Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2898 E. 2019/4603 K.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2018/2898 E. 2019/4603 K.

Bu karar, eser sahibi ile yayınevi arasındaki telif sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda delillerin değerlendirilmesi ve mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü açısından büyük önem taşımaktadır, . Yargıtay, bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunması ve davalının kabul ettiği satış miktarından dahi daha düşük bir satış rakamının esas alınarak alacak hesabı yapılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca, mahkemenin davacının bazı taleplerini (kitap kapağı için ödenen gofre bedelinin iadesi gibi) hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmesi, adil yargılanma hakkının ve kararların gerekçeli olma zorunluluğunun ihlali olarak değerlendirilmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
Esas No 2018/2898
Karar No 2019/4603
Karar Tarihi 19.06.2019
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulamaz .
  • gavel Davalı kabulünden daha az miktara hükmedilmesi usule aykırıdır .
  • gavel Mahkeme kararları hukuki gerekçeden yoksun bırakılamaz .
  • gavel Taleplerin reddi durumunda yasal gerekçe gösterilmesi anayasal zorunluluktur .

Bu karar, eser sahibi ile yayınevi arasındaki telif sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda delillerin değerlendirilmesi ve mahkeme kararlarının gerekçelendirilmesi yükümlülüğü açısından büyük önem taşımaktadır, . Yargıtay, bilirkişi raporları arasında açık çelişki bulunması ve davalının kabul ettiği satış miktarından dahi daha düşük bir satış rakamının esas alınarak alacak hesabı yapılmasını hukuka aykırı bulmuştur. Ayrıca, mahkemenin davacının bazı taleplerini (kitap kapağı için ödenen gofre bedelinin iadesi gibi) hiçbir gerekçe göstermeksizin reddetmesi, adil yargılanma hakkının ve kararların gerekçeli olma zorunluluğunun ihlali olarak değerlendirilmiştir.

Uygulamada emsal niteliğindeki bu karar, özellikle eksik incelemeye dayalı kurulan hükümlerin Yargıtay denetiminden geçemeyeceğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle fikri mülkiyet ve yayın sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda, satış adetlerinin şeffaf şekilde belgelendirilmesi temel bir yükümlülüktür. Taraf ikrarlarının (davalının satılmayan kitap sayısına ilişkin beyanının) çelişkili bilirkişi raporlarından üstün tutulması gerektiği, şüpheli raporlara dayanılarak hüküm kurulamayacağı vurgulanmıştır. Meslektaşlarımızın ve vatandaşların, bilirkişi raporlarındaki hesap hatalarına karşı taraf beyanlarını öne sürerek itiraz etmelerinin güçlü bir hukuki sonuç doğuracağı bu kararla bir kez daha tescillenmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı yazar, "Türk Telekomda Psikolojik İşkence (mobbing) 2003-201?" isimli kitabının basımı ve dağıtımı için davalı yayınevi şirketi ile bir telif ve basım sözleşmesi imzalamıştır. Bu sözleşmeye göre toplam 1000 adet bandrollü kitap satışa sunulacak ve elde edilen ilk baskı gelirinin %40'ı yazara ödenecektir. Ayrıca yazar, kitabın kapağına özel bir kabartma (gofre) yapılması için yayınevine fazladan 500 TL ödemiştir. Yazar, kabartma işleminin taahhüt edildiği gibi yapılmadığını, kitabın sayfalarının eksik veya hatalı basıldığını ve hak ettiği telif gelirlerinin kendisine tam olarak ödenmediğini iddia ederek alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatmıştır. Yayınevinin bu takibe itiraz etmesi üzerine icra takibi durmuş ve davacı yazar tarafından itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli dava açılmıştır. Davalı yayınevi ise satılan kitapların telif bedellerinin yazarın payına düşen kısmının ödendiğini, 540 adet kitabın henüz satılmadığını ve 500 TL'nin kapak tasarımı için alındığını savunarak davanın reddini talep etmiştir, .

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Mahkemenin uyuşmazlığı çözerken dayandığı temel usul ve esas kuralları şu şekildedir:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297 ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.298: Bu maddelerde mahkeme kararlarının kapsamı detaylıca düzenlenmiştir. Yasaya göre mahkeme kararları; iki tarafın iddia ve savunmalarının özetlerini, incelenen maddi ve hukuki olayın özünü ve mahkemeyi sonuca götüren hukuki gerekçeleri açıkça ihtiva etmek zorundadır. Taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekmektedir. Gerekçesiz karar verilmesi hukuka aykırıdır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.141/3: Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması temel bir anayasal zorunluluktur. Taraflar, hükmün hangi maddi ve hukuki nedene dayandırıldığını ancak bu gerekçe sayesinde anlayabilirler. Kanun yollarına başvurulduğunda kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığı da ancak bu gerekçe üzerinden denetlenebilir.

Ayrıca, yargılama hukuku prensipleri gereğince, davada alınan bilirkişi raporları arasında bariz çelişkiler bulunuyorsa, mahkeme bu çelişkileri gidermeden hüküm kuramaz. Davalı tarafın mahkemeye sunduğu resmi beyanlarındaki kendi aleyhine olan ikrarları bağlayıcıdır. Davalı tarafın kabul ettiği bir miktardan daha düşük bir meblağın bilirkişi tarafından tespit edilmesi halinde, mahkemenin taraf beyanını ve kabulünü göz ardı ederek daha düşük olan hatalı rakam üzerinden hüküm kurması, usul kurallarının açık bir ihlali anlamına gelmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yerel mahkeme tarafından yargılama aşamasında alınan ilk bilirkişi raporunda, yayınevinin merkezinde yapılan fiili sayım sonucunda 726 adet kitabın elde kaldığı, dolayısıyla 274 adet kitabın satıldığı tespit edilmiştir. Ancak aynı bilirkişiden alınan ikinci ek raporda, sadece faturalar üzerinden yapılan incelemeyle toplam 246 adet kitabın satıldığı sonucuna varılarak yeni bir alacak hesabı yapılmıştır. Oysa davalı yayınevi, dosyaya sunduğu cevap dilekçesinde açıkça 540 adet kitabın satılamayarak elinde kaldığını beyan etmiştir, . Bu durum, davalının kendi ikrarıyla 460 adet kitabın satıldığını kabul ettiği anlamına gelmektedir. Yerel mahkemenin, bilirkişi raporları arasındaki açık çelişkiyi gidermeden ve davalının kendi kabulünden dahi daha düşük bir satış rakamını (240 veya 246 adet) esas alarak eksik hesaplama yapması hukuka aykırı bulunmuştur.

Bunun yanında, davacı yazarın kitabının kapağına yapılması planlanan "gofre" (kabartma) işlemi için ödediği 500 TL tutarındaki bedelin iadesine yönelik bağımsız bir talebi de mevcuttur, . Yerel mahkeme, davanın bu kısmını kısmen kabul kısmen ret kararı kapsamında değerlendirip iade talebini reddetmiş; ancak gerekçeli kararında bu ret kararına ilişkin hiçbir hukuki veya maddi dayanak göstermemiştir, . Taleplerin bir kısmının yasal ve mantıksal bir gerekçe gösterilmeksizin, sadece genel ifadelerle ve soyut bir şekilde reddedilmesi, adil yargılanma hakkının ve anayasal gerekçeli karar hakkının açık bir ihlali olarak değerlendirilmiştir. Kararın Yargıtay tarafından denetlenebilmesi için her bir maddi talebin olumlu veya olumsuz neticesinin altında yatan sebeplerin detaylıca yazılması şarttır.

Sonuç olarak Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmemesi ve bazı taleplerin anayasaya aykırı şekilde gerekçesiz olarak reddedilmesi nedenleriyle yerel mahkemenin kararını davacı yararına bozmuştur .

Karşı tarafın kabul ettiği borçtan daha azına hükmedilebilir mi? expand_more
Hukuk yargılamasında tarafların mahkeme önünde kendi aleyhlerine yaptıkları resmi beyanlar ve kabuller bağlayıcıdır. İncelediğimiz Yargıtay kararına göre, eğer davalı taraf belirli bir miktarı (örneğin satılamayan kitap adedi üzerinden satılan sayıyı) kabul etmişse, mahkemenin eksik inceleme veya hatalı bilirkişi raporuna dayanarak bu kabul edilen miktardan dahi daha düşük bir rakam üzerinden hesaplama yapması açıkça usule aykırıdır. Taraf beyanları çelişkili raporlardan üstün tutulmalıdır ve daha düşük bir meblağ üzerinden verilen kararlar Yargıtay denetiminden geçemeyerek bozulur.
Bilirkişi raporları birbiriyle çelişiyorsa mahkeme nasıl karar verir? expand_more
Yargılama süreci içerisinde dosyaya sunulan bilirkişi raporları arasında bariz çelişkiler bulunması halinde, mahkemenin bu çelişkileri gidermeden doğrudan hüküm kurması yasalara aykırıdır. Emsal olayda, ilk rapor fiili sayım ile 274 adet kitabın satıldığını tespit ederken, ek rapor sadece faturalar üzerinden 246 adet kitabın satıldığı sonucuna varmıştır. Yargıtay, şüpheli ve çelişkili bilirkişi raporlarına dayanılarak karar verilemeyeceğini, mahkemenin öncelikle adil bir sonuca varmak adına bu açık çelişkiyi gidermekle yükümlü olduğunu net bir biçimde vurgulamıştır.
Hakim davamı reddetti ama kararda hiçbir sebep yazmıyor. Bu yasal mı? expand_more
Kesinlikle yasal değildir; mahkeme kararlarının hukuki gerekçeden yoksun bırakılması ve gerekçesiz karar verilmesi hukuka aykırıdır. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ilgili maddeleri uyarınca, tüm mahkemeler kararlarını şüpheye yer bırakmayacak şekilde ve yasal gerekçeleriyle birlikte yazmak zorundadır. Taleplerden her birinin neden kabul veya ret edildiğinin hiçbir maddi veya hukuki dayanak gösterilmeden, sadece soyut ifadelerle geçiştirilmesi adil yargılanma hakkının açık bir ihlalidir ve Yargıtay nezdinde mutlak bir bozma sebebidir.
Yayınevi ekstra para alıp kitabımın kapağını istediğim gibi yapmadı. Ne yapabilirim? expand_more
Yayınevi ile aranızdaki telif sözleşmesi kapsamında, kitabın kapağına yapılacak kabartma (gofre) gibi özel tasarım hizmetleri için ekstra bir bedel ödediyseniz ve yayınevi bu taahhüdünü yerine getirmediyse, ödediğiniz bedelin iadesini yasal yollardan talep etme hakkınız bulunmaktadır. Alacağınızın tahsili amacıyla icra takibi başlatabilir, yayınevinin haksız itirazı ile takibi durdurması halinde ise itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talepli bir dava açabilirsiniz. Yargıtay, yazarın ödediği bu tasarım bedelinin iadesine yönelik talebini sebepsiz yere reddeden yerel mahkeme kararını hukuka aykırı bularak bozmuştur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir