Anasayfa Karar Bülteni AYM | Murat Dağdevir | BN. 2020/26451

Karar Bülteni

AYM Murat Dağdevir BN. 2020/26451

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm
Başvuru No 2020/26451
Karar Tarihi 05.06.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Çelişmeli yargılama sanığa delilleri tartışma imkânı sunar.
  • Silahların eşitliği taraflar arası usuli dengeyi gerektirir.
  • Banka ve iletişim kayıtları uzman raporuyla doğrulanmalıdır.
  • Tanık beyanları sanık tarafından duruşmada sorgulanabilmelidir.
  • Dezavantajlı duruma düşürülen sanığın adil yargılanma hakkı ihlal edilir.

Bu karar, ceza yargılamalarında sanığın savunma haklarının şekli bir prosedürden ibaret olmadığını, bilakis adaletin tecellisi için maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasında hayati bir role sahip olduğunu hukuken tescillemektedir. Mahkemelerin, iddia makamının sunduğu delilleri peşinen doğru kabul etmeyip, sanığın bu delilleri sınama, sorgulama ve aksini ispat etme fırsatını güvence altına alması gerektiği vurgulanmaktadır. Özellikle silahların eşitliği ilkesinin, yargılamanın her aşamasında titizlikle korunması gereken hassas bir usul güvencesi olduğu teyit edilmektedir.

Bununla birlikte bu karar, benzer nitelikteki terör örgütü üyeliği davalarında emsal teşkil edecek oldukça önemli hukuki standartlar getirmektedir. Yargıtay içtihatlarıyla uyumlu biçimde, şifreli haberleşme programlarına ait dijital verilerin veya belirli bankalardaki finansal kayıtların bağımsız bilirkişilerce teknik olarak analiz edilmeden doğrudan mahkûmiyet gerekçesi yapılamayacağı kuralı pekiştirilmiştir. Ayrıca, aleyhe beyanda bulunan tanıkların duruşma salonunda veya ses ve görüntü nakli yoluyla bizzat dinlenmeyip, sadece yazılı istinabe ifadelerinin okunmasıyla yetinilmesi, adil yargılanma hakkının açık bir ihlali olarak tanımlanarak yerel mahkemelerin delil toplama pratiklerine kesin ve net sınırlar çizilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Murat Dağdevir, silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçlamasıyla yargılanmış ve yerel mahkeme tarafından hapis cezasına çarptırılmıştır. Yargılama sürecinde mahkeme, iddia makamının sunduğu ve başvurucunun gizli iletişim programlarını kullandığına, kapatılan bir bankada şüpheli hesap hareketleri bulunduğuna ve çeşitli örgüt toplantılarına katıldığına dair iddiaları incelemiştir. Ancak başvurucu, tüm bu süreç boyunca aleyhine ifade veren tanıkların hiçbirinin mahkeme huzurunda dinlenmediğini, bu kişilere soru sorma ve yüzleşme hakkının elinden alındığını belirtmiştir. Ayrıca, banka hareketleri ve dijital veriler hakkında gerçeğin ortaya çıkması için uzman bilirkişi raporu alınması yönündeki taleplerinin de mahkemece reddedildiğini ifade etmiştir. İddia makamının sunduğu deliller karşısında kendini etkili bir şekilde savunamadığını ve usule ilişkin haklar noktasında dezavantajlı duruma düşürüldüğünü belirten başvurucu, adil yargılanma hakkının ağır şekilde ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen uyuşmazlığı temel olarak Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36 kapsamında güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile bu hakkın en önemli alt unsurları olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri çerçevesinde incelemiştir. Ayrıca ceza yargılamasının temelini oluşturan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri de kararın yasal altyapısını oluşturmaktadır.

Silahların eşitliği ilkesi, mahkeme önünde sahip olunan usuli haklar ve yükümlülükler bakımından taraflar arasında adil bir dengenin sağlanmasını ifade eder. Bu ilke gereğince, taraflardan birinin diğerine göre zayıf duruma düşürülmeden iddia ve savunmalarını sunabilmesi, savunmasının dayanağı olan delilleri mahkemeye getirebilmesi şarttır. Çelişmeli yargılama ilkesi ise tarafların dava dosyasına giren tüm bilgi, belge ve delillerden haberdar olmasını, bunlara karşı etkili bir şekilde karşı çıkabilmesini gerektirir. Sanığa, aleyhindeki delilleri tartışma fırsatı verilmemesi yargılama faaliyetini hakkaniyete aykırı hâle getirir.

Yerleşik yargısal içtihatlarda açıkça belirtildiği üzere, dijital delillerin mahkûmiyete esas alınabilmesi için belirli standartların karşılanması zorunludur. Gizli iletişim programları kullanımının tespiti açısından sadece operatör kayıtları yeterli görülmemekte, HTS sonuçları ile karşılaştırılarak uzman bir bilişim bilirkişisinden bağımsız bir teknik rapor alınması emredilmektedir. Benzer şekilde, finansal kurumlar nezdindeki bankacılık işlemlerinin örgütsel faaliyet kapsamında değerlendirilebilmesi için de, işlemlerin örgüt liderinin talimatı sonrasında bu amaca hizmet edip etmediğinin alanında uzman bir bilirkişi tarafından detaylıca incelenmesi gerekmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucu hakkında yürütülen yargılama sürecini detaylıca incelediğinde, ilk derece mahkemesinin mahkûmiyet kararını ağırlıklı olarak duruşmada dinlenmeyen tanıkların beyanlarına, gizli haberleşme programı kullanımına ilişkin iletişim kayıtlarına ve banka hesap hareketlerine dayandırdığını tespit etmiştir. Mahkemenin, yargı çevresi dışında bulunan tanıkları bizzat mahkeme salonunda veya ses ve görüntü bilişim sistemleri aracılığıyla dinlemek için herhangi bir çaba göstermediği, istinabe yoluyla alınan veya soruşturma aşamasında verilen ifadelerin duruşmada okunmasıyla yetindiği görülmüştür. Bu uygulama, başvurucunun aleyhine ifade veren tanıkları sorgulama, onlara soru sorma ve beyanlarının güvenilirliğini yargıç önünde test etme imkânını tamamen ortadan kaldırmıştır.

Bunun yanı sıra, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, şifreli haberleşme programlarının kullanımının kesin olarak tespiti için operatör kayıtları ile iletişim verilerinin karşılaştırıldığı uzman bir teknik bilirkişi raporunun dosyaya kazandırılması gerekmektedir. Aynı şekilde, banka nezdindeki hesap hareketlerinin sıradan bir bankacılık işlemi mi yoksa örgütsel bir talimatın yerine getirilmesi maksadıyla mı yapıldığının da uzman bilirkişi aracılığıyla saptanması şart koşulmuştur. Ancak somut olayda, mahkeme söz konusu uzman raporlarını aldırmadan ve başvurucunun bu yöndeki haklı taleplerini reddederek eksik inceleme ile hüküm kurmuştur.

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun kendi savunmasını destekleyecek delillerin toplanmaması ve aleyhindeki delillerin doğruluğunu sınamasına fırsat verilmemesi nedeniyle, iddia makamı karşısında usuli açıdan önemli ölçüde dezavantajlı konuma düşürüldüğünü belirlemiştir. Bireysel imkânlarıyla bu iddiaları çürütmesi olağan koşullarda beklenemeyecek olan başvurucuya karşı izlenen bu katı yargılama yönteminin, adil bir yargılamanın temel taşları olan silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin gerekleriyle açıkça çeliştiği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edildiği yönünde başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: