Karar Bülteni
YARGITAY 22. HD 2016/1380 E. 2018/26812 K.
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Daire | Yargıtay 22. Hukuk Dairesi |
| Esas No | 2016/1380 |
| Karar No | 2018/26812 |
| Karar Tarihi | 11.12.2018 |
| Dava Türü | Alacak |
| Karar Sonucu | Bozma |
| Karar Linki | Yargıtay Karar Arama |
- Amirin hakareti işçiye haklı fesih imkanı verir.
- Haklı nedene dayanan devamsızlık işverence fesih sebebi yapılamaz.
- Eylemli olarak işi terk etmek fesih niteliğindedir.
- Haklı fesih yapan işçi kıdem tazminatına hak kazanır.
Bu karar, işyerinde amir pozisyonunda bulunan kişilerin işçiye yönelik hakaret içeren söylemlerinin hukuki sonuçlarını net bir biçimde ortaya koymaktadır. Yargıtay, vardiya amirinin hakareti üzerine işçinin işyerini terk etmesini salt bir devamsızlık eylemi olarak görmemiş, bunu işçi tarafından gerçekleştirilen haklı ve eylemli bir fesih olarak nitelendirmiştir. Bu durum, işverenin sonradan tuttuğu devamsızlık tutanaklarına dayalı haklı fesih iddiasını geçersiz kılmış ve işçinin kıdem tazminatına hak kazanmasının önünü açmıştır.
Uygulamadaki emsal etkisi bakımından bu karar, işverenin gözetme borcunu ve işyerindeki huzuru sağlama yükümlülüğünü ön plana çıkarmaktadır. İşçilerin üstleri veya amirleri tarafından maruz kaldıkları onur kırıcı davranışlar karşısında işyerini terk etmeleri, şekli bir istifa veya devamsızlık olarak yorumlanamaz. Benzer uyuşmazlıklarda mahkemeler, işçinin işi bırakmasının altındaki asıl nedeni irdelemekle yükümlüdür. İşyerindeki amirin hakareti sebebiyle işi bırakan bir işçinin devamsızlık tutanaklarıyla haksız duruma düşürülmesinin önüne geçilmesi, işçi haklarının korunması adına son derece büyük bir pratik değere sahiptir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Bisküvi ustası olarak çalışan bir işçi, ağır çalışma koşulları, sürekli fazla mesai, mobbing ve vardiya amirinin kendisine küfür edip işten kovması nedeniyle davalı işveren şirketine karşı alacak davası açmıştır. İşçi, ödenmeyen kıdem, ihbar, kötü niyet tazminatları ile fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve yıllık izin ücretlerinin tahsilini talep etmiştir. İşveren tarafı ise iddiaları reddederek, işçinin hiçbir mazeret bildirmeden art arda günlerce işe gelmediğini, bu devamsızlık nedeniyle noter kanalıyla ihtarname gönderildiğini ve ardından iş sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiğini savunmuştur. Olay, işçinin işi terk etmesinin haklı bir nedene mi dayandığı, yoksa haksız bir devamsızlık mı olduğu noktasında düğümlenmektedir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Uyuşmazlığın çözümü, iş sözleşmesinin haklı nedenle derhal feshi ile devamsızlık hükümlerinin değerlendirilmesini gerektirmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu m.24 işçinin haklı nedenle derhal fesih hakkını düzenlerken, işverenin veya amir konumundaki kişilerin işçiye karşı şeref ve namusuna dokunacak sözler söylemesini veya hakaret etmesini işçi lehine ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller arasında sayar.
Diğer taraftan, 4857 sayılı İş Kanunu m.25/II-g bendi uyarınca işçinin işverenden izin almaksızın veya haklı bir sebebe dayanmaksızın ardı ardına iki işgünü devamsızlık yapması, işveren açısından haklı fesih sebebidir. Ancak yerleşik içtihatlara göre, işçinin devamsızlığı geçerli ve haklı bir nedene dayanıyorsa, işveren devamsızlık tutanaklarına dayanarak sözleşmeyi haklı nedenle feshedemez.
Ayrıca Yargıtay içtihatlarında "eylemli fesih" kavramı kabul görmektedir. İşçinin, işveren veya vekilinin hukuka ve sözleşmeye aykırı davranışları karşısında herhangi bir yazılı bildirim yapmaksızın işyerini terk ederek çalışmayı bırakması, eylemli ve haklı fesih olarak nitelendirilir. Haklı sebeple eylemli fesih yapan işçi ihbar tazminatı talep edemese de, şartları oluştuğunda kıdem tazminatına hak kazanmaktadır. İşçinin haklı fesih niteliğindeki eylemli feshi sonrası işverence tutulan tutanakların hukuki bir sonucu bulunmamaktadır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Dosya kapsamındaki belgeler ve taraf iddiaları değerlendirildiğinde, uyuşmazlığın temelinin işçinin işi bırakma şekli ve nedeni olduğu görülmektedir. Yargıtay incelemesinde, davacı işçi ile vardiya amiri arasında bir tartışma yaşandığı ve bu tartışma esnasında amirin işçiye hakaret içeren sözler söylediği tespit edilmiştir. İşçi, bu olayın ardından doğal olarak tepki göstermiş ve çalışmayı bırakarak eylemli bir şekilde işyerini terk etmiştir.
İşveren ise işçinin işi terk etmesinin ardından peş peşe devamsızlık tutanakları düzenlemiş ve iş sözleşmesini haksız devamsızlık gerekçesiyle feshetmiştir. Ancak Yüksek Mahkeme, vardiya amirinin hakareti üzerine işyerinden ayrılan işçinin yaptığı bu eylemin, aslında haklı nedene dayalı bir eylemli fesih olduğuna kanaat getirmiştir. İşçinin devamsızlığı haksız bir keyfiliğe değil, amirinin onur kırıcı davranışlarına dayandığı için işverenin tuttuğu devamsızlık tutanakları geçersiz sayılmıştır.
Bu durumda, iş sözleşmesinin ilk olarak işçi tarafından, haklı nedene dayalı ve eylemli olarak sona erdirildiği hukuken kabul edilmiş ve işverenin sonradan yaptığı feshin bir hükmünün kalmadığı vurgulanmıştır. Sözleşmeyi haklı nedenle fesheden tarafın kıdem tazminatına hak kazanacağı ilkesi gereğince, davacı işçiye kıdem tazminatının ödenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır. İlk derece mahkemesinin bu hukuki gerçeği göz ardı ederek kıdem tazminatı talebini reddetmesi hatalı bulunmuştur.
Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, amir hakaretine dayalı eylemli feshin kıdem tazminatı gerektirdiği gerekçesiyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.