Anasayfa/ Karar Bülteni/ Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/30659 E. 2016/20962 K.

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2016/30659 E. 2016/20962 K.

Bu karar, işçilerin Anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan toplu eylem hakkının sınırlarını ve bu hakkın kötüye kullanımının sonuçlarını net bir şekilde çizmektedir. Mahkeme, işçilerin sendika seçme özgürlüğü ve toplu eylem hakkını prensipte kabul etmekle birlikte, eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı taşımaması ve mutlaka ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. İşçilerin yetkili sendikaya tepki olarak üretimi durdurmaları ve fabrika binasını terk etmeyerek eylemi bir işgal boyutuna dönüştürmeleri, barışçıl bir hak arama yöntemi olmaktan çıkarak yasa dışı bir fiil haline gelmiştir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No 2016/30659
Karar No 2016/20962
Karar Tarihi 28.11.2016
Karar Sonucu Bozma
Karar Linki Yargıtay Karar Arama

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Toplu eylem hakkı işverene zarar vermemelidir.
  • gavel Fabrika işgalini içeren eylem ölçüsüzdür.
  • gavel Kanuni grev koşulları olmadan iş bırakılamaz.
  • gavel Ölçüsüz eyleme katılan işçinin feshi haklıdır.

Bu karar, işçilerin Anayasal ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan toplu eylem hakkının sınırlarını ve bu hakkın kötüye kullanımının sonuçlarını net bir şekilde çizmektedir. Mahkeme, işçilerin sendika seçme özgürlüğü ve toplu eylem hakkını prensipte kabul etmekle birlikte, eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı taşımaması ve mutlaka ölçülü olması gerektiğini vurgulamıştır. İşçilerin yetkili sendikaya tepki olarak üretimi durdurmaları ve fabrika binasını terk etmeyerek eylemi bir işgal boyutuna dönüştürmeleri, barışçıl bir hak arama yöntemi olmaktan çıkarak yasa dışı bir fiil haline gelmiştir.

Yargıtay'ın bu kararı, benzer toplu iş bırakma ve işyeri işgali davalarında işverenlere derhal fesih hakkı tanıyan kritik bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle yürürlükte bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi varken ve kanuni grev şartları oluşmamışken gerçekleştirilen ölçüsüz eylemlerin, işçiye doğrudan haklı fesih yaptırımı olarak döneceği tescillenmiştir. Uygulamada bu karar, işçi gruplarının hak arama yöntemlerini belirlerken barışçıl ve orantılı olmalarının zorunluluğunu, aksi takdirde iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacaklarını gösteren temel bir referans belgesi niteliğindedir. İşverenler açısından ise, eylemin yasa dışı ve ölçüsüz hale gelmesi durumunda iş sözleşmesini derhal sonlandırma yetkisinin hukuka uygunluğunu pekiştirmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkete ait fabrikada çalışırken diğer birçok işçiyle birlikte üyesi olduğu yetkili sendikadan istifa etmiştir. Sendikalarından memnun olmayan işçiler, sendika temsilcilerinin fabrikadan çıkarılmasını ve kendi seçtikleri temsilcilerin tanınmasını talep ederek iş bırakma eylemi yapmış, fabrikadan çıkmayarak üretimi tamamen durdurmuşlardır. Davalı şirket ise işçilerin bu taleplerinin yasaya aykırı olduğunu, tüm uyarılara rağmen işbaşı yapmadıklarını ve işyerini işgal ettiklerini belirterek davacı işçinin iş sözleşmesini tazminatsız olarak feshetmiştir. İşten çıkarılan davacı, eylemin barışçıl bir hak arama özgürlüğü kapsamında kaldığını ve işverenin kendisine sendikal nedenlerle haksız yere çıkış verdiğini iddia ederek işe iadesi ile sendikal tazminat talebiyle dava açmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde, işçilerin toplu eylem hakları ile işverenin haklı nedenle fesih yetkisi arasındaki denge gözetilerek değerlendirme yapılmıştır. Bu kapsamda en temel dayanaklardan biri, yasa dışı grev ve iş bırakma eylemlerini düzenleyen 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu m. 58 hükmüdür. Bu maddeye göre, işçilerin aralarında anlaşarak işyerindeki faaliyeti durdurmak amacıyla topluca çalışmamaları grev olarak tanımlanmış, kanuni şartları taşımadan ve uyuşmazlık prosedürü işletilmeden yapılan grevlerin yasa dışı olduğu açıkça belirtilmiştir.

Ayrıca, iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshini düzenleyen 4857 sayılı İş Kanunu m. 25/II uyarınca, işçinin işverenin güvenini kötüye kullanması ile ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan halleri, işverene tazminatsız ve derhal fesih hakkı vermektedir.

Yargıtay içtihatlarında ve Anayasa m. 51, 54 ile uluslararası 87 ve 98 sayılı ILO Sözleşmeleri ve Avrupa Sosyal Şartı kapsamında işçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem hakları bulunduğu kabul edilmektedir. Ancak, yerleşik içtihat prensipleri gereğince, bu eylemlerin meşru sayılabilmesi için mutlak surette işverene zarar verme kastı taşımaması, barışçıl olması ve amaca ulaşma noktasında ölçülülük ilkesine uygun davranılması şarttır. İşyeri işgali, yürürlükteki yasal bir toplu iş sözleşmesini hiçe sayarak işverenden hukuken yerine getirilmesi imkansız taleplerde bulunma ve üretimi hukuka aykırı şekilde uzun süre durdurma eylemleri, barışçıl hak arama sınırlarını aşmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkemenin dosya kapsamındaki delilleri incelemesi sonucunda, davalı işyerinde geçerli bir toplu iş sözleşmesinin zaten yürürlükte olduğu tespit edilmiştir. Davacı ve diğer işçilerin, yetkili sendikaya tepki olarak iş bırakma eylemine giriştikleri, sendika temsilcilerinin odalarının kaldırılması ve tüzel kişiliği bulunmayan kendi gayriresmi temsilcilerinin muhatap alınması yönünde yasal olarak işverenin tek başına karşılayamayacağı hukuka aykırı taleplerde bulundukları görülmüştür. İşveren tarafından eylem süresince defalarca sağduyu çağrısı yapılmasına, yasal işlemlerin başlatılacağı ihtar edilmesine ve işe dönmeleri için makul bir süre verilmesine rağmen işçilerin fabrikadan ayrılmayarak eylemlerine devam ettikleri ve üretimi durdurdukları anlaşılmıştır.

Yerel mahkeme eylemin barışçıl olduğu gerekçesiyle feshin geçersizliğine karar vermişse de, yüksek mahkeme bu değerlendirmeyi isabetsiz bulmuştur. Yargıtay incelemesinde; emniyet güçlerinin müdahalesi ile sona erdirilebilen, fabrika binasından çıkmama şeklindeki fiili işgal ve iş bırakma eyleminin; zamanlaması, katılan kişi sayısı ve devam ettiği süre göz önüne alındığında ölçülü olmaktan tamamen uzak olduğu saptanmıştır. Olayda eylemin aslen işverene değil ilgili sendikaya yönelik olduğu açık olmakla birlikte, işçilerin işverenden hukuken yerine getirilmesi mümkün olmayan taleplerde bulunarak işyerini felç etmeleri meşru ve korunabilir bir hak arama yöntemi olarak kabul edilemez. İşverenin, sendikalı işçiler lehine sendikayı korumaya yönelik kastı bulunduğuna dair somut bir delil ispatlanamamıştır. İşçilerin işyeri disiplinini, üretimi ve güvenliği hiçe sayan bu eylemleri, işverene doğrudan haklı fesih yetkisi vermektedir.

Sonuç olarak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, gerçekleştirilen eylemin ölçüsüz ve yasa dışı olması sebebiyle işverenin feshinin haklı nedene dayandığı gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur.

Sendikayı protesto için işi bırakıp fabrikadan çıkmazsam kovulur muyum? expand_more
Sendikayı protesto amacıyla işyerini terk etmemek ve üretimi durdurmak, barışçıl hak arama sınırlarını aşan ve yasa dışı hale gelen bir fiildir. Yargıtay içtihatlarına göre, işçilerin toplu eylem hakkı bulunsa da bu eylemlerin ölçülü olması ve işverene zarar verme kastı taşımaması mutlak bir şarttır. Emniyet güçlerinin müdahalesiyle son bulabilen ve işverenden yasal olarak yerine getirmesi imkansız talepler (yetkili sendika temsilcilerini kovup resmi olmayanları muhatap alma vb.) içeren bu tarz bir fabrika işgali, işverene 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II maddesi uyarınca derhal fesih yetkisi verir. Dolayısıyla, katıldığınız bu ölçüsüz eylem nedeniyle iş sözleşmeniz işveren tarafından haklı nedenle derhal feshedilebilir.
İşyerindeki yetkili sendikaya kızıp üretimi durdurmak yasal bir hak mıdır? expand_more
Hayır, bu durum yasal ve meşru bir hak arama yöntemi olarak kabul edilemez. 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 58. maddesi, işçilerin aralarında anlaşarak işyerindeki faaliyeti durdurmak amacıyla topluca çalışmamalarını grev olarak tanımlamakta ve kanuni şartları taşımayan bu eylemleri yasa dışı saymaktadır. Yargıtay kararlarında da net bir şekilde ifade edildiği üzere, yürürlükte bağlayıcı bir toplu iş sözleşmesi varken kanuni yollar tüketilmeden üretimin tamamen durdurulması yasa dışı bir eylemdir. Anayasa ve uluslararası sözleşmeler toplu eylem hakkını korusa da, eylemin hukuka uygunluğu için işverenin işyeri disiplinini, üretimi ve güvenliği hiçe saymaması gerekmektedir.
Fabrika işgal eylemine katıldığım için işten atılırsam tazminat alabilir miyim? expand_more
Hukuken tazminat alma hakkınız bulunmamaktadır. İşçilerin, yetkili sendikaya olan tepkilerini işverene zarar verecek şekilde işyeri işgaline dönüştürmeleri, 4857 sayılı İş Kanunu'nun 25/II. Bendi uyarınca işverenin güvenini kötüye kullanma ile ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller kapsamında değerlendirilir. Yargıtay, işverenin işyerini felç eden, üretimi hukuka aykırı şekilde uzun süre durduran ve ölçülülük ilkesine aykırı olan bu eylemlerde işverenlerin sözleşmeyi tazminatsız ve derhal feshetme hakkının bulunduğunu istikrarlı bir şekilde kabul etmektedir. Bu nedenle söz konusu durumda iş sözleşmesinin haklı feshine dayanıldığından kıdem veya ihbar tazminatına hak kazanamazsınız.
Uyarılara rağmen işgal eylemine devam ettim, işe iade davasını kazanabilir miyim? expand_more
Yargıtay'ın güncel ve yerleşik içtihatları doğrultusunda bu davayı kazanma ihtimaliniz hukuken ortadan kalkmış durumdadır. İncelenen emsal kararda, işverenin eylem süresince işçilere defalarca sağduyu çağrısında bulunduğu, yasal işlemlerin başlatılacağını ihtar ettiği ve işe dönmeleri için makul bir süre tanıdığı tespit edilmiştir. Tüm bu iyiniyetli uyarılara rağmen eyleme devam ederek fabrika binasını boşaltmamak ve üretimi engellemek, işverene fesih için çok açık bir haklı neden oluşturur. Nitekim Yargıtay, bu olayda eylemin ölçüsüz olduğunu vurgulayarak işe iade yönünde karar veren yerel mahkemenin kararını bozmuş ve feshin geçerliliğini kesinleştirmiştir. Bu tür bir olayda iş güvencesi hükümlerinden faydalanılamaz.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir