Karar Bülteni
AİHM M.A. BN. 55234/21
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | AİHM Birinci Bölüm |
| Başvuru No | 55234/21 |
| Karar Tarihi | 06.11.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | HUDOC |
- Akıl hastalarının tutulması uygun sağlık kurumlarında yapılmalıdır.
- Hapis cezası ile psikiyatrik tedavi tedbiri çatışmamalıdır.
- Kurumlar arası koordinasyonsuzluk ağır hak ihlallerine yol açar.
- Tedavi kararının uygulanmasındaki bürokratik gecikmeler hukuka aykırıdır.
Bu karar, akıl sağlığı yerinde olmayan kişilerin özgürlüğünden yoksun bırakılmasına ilişkin temel standartları hukuken netleştirmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, hakkında psikiyatrik hastanede zorunlu tedavi kararı verilen bir mahkûmun, idari veya yargısal koordinasyonsuzluklar gerekçe gösterilerek sıradan bir cezaevinde tutulmaya devam edilmesini Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesine aykırı bulmuştur. Karar, kişinin hem daha önceki bir suçtan kesinleşmiş hapis cezasının bulunması hem de yeni bir yargılamada akıl hastanesine yatırılma kararı verilmesi durumunda, devletin kurumları arasındaki iletişimsizliğin faturasının başvurucuya kesilemeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Kişinin özgürlükten yoksun bırakılması yalnızca hukuki bir karara dayanmakla kalmamalı, aynı zamanda tutulma yerinin niteliği açısından da uygun olmalıdır.
Benzer davalardaki emsal etkisi açısından bu hüküm, taraf devletlere akıl sağlığı bozulan mahkûmların derhal uygun sağlık tesislerine nakledilmesi yükümlülüğünü yüklemektedir. Uygulamadaki önemi ise ceza infaz kurumları ile mahkemeler arasındaki bürokratik engellerin veya yazışma gecikmelerinin, kişinin özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaline mazeret olarak sunulamayacağı yönündedir. Mahkemeler, birbiriyle paralel yürüyen ceza davalarında dahi kişinin güncel sağlık durumunu göz önüne alarak infaz rejimini hızla uyarlamakla yükümlü kılınmıştır. Bu doğrultuda karar, ceza adaleti sisteminde kırılgan grupların korunması adına güçlü bir içtihat niteliği taşımaktadır.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu M.A., Letonya devletine karşı dava açmıştır. Başvurucunun 2005 yılından bu yana organik kişilik bozukluğu ve epilepsi gibi ciddi akıl sağlığı sorunları bulunmaktadır. 2018 yılında kesinleşmiş bir hapis cezası nedeniyle Letonya'da cezaevinde bulunan başvurucu hakkında, 2021 yılında açılan başka bir ceza soruşturması kapsamında psikiyatrik muayene yapılmıştır. Uzmanlar, başvurucunun durumunun kötüleştiğini ve cezaevi şartlarında kalamayacağını belirterek genel bir psikiyatri hastanesinde zorunlu tedavi altına alınmasını önermiştir. 13 Temmuz 2021 tarihinde ilk derece mahkemesi, başvurucunun altı ay süreyle psikiyatri hastanesine yatırılmasına karar vermiştir. Ancak cezaevi idaresi, önceki hapis cezasının infazının durdurulmasına yönelik ayrı bir karar bulunmadığı gerekçesiyle bu tedavi kararını hemen uygulamamış ve başvurucuyu yaklaşık yedi ay boyunca sıradan hapishane koşullarında tutmaya devam etmiştir. Başvurucu, mahkeme kararına rağmen uygun bir psikiyatri tesisine nakledilmemesi ve sıradan cezaevinde tutulması nedeniyle özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğini iddia ederek mahkemeye başvurmuştur.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi uyuşmazlığı çözerken öncelikle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.5/1-e hükmüne dayanmıştır. Bu madde, "akıl hastalarının" hukuka uygun olarak tutulmasını düzenlemekte ve bu kişilerin özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarının katı kurallara tabi olduğunu belirtmektedir.
Mahkemenin yerleşik içtihat prensiplerine göre, akıl hastası olduğu tespit edilen bir kişinin tutulmasının hukuka uygun kabul edilebilmesi için şu üç temel şartın bir arada bulunması zorunludur: Birincisi, güvenilir ve objektif tıbbi uzman raporlarıyla kişinin gerçek bir akıl hastası olduğunun kesin olarak saptanması; ikincisi, bu rahatsızlığın kişiyi zorunlu olarak bir kurumda tutmayı gerektirecek nitelik veya derecede olması; üçüncüsü ise rahatsızlık devam ettiği sürece bu tutulma halinin geçerliliğini korumasıdır.
Bu şartlara ek olarak, tutulma yerinin niteliği kritik bir öneme sahiptir. Sözleşme anlamında bir "akıl hastasının" tutulması, ancak bu amaca uygun olarak yetkilendirilmiş hastane, klinik veya benzeri uygun kurumlarda gerçekleştirildiği takdirde hukuka uygun sayılır. Kişinin, psikiyatrik tedaviye uygun olmayan sıradan bir hapishanede veya cezaevi koğuşunda tutulması, kural olarak bu maddeyi ihlal eder.
Doktrin ve içtihatlarda kabul edildiği üzere, farklı mahkemeler veya yargısal süreçler arasında bir çakışma yaşansa dahi, devletin kurumları kendi aralarındaki iletişim kopukluğunu veya usuli eksiklikleri bireyin hürriyetinden mahrum bırakılmasına gerekçe gösteremez. Mahkemeler ve yetkili infaz makamları, özellikle kırılgan durumdaki akıl hastalarının durumlarını değerlendirirken gerekli özeni göstermek ve gecikmeksizin koordinasyon sağlamakla yükümlüdür. Aksi takdirde, hürriyeti bağlayıcı kararın kanuniliği zedelenecek ve keyfilik yasağı ihlal edilmiş olacaktır.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, somut olayda başvurucunun 13 Temmuz 2021 ile 4 Şubat 2022 tarihleri arasındaki tutulma koşullarını incelemiştir. Başvurucu hakkında farklı mahkemelerde yürüyen iki ayrı ceza yargılaması süreci bulunmaktadır. Birinci yargılamada dört yıllık kesinleşmiş hapis cezası infaz edilmekteyken, ikinci yargılamada sağlık durumunun ağırlaşması üzerine psikiyatri hastanesinde zorunlu tedavi kararı verilmiştir. Mahkeme, bu iki farklı kararın aynı anda var olmasının infaz rejiminde hukuki ve fiili bir karmaşaya yol açtığını tespit etmiştir.
AİHM, yerel mahkemenin 13 Temmuz 2021 tarihinde verdiği zorunlu psikiyatrik tedavi kararının, başvurucunun durumunun ciddiyetini ve tıbbi müdahale gereksinimini açıkça ortaya koyduğunu belirtmiştir. Buna rağmen Letonya makamları, başvurucunun önceki hapis cezasının infazının durdurulması için ayrı bir yasal prosedürün tamamlanması gerektiğini ileri sürerek, başvurucuyu uygun bir tıbbi tesise sevk etmek yerine sıradan hapishanede tutmaya devam etmiştir. Mahkeme, yerel makamların bu süreçte gerekli özeni ve çabayı göstermediğini, özellikle aynı bölgedeki mahkemeler arasında ciddi bir koordinasyon eksikliği yaşandığını gözlemlemiştir. Başvurucunun akıl sağlığının yerinde olmadığı daha yeni bir adli tıp raporuyla sabitken, diğer bir yerel mahkemenin hiçbir gerekçe göstermeden yeni bir psikiyatrik muayene daha talep etmesi süreci gereksiz yere uzatmıştır.
AİHM, COVID-19 pandemisinin getirdiği bazı idari kısıtlamalar bulunsa da, bu gecikmenin asıl ve belirleyici nedeninin kurumlar arası iletişimsizlik olduğuna dikkat çekmiştir. Akıl sağlığı sorunları yaşayan ve derhal uzman bir psikiyatri merkezinde tedavi görmesi gereken başvurucunun yedi aya yakın bir süre normal bir hapishanede tutulması hiçbir haklı gerekçeye dayandırılamamıştır. Devlet makamları, kendi iç işleyişlerindeki bürokratik engelleri mazeret göstererek bireyin özgürlük ve güvenlik hakkına ölçüsüz bir şekilde müdahale edemez.
Sonuç olarak AİHM, başvurucunun mahkeme kararına rağmen psikiyatri hastanesi yerine sıradan cezaevi koşullarında tutulmasının hukuka aykırı olduğu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 5. maddesinin 1. fıkrasının ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.