Anasayfa Karar Bülteni AİHM | ČERNÝ VE DİĞERLERİ | BN. 37514/20

Karar Bülteni

AİHM ČERNÝ VE DİĞERLERİ BN. 37514/20

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Bölüm AİHM 5. Bölüm
Başvuru No 37514/20
Karar Tarihi 18.12.2025
Dava Türü Bireysel Başvuru
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki HUDOC
  • Avukat ve müvekkil arasındaki mesleki yazışmalar özel korumaya tabidir.
  • Elektronik cihazlara el konulmasında yasal çerçevenin öngörülebilir olması gerekir.
  • Hukuka aykırı delillerin dosyadan çıkarılması için etkili bir hukuk yolu sunulmalıdır.
  • Yargılamaya katılan üçüncü kişi beyanları taraflara mutlaka tebliğ edilmelidir.

Bu karar, ceza soruşturmaları kapsamında dijital materyallere el konulması ve avukat-müvekkil gizliliğinin korunması bağlamında hukuken büyük bir önem taşımaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, avukat-müvekkil arasındaki ayrıcalıklı yazışmaların sadece avukatın kendi ofisinde veya bilgisayarında bulunması halinde değil, müvekkilin elektronik cihazlarında yer alması durumunda da mutlak bir korumadan yararlanması gerektiğini vurgulamıştır. Bireylerin özel hayatlarına ve haberleşme hürriyetlerine yönelik müdahalelerin kanunla öngörülmüş olması şartı, yasal çerçevenin keyfiliği önleyecek açıklıkta ve öngörülebilirlikte usuli güvenceler içermesini zorunlu kılmaktadır. Mahkeme, salt dijital veri ayıklama prosedürlerinin eksikliğinin dahi başlı başına bir hak ihlali oluşturduğunu belirterek, dijital çağda özel hayatın gizliliği standartlarını tahkim etmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde bu karar, ulusal makamların el konulan dijital materyalleri incelerken mesleki sır niteliğindeki bilgileri nasıl ayrıştıracaklarına dair net mekanizmalar kurmalarını mecburi hale getirmektedir. Sadece maddi tazminat ödenmesine imkân tanıyan hukuk yollarının, hukuka aykırı şekilde dosyaya giren verilerin fiziksel veya dijital olarak dosyadan çıkarılmasını sağlamadığı sürece etkili bir başvuru yolu olarak kabul edilemeyeceği ilkesi güçlü bir biçimde pekiştirilmiştir. Ayrıca, yüksek mahkemeler önündeki süreçlerde dahi davaya müdahil olan meslek örgütü gibi kurumların sunduğu görüşlerin, içeriklerinden ve davanın sonucuna olası etkilerinden bağımsız olarak taraflara tebliğ edilmesi gerektiği belirtilerek, silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin kesinliği bir kez daha güvence altına alınmıştır.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Beş ceza savunma avukatı olan başvurucular, bir müvekkillerine karşı yürütülen ceza soruşturması sürecinde yaşanan hak ihlalleri nedeniyle Çek Cumhuriyeti'ne karşı dava açmıştır. Başvurucuların müvekkilinin elektronik cihazlarına kolluk kuvvetlerince el konulmuş ve bu cihazlardaki tüm veriler kopyalanarak ceza dava dosyasına eklenmiştir. Kopyalanan bu veriler arasında, başvurucular ile müvekkilleri arasındaki savunma stratejisine dair gizli ve mesleki sır kapsamındaki yazışmalar da yer almıştır.

Başvurucular, avukat-müvekkil gizliliğini açıkça ihlal eden bu ayrıcalıklı yazışmaların ceza dosyasından çıkarılmasını ve imha edilmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkemeler, mesleki sırrın korunması hakkının avukata değil yalnızca müvekkile ait olduğu gerekçesiyle talepleri usulden reddetmiştir. Bunun üzerine başvurucular, mesleki yazışmalarının ifşa edilmesiyle haberleşme ve özel hayatlarına saygı haklarının, bu verileri dosyadan çıkartacak etkili bir mekanizma bulunmaması nedeniyle etkili başvuru haklarının ve Anayasa Mahkemesi önündeki süreçte Çek Barolar Birliği'nin davaya sunduğu müdahillik talebi ile görüşlerinin kendilerine tebliğ edilmemesi sebebiyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği iddiasıyla AİHM'e başvurmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, avukatların demokratik bir toplumdaki temel rollerini yerine getirebilmeleri için, savundukları kişilerle olan iletişimlerinin gizliliğinin sağlanması gerektiğini istikrarlı bir şekilde vurgulamaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.8 kapsamında koruma altına alınan özel hayata ve haberleşmeye saygı hakkı, avukat-müvekkil ilişkisindeki mesleki yazışmalar için artırılmış bir koruma kalkanı sunar. Bu koruma, yalnızca avukatın ofisinde veya cihazlarında bulunan veriler için değil, müvekkilin elektronik cihazlarında depolanan iletişimler için de aynı derecede geçerlidir. El konulan elektronik cihazlardan veri çıkarılmasını düzenleyen ulusal mevzuatın; öngörülebilir olması, keyfiliğe karşı yeterli usuli güvenceler sunması ve ayrıcalıklı yazışmaların gizliliğini koruyacak açıklıkta ayıklama kuralları içermesi şarttır.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.13 uyarınca, Sözleşme kapsamındaki hakları ihlal edilen kişilerin, bu hukuka aykırılığı tespit ettirebilecekleri ve ihlali fiilen ortadan kaldırabilecekleri etkili bir iç hukuk yoluna sahip olmaları gerekmektedir. Ayrıcalıklı ve gizli verilerin dava dosyasına hukuka aykırı şekilde girmesi durumunda, bu başvuru yolunun hukuka aykırı materyalin dosyadan çıkarılmasını veya imha edilmesini sağlayabilecek nitelikte olması elzemdir. Salt geçmişe dönük tazminat ödenmesine imkân tanıyan yollar, ihlali sonlandırmadığı için bu bağlamda yetersiz kabul edilir.

Adil yargılanma hakkını güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6/1, çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerini bünyesinde barındırır. Bu ilkeler gereğince, davanın taraflarına, mahkemenin kararını etkilemek amacıyla sunulan her türlü delil ve görüş hakkında bilgi sahibi olma ve bunlara karşı yorum yapma fırsatı eksiksiz tanınmalıdır. Bu kural, davaya müdahil olmak isteyen üçüncü kişilerin, sivil toplum kuruluşlarının veya meslek örgütlerinin sunduğu tavsiye niteliğindeki görüşler için de istisnasız olarak geçerlidir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

AİHM, somut olayda başvurucular ile müvekkilleri arasındaki mesleki yazışmaların müvekkilin elektronik cihazlarından tümüyle kopyalanarak ceza dava dosyasına konulmasını ve bu suretle savcılık dâhil diğer tarafların erişimine açılmasını, başvurucuların haberleşme ve özel hayatlarına saygı hakkına yönelik açık bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Mahkeme, Çek hukuk sisteminde el konulan cihazlardaki verilerin incelenmesi ve avukat-müvekkil gizliliği kapsamındaki materyallerin diğer verilerden ayıklanıp korunmasına yönelik net, öngörülebilir ve yeterli usuli güvenceleri barındıran spesifik bir yasal prosedür bulunmadığını tespit etmiştir. Yerel mahkemelerin uyguladığı yasal çerçevedeki bu belirgin eksiklik ve uygulamadaki belirsizlik, gerçekleştirilen müdahalenin yasallık şartını karşılamasını temelden engellemiş ve hak ihlali sonucunu doğurmuştur.

Mahkeme ayrıca, başvurucuların hukuka aykırı şekilde dosyaya giren bu mesleki sır kapsamındaki verilerin dosyadan çıkarılmasını veya imha edilmesini talep edebilecekleri etkili bir mekanizmaya sahip olup olmadıklarını incelemiştir. Çek hukukunda idarenin sorumluluğu kapsamında devlete karşı maddi ve manevi tazminat davası açma imkânı bulunsa da, bu mekanizmanın ihlale konu ayrıcalıklı verilerin ceza dosyasından çıkarılmasını sağlayamaması nedeniyle, başvuruculara sunulan başvuru yolunun Sözleşme standartları açısından yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.

Adil yargılanma hakkı yönünden yapılan incelemede ise, Çek Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamada Çek Barolar Birliği'nin davaya müdahillik başvurusunun ve bu başvuruyla birlikte sunduğu hukuki görüşlerin davanın asıl tarafı olan başvuruculara tebliğ edilmemiş olması değerlendirilmiştir. AİHM, sunulan görüşlerin başvurucuların argümanlarını destekler nitelikte (lehine) olmasının veya Anayasa Mahkemesi'nin nihai kararını doğrudan etkilememesinin bu ağır usuli eksikliği meşru kılmayacağını vurgulamıştır. Çelişmeli yargılama ilkesi gereği, dosyaya giren her belgenin taraflara zamanında bildirilmesi ve cevap hakkı tanınması mutlak bir zorunluluk olarak görülmüştür.

Sonuç olarak AİHM, başvurucuların özel hayata ve haberleşmeye saygı hakkının, etkili başvuru hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar vererek, başvuruyu kabul etmiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: