünü zedelemez,.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir