Anasayfa Karar Bülteni AYM | Meryem Akay | BN. 2021/56509

Karar Bülteni

AYM Meryem Akay BN. 2021/56509

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/56509
Karar Tarihi 24.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Çocuğun yüksek yararı daima gözetilmelidir.
  • Aile bağının devamlılığını sağlamak devletin yükümlülüğüdür.
  • Mahpus annelerin çocuklarıyla kalması haktır.
  • İnfaz hakimlikleri şikayetleri esastan incelemelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında annesiyle birlikte kalma hakkı bulunan 0-6 yaş arası çocukların durumunu aile hayatına saygı hakkı ve etkili başvuru hakkı çerçevesinde ele alan son derece önemli bir içtihattır. Anayasa Mahkemesi, mahpus annelerin çocuklarını yanlarına alma taleplerinin idare tarafından genel ve soyut gerekçelerle reddedilemeyeceğini, yargı mercilerinin de bu tür şikayetleri esastan incelemekle yükümlü olduğunu net bir şekilde ortaya koymuştur. Yargı makamlarının, idarenin takdir yetkisi veya bakanlık genelgelerini gerekçe göstererek görevsizlik yönünde karar vermesi, bireylerin anayasal haklarını arama yollarını tıkamakta ve mahkemeye erişimi anlamsız kılmaktadır.

Benzer davalar açısından bu karar, infaz hakimliklerinin şikayet başvurularında şekli incelemeyle yetinemeyeceğine dair güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle annesiyle cezaevinde kalan çocukların durumları değerlendirilirken, çocuğun yüksek yararı ilkesinin her somut olayın kendi koşulları içinde, detaylı ve bireyselleştirilmiş bir incelemeye tabi tutulması gerektiği vurgulanmıştır. Uygulamadaki önemi itibarıyla karar, infaz kurumlarındaki idari tasarruflara karşı yapılan itirazlarda, hakimliklerin zorunluluk hallerini ve somut mağduriyetleri esastan tartışma ve telafi edici kararlar alma zorunluluğunu perçinlemektedir. Bu yönüyle mahkemelerin, anayasal hakların korunmasında aktif bir rol üstlenmesi gerektiği bir kez daha içtihat altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Bu uyuşmazlık, Sincan Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olarak bulunan başvurucu Meryem Akay'ın, dışarıda bakacak uygun kimsesi kalmadığı için 0-6 yaş aralığındaki çocuğunu tekrar yanına alma talebiyle idareye ve yargı mercilerine yaptığı itirazların reddedilmesinden kaynaklanmaktadır. Başvurucu, pandemi döneminde geçici olarak dışarıdaki eşinin yanına gönderdiği çocuğunu, eşinin bakmakta zorlanması ve çocuğun psikolojik olarak yıpranması sebebiyle tekrar yanına almak istemiştir. İnfaz Kurumu, Adalet Bakanlığı yazısına dayanarak zorunluluk hali bulunmadığı gerekçesiyle talebi reddetmiştir. Başvurucunun bu karara karşı Ankara Batı 2. İnfaz Hakimliğine yaptığı şikayet başvurusu ise idarenin uygulamasının Bakanlık kararına dayandığı ve hakimliğin görev alanına girmediği gerekçesiyle esasa girilmeden reddedilmiş, itiraz mercii olan Ağır Ceza Mahkemesi de bu kararı onamıştır. Bunun üzerine başvurucu, iddialarının yargı mercilerince incelenmediğini belirterek hak ihlali iddiasıyla bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı incelerken temel hak ve özgürlüklerin korunmasına dair anayasal düzenlemeler ile infaz mevzuatını birlikte değerlendirmiştir. Başvurunun temelini oluşturan aile hayatına saygı hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınmıştır. Buna ek olarak, Anayasa m.41 uyarınca devlet, çocuğun yüksek yararını gözetmek ve korumakla yükümlüdür. Bu hakların ihlal edildiği iddiasıyla yargı mercilerine başvurulabilmesi ise Anayasa m.40'ta düzenlenen etkili başvuru hakkı ile teminat altına alınmıştır.

Ceza infaz kurumlarındaki annelerin çocuklarıyla birlikte kalabilmesi meselesi, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m.65 ile düzenlenmiştir. Anılan kanun maddesine göre, anaları hükümlü olup da dışarıda korumasına bırakılacak kimsesi bulunmayan 0-6 yaş grubundaki çocuklar, belirli şartlar altında analarının yanında kalabilirler. Bu düzenleme, devletin aile birliğini sağlama ve çocuğun psikolojik ile fizyolojik yapısına uygun ortamı hazırlama yönündeki pozitif yükümlülüğünün bir yansımasıdır.

Bununla birlikte, infaz kurumlarındaki karar ve işlemlere karşı yapılacak şikayetlerin incelenme usulü 4675 sayılı İnfaz Hâkimliği Kanunu m.4 uyarınca infaz hakimliklerinin görev alanına girmektedir. Hükümlü ve tutukluların barındırılmaları ve dışarıyla ilişkileri gibi faaliyetlere dair şikayetler bu mahkemelerce esastan incelenip karara bağlanmalıdır. Yerleşik anayasa yargısı içtihatlarına göre, idarenin geniş takdir yetkisi bulunduğu alanlarda dahi, çocuğun yüksek yararı gözetilerek aile hayatına saygı hakkının gerektirdiği güvencelerin sağlanıp sağlanmadığı, yargı mercileri tarafından ilgili ve yeterli gerekçelerle denetlenmek zorundadır. Yargı organlarının bu denetimi yapmaktan kaçınması, temel anayasal hakların içi boşaltılmış birer kavrama dönüşmesine sebebiyet vereceğinden, hakimin idari kararı hukuka uygunluk yönünden her türlü veri ışığında değerlendirmesi hukuki bir mecburiyettir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, somut olayda başvurucunun iddialarını inceleyerek devletin ebeveynler ve çocukları bir araya getirme yönündeki pozitif yükümlülüğüne dikkat çekmiştir. Ceza infaz kurumlarında 0-6 yaş arası çocukların anneleriyle birlikte kalması, temel haklar kapsamında ele alınması gereken önemli bir haktır. Olayda başvurucu, çocuğunun dışarıda bakıma muhtaç olduğunu, babanın bakmakta yetersiz kaldığını ve aile büyüklerinin sağlık sorunları olduğunu açıkça ileri sürmüştür. Ancak bu ileri sürülen oldukça hassas iddialar karşısında İnfaz Hakimliği, başvurunun esasını incelememiş ve Bakanlık yazısını gerekçe göstererek şikayeti görev yönünden reddetmiştir.

Anayasa Mahkemesi tespitlerine göre, 5275 sayılı Kanun m.65 çerçevesinde zorunluluk halinin bulunup bulunmadığı değerlendirilirken, idarenin takdir yetkisi arkasına sığınılamaz. Hakimlik kararında, başvurucunun içinde bulunduğu özel şartlar, çocuğun üstün yararı ilkesi ve anayasal güvenceler hiçbir şekilde tartışılmamıştır. Yargı makamının, Bakanlık genelgesini mutlak bir kural olarak uygulayıp tutuklunun somut talebini irdelememesi, hak arama hürriyetinin özüne dokunmuştur. İtiraz mercisi olan Ağır Ceza Mahkemesi de bu eksikliği gidermeye yönelik herhangi bir çaba göstermemiş ve şekli bir onaylama ile yetinmiştir.

Yüksek Mahkeme, ceza infaz kurumundaki uygulamaların temel haklara müdahale teşkil ettiği durumlarda, iddiaların esastan incelenmesine imkan sağlayan ve uygun bir telafi yöntemi sunan etkili hukuk yollarının işletilmesinin zorunlu olduğunu vurgulamıştır. Mevcut uyuşmazlıkta, yargısal sistemin başvurucuya aile hayatına saygı hakkına yönelik müdahaleyi giderme konusunda asgari güvenceleri sunmadığı ve pratikte de işlemediği kanaatine varılmıştır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, aile hayatına saygı hakkıyla bağlantılı etkili başvuru hakkının ihlali yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: