Anasayfa Karar Bülteni AYM | Ali Baz ve Diğerleri | BN. 2021/5129

Karar Bülteni

AYM Ali Baz ve Diğerleri BN. 2021/5129

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/5129
Karar Tarihi 14.01.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Dava açma süresi zararın öğrenilmesinden başlar.
  • Süre hesabında aşırı şekilcilikten kaçınılmalıdır.
  • İdarenin kusuru sonradan öğrenildiğinde süre güncellenir.
  • Katı yorumlar mahkemeye erişim hakkını zedeler.

Anayasa Mahkemesi, idari eylemden kaynaklanan zararların tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında dava açma süresinin başlangıç tarihinin katı ve mekanik bir biçimde yorumlanmaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Karar, idarenin hizmet kusurunun olayın gerçekleştiği tarihte bilinmesinin her zaman mümkün olamayacağını, zararın ve idari sorumluluğun aylar veya yıllar sonra adli ya da idari soruşturmalar neticesinde ortaya çıkabileceğini hukuken tescil etmektedir. Mahkemelerin süre hesabını yaparken başvurucuları aşırı ve orantısız bir külfet altına sokan şekilci yaklaşımlardan uzak durması gerektiği vurgulanmıştır.

Bu karar, özellikle terör olayları, doğal afetler veya karmaşık idari eylemler sonucunda mağdur olan kişilerin hak arama hürriyetini güçlendiren çok güçlü bir emsal niteliği taşımaktadır. Olayın meydana geldiği an ile idarenin ihmalinin veya kusurunun anlaşıldığı anın farklı olduğu durumlarda, idari yargıda dava açma sürelerinin başlangıcı olarak kusurun kesin biçimde öğrenildiği tarihin esas alınması gerektiği yönünde yargı mercilerine net bir mesaj verilmektedir. Böylece, kamu makamlarının ihmali eylemlerinin ceza soruşturmalarıyla yıllar sonra ortaya çıktığı vakalarda, mağdurların tazminat haklarının süre aşımı gibi usul kurallarının katı yorumuyla engellenmesinin önüne geçilecek ve idari yargıda daha hakkaniyetli bir süreç tesis edilecektir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Hatay'ın Reyhanlı ilçesinde 2013 yılında meydana gelen bombalı terör saldırısında hayatını kaybeden bir vatandaşın yakınları, idarenin olayda ihmali ve kusuru bulunduğu gerekçesiyle İçişleri Bakanlığına karşı maddi ve manevi zararlarının ödenmesi talebiyle tam yargı davası açmıştır. Başvurucular, saldırıdan yıllar sonra düzenlenen mülkiye müfettişi raporu ve emniyet yetkilileri hakkında açılan ceza davasıyla birlikte idarenin olayda önlem almayarak hizmet kusuru işlediğini sonradan öğrendiklerini belirtmiştir. Ancak yerel idare mahkemesi, davanın olayın meydana geldiği veya sulhnamenin imzalandığı tarihten çok sonra açıldığını belirterek tazminat talebini süre aşımı nedeniyle reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, idarenin kusurunu ancak ceza davası açıldığında öğrendiklerini ve süre hesabının olayın yaşandığı günden başlatılmasının mahkemeye erişim haklarını kısıtladığını savunarak Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkına dayanmıştır. Hak arama özgürlüğünün en temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, kişilerin hukuki uyuşmazlıklarını etkili bir şekilde yargı mercileri önüne taşıyabilmesini gerektirir. Yargı makamlarının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu kapsamında öngörülen dava açma sürelerini uygularken yargılamanın hakkaniyetine zarar verecek ölçüde aşırı şekilcilikten veya bu süreleri yok edecek düzeyde aşırı esneklikten kaçınmaları anayasal bir zorunluluktur.

Öte yandan, mağdurların 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun uyarınca idare ile önceden sulhname imzalamış olmaları, idarenin hizmet kusurunun çok sonradan ortaya çıkması durumunda kusur sorumluluğuna dayalı tam yargı davası açılmasına engel teşkil etmemektedir. İdari eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan tam yargı davalarında idarenin tazminle yükümlü tutulabilmesi için zararla idari eylem arasında mutlaka illiyet bağı bulunmalıdır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, eylemin idariliğinin, meydana gelen zararın ya da aralarındaki illiyet bağının eylemden çok sonra değişik araştırma, inceleme veya ceza yargılamaları neticesinde anlaşıldığı durumlarda dava açma süresi; hak sahibinin dava hakkının doğduğundan haberdar olduğu tarihten itibaren işlemeye başlamalıdır. Dava açma süresinin, kişinin henüz idarenin kusurundan haberdar olmadığı bir dönemde başlatılması, hakkın kullanımını anlamsız kılacak nitelikte orantısız bir sınırlama kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların yakınının ölümüne yol açan terör saldırısında idarenin istihbari bilgiye rağmen önlem almayarak kusurlu davrandığı gerçeğinin ve zararla bu eylemsizlik arasındaki illiyet bağının, olayın gerçekleştiği 2013 yılında başvurucular tarafından bilinmesinin mümkün olmadığını tespit etmiştir. Olayın meydana geldiği tarih ile idarenin kusurunun saptandığı İçişleri Bakanlığı raporunun hazırlandığı ve ilgili kamu görevlileri hakkında ceza davasının açıldığı 2015 yılı arasındaki süreç yüksek mahkeme tarafından detaylı olarak incelenmiştir.

Yerel mahkemenin, ölüm olayının patlama tarihinde öğrenildiği veya idareyle sulhnamenin imzalandığı tarihin esas alınması gerektiği yönündeki yorumu aşırı katı ve şekilci bulunmuştur. Başvurucuların olay tarihinde idarenin hizmet kusuruna dair hiçbir bilgiye, belgeye veya veriye sahip olmadığı gerçeği göz ardı edilmiştir. Yüksek Mahkeme, eylemin idariliğinin ve güvenlik güçlerinin eylemsizliğinin aylar veya yıllar sonra ortaya çıktığı bir tabloda, dava açma süresinin doğrudan olayın gerçekleştiği ilk günden başlatılmasının başvuruculara orantısız ve katlanılması güç bir külfet yüklediğini vurgulamıştır.

İlk derece mahkemesinin dava açma süresinin başlangıç tarihine ilişkin bu katı yorumunun, başvurucuların hukuki yollara başvurmasını aşırı derecede güçleştirerek neredeyse imkânsız hâle getirdiği değerlendirilmiştir. Dava açma sürelerinin idari istikrarı sağlamak gibi meşru bir amacı bulunsa da, idarenin kusurunun sonradan ortaya çıktığı durumlarda dava açma hakkının da bu kusurun öğrenilmesiyle başladığı kabul edilmelidir. Aksi bir tutum, birey ile idare arasındaki adil dengeyi zedelemektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, davanın süre aşımı gerekçesiyle reddedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: