Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Yılmaz Zengin Kararı 2021/59592 B.

Anayasa Mahkemesi Yılmaz Zengin Kararı 2021/59592 B.

Bu karar, benzer davalarda yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını yerine getirmekten kaçınma veya geciktirme eğilimlerine karşı kesin ve bağlayıcı bir emsal oluşturmaktadır. Uygulamadaki kritik önemi, hak ihlallerinin sadece kâğıt üzerinde tespit edilmesiyle yetinilmeyip, ihlal öncesi duruma dönülmesinin yani eski hâle getirme ilkesinin anayasal bir mecburiyet olduğunu açıkça vurgulamasından ileri gelmektedir. Bireysel başvuru hakkının gerçek anlamda etkinliğinin korunması, ancak ve ancak ihlal kararlarının eksiksiz ve derhâl icrası ile mümkündür. İhlal kararına uyulmaması, temel hak ve özgürlüklere yönelik anayasal güvenceleri anlamsız kılarak demokratik hukuk devleti ilkesini derinden sarsacağından, bu içtihat yargısal hiyerarşi ve kararların mutlak bağlayıcılığı açısından tarihî bir değere sahiptir.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 1. Bölüm
Başvuru No 2021/59592
Karar Tarihi 07.01.2025
Taraf Yılmaz Zengin
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel AYM kararlarının uygulanmaması yeni bir ihlaldir.
  • gavel Cezanın infazı yeniden yargılamaya engel değildir.
  • gavel İhlal kararı sonrası yeniden yargılama zorunludur.
  • gavel Mahkemenin yeniden yargılama konusunda takdiri yoktur.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, bireysel başvuru sonucunda verilen ihlal kararlarının derece mahkemeleri tarafından kesin ve koşulsuz olarak uygulanması gerektiği yönündeki anayasal zorunluluğu bir kez daha son derece güçlü bir şekilde teyit etmektedir. Bir mahkûmiyet hükmünün veya bu hükme bağlı olarak verilen adli para cezasının tümüyle infaz edilmiş olması, yeniden yargılama yapılmasına ve ihlalin bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına hiçbir surette hukuki bir engel teşkil etmez. Derece mahkemelerinin, cezanın hâlihazırda infaz edildiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesinin ihlal kararına direnmeleri veya bu kararı işlevsiz kılmaya çalışmaları hukuken kabul edilemez bir tutumdur.

Bu karar, benzer davalarda yerel mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını yerine getirmekten kaçınma veya geciktirme eğilimlerine karşı kesin ve bağlayıcı bir emsal oluşturmaktadır. Uygulamadaki kritik önemi, hak ihlallerinin sadece kâğıt üzerinde tespit edilmesiyle yetinilmeyip, ihlal öncesi duruma dönülmesinin yani eski hâle getirme ilkesinin anayasal bir mecburiyet olduğunu açıkça vurgulamasından ileri gelmektedir. Bireysel başvuru hakkının gerçek anlamda etkinliğinin korunması, ancak ve ancak ihlal kararlarının eksiksiz ve derhâl icrası ile mümkündür. İhlal kararına uyulmaması, temel hak ve özgürlüklere yönelik anayasal güvenceleri anlamsız kılarak demokratik hukuk devleti ilkesini derinden sarsacağından, bu içtihat yargısal hiyerarşi ve kararların mutlak bağlayıcılığı açısından tarihî bir değere sahiptir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Cumhuriyet Halk Partisi Kırşehir il başkanı olarak görev yaptığı dönemde parti binasına asılan bir pankart nedeniyle hakaret suçundan yargılanarak adli para cezasına çarptırılmıştır. Başvurucunun bu cezaya karşı Anayasa Mahkemesine yaptığı ilk bireysel başvuru sonucunda, ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmedilmiş ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılması amacıyla dosya yerel mahkemeye gönderilmiştir.

Ancak Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi, söz konusu adli para cezasının başvurucu tarafından daha önceden ödenerek tamamen infaz edilmiş olmasını gerekçe göstererek yeniden yargılama yapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. İtiraz mercilerinden de herhangi bir olumlu sonuç alamayan başvurucu, Anayasa Mahkemesinin kesin nitelikteki ihlal kararının yerel mahkeme tarafından uygulanmaması nedeniyle hem ifade özgürlüğünün hem de bireysel başvuru hakkının açıkça ihlal edildiğini belirterek yeniden Anayasa Mahkemesi önünde hak arayışına girmiştir.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Bireysel başvuru hakkı, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.148 kapsamında güvence altına alınmış olup, herkesin Anayasa'da korunan temel hak ve özgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmesini sağlar. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin derece mahkemelerince yerine getirilmemesi, hukuka aykırı durumun ve ihlalin fiilen devam ettiği anlamına gelmekte, bu durum doğrudan bireysel başvuru hakkını zedelemektedir.

İhlal kararlarının yerine getirilmesi usulü, 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun m.50 uyarınca kesin sınırlarla düzenlenmiştir. Buna göre, tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapılmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama kararı kendisine ulaşan derece mahkemesinin, yeniden yargılama sebebinin varlığı hususunda herhangi bir takdir yetkisi veya kabul edilebilirlik incelemesi yapma hakkı bulunmamaktadır. Mahkeme, tarafların başvurusunu dahi beklemeksizin derhâl yeniden yargılama işlemlerini başlatmakla yükümlüdür.

Yerleşik içtihat prensiplerine göre, Anayasa Mahkemesinin hükmettiği yeniden yargılama kurumu, usul hukukundaki olağan yargılamanın yenilenmesi kurumundan tamamen farklı niteliktedir. Bir ceza hukuku müeyyidesinin, örneğin adli para cezasının tümüyle infaz edilmiş olması, yeniden yargılama yapılmasına kesinlikle engel teşkil edemez. Eski hâle getirme ilkesinin bir gereği olarak, ihlale neden olan mahkûmiyet kararının ortadan kaldırılması, adli sicil kayıtlarının silinmesi ve infaz edilen cezaların hukuki sonuçlarının bertaraf edilmesi anayasal bir zorunluluk olarak öne çıkmaktadır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut olayda Kırşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ihlal kararına rağmen adli para cezasının infaz edildiğinden bahisle yeniden yargılama yapılmasına yer olmadığına dair karar vermesini derinlemesine incelemiş ve bu yaklaşımı hukuka aykırı bulmuştur. Yüksek Mahkeme, öncelikle Anayasa Mahkemesinin ihlal kararı üzerine fiilen uygulanması gereken yeniden yargılama süreci ile klasik usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kavramlarının birbirinden tamamen farklı iki müessese olduğunu açık biçimde vurgulamıştır.

Somut olayda, başvurucu hakkında daha önce verilen ifade özgürlüğü ihlali kararının sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına kesin olarak hükmedilmiş olmasına rağmen, derece mahkemesi ihlalin nedeni olan mahkûmiyet kararına konu adli para cezasının infaz edilmesini haksız bir hukuki engel olarak görmüştür. Oysa Anayasa Mahkemesi, cezanın infazının tamamlanmış olmasının yeniden yargılama yapılmasına hukuken hiçbir şekilde engel teşkil etmeyeceğini kati surette tespit etmiştir. Yeniden yargılama sonucunda önceki mahkûmiyet kararı ortadan kaldırıldığında, infaz edilen adli para cezasının dahi talep hâlinde başvurucuya iadesi mümkündür.

Derece mahkemesinin Anayasa Mahkemesi kararını uygulamaktan açıkça kaçınması, başvurucu yönünden Anayasa ile güvence altına alınan bireysel başvuru hakkına ilişkin tüm teminatları işlevsiz ve anlamsız hâle getirerek hak arama hürriyetine büyük bir darbe vurmuştur. İhlal kararından sonra yeniden yargılamaya başlanmaması ve dolayısıyla ihlalin ve tüm yasal sonuçlarının ortadan kaldırılmaması, ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin haksız bir şekilde sürdürülmesi anlamına gelmektedir. Yüksek Mahkeme, ihlalin fiilen ve hukuken ortadan kaldırılması için mahkûmiyet hükmünün tamamen iptal edilmesi ve adli sicil kayıtlarının düzeltilmesi gibi telafi edici adımların atılmasının mecburi olduğunu tespit etmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, başvurucunun bireysel başvuru hakkı ile ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine karar vermiştir.

Cezamı ödedim, Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden yargılama olur mu? expand_more
Evet, olur. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, adli para cezasının tümüyle ödenmiş veya mahkûmiyetin infaz edilmiş olması, yeniden yargılama yapılmasına hiçbir surette engel teşkil etmez. İhlalin tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için mahkemenin yeniden yargılama yapması anayasal bir zorunluluktur.
Yerel mahkeme Anayasa Mahkemesi'nin kararını uygulamamazlık yapabilir mi? expand_more
Hayır, kesinlikle yapamaz. Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararları kesin ve bağlayıcıdır. Dosya kendisine ulaşan derece mahkemesinin, ihlal kararına direnmek veya yeniden yargılama sebebi olup olmadığını tartışmak gibi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Mahkeme, tarafların talebini dahi beklemeksizin derhâl yeniden yargılamayı başlatmak zorundadır.
Mahkeme karara uymazsa ne yapmalıyım, bu yeni bir hak ihlali mi? expand_more
Evet, bu durum hukuken yeni bir hak ihlali doğurur. Yerel mahkemenin kesin nitelikteki ihlal kararını uygulamaktan kaçınması, hem bireysel başvuru hakkınızı hem de asıl uyuşmazlığa konu olan temel hakkınızı (örneğin ifade özgürlüğünü) açıkça ihlal eder. Bu tip bir ihlalin devam etmesi durumunda tekrar Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunarak hak arayışınızı sürdürebilirsiniz.
AYM kararı sonrası yeniden yargılamada sabıka kaydım silinir mi? expand_more
Evet, silinmesi gerekir. Eski hâle getirme ilkesinin zorunlu bir sonucu olarak, ihlale neden olan önceki mahkûmiyet hükmü tamamen ortadan kaldırılmalı ve buna bağlı adli sicil kayıtları düzeltilerek silinmelidir. Hatta mahkûmiyet sebebiyle daha önceden ödemiş olduğunuz adli para cezasının iadesini talep etmeniz de yasal olarak mümkündür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir