Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cavit İhtiyar | BN. 2018/38093

Karar Bülteni

AYM Cavit İhtiyar BN. 2018/38093

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2018/38093
Karar Tarihi 17.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu Kısmen İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Dar alan güçlü ihlal karinesi doğurur.
  • Aşırı kalabalık koğuşlar kötü muamele yasağını ihlal eder.
  • Ek koşullar alan darlığı değerlendirmesinde belirleyicidir.
  • Açık hava egzersizi kısıtlı alanı telafi edebilir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarındaki kalabalıklaşma sorununun tutuklu ve hükümlülerin anayasal hakları üzerindeki doğrudan etkisini hukuki zeminde somutlaştırması açısından büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, kişi başına düşen yaşam alanının belirli bir asgari metrekarenin altına inmesini, koşullara bakılmaksızın doğrudan doğruya insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı kapsamında değerlendirmiştir. Bu bağlamda, devletin özgürlüğünden yoksun bırakılan kişilere asgari fiziki şartları mutlak surette sağlama yükümlülüğünü bir kez daha kuvvetli bir şekilde vurgulamıştır. Alan darlığının süreklilik arz etmesi ve istisnai geçici koşulları aşması durumunda, bu fiilin otomatik olarak ağır bir ihlal karinesi doğuracağı içtihatla netleştirilmiştir.

Emsal niteliğindeki bu karar, Türkiye genelindeki ceza infaz kurumlarında giderek artan mahpus sayısının yaratabileceği yapısal sorunlara ve olası idari sorumluluklara dikkat çekmektedir. Kişisel alanın üç metrekarenin altında kalması ile üç ila dört metrekare arasında olması durumları için net bir ikili test mekanizması öngörülmesi, bundan sonraki benzer ihlal iddialarında derece mahkemeleri ve infaz hâkimlikleri için bağlayıcı ve yol gösterici bir harita sunmaktadır. Mahkemelerin sadece yüzölçümüne değil, havalandırma, ışık, hijyen ve açık hava egzersizi gibi tamamlayıcı unsurlara da odaklanması gerektiği prensibi yerleşik bir standart hâline gelmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, tutuklu ve daha sonra da hükümlü olarak bulunduğu ceza infaz kurumunda kapasitenin çok üzerinde mahpusla aynı koğuşta barındırıldığını iddia etmiştir. Koğuşlarda kişi sayısının fazlalığı sebebiyle zaman zaman yerde yatmak zorunda kaldığını, kendisine ayrılan kişisel alanın son derece kısıtlı olduğunu ve yeterli yaşam alanından mahrum bırakıldığını belirterek kötü muamele yasağının ihlal edildiği gerekçesiyle bireysel başvuruda bulunmuştur. İlk derece infaz hâkimliği ve ağır ceza mahkemesi itiraz süreçlerinden iddialarına yönelik olumlu bir sonuç alamayan başvurucu, koğuşlardaki kişi sayısının giderek artması nedeniyle insan onuruyla hiçbir şekilde bağdaşmayan şartlara maruz kaldığını dile getirmiştir. Uyuşmazlığın temelinde, ilgili ceza infaz kurumunun fiziki yetersizlikleri ve aşırı kalabalıklaşma sorununun bir araya gelerek, başvurucunun anayasal güvence altındaki haklarını zedeleyip zedelemediği sorunu bulunmaktadır. Başvurucu, bu ihlalin saptanması ve uğradığı manevi zararların tazmini istemiyle harekete geçmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17 bağlamında ele almıştır. Bu madde, herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip olduğunu düzenlerken, üçüncü fıkrasında kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağını, kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamayacağını mutlak bir biçimde emretmektedir. Savaş veya olağanüstü hâllerde dahi bu yasağın aşılamayacağı Anayasa m. 15 ile güvenceye alınmıştır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, ceza infaz kurumlarındaki tutulma koşullarının Anayasa m. 17 kapsamındaki asgari ağırlık eşiğine ulaşıp ulaşmadığının belirlenmesinde kişisel alan faktörü temel bir unsur olarak kabul edilir. Mahkeme kararlarında vurgulandığı üzere, çok kişilik koğuşlarda bir kişi için yüzey alanı en az 3 metrekare olmalıdır. Eğer bu alan 3 metrekarenin altında ise, tutulma koşullarının kötü muamele yasağını ihlal ettiği yönünde çok güçlü bir karine oluşur. Bu karinenin çürütülebilmesi için daralmanın kısa süreli ve ara sıra olması, yeterli koğuş dışı etkinliklerin bulunması ve kurumu ağırlaştırıcı başka unsurların olmaması gibi şartların bir arada gerçekleşmesi aranır.

Kişisel alanın 3 metrekare ile 4 metrekare arasında olduğu durumlarda ise tek başına alan faktörü ihlal karinesi doğurmaz. Bu durumda, temel sıhhi ve hijyen gereklerine uygunluk, tuvalet ve banyonun mahrem kullanılması, doğal ışık ve havaya erişim ile açık hava egzersizi imkânı gibi diğer tutulma koşulları bir bütün olarak değerlendirilir. Mahpusların, özgürlüklerinden mahrum bırakılmanın doğal bir sonucu olan kaçınılmaz elem ve sıkıntı seviyesinden daha fazla bir eziyete maruz bırakılmamaları, infaz rejiminin temel ve yerleşik hukuki kurallarından biridir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun tutulduğu koğuşların fiziki koşullarını ve barındırılan kişi sayısını günlük sayım tutanaklarına dayanarak detaylı olarak incelemiştir. Yapılan incelemelerde, başvurucunun infaz kurumunda geçirdiği yaklaşık üç yıl dokuz aylık sürenin 253 günlük kısmında, kendisine tahsis edilen kişisel alanın 3 metrekarenin altına düştüğü, hatta 22 ve üstü sayıda kişinin aynı odada barındırıldığı dönemler olduğu tespit edilmiştir. Mahkeme, bu asgari kişisel alandaki azalmanın farklı zamanlarda 30, 31 ve 100 gün gibi aralıksız sürelerle devam ettiğini gözlemlemiş ve bu durumun kısa süreli, küçük çaplı veya ara sıra gerçekleşen bir daralma olarak nitelendirilemeyeceğine karar vermiştir. Dolayısıyla, 3 metrekareden az alan tahsis edilen bu süreler zarfında, insan onuruna yaraşır koşulların sağlanamadığı ve idarenin bu güçlü ihlal karinesini çürütecek unsurları sunamadığı sonucuna varılmıştır.

Öte yandan, başvurucunun yaklaşık iki yıl on ay boyunca 3 metrekare ile 4 metrekare arasında bir kişisel alana sahip olduğu dönemler de değerlendirilmiştir. Bu dönemler için alan darlığının tek başına ihlal oluşturmadığı ilkesinden hareketle ek koşullara bakılmıştır. Başvurucunun gün ışığından ve temiz havadan yararlanabildiği havalandırma bahçesine sınırsız erişiminin olması, hijyen, tuvalet ve banyo koşullarının asgari standartları karşılaması ve kendi kişisel yatağına, nevresimine sahip olması nedenleriyle, bu sürece yayılan fiziki koşulların eziyet veya kötü muamele boyutuna ulaşmadığı tespit edilmiştir. Yerde yatma iddiaları da kalıcı ve eziyet verici bir mahrumiyet olarak sübuta ermemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun 3 metrekareden az kişisel alana sahip olduğu dönem yönünden kötü muamele yasağının ihlal edildiğine, 3 ile 4 metrekare arasında kişisel alana sahip olduğu dönem yönünden ise ihlal bulunmadığına ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesine karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: