Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Zuhal Yazman Kararı 2020/16719 B.

Anayasa Mahkemesi Zuhal Yazman Kararı 2020/16719 B.

Bu karar, idari makamlar tarafından vatandaşların mal varlıklarına uygulanan ihtiyati tedbirlerin veya blokelerin makul süreyi aşmasının anayasal sonuçları açısından büyük bir önem taşımaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) gibi yetkili kurumlar tarafından kamu yararı veya idari tedbir amacıyla kişilerin banka hesaplarına bloke konulabilmesi hukuken mümkündür. Ancak bu kararla birlikte, geçici nitelikte olması gereken tedbirlerin yıllarca devam ettirilmesinin mülkiyet hakkının özüne dokunan bir boyuta ulaştığı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bir kişinin kendi parasına dört buçuk yıldan uzun bir süre erişememesi, hakkın kullanımını tamamen askıya alan ve vatandaşa orantısız bir yük getiren bir durum olarak değerlendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Zuhal Yazman Kararı 2020/16719 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2020/16719
Karar Tarihi 16.05.2024
Taraf Zuhal Yazman
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Banka hesabına konulan uzun süreli bloke hukuka aykırıdır.
Mülkiyet hakkına yönelik tedbirler orantılı olmalıdır.
Uzun süren tedbirler kişilere aşırı külfet yükler.
İdarenin tedbir işlemlerinde makul süre aşılmamalıdır.

Bu karar, idari makamlar tarafından vatandaşların mal varlıklarına uygulanan ihtiyati tedbirlerin veya blokelerin makul süreyi aşmasının anayasal sonuçları açısından büyük bir önem taşımaktadır. Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) gibi yetkili kurumlar tarafından kamu yararı veya idari tedbir amacıyla kişilerin banka hesaplarına bloke konulabilmesi hukuken mümkündür. Ancak bu kararla birlikte, geçici nitelikte olması gereken tedbirlerin yıllarca devam ettirilmesinin mülkiyet hakkının özüne dokunan bir boyuta ulaştığı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bir kişinin kendi parasına dört buçuk yıldan uzun bir süre erişememesi, hakkın kullanımını tamamen askıya alan ve vatandaşa orantısız bir yük getiren bir durum olarak değerlendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi ve uygulamadaki önemi dikkate alındığında, bu karar kamu kurumlarının mal varlığı dondurma veya bloke koyma yetkilerini sınırsız bir süreyle kullanamayacaklarını açıkça teyit etmektedir. İdareler, tedbir kararlarını periyodik olarak gözden geçirmek ve tedbirin devamını gerektiren haklı bir neden yoksa işlemi sonlandırmakla yükümlüdür. Özellikle TMSF'ye devredilen kurumlardaki hesap sahiplerinin mağduriyetlerinin önlenmesi bakımından yol gösterici olan bu içtihat, idarenin tedbir uygularken daha şeffaf, hızlı ve orantılı hareket etmesini zorunlu kılmaktadır. Mahkemeler de bu tür tazminat taleplerinde sürenin makullüğünü ve kişiye yüklenen şahsi külfeti temel bir ölçüt olarak ele alacaktır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu Zuhal Yazman, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna (TMSF) devredilmesine karar verilen bir bankada bulunan katılım fonu hesabından parasını çekmek istemiştir. Ancak TMSF tarafından söz konusu banka hesabı ve fon tutarı üzerine 24 Kasım 2016 tarihinde idari bir kararla bloke konulmuştur. Başvurucu, kendi birikimi olan bu paraya yıllarca hiçbir şekilde erişememiş ve mal varlığını kullanamamıştır.

Başvurucu, hesabına konulan bu blokenin çok uzun süre devam etmesi nedeniyle ciddi anlamda mağdur olduğunu ve mülkiyet hakkının zedelendiğini belirterek hukuki yollara başvurmuştur. Yaklaşık dört buçuk yılın ardından ancak 9 Haziran 2021 tarihinde parasını alabilen başvurucu, bu uzun süreli erişim engeli nedeniyle yaşadığı mağduriyetin giderilmesi, mülkiyet hakkının ihlal edildiğinin tespiti ile tarafına maddi ve manevi tazminat ödenmesi talebiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesinin mülkiyet hakkına yönelik geçici hukuki koruma ve tedbir işlemlerini değerlendirdiği yerleşik içtihatlarına göre, bir mal varlığı veya banka hesabı üzerine bloke konulması, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkına yönelik bir müdahale teşkil etmektedir. Mülkiyet hakkı, kişilere sahip oldukları mal varlığını diledikleri gibi kullanma, yararlanma ve üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi verir.

İdare veya mahkemeler tarafından kamu yararı, soruşturmaların selameti veya kurumsal el koyma işlemleri kapsamında kişilerin hesaplarına bloke konulması kural olarak hukuki bir tedbir mekanizmasıdır. Ancak bu tür geçici hukuki tedbirlerin en önemli özelliği, isimlerinden de anlaşılacağı üzere sadece geçici bir süreliğine tesis edilmeleridir. Tedbirin kalıcı bir fiilî el koymaya veya yoksun bırakmaya dönüşmemesi, makul ve kabul edilebilir bir süre içinde sonuçlandırılması anayasal bir zorunluluktur.

Yerleşik içtihat prensipleri gereği, mülkiyet hakkını sınırlandıran bir idari tedbirin anayasaya uygun kabul edilebilmesi için ölçülülük ilkesine, yani müdahalenin amacı ile aracı arasında adil bir dengenin bulunması şartına uyması gerekir. Bir banka hesabı veya fon üzerindeki blokenin yıllarca devam ettirilmesi, malikin mülkiyetinden barışçıl bir şekilde yararlanma hakkını belirsiz bir süreyle öteler. Bu durum, kamu makamlarının sağladığı fayda ile bireyin katlanmak zorunda kaldığı zarar arasındaki dengeyi birey aleyhine bozar. Kamu gücünün bu şekilde uygulanması, mülk sahibine şahsi olarak aşırı ve olağandışı bir külfet yüklememelidir. Aksi durum, demokratik toplum düzeninde mülkiyet hakkının açık bir ihlali olarak kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen bankadaki hesabına konulan blokeyi, somut olayın özellikleri ve daha önce verilen emsal kararlar ışığında değerlendirmiştir. Yüksek Mahkeme, incelemesinde özellikle daha önce karara bağlanan benzer nitelikteki Ayşe Sabahat Gencer kararına atıf yaparak, uygulanacak anayasal ilkelerin bu içtihatla net bir şekilde belirlendiğine dikkat çekmiştir.

Dosya kapsamındaki verilere göre, başvurucunun bankada bulunan katılım fonu tutarı üzerine 24 Kasım 2016 tarihinde bloke konulmuştur. Başvurucu, ancak dört buçuk yılı aşan bir sürenin ardından, 9 Haziran 2021 tarihinde parasını hesabından çekebilmiştir. Mahkeme, idari bir işlem veya kurumsal bir el koyma süreci gereği banka hesaplarına tedbir uygulanmasının meşru bir amacı olabileceğini kabul etmekle birlikte, bu tedbirin makul bir süreyi çok aşacak şekilde dört buçuk yıldan fazla sürdürülmesinin kabul edilemez olduğunu tespit etmiştir.

Geçici olması gereken bir koruma tedbirinin yıllarca devam ettirilmesi, başvurucunun kendi mal varlığından faydalanma, onu kullanma ve üzerinde dilediği gibi tasarrufta bulunma yetkisini fiilen ve belirsiz bir süreyle elinden almıştır. İdare tarafından uygulanan bu uzun süreli erişim engeli, kendisiyle ilgili olmayan hukuki veya idari süreçlerin yükünü tamamen başvurucuya yüklemiştir. Anayasa Mahkemesi, makul olmayan bu gecikmenin ve uzun süreli blokenin, kamu yararı ile bireyin hakkı arasındaki adil dengeyi başvurucu aleyhine açıkça bozduğunu ve başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfet yüklediğini vurgulamıştır.

Öte yandan Mahkeme, başvurucunun uğradığını iddia ettiği maddi zarar ile uygulanan tedbir arasında somut bir illiyet bağı kurulamadığını ve bu konuda yeterli bilgi veya belgenin dosyaya sunulmadığını belirterek maddi tazminat talebini reddetmiştir. Ancak yaşanan haksız süreç ve gecikme dikkate alınarak başvurucu lehine manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ve başvurucuya 29.700 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

TMSF banka hesabıma bloke koydu, paramı çekemiyorum. Ne yapmalıyım? expand_more
İdare veya yetkili merciler tarafından kamu yararı veya kurumsal el koyma işlemleri kapsamında banka hesaplarınıza geçici bir hukuki tedbir olarak bloke konulması mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, geçici olması gereken bu işlemlerin yıllarca sürdürülerek kalıcı bir fiilî el koymaya dönüşmesi, Anayasa'nın 35. maddesiyle güvence altına alınan mülkiyet hakkınızın açık bir ihlalidir. Hakkınızın makul olmayan bir şekilde kısıtlandığını ve idarenin geçici olması gereken bu tedbiri yıllarca uzatarak size aşırı bir külfet yüklediğini düşünüyorsanız, hukuki yolları tüketerek Anayasa Mahkemesine mülkiyet hakkı ihlali iddiasıyla bireysel başvuruda bulunabilirsiniz.
Banka hesabımdaki bloke yasal olarak en fazla ne kadar sürebilir? expand_more
Mevzuatta geçici koruma ve tedbir işlemleri için mutlak ve sabit bir gün sınırı belirtilmemiş olsa da, Anayasa Mahkemesi hukuki tedbirlerin makul ve kabul edilebilir bir sürede sonuçlandırılmasını anayasal bir zorunluluk olarak görmektedir. Örneğin somut bir emsal kararda, bankada bulunan fon tutarı üzerine konulan idari blokenin dört buçuk yıldan fazla sürmesi orantısız bulunmuş ve hukuka aykırı kabul edilmiştir. Kamu idareleri, tedbir kararlarını periyodik olarak incelemekle ve tedbirin devamını gerektiren haklı, meşru bir neden kalmamışsa işlemi derhal sonlandırmakla yükümlüdür.
Yıllarca paramı kullanamadım, devletten tazminat alabilir miyim? expand_more
Hesabınıza uygulanan blokenin makul süreyi çok aşması ve bu yüzden mülkiyet hakkınızın ihlal edilmesi durumunda manevi tazminat hakkınız doğmaktadır. Anayasa Mahkemesi, kendi parasına yıllarca erişemeyen, tasarruf yetkisi elinden alınan ve bu belirsiz süreçte mağdur olan vatandaşlar lehine manevi tazminata hükmetmektedir. Bununla birlikte maddi tazminat talep edebilmeniz için, uygulanan tedbir işlemi ile uğradığınız gerçek maddi zarar arasında doğrudan ve somut bir nedensellik bağı kurmanız; bunu da mahkemeye bilgi ve belgelerle net bir biçimde ispatlamanız gerekmektedir.
Hakkımdaki idari süreç bitmeden banka hesabımdaki bloke kaldırılır mı? expand_more
Banka hesabınız üzerindeki blokeler ve ihtiyati tedbirler, müdahalenin amacı ile kullanılan araç arasında adil bir dengenin bulunmasını emreden ölçülülük ilkesine uymak zorundadır. Uzayan hukuki veya idari süreçlerin getirdiği yükün tamamen vatandaşa yüklenmesi hukuken kabul edilemez. Dolayısıyla, idarenin elde edeceği kamu yararı ile sizin şahsınızın uğradığı zarar arasındaki bu adil denge sizin aleyhinize bozulmuşsa ve tedbiri haklı kılan acil bir gereklilik ortadan kalkmışsa, idari süreç tamamen nihayete ermemiş olsa bile bu kısıtlamanın kaldırılması gerekmektedir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir