Anasayfa Karar Bülteni AYM | Hamdi Bozkurt | BN. 2021/6231

Karar Bülteni

AYM Hamdi Bozkurt BN. 2021/6231

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/6231
Karar Tarihi 29.01.2026
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Çocuğun üstün yararı her işlemde mutlaka gözetilmelidir.
  • Mahpusların aileyle temasını sağlama yükümlülüğü devlete aittir.
  • Ziyaret günleri çocukların öğrenim durumuna göre ayarlanmalıdır.
  • Soyut güvenlik gerekçeleriyle aile hayatı hakkı sınırlandırılamaz.

Bu karar, hürriyeti bağlayıcı ceza veya tedbirlerin infazı sürecinde devletin aile hayatının korunmasına yönelik pozitif yükümlülüklerinin sınırlarını net bir şekilde çizmesi açısından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, mahpusların ceza infaz kurumlarında bulunmalarının doğal bir sonucu olarak birtakım kısıtlamalara tabi tutulmalarını olağan karşılamakla birlikte, bilhassa çocukların üstün yararı söz konusu olduğunda idarenin çok daha hassas ve çözüm odaklı davranması gerektiğini vurgulamaktadır. Alınan kararla, kurum idaresinin somut hiçbir riske dayanmayan, yalnızca genelgeçer asayiş ve personel eksikliği argümanlarıyla temel hakları kısıtlayamayacağı tescillenmiştir.

Uygulamadaki emsal etkisi ve önemi bakımından bu karar, ceza infaz kurumu gözlem kurulları ile infaz hakimliklerine yönelik güçlü bir rehber niteliğindedir. Benzer davalarda, mahpusların okul çağındaki çocuklarıyla görüşebilmesi için hafta sonu ziyareti veya telefon görüşmesi gibi taleplerinin şablon gerekçelerle reddedilmesi devri hukuken kapanmıştır. İdare, bu tür haklı talepleri reddedecekse, kurum güvenliğinin tam olarak nasıl tehlikeye düşeceğini somut verilerle ispatlamak ve mahkeme önünde bu durumu tartışılmaz şekilde ortaya koymak zorundadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Hamdi Bozkurt, Kayseri'de bir ceza infaz kurumunda tutuklu bulunduğu sırada, ilköğretim çağındaki çocuklarının kendisini hafta içi günlerde ziyaret edemediğini, ziyaret etmeleri halinde ise eğitimlerinden geri kaldıklarını belirterek kurum idaresine bir dilekçe vermiştir. Başvurucunun temel talebi, çocuklarının okul düzeninin aksamaması ve aile bağlarının kopmaması için ziyaret gününün hafta sonuna alınmasıdır.

Cezaevi idaresi ise kurumun kapasite durumu, personel yetersizliği, genel güvenlik kaygıları ve koronavirüs salgını nedeniyle okullarda zaten bir süre uzaktan eğitime geçildiği gibi mazeretler öne sürerek bu insani talebi reddetmiştir. İdare tarafından reddedilen talep üzerine başvurucu, hukuki yollara başvurarak infaz hakimliğine şikayet dilekçesi sunmuş ancak hakimlik idarenin kararını yerinde bularak şikayeti geri çevirmiştir. İtiraz mercii olan ağır ceza mahkemesinden de olumlu bir sonuç alamayan başvurucu, çocuklarıyla ebeveynlik ilişkisinin zedelenmesinin önüne geçmek amacıyla hakkını aramak üzere Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, tutuklu ve hükümlülerin aileleriyle görüşme haklarını değerlendirirken öncelikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.20 kapsamında güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkını ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.41 çerçevesindeki ailenin korunması ve çocuk hakları ilkesini temel almaktadır. Mahpusların cezaevinde bulunmaları doğası gereği birtakım hak kısıtlamalarını beraberinde getirse de, devletin bu kişilerin dışarıdaki aileleriyle, özellikle de gelişim çağındaki çocuklarıyla bağlarını koparmama yönünde aktif bir pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır.

İlgili mevzuat ve Yüksek Mahkemenin yerleşik içtihat prensipleri uyarınca, idari ve yargısal makamlar çocukları ilgilendiren her türlü işlem ve eylemde "çocuğun üstün yararı" ilkesini tartışmasız olarak gözetmek mecburiyetindedir. Bu durum, ceza infaz kurumlarının işleyişini düzenleyen idari pratikler ve rutin uygulamalar için de geçerlidir. Cezaevi idareleri, cezanın infazı sırasında mahpusların ailesiyle temasını sağlayacak ve ebeveynlik rolünü asgari düzeyde de olsa sürdürmesine imkan verecek fiziki ve idari tedbirleri almak zorundadır.

Elbette ceza infaz kurumunun güvenliğinin sağlanması, firar riskinin veya suç işlenmesinin önlenmesi ve cezaevindeki genel disiplinin korunması hukuken son derece meşru hedeflerdir. Ancak bu meşru hedefler ile hükümlünün aile hayatına saygı hakkı arasında mutlak surette adil bir dengenin kurulması şarttır. İdarenin veya infaz hakimliklerinin bu dengeyi kurarken dayanacakları gerekçelerin son derece ikna edici, somut, akla yatkın ve objektif olması aranmaktadır. Aksi halde, hakkın özü zedelenmiş ve anayasal sınırlar aşılmış kabul edilir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayın koşullarını incelediğinde, başvurucunun çocuklarının örgün eğitime devam ettiğini ve hafta içi mesai saatlerinde gerçekleştirilen ziyaretlere katılmalarının eğitimlerini aksattığı gerçeğini tartışmasız bir olgu olarak tespit etmiştir. Ziyaret hakkının ısrarla yalnızca hafta içi günlerde kullandırılması, çocukların ebeveynleriyle sağlıklı bir şekilde görüşebilmesinin önünde fiili ve ciddi bir engel teşkil etmiştir.

Cezaevi İdare ve Gözlem Kurulu, başvurucunun hafta sonu görüşme talebini reddederken personel yetersizliği, genel kapasite fazlalığı ve güvenlik zaafiyeti gibi birtakım gerekçeler öne sürmüş, ilaveten salgın hastalık döneminde yüz yüze eğitime ara verilmiş olmasını da mazeret olarak göstermiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, bu gerekçelerin çocuğun üstün yararını karşılamaktan bütünüyle uzak ve tamamen soyut nitelikte olduğunu belirlemiştir. İdare tarafından hafta sonu görev yapan personel sayısına veya bu personelin yetersizliğinin o kuruma özgü olarak tam olarak nasıl bir somut güvenlik riskine yol açacağına dair tek bir somut veri veya kanıt dosyaya sunulamamıştır.

Uyuşmazlığı inceleyen İnfaz Hakimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi de idarenin bu soyut ve şablon iddialarını yeterli bularak başvurucunun şikayetlerini şekli bir incelemeyle reddetmiştir. Oysa yargı mercilerinin, idarenin aldığı kısıtlayıcı kararların orantılılığını sıkı bir şekilde denetlemesi ve aile bağlarının kopmaması için gerekli pozitif yükümlülüklerin yerine getirilip getirilmediğini detaylıca araştırması gerekmektedir. Mahkemelerin kararlarında, çocuğun üstün yararı ile kurum güvenliği arasında adil bir denge kurulmadığı, idarenin ret kararını haklı kılacak ikna edici ve somut hiçbir olay örgüsünün ortaya konulamadığı görülmüştür. Bu yaklaşım, mahpusların topluma yeniden kazandırılması amacıyla da çelişmektedir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, başvurucunun Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: