Karar Bülteni
AYM 2020/21658 BN.
Anayasa Mahkemesi | Bülent Ünay vd. | 2020/21658 BN.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | Anayasa Mahkemesi İkinci Bölüm |
| Başvuru No | 2020/21658 |
| Karar Tarihi | 08.01.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | AYM Kararlar Bilgi Bankası |
- Aynı konumdaki kişilere farklı ek gösterge uygulanamaz.
- Ayrımcı muamelenin makul ve haklı bir temeli olmalıdır.
- Özlük haklarında dezavantajlı uygulama mülkiyet hakkını ihlal eder.
Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bu ihlal kararı, kamu personel rejiminde eşitlik ilkesinin ne denli hayati bir temel güvence olduğunu bir kez daha güçlü biçimde gözler önüne sermektedir. Karar, özellikle kurumların birleştirilmesi, kapatılması veya personelin başka kurumlara devredilmesi gibi idari yapılanma süreçlerinde, kamu görevlilerinin daha önceden sahip oldukları özlük haklarının keyfî olarak aşındırılamayacağını hukuken tescil etmektedir. Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredilen asker kökenli profesörler ile aynı unvanı taşıyan diğer profesörler arasında salt kurum geçmişi farklılığına dayanılarak ek gösterge rakamlarının farklı uygulanması, ayrımcılık yasağının mülkiyet hakkı bağlamında somut bir ihlalidir.
Bu önemli karar, idari yargı pratiği açısından da yol gösterici emsal niteliğindedir. İdarelerin, kamu görevlilerinin mali haklarında dezavantajlı durumlar yaratırken mutlaka kanuni bir dayanağa sahip olmaları gerektiği, kanuni bir engel bulunmayan durumlarda ise mevzuatın dar yorumlanarak aleyhe uygulamalar tesis edilemeyeceği vurgulanmıştır. Benzer şekilde, devir veya intibak süreçleri sonucunda aynı unvan ve kadroda aynı işi yapmalarına rağmen eşitsiz mali işlemlere tabi tutulan personelin açacağı davalarda bu karar temel bir dayanak oluşturacaktır. İdarenin eşit işe eşit ücret ve özlük hakkı sağlama yükümlülüğü bu içtihatla pekiştirilmiş, makul ve nesnel bir nedene dayanmayan her türlü farklı muamelenin Anayasa'nın ihlali anlamına geleceği tartışmasız şekilde kabul edilmiştir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucular, geçmiş yıllarda askerî yükseköğretim kurumlarında görev yapmaktayken bu kurumların yasal düzenlemelerle kapatılması sonucunda Sağlık Bilimleri Üniversitesine profesör kadrosuyla devredilmiş olan akademisyenlerdir. Kendi kurumlarında profesör olarak akademik kariyerlerine devam eden başvurucular, maaş bordrolarını ve özlük dosyalarını incelediklerinde kendileriyle aynı akademik statüde olan diğer sivil kökenli profesörlere 6400 ek gösterge rakamı uygulanırken kendilerine 5800 ek gösterge rakamının uygulandığını fark etmişlerdir. Bu uygulamanın kanuni bir dayanağı olmadığını, aynı unvanda aynı işi yapan meslektaşları arasında haksız bir farklılık yarattığını ve her ay düzenli bir maddi kayba uğramalarına yol açtığını belirten başvurucular, düzeltme yapılması amacıyla idareye başvurmuş ancak olumlu sonuç alamamışlardır. İdarenin ret işlemi üzerine idare mahkemelerinde iptal davaları açmışlardır. İdare mahkemeleri ve bölge idare mahkemeleri tarafından davalarının aleyhe sonuçlanması ve ret kararlarının kesinleşmesi üzerine iç hukuk yollarını tüketen başvurucular, kendilerine yönelik bu farklı uygulamanın mülkiyet haklarını ve eşitlik ilkesini zedelediğini ileri sürerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı değerlendirirken temel anayasal ilkeler olan mülkiyet hakkı ve eşitlik ilkesi çerçevesinde derinlemesine bir inceleme yapmıştır. Uyuşmazlığın temel hukuki dayanağı olan 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu hükümleri titizlikle incelendiğinde, askerî kurumlardan sivil üniversitelere devredilen öğretim üyelerinin bu kanun kapsamında belirlenen üst ek gösterge rakamlarından yararlanmasını açıkça engelleyen herhangi bir yasal sınırlamanın bulunmadığı tespit edilmiştir. Kamu görevlilerinin mali hakları kanunla düzenlenir ve sınırlandırılır prensibinden hareketle, kanunun vermediği bir kısıtlama yetkisinin idare tarafından fiilî uygulamalarla ihdas edilmesi hukuka aykırılık teşkil etmektedir.
Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yasağı, aynı hukuki statüde ve aynı objektif koşullarda bulunan kişilere haklı, makul ve nesnel bir neden olmaksızın farklı muamele yapılmasını kesin olarak yasaklamaktadır. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı ise sadece mevcut maddi varlıkları değil, kişilerin meşru beklenti yoluyla elde etmeyi umdukları aylık, ödenek ve ek gösterge gibi mali hakları da koruma altına almaktadır. Mülkiyet hakkı ile bağlantılı olarak ele alınan ayrımcılık yasağının ihlal edilip edilmediği denetlenirken, uygulanan farklı muamelenin kanuni bir dayanağının olup olmadığına ve bu uygulamanın orantılı bir amaca hizmet edip etmediğine bakılmaktadır.
Bu bağlamda, daha önce Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu tarafından verilen Mehmet Fatih Bulucu emsal kararı referans alınmıştır. Söz konusu emsal kararda, Sağlık Bilimleri Üniversitesinde görev yapan askerî üniversite kurumlarından devredilen profesörlerle diğer profesörler arasında uygulanacak ek gösterge rakamı yönünden oluşturulan farklı muameleyle başvurucuya yüklenen külfetin tamamen orantısız olduğu açıkça vurgulanmıştır. Yargı mercilerinin, bu eşitsiz uygulamayı haklı kılacak nitelikte ilgili ve yeterli bir gerekçe ortaya koyamadıkları ve Anayasa'nın 10. maddesine uygun, hakkaniyetli bir inceleme yapmadıkları yerleşik içtihat prensipleri gereğince temel kural olarak kabul edilerek somut uyuşmazlıkta uygulanmıştır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Anayasa Mahkemesi, somut olayda başvurucuların iddialarını daha önce benzer bir konuda verdiği Genel Kurul içtihadı ışığında detaylı bir şekilde incelemiştir. Yapılan değerlendirmede, başvurucuların askerî yükseköğretim kurumlarının kapatılmasının ardından yasal düzenlemeler uyarınca Sağlık Bilimleri Üniversitesine devredildikleri ve burada profesör kadrosunda görev yapmaya devam ettikleri tereddütsüz şekilde belirlenmiştir. Aynı üniversite çatısı altında, aynı akademik unvanla görev yapan öğretim üyelerinden sivil kökenli olanlara 6400 ek gösterge rakamı uygun görülerek uygulanırken, askerî kökenli olan başvuruculara 5800 ek gösterge rakamının uygulanmasının, benzer statüdeki kamu görevlileri arasında açık bir farklı muamele teşkil ettiği tespit edilmiştir.
Mahkeme, bu farklı muamelenin kanuni dayanağını mercek altına aldığında, başvurucuların 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu kapsamında öngörülen yüksek ek gösterge rakamına tabi olmalarını engelleyen ve bu dezavantajlı durumu açıkça emreden hiçbir yasal düzenlemenin bulunmadığını saptamıştır. Kanuni bir boşluk veya engel yokken idarenin bu şekilde bir kısıtlamaya gitmesi hukuken korunamamıştır. Buna rağmen derece mahkemelerinin verdiği iptal davası ret kararlarında, askerî kurumlardan devredilen profesörlere yönelik bu farklı muamelenin hangi nesnel ve makul nedene dayandığı, aradaki ayrımın kamu yararı ile nasıl bir dengede bulunduğu tatmin edici bir şekilde açıklanamamıştır. Başvuruculara her ay maaşlarında yaşadıkları eksilme ile yüklenen bu orantısız mali külfetin, idari yargı mercilerince Anayasa'nın eşitlik ilkesine uygun bir incelemeye tabi tutulmadığı ve mağduriyetin giderilmediği açıkça ifade edilmiştir.
Sonuç itibarıyla, herhangi bir yasal engel bulunmamasına rağmen, başvurucuların sırf asker kökenli kurumlardan devredilmiş olmaları nedeniyle kurumdaki diğer meslektaşlarından daha düşük bir ek gösterge rakamına tabi tutulmalarının başvurucular aleyhine ölçüsüz ve haksız bir durum yarattığı kati kanaatine varılmıştır. Mahkeme, idarece uygulanan 5800 ek gösterge işleminin haklı bir temelinin olmadığını hüküm altına almıştır.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, mülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.