Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ç.O.B. Kararı 2021/52636 B.

Anayasa Mahkemesi Ç.O.B. Kararı 2021/52636 B.

Bu karar, basın organlarında yer alan köşe yazıları veya haberler neticesinde kişilerin şeref ve itibarının zedelenmesi ya da gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesi durumunda kullanılan "düzeltme ve cevap hakkı"nın (tekzip) sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki inceleme yükümlülüklerini net bir şekilde çizmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hâkimliklerinin düzeltme ve cevap hakkına ilişkin talepleri reddederken sadece matbu, klişeleşmiş ve soyut ifadelere dayanmasını kesinlikle yeterli görmemiştir. Kararda, her somut olayda gerçeğe aykırılık iddiasının nesnel ve ikna edici bir gerekçeyle değerlendirilmesi gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Kişilerin kendileri hakkında yayımlanan gerçeğe aykırı olgusal isnatlara karşı toplumu aydınlatma ve cevap verme imkânından yoksun bırakılması, Anayasa ile güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkına doğrudan ve orantısız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Ç.O.B. Kararı 2021/52636 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/52636
Karar Tarihi 04.11.2025
Taraf Ç.O.B.
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Cevap ve düzeltme talepleri gerekçelendirilmelidir.
Gerçeğe aykırı yayın iddiası incelenmelidir.
Basın özgürlüğü ile itibar dengelenmelidir.
Hâkimlik kararları yeterli gerekçe içermelidir.

Bu karar, basın organlarında yer alan köşe yazıları veya haberler neticesinde kişilerin şeref ve itibarının zedelenmesi ya da gerçeğe aykırı bilgilere yer verilmesi durumunda kullanılan "düzeltme ve cevap hakkı"nın (tekzip) sınırlarını ve mahkemelerin bu konudaki inceleme yükümlülüklerini net bir şekilde çizmesi bakımından hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hâkimliklerinin düzeltme ve cevap hakkına ilişkin talepleri reddederken sadece matbu, klişeleşmiş ve soyut ifadelere dayanmasını kesinlikle yeterli görmemiştir. Kararda, her somut olayda gerçeğe aykırılık iddiasının nesnel ve ikna edici bir gerekçeyle değerlendirilmesi gerektiği güçlü bir biçimde vurgulanmıştır. Kişilerin kendileri hakkında yayımlanan gerçeğe aykırı olgusal isnatlara karşı toplumu aydınlatma ve cevap verme imkânından yoksun bırakılması, Anayasa ile güvence altına alınan maddi ve manevi varlığın korunması hakkına doğrudan ve orantısız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu içtihat, sulh ceza hâkimliklerinin tekzip taleplerini incelerken Anayasa Mahkemesi tarafından belirlenen üç aşamalı testin ilk adımını ne denli titizlikle atması gerektiğini açıkça göstermektedir. Hâkimlikler artık "yazının haber verme hakkı sınırları içinde kaldığı" gibi basmakalıp gerekçelerle talepleri otomatik olarak reddedemeyecek; yayımlanan içeriğin haysiyet ve şerefe dokunup dokunmadığını veya olgusal temelde gerçeğe aykırı olup olmadığını somut olayın özelliklerine göre nesnel verilerle tartışmak zorunda kalacaktır. Uygulamadaki bu yaklaşım değişikliği, özellikle siyasi aktörlere veya kamusal figürlere yönelik basında yer alan olgusal iddialara karşı tekzip hakkının daha etkin kullanılmasının önünü açmıştır. Böylece basın özgürlüğü ile kişilik hakları arasındaki hassas terazinin, şeref ve itibar lehine de adil bir şekilde korunması gerektiği yargısal güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Eski bir milletvekili olan başvurucu, yerel bir gazetede yayımlanan köşe yazısında Manavgat yangınları sırasındaki televizyon açıklamalarına istinaden kendisine "yalan söylüyor" şeklinde ithamlarda bulunulması ve gerçek dışı iddialar ortaya atılması üzerine harekete geçmiştir. Başvurucu, olay gününe dair somut verileri çarpıtan bu yazıya karşı noter kanalıyla düzeltme ve cevap metni göndermiştir. İlgili gazetenin söz konusu tekzip metnini yayımlamayı reddetmesi üzerine başvurucu, haberin kamuoyunda yanlış bir intiba uyandırdığını ve şeref ile itibarını zedelediğini belirterek sulh ceza hâkimliğine başvurmuş, tekzip metninin yayımlanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Ancak sulh ceza hâkimliği, yazının haber verme hakkı sınırları içinde kaldığını belirterek talebi reddetmiştir. Başvurucu, itiraz merciinin de bu ret kararını kesin olarak onaylaması üzerine, hakkındaki asılsız iddialara karşı kendisini ifade etme imkânının elinden alındığını belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken öncelikle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan "şeref ve itibarın korunması hakkı" ile basın özgürlüğü arasındaki adil dengenin nasıl kurulması gerektiğine odaklanmıştır. Bu kapsamda, 5187 sayılı Basın Kanunu m.14 uyarınca düzenlenen düzeltme ve cevap hakkının doğru bir şekilde kullanılabilmesi için Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarında detaylandırılan üç aşamalı testin titizlikle uygulanması gerektiği hatırlatılmıştır.

Söz konusu testin ilk aşamasına göre, düzeltme ve cevap hakkının doğabilmesi için yayımlanan içeriğin kişilerin haysiyet ve şereflerine dokunması veya kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması şartlarından en az birinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Karar verecek sulh ceza hâkimliklerinin, bu iki şarttan birinin gerçekleşip gerçekleşmediğini objektif bir gözlemciyi ikna edecek nitelikte, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koyması anayasal bir zorunluluktur.

İkinci aşamada, yayımlanması talep edilen tekzip metninin teknik olarak bir düzeltme ve cevap metni niteliği taşıyıp taşımadığı incelenir. Bu doğrultuda metnin, süreli yayında yer alan haberin veya makalenin kapsamını aşıp aşmadığına, suç unsuru içerip içermediğine ve üçüncü kişilerin hukuken korunan menfaatlerine aykırı olup olmadığına bakılır. Metnin konusu ile kullanılan ifadeler arasında mutlaka düşünsel bir bağlılık bulunmalıdır. Son aşamada ise talebin teknik olarak uygun bulunması hâlinde orantılılık değerlendirmesi yapılır; tekzip metninin uzunluğunun haberi bariz şekilde aşıp aşmadığı denetlenir. Temel hukuk kuralı, basın özgürlüğünün demokratik toplumlar için vazgeçilmez olduğu ancak kişilerin itibarlarının da asılsız iddialara karşı korunması gerektiği yönündedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun şikâyetine konu olan köşe yazısındaki ifadelerin soyut bir değer yargısı niteliğinde olmadığını, doğrudan olgusal ve ispatlanabilir bir meseleye ilişkin olduğunu tespit etmiştir. Haber yazarının, yangın bölgesindeki helikopter sayısına ilişkin başvurucuya yönelttiği iddialar açıkça somut verilere dayanmaktadır. Başvurucu, aktif olarak yangın söndürmede kullanılan helikopter sayısına dair verilerin yanlış aktarıldığını, ilgili tarihte ülke genelindeki verilerin çarpıtılarak kendisine iftira atıldığını savunarak yasal tekzip hakkını kullanmak istemiştir. Bu durum, üç aşamalı testin ilk basamağındaki "kişilerle ilgili gerçeğe aykırı yayınlar yapılması" şartına doğrudan temas etmektedir.

Somut olayda, tekzip talebini inceleyen ve reddeden sulh ceza hâkimliğinin gerekçesi incelendiğinde, mahkemenin "ilgilinin gerçeğe aykırılık iddiasının objektif ölçülere dayanılarak değerlendirilmesi gerektiği" şeklinde son derece genel, kalıplaşmış ve soyut bir ifade kullandığı görülmüştür. Ancak mahkeme, bahsettiği bu objektif ölçünün ne olduğunu, somut olayda nasıl uygulanması gerektiğini veya başvurucunun olguya ilişkin iddiasının neden bu ölçüyle bağdaşmadığını hiçbir şekilde gerekçelendirmemiştir.

Anayasa Mahkemesi, sulh ceza hâkimliklerinin üç aşamalı testin ilk basamağını uygularken, şeref ve itibara yönelik müdahalenin veya gerçeğe aykırı yayın iddiasının objektif bir gözlemciyi ikna edecek şekilde neden belli bir ağırlık düzeyine ulaşmadığını ilgili ve yeterli bir gerekçeyle ortaya koymak zorunda olduğunu kesin bir dille vurgulamıştır. Olayda hâkimlik tarafından bu temel gerekçelendirme yükümlülüğü yerine getirilmediği için Anayasa Mahkemesi, testin diğer aşamaları olan teknik uygunluk ve orantılılık yönünden bir inceleme yapılmasına dahi gerek görmemiştir. Gerekçesiz verilen ret kararları hak arama yollarını fiilen etkisiz hâle getirmektedir. Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, şeref ve itibarın korunması hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Gazetede hakkımda yalan haber çıkarsa ne yapmalıyım? expand_more
Basın organlarında şeref ve itibarınızı zedeleyen veya hakkınızda gerçeğe aykırı bilgilere yer verilen durumlarda, kamuoyunu aydınlatmak için "düzeltme ve cevap hakkını" (tekzip) kullanabilirsiniz. Uygulamada öncelikle hazırladığınız düzeltme metnini noter kanalıyla ilgili basın kuruluşuna iletmeniz gerekir. Eğer gazete veya yayın kuruluşu bu metni yayımlamayı reddederse, itibarınızın zedelendiğini belirterek sulh ceza hâkimliğine başvurabilir ve tekzip metninin yayımlanması için hukuki süreç başlatabilirsiniz.
Mahkeme tekzip talebimi "haber özgürlüğü" diyerek basitçe reddedebilir mi? expand_more
Hayır, mahkemelerin bu talepleri doğrudan ve klişe gerekçelerle reddetmesi anayasal güvencelere aykırıdır. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, sulh ceza hâkimlikleri "yazının haber verme hakkı sınırları içinde kaldığı" gibi basmakalıp, matbu ve soyut ifadelerle düzeltme taleplerini otomatik olarak reddedemez. Hâkim, yayımlanan içeriğin haysiyetinize dokunup dokunmadığını ve somut veriler ışığında gerçeğe aykırı olup olmadığını objektif bir gözlemciyi ikna edecek nitelikte, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklamak zorundadır.
Yalan habere cevap verme hakkımın engellenmesi hak ihlali midir? expand_more
Evet, bu durum Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altına alınan şeref ve itibarın korunması hakkının açık bir ihlalidir. Kişilerin kendileri hakkında yayımlanan gerçeğe aykırı olgusal isnatlara karşı toplumu aydınlatma ve cevap verme imkânından yoksun bırakılması, maddi ve manevi varlığın korunması hakkına doğrudan ve orantısız bir müdahaledir. Mahkemelerin objektif ve ikna edici bir gerekçe sunmadan talebinizi reddetmesi hak arama yollarını fiilen etkisiz hâle getirdiği için Anayasa Mahkemesi tarafından hak ihlali olarak değerlendirilmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir