Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 9. HD | 2016/30660 E. | 2016/20963 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 9. HD 2016/30660 E. 2016/20963 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/30660
Karar No 2016/20963
Karar Tarihi 28.11.2016
Dava Türü İşe İade
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Barışçıl toplu eylem hakkı ölçülü kullanılmalıdır.
  • İşverene zarar verme kastı taşıyan eylemler korunmaz.
  • Yasa dışı iş bırakma haklı fesih nedenidir.
  • Kanuni grev şartları oluşmadan iş bırakılamaz.

Bu karar, işçilerin anayasal ve uluslararası sözleşmelerden doğan barışçıl toplu eylem hakkı ile yasa dışı grev ve haksız fesih nedenleri arasındaki ince çizgiyi hukuken somutlaştırmaktadır. İş sözleşmesinin yürürlükte olduğu ve yetkili sendikanın bulunduğu bir işyerinde, sendikadan istifa eden işçilerin fiili durum yaratarak üretimi durdurmaları ve fabrika binasından çıkmamaları, salt hak arama hürriyeti kapsamında değerlendirilmemiştir. Yargıtay, hakkın kullanımında ölçülülük ilkesinin altını çizerek, işverene zarar verecek boyuta ulaşan ve kanuni prosedürlere uymayan eylemlerin iş sözleşmesinin haklı nedenle feshine zemin hazırlayacağını açıkça ifade etmiştir. Özellikle toplu eylem hakkının varlığı kabul edilse bile, bu hakkın kullanımının dürüstlük kuralı ve ölçülülük prensibiyle sınırlandırılmış olması, çalışma hayatındaki dengelerin korunması açısından kritik bir öneme sahiptir.

Benzer davalarda bu karar, toplu iş bırakma veya işyeri işgali gibi fiili eylemlerin yasal sınırlarının belirlenmesinde oldukça güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Uygulamada, işçilerin demokratik itiraz hakları bulunmakla birlikte, bu hakkın kullanımının işverenin mülkiyet ve yönetim hakkını zedeleyecek, üretim faaliyetini günlerce durdurarak orantısız biçimde aksatacak bir seviyeye ulaşması durumunda eylemin hukuki korumadan yararlanamayacağı bu kararla netleşmiştir. İş mahkemelerinin uyuşmazlıkları çözerken salt eylemin başlangıçtaki barışçıl görünümüne değil; eylemin zamanlamasına, ne kadar sürdüğüne, katılımcı sayısına ve işyerinde yarattığı fiili zararın ağırlığına da bütüncül olarak bakması gerektiği vurgulanarak, yargılama pratiklerinde alt mahkemelerce mutlaka dikkate alınacak temel ve yön gösterici bir içtihat ortaya konulmuştur.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalıya ait klima üretim fabrikasında çalışırken yetkili sendikanın tutumunu protesto ederek istifa etmiş ve ardından işyerinde yaşanan bazı toplu iş bırakma eylemlerine fiilen katılmıştır. Eylemlerin uzaması üzerine işten çıkarılan işçi, iş sözleşmesinin sırf sendikadan istifa etmesi ve hak arayışında bulunması nedeniyle haksız yere feshedildiğini ileri sürerek işe iade kararı verilmesi ve sendikal tazminat ödenmesi talebiyle dava açmıştır. Davalı işveren tarafı ise, sektördeki diğer fabrikalarda başlayan olayların kendi işyerlerine de yansıdığını, işçilerin yasa dışı şekilde üretimi durdurarak fabrika binasını işgal ettiğini iddia etmiştir. İşveren, uzlaşma yollarının tükenmesi ve eylemlerin sonlandırılmaması üzerine feshin mecburi ve haklı nedene dayandığını savunmuştur. Uyuşmazlık, işçilerin eyleminin barışçıl bir hak arama özgürlüğü mü yoksa yasa dışı bir grev mi olduğuna ilişkindir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümü, işçilerin toplu eylem hakkı ile yasa dışı grev kavramlarının ulusal ve uluslararası mevzuat çerçevesinde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Uyuşmazlığın hukuki zemininde ilk olarak 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m.58 yer almaktadır. İlgili madde düzenlemesine göre, işçilerin topluca çalışmamak suretiyle işyerinde faaliyeti durdurmak veya önemli ölçüde aksatmak amacıyla işi bırakmaları kanuni anlamda grev olarak tanımlanmaktadır. Toplu iş sözleşmesi prosedürüne uyulmadan ve kanuni şartlar gerçekleşmeden yapılan eylemler ise açıkça "kanun dışı grev" kabul edilmektedir.

Bununla birlikte evrensel hukuk ilkeleri bağlamında Anayasa'nın 51. ve 54. maddeleri ile Anayasa m.90 yollamasıyla iç hukukumuzun bağlayıcı bir parçası haline gelen 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı, işçilere ekonomik haklarını savunmak amacıyla barışçıl toplu eylem hakkı tanımaktadır. Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, toplu iş sözleşmesi prosedürü dışında gelişen kısa süreli, doğrudan hak arama amacı taşıyan protesto eylemleri kural olarak meşru sayılabilmektedir.

Fakat bu hakkın kullanımının da mutlak ve sınırsız olmadığı unutulmamalıdır. Eylemin hukuki koruma görebilmesi için barışçıl bir çerçevede kalması, işverene özel olarak zarar verme amacı taşımaması ve "ölçülülük" ilkesine sıkı sıkıya uyması zorunludur. Ölçülülük kriteri; eylemin süresi, işyerindeki üretim sürecine verdiği zararın boyutu ve eylemin orantılılığı ile tartılır. Üretimi tamamen felç edecek boyuta varan izinsiz eylemler, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II kapsamında işverene derhal ve haklı fesih hakkı vermektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin işçilerin eylemini hak arama özgürlüğü kapsamında barışçıl bir protesto olarak niteleyen ve işe iade yönünde kurduğu kararı kapsamlı bir şekilde hukuki denetime tabi tutmuştur. Dosya kapsamındaki deliller, emniyet tutanakları ve tanık beyanlarına göre, davalıya ait işyerinde hâlihazırda yürürlükte olan bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi bulunduğu saptanmıştır. İşçiler, sektördeki diğer fabrikalarda uygulanan ücret artışlarını emsal göstererek kendi yetkili sendikalarına tepki göstermiş, ardından da iş bırakarak fabrika binasından günlerce çıkmama şeklinde bir eylem süreci başlatmışlardır.

Yüksek Mahkeme, bahsi geçen fiili eylemin ilk bakışta sadece basit bir hak arayışı gibi görünse de, somut olayın yansımalarının barışçıl sınırları fazlasıyla aştığını tespit etmiştir. Eylemin günlerce sürmesi, vardiya değişimlerinin engellenmesi ve işyerinde üretimin durması nedeniyle önemli ölçüde ekonomik zarara yol açması dikkate alındığında, hareketin ölçülülük ilkesinden tamamen uzaklaştığı açıkça vurgulanmıştır. Ayrıca işçilerin, kendi seçtikleri temsilcilerin işverence bir protokolle resmi olarak tanınması yönündeki taleplerinin, yürürlükteki yasal bir toplu iş sözleşmesi varken fiilen ve hukuken karşılık bulmasının olanaksız olduğu da belirtilmiştir.

İşverenin bu süreç boyunca gerekli uyarıları yapmasına ve eylemi sonlandırmaları için işçilere mühlet vermesine rağmen işyerini terk etmeyen işçilere yönelik uyguladığı tazminatsız fesih işleminin, yasal mevzuata uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Tüm bu hukuki ve maddi gerekçeler değerlendirildiğinde, yerel mahkemenin feshin geçersizliğine ve işe iadeye hükmetmesinin isabetsiz olduğu belirlenmiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, davacının katıldığı eylemin yasa dışı iş bırakma niteliğinde olması ve feshin haklı nedene dayanması sebebiyle davanın reddi yönünde kararı bozmuştur.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: