Karar Bülteni
AYM Ejder Kardeşoğlu BN. 2021/47391
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 2021/47391 |
| Karar Tarihi | 05.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Aynı statüdeki personele farklı ek gösterge uygulanamaz.
- Farklı muamelenin orantılı olduğu idarece kanıtlanmalıdır.
- Mülkiyet hakkına müdahale nesnel haklı sebeplere dayanmalıdır.
- Ayrımcılık yasağı mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak korunur.
Bu karar hukuken, askerî yükseköğretim kurumlarının kapatılmasının ardından sivil üniversitelere devredilen öğretim üyelerinin, diğer sivil öğretim üyeleriyle aynı ek gösterge haklarından eksiksiz biçimde yararlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Sağlık Bilimleri Üniversitesinde görev yapan asker kökenli profesörlerin 6400 yerine 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulması, mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlali olarak nitelendirilmiştir. Mahkeme, idarenin bu farklı muameleyi haklı kılacak makul ve orantılı bir gerekçe sunamadığını belirterek kanun önünde eşitlik ilkesinin çalışma hayatındaki yansımalarını daha da güçlendirmiştir.
Benzer davalarda emsal etkisi ve uygulamadaki önemi bakımından bu karar, kamu kurumlarının devir, birleşme veya statü değişikliği süreçlerinde personelin özlük haklarında keyfî ayrımlar yapamayacağına dair net bir yargısal güvence sağlamaktadır. Karar, aynı ünvan ve görev tanımına sahip kamu görevlileri arasında salt geldikleri kurumun niteliği veya geçmişteki mesleki kökenleri nedeniyle mali hak farklılığı yaratılamayacağını tescil etmiştir. Uygulamada, askerî kurumlardan devredilen tüm akademik personelin maaş ve ek gösterge uyuşmazlıklarında doğrudan referans alınacak olan bu içtihat, idarelerin bundan sonraki intibak işlemlerinde eşitlik ilkesini zedeleyecek kısıtlayıcı idari işlemlerden kaçınmasını zorunlu kılmaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu, askerî yükseköğretim kurumlarının kapatılmasının ardından Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilen profesör ünvanlı bir öğretim üyesidir. Başvurucu, kendisiyle aynı akademik ünvanı taşıyan ve sivil kadrodan gelen diğer profesörler 6400 ek gösterge rakamı üzerinden maaş alırken, kendisinin asker kökenli olması gerekçe gösterilerek 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulmasına itiraz etmiştir. Bu uygulamanın kanun önünde eşitlik ilkesine ve ayrımcılık yasağına aykırı olduğunu düşünen başvurucu, aradaki ek gösterge farkından doğan mali kayıplarının giderilmesi ve meslektaşlarıyla aynı mali haklara sahip olmak için idareye karşı dava açmıştır. Yerel mahkemelerdeki yargılamalardan olumsuz sonuç alması üzerine, aynı statüdeki kişilerle arasında haksız bir farklılık yaratıldığını ve mülkiyet hakkının zedelendiğini belirterek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, yeniden yargılama talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken, Anayasa'nın güvence altına aldığı kanun önünde eşitlik ilkesini ve ayrımcılık yasağını temel almış, bu ilkelerin mülkiyet hakkı ile doğrudan bağlantısını değerlendirmiştir. Özellikle Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.10 kapsamında düzenlenen eşitlik ilkesi, aynı hukuki statüde ve fiili durumda bulunan kişilere haklı ve nesnel bir neden olmaksızın farklı muamele yapılmasını kesin olarak yasaklamaktadır. Bununla birlikte, mali haklara ve alacaklara ilişkin bir farklılık söz konusu olduğunda Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.35 ile güvence altına alınan mülkiyet hakkı devreye girmektedir.
Somut uyuşmazlıkta mahkemenin incelediği en temel yasal düzenlemelerden biri 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümleridir. Anayasa Mahkemesi, asker kökenli profesörlerin bu kanun kapsamında belirlenen üst ek gösterge rakamlarına tabi olmasını veya bu haktan faydalanmasını engelleyen açık ve emredici bir yasal düzenleme bulunmadığını vurgulamıştır.
Yerleşik içtihat prensipleri gereğince, Anayasa Mahkemesinin konuyla ilgili Mehmet Fatih Bulucu Genel Kurul kararında da belirlediği üzere, idare tarafından aynı konumdaki kişilere farklı muamele yapılıyorsa, bu farklılığın makul, nesnel ve meşru bir nedene dayandığının idarece kanıtlanması zorunludur. Eğer idare veya derece mahkemeleri bu farklılığın nedenini ve uygulanan müdahalenin ölçülülüğünü ikna edici bir biçimde ortaya koyamazsa, yapılan işlem doğrudan doğruya ayrımcılık yasağının ihlali olarak kabul edilir. Mahkeme, akademik personelin kökenine bakılmaksızın aynı kadroda ve fonksiyonda görev yapmalarının, aynı mali haklardan yararlanmaları için yeterli hukuki zemini oluşturduğunu prensip olarak kabul etmiştir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun somut durumunu değerlendirirken, askerî üniversite kurumlarından Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilen profesörlerin özlük haklarına ilişkin gerçekleştirilen idari uygulamaları ve uyuşmazlığa bakan derece mahkemelerinin kararlarını detaylıca incelemiştir. Başvurucu ile aynı üniversitede görev yapan, aynı akademik ünvan, yükümlülük ve sorumlulukları taşıyan sivil profesörler 6400 ek gösterge rakamından yararlandırılırken, başvurucunun sadece askerî kurumdan devredildiği için 5800 ek gösterge rakamına tabi tutulduğu tespit edilmiştir.
Mahkeme, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin verdikleri kararlarda bu farklı uygulamanın haklı, nesnel ve makul dayanaklarını yeterince tartışmadıklarını ve hukuki bir zemine oturtamadıklarını belirlemiştir. Aynı hukuki statüde bulunan ve aynı işi yapan öğretim üyeleri arasında yalnızca geldikleri kurum temel alınarak oluşturulan bu farklılığın, başvurucuya yüklenen mali külfet ile idarenin ulaşmak istediği amaç arasında orantısız bir dengesizlik yarattığı saptanmıştır. İdarenin ve alt derece mahkemelerinin, başvurucunun neden 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamında öngörülen 6400 ek göstergeden yararlandırılmadığını meşru bir temele dayandıramadığı açıkça görülmüştür.
Daha önce benzer nitelikteki uyuşmazlıklar için verilen emsal kararlara atıf yapan Yüksek Mahkeme, asker kökenli olmayan öğretim üyeleriyle tamamen aynı konumda bulunan başvurucuya daha düşük bir ek gösterge uygulanmasının hukuken korunabilir bir açıklaması olmadığını ifade etmiştir. Bu yöndeki idari uygulamanın ve bunu onayan yargı kararlarının, mülkiyet hakkı bağlamında doğrudan ayrımcılık teşkil ettiği ve mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesini ihlal ettiği kaydedilmiştir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ve yeniden yargılama yapılması amacıyla kararın ilgili mahkemeye gönderilmesine yönünde karar vermiş, başvuruyu kabul etmiştir.