Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ayşe Tüfekci Kararı 2022/96784 B.

Anayasa Mahkemesi Ayşe Tüfekci Kararı 2022/96784 B.

Bu karar, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, yargılama devam ederken yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerle anlamsız kılınamayacağını güvence altına almaktadır. Hukuk devletinde bireyler, haklarını aramak için yargı mercilerine başvurduklarında, kuralların sonradan aleyhe değiştirilerek uyuşmazlığın çözümsüz bırakılmayacağına dair haklı bir beklentiye sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunması bağlamında devletin yalnızca müdahaleden kaçınma değil, aynı zamanda bireylerin haklarına kavuşabilmesi için etkili hukuki yolları açık tutma ve işletme yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamaktadır. Alacağın tahsili amacıyla başlatılan davanın, yasa koyucunun müdahalesiyle sonuçsuz bırakılması, anayasal güvencelerin özüne doğrudan dokunmaktadır.
search

Anayasa Mahkemesi
Ayşe Tüfekci Kararı 2022/96784 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2022/96784
Karar Tarihi 03.07.2025
Taraf Ayşe Tüfekci
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Dava sırasında kanun değişmesi mağduriyet yaratmamalıdır.
Alacağın tahsili kanuni düzenlemeyle engellenemez.
Mülkiyet hakkı etkili başvuruyla korunmalıdır.
Hukuki mekanizmaları işletme imkânı ortadan kaldırılamaz.

Bu karar, vatandaşların alacaklarını tahsil etmek amacıyla başlattıkları hukuki süreçlerin, yargılama devam ederken yürürlüğe giren yeni yasal düzenlemelerle anlamsız kılınamayacağını güvence altına almaktadır. Hukuk devletinde bireyler, haklarını aramak için yargı mercilerine başvurduklarında, kuralların sonradan aleyhe değiştirilerek uyuşmazlığın çözümsüz bırakılmayacağına dair haklı bir beklentiye sahiptir. Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkının korunması bağlamında devletin yalnızca müdahaleden kaçınma değil, aynı zamanda bireylerin haklarına kavuşabilmesi için etkili hukuki yolları açık tutma ve işletme yükümlülüğü bulunduğunu vurgulamaktadır. Alacağın tahsili amacıyla başlatılan davanın, yasa koyucunun müdahalesiyle sonuçsuz bırakılması, anayasal güvencelerin özüne doğrudan dokunmaktadır.

Emsal etkisi bakımından bu karar, Turgay Kılıç içtihadının sürekliliğini net biçimde teyit ederek, benzer durumdaki tüm ticari ve şahsi alacak davaları için önemli bir hukuki güvence oluşturmaktadır. Özellikle şirketlere yatırılan paraların iadesine yönelik açılan davalarda, süreç içinde yapılan ve tahsil kabiliyetini ortadan kaldıran yasal müdahalelerin mahkemeye erişim ve etkili başvuru hakkını ciddi ölçüde zedelediği ortaya konmuştur. Uygulamada, alt derece mahkemelerinin devam eden davalarda yeni yasal düzenlemeleri tatbik ederken bireylerin anayasal haklarının özünü ihlal edip etmediklerini çok daha titizlikle denetlemeleri gerekmektedir. Mahkemeler, yasa değişikliklerinin uygulanmasında, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının gereklerini daima üstün tutmak zorundadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Ayşe Tüfekci, geçmiş dönemde ticari faaliyetleri sürdüren bir şirkete belirli bir miktar para yatırmış, ancak söz konusu bedelin aradan geçen zamana rağmen kendisine iade edilmemesi üzerine mağdur olmuştur. Alacağını yasal yollardan tahsil edebilmek amacıyla şirket aleyhine Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacak ve iade davası açmıştır. Uyuşmazlığın temel sebebi, vatandaşın ticari bir ilişki veya yatırım çerçevesinde kuruma verdiği bedeli, şirket yetkililerinin ödemekten imtina etmesidir. Davacının yegane talebi, yatırdığı anaparanın ve buna bağlı doğan zararlarının mahkeme kanalıyla tespiti ve tarafına iadesinin sağlanmasıdır.

Ancak söz konusu alacak davası mahkemede tüm aşamalarıyla görülmeye devam ederken, yasa koyucu tarafından yeni bir kanuni düzenleme yürürlüğe konulmuştur. Çıkarılan bu yeni yasa, doğrudan doğruya başvurucunun davasını etkilemiş ve alacağını tahsil etmesini sağlayan hukuki mekanizmaları fiilen ortadan kaldırmıştır. Davasının yasal değişiklik nedeniyle reddedilmesi ve parasını tahsil edememesi üzerine başvurucu, hak arama özgürlüğünün kısıtlandığını belirterek Anayasa Mahkemesine müracaat etmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı çözerken temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35'te yer alan mülkiyet hakkı ile Anayasa m. 40'ta güvence altına alınan etkili başvuru hakkı normları çerçevesinde kapsamlı bir inceleme gerçekleştirmiştir.

Anayasa m. 35 uyarınca herkes mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar ancak kamu yararı amacıyla ve münhasıran kanunla sınırlanabilir. Kişilerin hukuken geçerli bir sözleşmeye, işleme veya ticari ilişkiye dayanarak elde etmeyi meşru bir şekilde bekledikleri kesinleşmiş veya yargı yoluna taşınmış alacak hakları da Anayasa'nın koruması altında olan mülkiyet hakkı şemsiyesi içinde değerlendirilmektedir. Öte yandan Anayasa m. 40, anayasal hak ve hürriyetleri ihlal edilen herkesin, yetkili makama geciktirilmeden başvurma imkânının sağlanmasını devlete mutlak bir ödev olarak yükler. Mülkiyet hakkına yönelik ihlallerin önlenmesi veya giderilmesi için kişilerin etkin, ulaşılabilir ve sonuç almaya tam olarak elverişli yargısal mekanizmalara sahip olması zorunludur.

Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, bireylerin hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemelere erişim sağlaması veya sadece bir dava açabilmesi tek başına yeterli kabul edilmemektedir. Aynı zamanda açtıkları davaların sonucunda elde ettikleri veya edecekleri haklarına fiilen kavuşmalarını sağlayacak mekanizmaların varlığı da şarttır. Turgay Kılıç emsal kararında da kararlılıkla benimsendiği üzere, alacağın tahsili için mevcut ve uygun hukuki yollara başvurulmasına rağmen, yargılama sırasında yürürlüğe konulan geriye dönük bir kanuni düzenleme ile bu yolların işlemez ve anlamsız kılınması, kişinin mülkiyet hakkını tamamen korumasız bırakır. Doktrinde de kanunların geriye yürümezliği ve hukuki güvenlik ile öngörülebilirlik ilkeleri gereği, derdest davalarda tarafların hak arama yollarını fiilen ortadan kaldıran yasama müdahalelerinin adil yargılanma ve etkili başvuru haklarının özünü zedelediği açıkça kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, Ayşe Tüfekci başvurusuna konu olan Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen alacak ve iade davasının kendine has koşullarını, daha önce aynı konudaki hukuki ve fiili uyuşmazlıkları çözümlediği, emsal nitelikteki Turgay Kılıç kararı ışığında derinlemesine değerlendirmiştir.

Dosyadaki belgelere göre başvurucu, ilgili şirkete yatırdığı paranın iadesi için yasal yollara müracaat etmiş ve alacağını tahsil etmek amacıyla hukuki süreci usulüne uygun şekilde başlatarak mahkeme önüne taşımıştır. Ancak yargılama süreci devam ederken ve mahkemece henüz esasa ilişkin nihai bir hüküm kurulmadan önce yasama organı tarafından yeni bir kanuni düzenleme yapılmıştır. Bu yasal değişiklik, uyuşmazlığın niteliğini doğrudan etkilemiş ve başvurucunun alacağını tahsil etmesi için kullanabileceği mevcut hukuki mekanizmaları bütünüyle işlemez hâle getirmiştir. Yüksek Mahkeme, bireylerin mülkiyet haklarını korumak için kanunların kendilerine tanıdığı dava açma haklarını kullandıkları sırada, yasama organı tarafından uyuşmazlığa sonradan dâhil olan bir müdahalenin, yargılamanın seyrini ve sonucunu alacaklı aleyhine etkileyerek hak arama yollarını fiilen ortadan kaldırmasının demokratik hukuk devleti ve anayasal güvencelerle kesinlikle bağdaşmadığını tespit etmiştir.

Kararda açıkça vurgulandığı üzere, kişilerin yargı organları önünde devam eden hak arama süreçlerinin, yürürlüğe giren yeni kanuni düzenlemelerle sonuçsuz bırakılması, sadece Anayasa'da güvence altına alınan mülkiyet hakkına yönelik haksız bir müdahale değildir. Bu durum, aynı zamanda mülkiyet hakkının korunmasını sağlayacak olan ve idareye pozitif yükümlülükler yükleyen etkili başvuru hakkının da ihlali anlamına gelmektedir. Başvurucunun alacağının tahsili için gerekli hukuki yollara başvurmasına rağmen, tamamen kendi iradesi dışındaki bir yasa değişikliği ile bu tahsilatın imkânsız kılınması, hak sahibine katlanılamaz, aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklemiştir. Anayasa Mahkemesi, somut olayda Turgay Kılıç kararında ortaya konan anayasal ilkelerden ayrılmayı gerektirecek farklı bir husus bulunmadığını saptamış ve devletin, mülkiyet hakkının korunması için gerekli ve etkili hukuki yolları sağlama konusundaki pozitif yükümlülüğünü ağır biçimde ihlal ettiğini belirlemiştir. Bu bağlamda, devam eden bir yargılama sırasında kuralların alacaklı aleyhine değiştirilerek hakkın tahsilinin engellenmesi kabul edilemez bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak etkili başvuru hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Dava açtıktan sonra kanun değişti, paramı alamıyorum. Ne yapmalıyım? expand_more
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, alacağınızı tahsil etmek için başlattığınız bir dava sürerken, yasa koyucunun yeni bir düzenleme ile bu hukuki yolu anlamsız kılması anayasal haklarınızı zedeler. Bu durumda, mülkiyet hakkınızın ve etkili başvuru hakkınızın ihlal edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yoluna gidebilirsiniz.
Şirkete yatırdığım parayı almak için açtığım dava yeni yasayla düşer mi? expand_more
Hukuk devletinde vatandaşların alacaklarını tahsil etmek için mahkemeye başvurduklarında, sonradan aleyhe kanun çıkarılarak uyuşmazlığın çözümsüz bırakılamayacağına dair haklı beklentileri vardır. Anayasa Mahkemesi, devam eden bir yargılama sırasında kuralların alacaklı aleyhine değiştirilerek tahsilatın imkânsız kılınmasını kabul edilemez bulmaktadır. Bu nedenle davanızın yalnızca sonradan yürürlüğe giren yasa gerekçesiyle sonuçsuz bırakılması, anayasal güvencelerin özüne doğrudan dokunmaktadır.
Mahkeme sürerken Meclis'in yasa çıkarıp davamı engellemesi hukuka uygun mu? expand_more
Hayır, bireyler mülkiyet haklarını korumak için dava açtıkları sırada yasama organının uyuşmazlığa sonradan dâhil olarak yargılamanın sonucunu alacaklı aleyhine etkilemesi demokratik hukuk devleti güvenceleriyle kesinlikle bağdaşmaz. Yüksek Mahkeme, derdest davalarda tarafların hak arama yollarını fiilen ortadan kaldıran geriye dönük yasama müdahalelerinin, mülkiyet ve etkili başvuru haklarının özünü zedelediğini içtihatlarında açıkça belirtmektedir.
Alacağım yasa değişikliği yüzünden yandı, AYM bu duruma ne der? expand_more
Anayasa Mahkemesi, alacağın tahsili için yargıya başvurulmasına rağmen kişinin tamamen kendi iradesi dışındaki bir yasa değişikliğiyle tahsilatın imkânsız kılınmasını hak sahibine yüklenmiş aşırı ve olağan dışı bir külfet olarak değerlendirir. Emsal kararlara göre bu durum, Anayasa'nın 35. maddesi kapsamındaki mülkiyet hakkı ile 40. maddesindeki etkili başvuru hakkının devlet tarafından ağır biçimde ihlal edilmesi anlamına gelir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir