Anasayfa/ Karar Bülteni/ Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Derrek ve Diğerleri - Rusya Kararı 31712/21 B.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Derrek ve Diğerleri - Rusya Kararı 31712/21 B.

Bu karar, devlet görevlileri tarafından cinsel yönelim temelinde gerçekleştirilen nefret saikli eylemlerin ve ayrımcı muamelenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ne derece ağır bir ihlal teşkil ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, LGBT bireylerin katıldığı barışçıl bir eğitim toplantısına yapılan polis baskınını, sonrasında gerçekleştirilen keyfi üst aramalarını ve zorunlu uyuşturucu testlerini yalnızca bir yetki aşımı olarak değil, doğrudan mağdurları aşağılamaya ve korkutmaya yönelik onur kırıcı bir muamele olarak nitelendirmiştir. Aynı zamanda, özgürlükten yoksun bırakma işlemlerinin hiçbir resmi kayda bağlanmamasının, Sözleşme'nin en temel usuli güvencelerini tamamen ortadan kaldıran ve bireyi devlet aygıtı karşısında savunmasız bırakan ağır bir ihlal olduğu vurgulanmıştır.
search

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Derrek ve Diğerleri - Rusya Kararı 31712/21 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi
Bölüm 3. Bölüm
Başvuru No 31712/21
Karar Tarihi 29.04.2025
Taraflar Derrek ve Diğerleri - Rusya
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
Öne Çıkan Hükümler
Ayrımcı saikle yapılan kötü muamele etkin soruşturulmalıdır.
Kayıt dışı gözaltı özgürlük hakkının ağır ihlalidir.
Nefret saikiyle yapılan keyfi aramalar onur kırıcıdır.
Barışçıl toplantıların haksız engellenmesi caydırıcı etki yaratır.

Bu karar, devlet görevlileri tarafından cinsel yönelim temelinde gerçekleştirilen nefret saikli eylemlerin ve ayrımcı muamelenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında ne derece ağır bir ihlal teşkil ettiğini açıkça ortaya koymaktadır. Mahkeme, LGBT bireylerin katıldığı barışçıl bir eğitim toplantısına yapılan polis baskınını, sonrasında gerçekleştirilen keyfi üst aramalarını ve zorunlu uyuşturucu testlerini yalnızca bir yetki aşımı olarak değil, doğrudan mağdurları aşağılamaya ve korkutmaya yönelik onur kırıcı bir muamele olarak nitelendirmiştir. Aynı zamanda, özgürlükten yoksun bırakma işlemlerinin hiçbir resmi kayda bağlanmamasının, Sözleşme'nin en temel usuli güvencelerini tamamen ortadan kaldıran ve bireyi devlet aygıtı karşısında savunmasız bırakan ağır bir ihlal olduğu vurgulanmıştır.

Uygulamadaki önemi ve emsal etkisi bakımından bu karar, kolluk kuvvetlerinin ayrımcı saiklerle hareket ettiği yönündeki iddialarda devletin derhal, tarafsız ve son derece etkili bir soruşturma yürütme yükümlülüğünü çok güçlü bir biçimde pekiştirmektedir. Karar, nefret söylemi, polis şiddeti ve önyargı temelli uygulamalara karşı sıfır tolerans yaklaşımını benimseyerek, ulusal mahkemeler ve benzer davalar için yön gösterici bir içtihat oluşturmaktadır. Ayrıca, barışçıl toplanma hakkına yönelik orantısız ve keyfi müdahalelerin, demokratik bir toplumda azınlık grupları üzerinde yaratacağı hak yoksunlukları ile caydırıcı etkinin hiçbir yasal veya idari gerekçeyle kabul edilemez olduğu net bir biçimde teyit edilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Uyuşmazlık, Rusya'nın Yaroslavl kentinde LGBT hakları aktivistleri tarafından düzenlenen barışçıl bir eğitim toplantısına polisin ve özel harekât ekiplerinin yaptığı baskın neticesinde ortaya çıkmıştır. Başvuranlar, 5 Aralık 2020 tarihinde düzenlenen etkinlik sırasında polislerin mekana girerek katılımcıları uzun süre duvara dönük halde beklettiğini, kendilerine ayrımcı ve aşağılayıcı hakaretlerde bulunduğunu, haksız yere üst araması yaptığını ve bazı katılımcıları karakola ile zorunlu uyuşturucu testi için hastaneye götürdüğünü belirterek Rusya Federasyonu'na karşı dava açmıştır. Olay sırasında veya sonrasında hiçbir uyuşturucu madde bulunmamasına rağmen, polislerin nefret saikiyle hareket ettiği ve gözaltı işlemlerinin resmi kayda geçirilmediği iddia edilmiştir. Başvuranlar, maruz kaldıkları onur kırıcı muamele, haksız gözaltı uygulaması ve toplanma özgürlüklerinin engellenmesi nedenleriyle şikâyetçi olmuş, bu ayrımcı ve keyfi polis eylemlerinin ulusal makamlarca etkili bir şekilde soruşturulmamasını Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşımışlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, uyuşmazlığı incelerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.3 (işkence ve kötü muamele yasağı), Sözleşme m.5 (özgürlük ve güvenlik hakkı), Sözleşme m.11 (toplantı ve dernek kurma özgürlüğü) ve Sözleşme m.14 (ayrımcılık yasağı) çerçevesinde yerleşik içtihat prensiplerine dayanmıştır.

Mahkeme'nin yerleşik içtihatlarına göre, kolluk kuvvetlerinin eylemleri sonucunda ortaya çıkan ve kişinin insan onurunu zedeleyen, onu aşağılayan veya onda korku ve çaresizlik duyguları uyandıran her türlü muamele, asgari bir ağırlık eşiğini aştığı takdirde onur kırıcı muamele olarak değerlendirilir. Devlet ajanlarının nefret saikiyle işledikleri şiddet veya kötü muamele iddialarında, devletin sadece bu tür eylemlerden kaçınma yükümlülüğü (negatif yükümlülük) bulunmamaktadır; aynı zamanda iddia edilen ayrımcı saiki ortaya çıkarmak için derhal, bağımsız ve etkili bir resmi soruşturma yürütme yükümlülüğü (pozitif usuli yükümlülük) bulunmaktadır.

Özgürlük ve güvenlik hakkı bağlamında, kişinin rızası dışında ve serbestçe ayrılmasına izin verilmeyecek şekilde polis gözetiminde tutulması, süresi nispeten kısa dahi olsa özgürlükten yoksun bırakma teşkil eder. Gözaltı işlemlerinin tarih, saat, yer ve gerekçe gibi temel unsurlarla resmi kayda geçirilmemesi, kişinin keyfi tutulmalara karşı sahip olduğu en temel güvencelerin reddedilmesi anlamına gelir ve Sözleşme'nin amacına tamamen aykırıdır.

Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü açısından ise, barışçıl bir toplantının devlet yetkilileri tarafından dağıtılması bu hakka açık bir müdahaledir. Bu müdahalenin demokratik bir toplumda gerekli kabul edilebilmesi için, zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmesi ve güdülen meşru amaçla orantılı olması şarttır. Barışçıl toplantılara yönelik keyfi ve orantısız polis müdahaleleri, benzer etkinliklere katılmak isteyen diğer bireyler üzerinde caydırıcı etki yaratması nedeniyle hukuka aykırı kabul edilmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Mahkeme, somut olayda polis ve özel harekât ekiplerinin LGBT hakları konulu barışçıl bir toplantıya düzenlediği baskın sırasında uygulanan eylemleri ayrıntılı olarak incelemiştir. Elde edilen deliller ışığında, polis memurlarının ve polis şefinin başvuranlara yönelik aşağılayıcı homofobik ifadeler kullandığı, onları yarım saatten fazla duvara dönük şekilde beklettiği ve cinsel yönelimleri nedeniyle açıkça hedef aldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, başvuranlara yönelik üst araması ve hastanede zorunlu uyuşturucu testi gibi uygulamaların hiçbir makul şüpheye veya meşru bir soruşturma amacına dayanmadığını, bu işlemlerin tek amacının LGBT topluluğuyla olan bağları nedeniyle başvuranları korkutmak, sindirmek ve aşağılamak olduğunu belirtmiştir. Bu durum, nefret saikiyle işlenen onur kırıcı muamele eşiğini aşmıştır. Ayrıca, ulusal makamların bu ayrımcı niyet iddialarını ciddiye alıp etkili bir biçimde soruşturmak yerine şikâyetleri yüzeysel şekilde kapatması açık bir usuli ihlal olarak değerlendirilmiştir.

Özgürlük ve güvenlik hakkı yönünden yapılan incelemede, başvuranların toplantı mekanında alıkonulmaları, ardından hastaneye ve karakola götürülerek saatlerce iradeleri dışında tutulmaları özgürlükten yoksun bırakma olarak nitelendirilmiştir. Bu süre zarfında yakalama veya gözaltı işlemine dair hiçbir resmi tutanak düzenlenmemesinin, özgürlükten yoksun bırakmanın hukuka uygunluğu şartını tamamen ihlal ettiği ve keyfiliğe karşı sağlanan temel yasal güvenceleri yok saydığı vurgulanmıştır.

Toplantı özgürlüğü açısından ise, Mahkeme söz konusu müdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyaca dayanmadığını ve polis operasyonunun şeklinin demokratik bir toplumda gerekli sayılamayacağını tespit etmiştir. Yetkililerin Covid-19 tedbirlerine uyulmadığı yönündeki iddiası, baskının asıl sebebi olarak inandırıcı bulunmamıştır. Bu haksız ve orantısız müdahalenin, azınlık haklarını savunan bireyler üzerinde açık bir caydırıcı etki yarattığı sonucuna varılmıştır.

Sonuç olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, ayrımcılık yasağı ile bağlantılı olarak kötü muamele yasağının, özgürlük ve güvenlik hakkının ve toplantı özgürlüğünün ihlal edildiği yönünde karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

Polis toplantımızı basıp bize hakaret etti, bu suç değil mi? expand_more
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) yerleşik içtihatlarına göre, kolluk kuvvetlerinin eylemleri sonucunda kişinin insan onurunu zedeleyen, onu aşağılayan veya onda korku ve çaresizlik duyguları uyandıran her türlü muamele asgari bir ağırlık eşiğini aştığı takdirde "onur kırıcı muamele" olarak değerlendirilmektedir. Özellikle cinsel yönelim gibi nedenlerle katılımcıların açıkça hedef alınması, saatlerce duvara dönük bekletilmesi ve memurlarca homofobik ifadeler kullanılması Mahkeme tarafından doğrudan nefret saikiyle işlenen onur kırıcı bir müdahale olarak kabul edilmektedir. Devletin yalnızca bu tür kötü muamelelerden kaçınması yeterli değildir; aynı zamanda bu tür ayrımcı eylemlere karşı sıfır tolerans göstermesi ve derhal bağımsız, tarafsız ve son derece etkili bir soruşturma yürütmesi gerekmektedir. Şikayetlerin yüzeysel şekilde kapatılması açık bir usuli ihlaldir.
Gözaltına alındım ama tutanak tutulmadı, haklarım nelerdir? expand_more
Kişinin rızası dışında ve serbestçe ayrılmasına izin verilmeyecek şekilde polis gözetiminde tutulması, ister karakolda ister bir hastanede ya da toplantı mekanında gerçekleşsin, süresi ne kadar kısa olursa olsun özgürlükten yoksun bırakma teşkil eder. Bu uygulamanın tarih, saat, yer ve gerekçe gibi temel unsurlar içerecek şekilde resmi bir kayda ve tutanağa bağlanmaması, özgürlük ve güvenlik hakkının en ağır ihlallerinden biri sayılmaktadır. AİHM, hiçbir tutanak tutulmadan alıkonulmayı, kişiyi keyfi uygulamalara karşı koruyan ve devlet aygıtı karşısında savunmasız bırakan en temel yasal usuli güvencelerin tamamen yok sayılması olarak değerlendirerek Sözleşme'ye kesinlikle aykırı bulmaktadır.
Polis şüphe olmadan üstümü arayıp zorla uyuşturucu testi yapabilir mi? expand_more
Hayır, kolluk kuvvetlerinin hiçbir makul şüpheye veya meşru bir soruşturma amacına dayanmayan eylemleri hukuka aykırıdır. AİHM, ortada hiçbir uyuşturucu madde bulunmadığı halde kişilerin zorla hastaneye götürülerek uyuşturucu testine tabi tutulmasını ve haksız yere üst araması yapılmasını ağır bir ihlal olarak değerlendirmiştir. Somut içtihatlarda belirtildiği üzere, bu tür keyfi işlemlerin meşru bir polis faaliyeti olmadığı; asıl amacın azınlık gruplarıyla veya hak savunucularıyla (örneğin LGBT topluluğuyla) olan bağları sebebiyle kişileri korkutmak, sindirmek ve aşağılamak olduğu tespit edilmiştir. Bu tür uygulamalar nefret saikiyle işlenen onur kırıcı muamele boyutuna ulaşmaktadır.
Barışçıl etkinliğimiz salgın bahanesiyle polisçe dağıtıldı, ne yapabiliriz? expand_more
Barışçıl bir toplantının devlet yetkilileri tarafından orantısız şekilde dağıtılması, toplantı ve dernek kurma özgürlüğüne yönelik açık bir müdahaledir. Bu tür bir müdahalenin demokratik bir toplumda meşru kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyaca karşılık gelmesi şarttır. AİHM, polisin toplantıları dağıtmak için Covid-19 tedbirleri gibi bahaneleri asıl sebep olmaksızın kullanmasını inandırıcı bulmamakta ve polis operasyonunun şeklini demokratik toplum gereklerine aykırı saymaktadır. Özellikle nefret saiki barındıran bu tür haksız ve keyfi polis operasyonlarının, toplumdaki diğer bireylerin demokratik haklarını kullanması üzerinde yarattığı caydırıcı etkinin hiçbir yasal veya idari gerekçeyle kabul edilemez olduğu net bir biçimde teyit edilmiştir.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir