Anasayfa Karar Bülteni AYM | Nurcan Çelik ve Diğerleri | BN. 2022/22017

Karar Bülteni

AYM Nurcan Çelik ve Diğerleri BN. 2022/22017

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi 1. Bölüm
Başvuru No 2022/22017
Karar Tarihi 14.05.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Boşanma davalarının uzaması evlenme hakkını zedeler.
  • Devlet davaları makul sürede bitirmekle yükümlüdür.
  • Evlenme hakkı anayasal güvence altındadır.
  • Geciken adalet yeni aile kurmayı engeller.

Bu karar hukuken, boşanma davalarının aşırı uzun sürmesinin yalnızca adil yargılanma hakkı kapsamında bir makul süre ihlali olmadığını, aynı zamanda bireylerin özel hayatına ve yeniden aile kurma özgürlüğüne yönelik doğrudan bir müdahale teşkil ettiğini ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, bireylerin bitmiş bir evliliği hukuken sonlandırma sürecinin yıllarca sürmesinin, kişilerin yeni bir yaşam kurma ve evlenme hakkını özünden zedelediğini vurgulamıştır. Hukuk sistemimizde medeni durumun netleşmesi yeni bir evliliğin ön koşulu olduğundan, devletin yargısal süreçleri hızlandırma konusundaki pozitif yükümlülüğü bir kez daha hatırlatılmıştır.

Benzer davalarda bu kararın emsal etkisi son derece büyüktür. Özellikle ülkemizde yıllarca süren Boşanma">çekişmeli boşanma davalarında taraf olan ve hayatını yeniden şekillendirmek isteyen vatandaşlar için oldukça önemli bir hukuki dayanak oluşturmaktadır. Bu içtihat, aile mahkemelerinde görülen davaların daha hızlı ve etkin bir şekilde sonuçlandırılması gerektiği yönünde yargı teşkilatına çok güçlü bir mesaj vermektedir.

Uygulamadaki önemi bakımından, boşanma sürecindeki gecikmelerin artık sadece usule ilişkin bir şikayet konusu olmaktan çıkıp, doğrudan Anayasa'nın güvence altına aldığı evlenme hakkı kapsamında maddi ve manevi tazminat talebine dayanak oluşturabileceği tescillenmiştir. Bu durum, yargılama sürelerinin kısaltılması adına yapısal önlemlerin alınmasını zorunlu kılmaktadır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucular, eşleriyle olan evliliklerini sonlandırmak amacıyla aile mahkemelerinde Boşanma">çekişmeli boşanma davaları açmışlardır. Ancak açılan bu boşanma davaları oldukça uzun sürmüş, yargılamalar beş yıl ile on yıl arasında devam etmiştir. Hatta başvuruculardan birinin davası aradan dokuz yıl geçmesine rağmen halen sonuçlanmamıştır.

Başvurucular, hayatlarına yeni bir yön vermek ve yeniden aile kurmak istemelerine rağmen, mevcut evliliklerinin hukuken bir türlü sonlandırılamaması nedeniyle yeni bir evlilik yapamamışlardır. Bu uzun ve yıpratıcı süreçte, yargı sisteminin yavaş işlemesi sebebiyle mağdur olduklarını belirten başvurucular, boşanma davalarının makul sürede bitirilmemesinin yeniden evlenme haklarını ellerinden aldığını ifade etmişlerdir.

Yaşadıkları bu mağduriyetin giderilmesi için Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunan vatandaşlar, hızlı ve etkili bir yargılama yapılmaması nedeniyle hem makul sürede yargılanma haklarının hem de özel hayata saygı ve evlenme haklarının ihlal edildiğini iddia ederek devletten manevi tazminat talep etmişlerdir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı çözerken temel hak ve özgürlüklerin korunmasına dair ulusal ve uluslararası düzenlemeleri dikkate almıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesinde evlenme hakkı özel olarak düzenlenmişken, Anayasa'mızda bu hak doğrudan ismen zikredilmemiş olsa da Anayasa m.20 kapsamında yer alan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile Anayasa m.41 kapsamında düzenlenen ailenin korunması ilkeleri içinde mündemiç olduğu kabul edilmiştir.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, Anayasa m.20 ile güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı, hâlihazırda mevcut olan ve aile olarak nitelendirilebilen bir birlikteliği korurken; evlenme ve aile kurma hakkı, bireylerin yasalara uygun şekilde yeni bir aile kurabilmeleri için devletin gerekli kolaylığı ve hukuki zemini sağlamasını güvence altına almaktadır.

Doktrin ve yargı kararlarında da vurgulandığı üzere, mevcut bir evliliğin sona ermesiyle kişinin yeniden evlenmesi mümkündür. Ancak sadakat yükümlülüğü boşanma davası süresince devam ettiğinden, kişilerin özel ve aile hayatlarını yeniden düzenleyebilmeleri ve yeni kararlar alabilmeleri için devletin boşanma davalarını makul bir sürede sonlandırma yönünde pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Boşanma davalarının aşırı uzaması, evlenme hakkının özünü zedeleyecek niteliğe bürünebilir.

Devletin bu alandaki temel görevi, aile kurmayı zorlaştıran aşırı uzun prosedürlerden kaçınmak ve yargı süreçlerini makul sürede tamamlayacak mekanizmaları kurmaktır. Bu bağlamda, usul hukukumuzda yer alan kuralların işletilmesi sürecinde, mahkemelerin davaları uzatacak işlemlerden kaçınması ve hakkın kullanımını fiilen imkânsız hale getiren gecikmelerin önüne geçmesi anayasal bir gereklilik olarak ortaya konulmuştur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, önüne gelen somut uyuşmazlıkta öncelikle başvurucuların boşanma davalarının sürdüğü zaman dilimlerini detaylı bir şekilde incelemiştir. Yapılan incelemelerde, başvurucuların taraf olduğu Boşanma">çekişmeli boşanma davalarının beş yıl ile on yıl arasında değişen sürelerde sonuçlandığı, hatta başvuruculardan birinin 2016 yılında açtığı boşanma davasının dokuz yıl geçmesine rağmen halen ilk derece veya kanun yolu aşamalarında derdest olduğu tespit edilmiştir.

Yüksek Mahkeme, yargılamaların bu denli uzamasında başvuruculara atfedilebilecek herhangi bir kusur veya ihmal olup olmadığını araştırmıştır. Dosya kapsamındaki verilere göre, başvurucuların yargılama sürecinde davanın takibi için gerekli özeni gösterdikleri, süreci uzatmaya yönelik kötü niyetli veya oyalayıcı bir tutum içine girmedikleri belirlenmiştir. Dolayısıyla davaların bu kadar uzun sürmesinde başvurucuların herhangi bir dahlinin bulunmadığı açıkça ortaya konulmuştur.

Bu tespitler ışığında Anayasa Mahkemesi, devletin yargı sisteminden kaynaklanan yapısal veya işleyişe dair yavaşlıkların faturasının vatandaşlara kesilemeyeceğini vurgulamıştır. Boşanma davalarının makul bir sürede bitirilmemesi, hukuken evli görünmeye devam eden başvurucuların yeni bir hayat kurmalarını ve evlenmelerini fiilen imkânsız hale getirmiştir. Devletin, yargı mekanizmalarını hızlı ve etkili bir şekilde işleterek boşanma davalarını makul sürede sonlandırma şeklindeki pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediği kanaatine varılmıştır. Meydana gelen bu gecikmelerin, kişilerin özel hayatlarını düzenleyebilme ve yeni bir aile kurabilme özgürlüklerine yönelik ağır bir külfet oluşturduğu ve evlenme hakkını özünden zedelediği ifade edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, makul süreyi aşan boşanma davaları nedeniyle Anayasa'nın 20. ve 41. maddelerinde güvence altına alınan evlenme hakkının ihlal edildiğine ve başvuruculara ayrı ayrı manevi tazminat ödenmesine hükmederek başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: