Karar Bülteni
DANIŞTAY 12. Daire 2022/2915 E. 2025/2683 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Danıştay 12. Daire |
| Esas No | 2022/2915 |
| Karar No | 2025/2683 |
| Karar Tarihi | 22.05.2025 |
| Dava Türü | İptal |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Danıştay Karar Arama |
- AYM iptal kararları derdest davalara mutlak uygulanır.
- Yargı yolu açılan cezalar mahkemelerce esastan incelenmelidir.
- Sözleşme feshine dayanak cezalar hukuken mutlaka denetlenmelidir.
- Denetimsiz cezalara dayalı sözleşme feshi hukuka aykırıdır.
Bu karar, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde görev yapan sözleşmeli personelin disiplin cezalarına dayalı sözleşme fesihlerinde hukuki denetimin sınırlarını yeniden çizmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Anayasa Mahkemesinin daha önce yargı yolu kapalı olan "uyarma" ve "kınama" gibi disiplin cezalarına karşı yargı yolunu açan iptal kararlarının, derdest idari davalara nasıl etki edeceği Danıştay tarafından kesin bir biçimde netleştirilmiştir. Karar, fesih işlemine dayanak teşkil eden ve geçmişte yargı denetimi dışında kalan idari yaptırımların, idari yargı mercilerince esastan detaylı şekilde incelenmesi gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Aksi halde personelin görevine son verilmesine yol açan sözleşme fesihi işlemlerinin yargısal denetiminin sadece şekli bir boyutta kalacağı ve anayasal güvencelerin zedeleneceği vurgulanmıştır.
Benzer davalardaki emsal etkisi oldukça güçlü ve belirleyicidir. Zira sözleşmeli erbaş ve erler ile diğer askeri personelin, bir yıl içinde aldıkları belirli sayıdaki disiplin cezası nedeniyle sözleşmelerinin feshedilmesi idare tarafından uygulanan yaygın bir işlemdir. Danıştay bu kararıyla, idare mahkemelerine, feshe dayanak olan her bir disiplin cezasının sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluğunu tek tek inceleme yükümlülüğü getirmiştir. Uygulamada bu önemli içtihat, idarenin salt ceza sayısına bakarak otomatik fesih işlemi tesis etmesinin önüne geçecek, askeri personelin hak arama hürriyetini büyük ölçüde güçlendirecektir. Aynı zamanda, hukuka aykırı olarak verilen keyfi disiplin cezaları üzerinden meslekten ve kurumdan çıkarılmaların yargı eliyle titizlikle engellenmesini sağlayacaktır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Uyuşmazlık, bir Tugay Komutanlığında sözleşmeli personel olarak görev yapan davacı ile davalı Milli Savunma Bakanlığı arasındadır. Davacı personel, görev yaptığı dönemde en son aldığı disiplin cezasından geriye dönük son bir yıl içerisinde tam sekiz defa disiplin cezası almıştır. Bu cezalar arasında uyarma ve hizmet yerini terk etmeme gibi çeşitli disiplin yaptırımları bulunmaktadır. Söz konusu cezaların çokluğu gerekçe gösterilerek idare tarafından davacının hizmet sözleşmesi tek taraflı olarak feshedilmiştir. Davacı ise, amirleri tarafından kendisine kasıtlı olarak mobbing uygulandığını ve sözleşmesinin feshine dayanak olan disiplin cezalarının art arda haksız bir biçimde verildiğini iddia etmektedir. Bu mağduriyetinin giderilmesi ve haksız yere tesis edilen sözleşme feshi işleminin iptali istemiyle dava açmıştır. Ne var ki, ilk derece mahkemesi ve sonrasında bölge idare mahkemesi davanın reddine karar vermiş, bunun üzerine davacı hakkını aramak için kararı Danıştay nezdinde temyiz etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı incelerken askerî personelin disiplin rejimini ve sözleşme feshini düzenleyen temel kanunlara dayanmıştır. Uyuşmazlığın temel dayanağı olan 6191 sayılı Sözleşmeli Erbaş ve Er Kanunu m. 6, son bir yıl içinde belirli sayıda disiplin cezası alan personelin sözleşmesinin idarece feshedileceğini açıkça düzenlemektedir. Bu cezaların türleri, ağırlık dereceleri ve verilme usulleri ise 6413 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Disiplin Kanunu m. 11 kapsamında belirlenmiştir.
Uyuşmazlıkta en kritik hukuki kural, 6413 sayılı Kanun m. 43'te yer alan yargı denetimi sınırlamalarının Anayasa Mahkemesi kararlarıyla iptal edilmiş olmasıdır. AYM'nin E:2022/10 ve E:2022/122 sayılı iptal kararları, sözleşme feshine yol açabilen "uyarma", "kınama" ve "hizmete kısmi süreli devam" cezalarına karşı yargı yolunun kapalı olmasının, hak arama hürriyetini ihlal ettiğini hüküm altına almıştır. Ayrıca AYM kararlarının ardından yürürlüğe giren 7517 sayılı Kanun m. 53 ile ilişiğin kesilmesi sonucunu doğuran işlemlerde kapalı olan cezaların mahkemelerce denetlenebileceği kuralı kanunlaşmıştır.
Bununla birlikte mahkeme, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 153 hükümlerine de özel bir atıf yaparak, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve derdest davalara etkisi üzerinde durmuştur. Anayasa'ya aykırılığı saptanarak iptal edilmiş bir kuralın, eldeki davalarda uygulanmaya devam etmesinin anayasanın üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesiyle hiçbir şekilde bağdaşmayacağı vurgulanmıştır. Bu bağlamda Danıştay, idari işlemlerin sebep unsuru olan, ancak geçmişte yargı yolu kapalı olduğu için denetlenemeyen disiplin cezalarının artık mahkemelerce esastan incelenmesi gerektiği kuralını temel prensip olarak benimsemiştir. Her bir işlemin sebep ve maksat unsurunun hukuka uygunluğu mahkemelerce yeniden değerlendirilmelidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Danıştay 12. Dairesi, somut olayı incelerken öncelikle davacının aldığı cezaların niteliğini ve bu cezaların idare tarafından uygulanan sözleşme feshi işlemine etkisini değerlendirmiştir. Davacının görev yaptığı dönemde çeşitli tarihlerde peş peşe "uyarma" ve "hizmet yerini terk etmeme" gibi disiplin cezaları aldığı, sonuç olarak son bir yıl içinde tam sekiz disiplin cezasına ulaştığı için sözleşmesinin feshedildiği dosyadan tespit edilmiştir. Ancak Danıştay, dava konusu idari işlemin yasal dayanağını oluşturan kanuni kısıtlamaların Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğine önemle dikkat çekmiştir.
Yüksek Daire, Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiğini hatırlatmış ve iptal kararlarının eldeki derdest uyuşmazlıklara geriye dönük olarak mutlaka uygulanması gerektiğini vurgulamıştır. Davacının sözleşmesinin feshine sebep olan ve o dönemde yargı yolu kapalı bulunduğu için itiraz edilemeyen "uyarma" disiplin cezalarının, ilk derece mahkemesi tarafından esastan hiç incelenmediği saptanmıştır. Danıştay, bu cezaların iptali yönünde bağımsız bir yargı kararı bulunmasa bile, sözleşme feshi davasında her bir disiplin cezasının sebep ve maksat unsurlarının hukuka uygunluğunun mahkemece tek tek incelenmesi gerektiğini belirtmiştir.
İdarenin ve alt derece mahkemelerinin, sadece alınan cezaların matematiksel sayısına ve şeklen kesinleşmiş olmalarına bakarak, içerik denetimi yapmaksızın sözleşme feshini hukuka uygun bulması, Anayasa ile güvence altına alınan hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı ile açıkça çelişmektedir. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin iddiaları ve cezaların hukuki alt yapısını araştırmadan verdiği ret kararı ile bu kararı onayan bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı kanaatine varılmıştır. İdare mahkemesinin, davacıya uygulanan cezaların hukuka uygun olup olmadığını tek tek esastan değerlendirip, sözleşme feshinin geçerliliğini buna göre yeniden tayin etmesi yasal bir zorunluluktur.
Sonuç olarak Danıştay 12. Daire, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuştur.