Anasayfa Karar Bülteni AYM | Cafer Özçalkap | BN. 2023/61841

Karar Bülteni

AYM Cafer Özçalkap BN. 2023/61841

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2023/61841
Karar Tarihi 17.09.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Sendikal eylemler doğrudan disiplin cezası nedeni yapılamaz.
  • Toplantı hakkına müdahale zorunlu bir ihtiyaca dayanmalıdır.
  • Slogan atma eyleminin içeriği kararda mutlaka tartışılmalıdır.
  • Kamu görevlisinin eylemi kamu hizmetini bozuyorsa sınırlandırılabilir.

Bu karar, kamu görevlilerinin sendikal faaliyetleri kapsamında katıldıkları basın açıklamaları ve toplantıların idare tarafından nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda hukuken kritik bir öneme sahiptir. Anayasa Mahkemesi, kamu görevlilerinin memuriyet statüsünden kaynaklanan tarafsızlık ve sadakat yükümlülüklerinin bulunduğunu kabul etmekle birlikte, bu durumun onların temel anayasal haklarından olan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını bütünüyle ortadan kaldırmadığını teyit etmektedir. İdarenin, memurun katıldığı eylemi otomatik olarak siyasi veya ideolojik amaçlı değerlendirip en ağır disiplin cezalarından biri olan devlet memurluğundan çıkarma cezası vermesi, hakkın özüne yönelik ölçüsüz bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, disiplin amirleri ve derece mahkemelerinin benzer uyuşmazlıklarda soyut şablon gerekçelerden kaçınmaları gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir kamu görevlisinin toplantı sırasında slogan atması iddia edildiğinde dahi, idare mahkemelerinin ve disiplin kurullarının söz konusu sloganın ne olduğunu, içeriğinin barışçıl olup olmadığını ve eylemin kamu hizmetinin aksamasına yol açıp açmadığını somut delillerle tartışması zorunludur. Aksi takdirde, idarenin memurları meslekten ihraç etmeye varan işlemleri orantısız kabul edilecek ve Anayasal hakların doğrudan ihlali sonucunu doğuracaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Adıyaman İli Kahta İlçesi Meteoroloji Müdürlüğünde tekniker olarak görev yapan başvurucu Cafer Özçalkap, üyesi olduğu Büro Emekçileri Sendikası ve bağlı bulunduğu konfederasyonun (KESK) aldığı eylem kararı doğrultusunda, istirahat izninde olduğu bir günde sokağa çıkma yasaklarını protesto etmek amacıyla düzenlenen basın açıklamasına katılmıştır. İdare, başvurucunun yasa dışı eyleme katıldığını, terör örgütü lehine slogan attığını ve fiilin sendikal faaliyet kapsamında olmadığını ileri sürerek disiplin soruşturması başlatmış, başvurucuyu devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırmıştır. Başvurucunun disiplin işleminin iptali talebiyle açtığı dava ilk derece mahkemesince reddedilmiş, istinaf ve temyiz yollarında da karar onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, katıldığı basın açıklaması nedeniyle memuriyetine son verilmesinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ile masumiyet karinesini ihlal ettiğini öne sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde idare ve derece mahkemelerinin dayandığı temel düzenleme 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.125'tir. İlgili maddenin birinci fıkrasının (E) bendinin (a) alt bendinde yer alan "ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, kamu hizmetlerinin yürütülmesini engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak" fiili devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren durumlar arasında sayılmaktadır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, Anayasa m.34 uyarınca herkes önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir. Bu hak, çoğulcu demokrasilerin gelişmesinde zorunlu olan farklı düşüncelerin ifade edilmesi için koruma sağlar. Bununla birlikte, Anayasa m.128 ve m.129 hükümleri ile 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m.7 uyarınca kamu görevlilerinin devlete sadakat, tarafsızlık ve kamu hizmetlerini kesintisiz yürütme gibi özel yükümlülükleri bulunmaktadır.

Devlet memuru statüsünün bu neviden sorumluluklar getirmesi, idareye memurların ifade ve toplantı hakkına müdahale konusunda sıradan vatandaşlara kıyasla daha geniş bir takdir yetkisi sunmaktadır. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Alınan disiplin tedbirlerinin, "demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluk" ve "orantılılık" ilkelerini zedelememesi şarttır. Disiplin makamları ve idari yargı mercileri; eylemin bağlamını, sloganın içeriğini, eylemin kamu hizmetinin yürütülmesine olan olumsuz etkisini bireyselleştirilmiş, somut ve açık gerekçelerle ortaya koymak zorundadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun istirahat izninde olduğu bir günde sendikasının çağrısı üzerine katıldığı eylem nedeniyle devlet memurluğundan çıkarılmasını toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına müdahale olarak nitelendirmiştir. Bu müdahalenin, kamu hizmetinin tarafsızlığının sağlanması ve kamu düzeninin korunması amacıyla kanuna dayanılarak yapıldığı kabul edilmekle birlikte, müdahalenin demokratik toplum düzeninin gereklerine uygunluğu ve orantılılığı titizlikle incelenmiştir.

Derece mahkemeleri ve disiplin kurulları, başvurucunun izinsiz gösteriye katılarak terör örgütü lehine slogan attığını ve bu sebeple kanundaki suçun sübuta erdiğini kabul etmiştir. Ancak Anayasa Mahkemesinin incelemesinde, ne disiplin soruşturması raporunda ne de mahkeme kararlarında başvurucunun attığı iddia edilen sloganın içeriğinin ne olduğuna dair en ufak bir değerlendirme veya tespit yapılmadığı görülmüştür. Ayrıca, başvurucu hakkında aynı olay kapsamında terör örgütü propagandası yapma suçundan açılan ceza davasındaki mahkûmiyet kararının da Yargıtay tarafından eksik inceleme gerekçesiyle bozulduğu ve sürecin henüz derdest olduğu tespit edilmiştir.

İdare mahkemesi kararlarında, başvurucunun basın açıklamasındaki rolünün ne olduğu, organizasyonun siyasi bir karakter kazanmasına katkı sunup sunmadığı veya bu eylemin kamu hizmetinde ne tür bir aksamaya, huzursuzluğa yol açtığına dair ilgili ve yeterli bir somut gerekçe sunulmamıştır. Memurların da birer birey olarak ülke sorunlarıyla ilgilenme ve siyasi görüş sahibi olma hakkı bulunduğu dikkate alındığında, sendika çağrısına uyarak şiddet içermeyen bir eyleme katılan kamu görevlisinin fiilinin, doğrudan devlet memurluğundan çıkarılmayı gerektirecek ölçüde ağır bir ihlal olarak şablon ifadelerle cezalandırılması ölçüsüz bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olmayan müdahale nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: