Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Ömer Tekin Kararı 2021/18518 B.

Anayasa Mahkemesi Ömer Tekin Kararı 2021/18518 B.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların, yakınlarının vefatı durumunda taziye kabulüne katılma haklarının, anayasal güvence altında olan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu hukuken tescillemektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin taziye izni taleplerini reddederken genel ve soyut gerekçeler (örneğin pandemi koşulları) sunmasını yetersiz bulmuş; her somut olayda başvurucunun menfaati ile kamu düzeni ve güvenliği arasında adil bir denge kurulması gerektiğinin altını çizmiştir. Karar, idarenin temel hakları sınırlarken alternatif ve daha hafif tedbirleri değerlendirmesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/18518
Karar Tarihi 14.05.2025
Taraf Ömer Tekin
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Mahpusun taziye izni talebi özenle değerlendirilmelidir.
  • gavel Taziye izni aile hayatına saygı hakkındandır.
  • gavel Genel salgın gerekçesiyle taziye hakkı engellenemez.
  • gavel İdare, taziye için alternatif çözümler üretmelidir.

Bu karar, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların, yakınlarının vefatı durumunda taziye kabulüne katılma haklarının, anayasal güvence altında olan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ayrılmaz bir parçası olduğunu hukuken tescillemektedir. Anayasa Mahkemesi, idarenin taziye izni taleplerini reddederken genel ve soyut gerekçeler (örneğin pandemi koşulları) sunmasını yetersiz bulmuş; her somut olayda başvurucunun menfaati ile kamu düzeni ve güvenliği arasında adil bir denge kurulması gerektiğinin altını çizmiştir. Karar, idarenin temel hakları sınırlarken alternatif ve daha hafif tedbirleri değerlendirmesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.

Uygulamadaki önemi açısından bu karar, benzer durumda olan mahpusların taziye ve cenaze izinleri konusundaki taleplerinde emsal teşkil edecektir. Ceza infaz kurumu idareleri ve infaz hâkimlikleri, mazeret izni taleplerini değerlendirirken güvenlik veya salgın gibi gerekçeleri matbu olarak kullanmaktan kaçınmalı, mahpusun ailesinin acısını paylaşma hakkını gözeterek bireyselleştirilmiş, ilgili ve yeterli gerekçeler sunmalıdır. Bu yönüyle karar, infaz hukukunda temel hakların kısıtlanmasında ölçülülük ilkesinin ne derece titiz uygulanması gerektiğine dair yargı mercilerine ve idareye önemli bir standart getirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Ceza infaz kurumunda mahpus olarak bulunan başvurucu, annesinin vefat etmesi üzerine taziyeye katılmak ve taziyeleri kabul etmek amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığından mazeret izni talep etmiştir. Ancak Başsavcılık, salgın hastalık riskini ve bu kapsamda alınan tedbirleri gerekçe göstererek başvurucunun taziye izni talebini reddetmiştir. Başvurucu, bu ret kararına karşı İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmuş fakat Hâkimlik şikâyeti esasa girmeden görevsizlik gerekçesiyle reddetmiş, ardından Ağır Ceza Mahkemesine yapılan itiraz da kabul edilmemiştir. Bunun üzerine başvurucu, somut duruma uygun ve özenli bir inceleme yapılmadan, salt salgın hastalık gerekçesiyle annesinin taziyesine katılmasına izin verilmemesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı çerçevesinde ele almıştır. Mahpusların özel ve aile hayatına birtakım sınırlamalar getirilmesi ceza infaz kurumunda tutulmanın kaçınılmaz bir sonucu olsa da idarenin kurum güvenliğini sağlama amacı ile mahpusun hakları arasında adil bir denge kurması şarttır.

Mahpusların mazeret izinleri, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 94 kapsamında düzenlenmiştir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, taziye ziyaretleri aile ilişkileri ve kültürel değerler bakımından büyük bir öneme sahiptir. Kanun koyucunun yakınların ölümü hâlinde mazeret izni verilmesini düzenlerken bu iznin kapsamını sadece defin işlemiyle sınırlı tutmadığı, cenazeye katılma talebinin taziye ziyaretiyle birlikte ele alınması gerektiği kabul edilmektedir.

Bununla birlikte, taziye izninden yararlanma hakkı mutlak değildir; belirli şartların varlığına ve kamu makamlarının yapacağı değerlendirmeye bağlıdır. Ancak kamu makamlarının yakını ölen mahpusun izin talebini, somut koşulları da dikkate alarak özenli bir şekilde ve en kısa sürede değerlendirmesi zorunludur. Eğer talebin karşılanması mümkün değilse, güvenlik riskleri veya diğer zorunluluk hâllerinin somut olgu ve olaylara dayanılarak, ilgili ve yeterli bir gerekçeyle açıklanması anayasal bir zorunluluktur. İdarenin bu özen yükümlülüğüne uymaması ve kişi menfaati ile kamu menfaati arasında adil bir denge kurmaması hâlinde, yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninde gerekli ve ölçülü olduğu söylenemez.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Başvurucunun vefat eden annesinin taziyesine katılma talebinin reddedilmesi, anayasal güvence altındaki özel hayata ve aile hayatına saygı hakkına yönelik açık bir müdahale niteliği taşımaktadır. Bu müdahalenin kanuni dayanağı ve meşru bir amacı bulunsa da, ölçülülük ilkesi ile demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı Anayasa Mahkemesince titizlikle incelenmiştir.

Somut olayda, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından verilen ret kararında yalnızca salgının neden olduğu bulaşma riski gibi genel ve soyut bir gerekçeye dayanılmış; maske kullanımı, sosyal mesafe veya özel tedbirler alınması gibi alternatif çözümlerin başvurucunun talebini karşılamada yeterli olup olmayacağı yönünde hiçbir somut değerlendirme yapılmamıştır. İdare, ilgili personelin görevlendirilmesi suretiyle veya başka uygun önlemlerle başvurucunun taziye hakkını kullanması için durumun gerektirdiği özeni gösterdiğini ortaya koyamamıştır. Ayrıca, İnfaz Hâkimliği ve Ağır Ceza Mahkemesi de itiraz süreçlerinde başvurucunun iddialarını esastan incelememiş, verdikleri ret kararlarıyla hak ihlali iddialarını yanıtsız bırakmışlardır.

Anayasa Mahkemesi, uzun süre görmediği annesinin taziyesine katılamamanın başvurucu üzerinde yarattığı derin manevi üzüntüyü dikkate almıştır. Başsavcılık kararında yer alan genel geçer salgın gerekçesinin, başvurucunun bireysel çıkarları ile toplumun sağlık ve güvenlik çıkarları arasında kurulması gereken adil dengeyi sağlamaktan uzak, ikna edicilikten yoksun olduğu tespit edilmiştir. İdarenin, alternatif ve daha hafif tedbirleri değerlendirmeksizin doğrudan ret kararı vermesi, hakkın özünü zedeleyen orantısız bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, idarenin ret kararının orantısız bir müdahale teşkil ettiği ve adil dengenin sağlanamadığı yönünde karar vermiş ve başvuruyu kabul etmiştir.

Cezaevindeyken yakınım vefat ederse taziyeye katılma hakkım var mı? expand_more
Evet, ceza infaz kurumlarında bulunan mahpusların, yakınlarının vefatı durumunda taziye kabulüne katılma hakları Anayasa'nın güvence altına aldığı özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ayrılmaz bir parçasıdır. Kanun koyucu, mazeret iznini sadece defin işlemiyle sınırlı tutmamış, bu hakkın taziye ziyaretiyle birlikte ele alınması gerektiğini kabul etmiştir.
Cezaevi idaresi salgın hastalığı bahane ederek taziye iznimi reddedebilir mi? expand_more
Hayır, idare yalnızca genel ve soyut bir salgın hastalık gerekçesi sunarak taziye izni talebinizi doğrudan reddedemez. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, idarenin maske kullanımı, sosyal mesafe veya özel personel görevlendirilmesi gibi alternatif ve daha hafif önlemleri mutlaka değerlendirmesi gerekmektedir. Somut duruma uygun ve özenli bir inceleme yapılmadan verilen matbu ret kararları ölçülülük ilkesine aykırı bulunarak hak ihlali sayılmaktadır.
Taziye izni talebim idarece reddedilirse hukuki olarak ne yapmalıyım? expand_more
Taziye izni talebiniz Cumhuriyet Başsavcılığınca reddedilirse öncelikle İnfaz Hâkimliğine şikâyette bulunmalı, şikâyetinizin reddi halinde Ağır Ceza Mahkemesine itiraz etmelisiniz. Yargı mercilerinin bu süreçte talebinizi matbu gerekçelerle değil, kamu menfaati ile sizin menfaatiniz arasındaki adil dengeyi gözeterek esastan incelemesi anayasal bir zorunluluktur. Bu iç hukuk yollarından sonuç alamamanız halinde, idarenin orantısız müdahalede bulunduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapabilirsiniz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir