Anasayfa Karar Bülteni AYM | İsmet Altuntaş | BN. 2021/47519

Karar Bülteni

AYM İsmet Altuntaş BN. 2021/47519

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm
Başvuru No 2021/47519
Karar Tarihi 02.10.2024
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
  • Belirleyici tanık beyanları mahkemede tartışılmalıdır.
  • Sanığın tanığı sorgulama imkânı elinden alınamaz.
  • Yalnızca soruşturma ifadeleriyle mahkûmiyet kararı verilemez.
  • Dengeleyici güvenceler sağlanmadan adil yargılanma gerçekleşmez.

Bu karar, ceza yargılamasında tanık sorgulama hakkının ve doğrudan doğruyalık ilkesinin ne denli kritik bir öneme sahip olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Anayasa Mahkemesi, sanığın aleyhine ifade veren tanıkların mahkeme huzuruna getirilmeden ve sanığa soru sorma imkânı tanınmadan, yalnızca soruşturma aşamasında alınan ifadeleriyle mahkûmiyet kararı verilmesinin adil yargılanma hakkına açık bir müdahale olduğunu vurgulamıştır. Özellikle mahkûmiyete temel oluşturan delilin tek veya belirleyici olduğu durumlarda, bu ifadelerin duruşmada mutlaka sınanması hukuki bir zorunluluktur.

Benzer davalarda güçlü bir emsal niteliği taşıyan bu karar, mahkemelerin tanıkları huzurda dinlemek veya teknolojik imkânları kullanmak için aktif çaba göstermesi gerektiğini şart koşmaktadır. Yalnızca adresin tam bulunamaması veya mağdurların yabancı uyruklu olması gibi gerekçelerle tanık dinlemekten vazgeçilmesi, sanığın anayasal haklarını ihlal edecektir. Uygulamada, bilhassa göçmen kaçakçılığı ve yağma gibi ağır suçlamalarda, yerel mahkemelerin delil toplama ve tanık hazır etme yükümlülüklerine çok daha titiz yaklaşmaları gerektiği bu içtihatla pekiştirilmiştir. Hukuk sistemimizde savunma makamının dezavantajlı duruma düşürülmemesi adına yeterli dengeleyici güvencelerin sağlanması mutlak bir kuraldır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, yurt dışına yasa dışı yollarla çıkmak isteyen Afgan uyruklu on üç kişilik bir göçmen grubunu para karşılığında sınır kapısına götürme vaadiyle araçlara bindirerek Şile'de bir eve götürmekle suçlanmıştır. İddiaya göre başvurucu, bu evde göçmenleri bir odaya kilitlemiş, tehdit etmiş ve bazı mağdurların para, cep telefonu ile özel eşyalarını zor kullanarak almıştır. Mağdurlardan birinin evden kaçarak kolluk kuvvetlerine haber vermesi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda başvurucu hakkında göçmen kaçakçılığı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve yağma suçlarından dava açılmıştır. Yerel mahkeme, mağdurların yabancı uyruklu olması ve adreslerinin kesin olarak tespit edilememesi nedeniyle onları duruşmada dinlemeden, yalnızca soruşturma aşamasındaki ifadelerine dayanarak başvurucuyu mahkûm etmiştir. Başvurucu, mahkûmiyetine dayanak olan kişileri mahkemede sorgulayamadığı için adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı değerlendirirken, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı ile ceza muhakemesinin temel ilkelerinden olan tanık sorgulama hakkına ve doğrudan doğruyalık ilkesine dayanmıştır. Bu çerçevede, bir ceza yargılamasında sanığın aleyhine olan tanıkları sorguya çekme veya çektirme hakkı, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin ayrılmaz bir parçasıdır.

Sanığın suçluluğu konusunda karar verecek hâkimin, sağlıklı gözlem yapabilmek ve doğru bir vicdani kanaate ulaşabilmek için tanıkları bizzat dinlemesi gerekmektedir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.210 uyarınca, olayın delili bir tanığın açıklamalarından ibaret ise bu tanık duruşmada mutlaka dinlenmelidir. Soruşturma aşamasında tutulan tutanakların duruşmada okunması, ancak olağanüstü zorunlu hâllerde kabul edilebilir bir uygulamadır.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, tanık beyanlarının delil olarak kabul edilmesinin yargılamanın adilliğini zedelememesi için üç aşamalı bir test uygulanmaktadır. Birincisi, tanığın mahkemede hazır edilmemesinin çok geçerli bir nedene dayanmasıdır. İkincisi, sanığın sorgulama imkânı bulamadığı tanık beyanının, mahkûmiyetin dayandığı tek veya belirleyici delil olup olmadığının incelenmesidir. Üçüncüsü ise, bu durumun savunma tarafı aleyhine yarattığı zorluğu giderecek yeterli dengeleyici güvencelerin yargılama makamlarınca sağlanıp sağlanmadığıdır. Mahkemenin, tanıkları 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.180 kapsamında Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) yoluyla dinleyebilme imkânı varken bunun için gerekli çabayı göstermemesi, adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Somut olayda yerel mahkeme, yargılamanın dördüncü celsesinde Afgan uyruklu mağdurların temininin imkânsız olduğunu belirterek onları duruşmada dinlemekten vazgeçmiş ve sadece soruşturma aşamasında verdikleri ifadeleri okumakla yetinmiştir. Ancak dosyada yer alan bilgilere göre, mağdurların bazılarının Eskişehir'de ikamet ettiği tespit edilmesine rağmen, mahkemece onlara ulaşmak için yeterli usuli çaba gösterilmemiştir. Mağdurlara ait üç farklı iletişim numarası mevcutken sadece birine kısa mesaj gönderilmiş, tanıkların celbi için diğer yöntemler tüketilmemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu durumu mahkemenin tanıkları hazır etmek için üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmediği şeklinde değerlendirmiştir.

Daha da önemlisi, başvurucu hakkındaki mahkûmiyet kararının, özellikle yağma suçları yönünden, tek ve belirleyici dayanağı bu mağdurların soruşturma evresinde kollukta verdikleri ifadeler olmuştur. Mahkeme, yağmaya konu edildiği iddia edilen para ve eşyaların olay yerinde veya başvurucunun üzerinde ele geçirilip geçirilmediğine ya da iade edilip edilmediğine dair herhangi bir bulguya kararında yer vermemiştir. Başvurucunun suçlamaları en başından beri istikrarlı bir şekilde reddetmesine karşın, tek delil olan bu mağdur ifadelerinin mahkeme huzurunda çelişmeli olarak test edilememesi savunma makamını ciddi bir eşitsizliğe sürüklemiştir.

Başvurucuya olayı kendi bakış açısına göre anlatma imkânı verilmiş olsa da, tanıkların duruşmada bulunmaması veya SEGBİS aracılığıyla dinlenmemesi nedeniyle başvurucu aleyhindeki tanıklara soru sorma fırsatından mahrum bırakılmıştır. Bu bağlamda, güvenilirliği hiçbir şekilde mahkeme ortamında sınanmamış tanık beyanlarına dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması, adil yargılanmanın temel dinamiklerini telafisi imkânsız şekilde zedelemiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, adil yargılanma hakkı kapsamındaki tanık sorgulama hakkının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: