Karar Bülteni
AİHM M.L. BN. 30206/23
KARARIN KÜNYESİ
| Alan | Değer |
|---|---|
| Mahkeme / Bölüm | AİHM 2. Bölüm |
| Başvuru No | 30206/23 |
| Karar Tarihi | 24.06.2025 |
| Dava Türü | Bireysel Başvuru |
| Karar Sonucu | İhlal |
| Karar Linki | HUDOC |
- Aile hayatına müdahale ölçülü ve gerekçeli olmalıdır.
- Uzaklaştırma kararları düzenli ve etkili şekilde incelenmelidir.
- Çocuğun üstün yararı ile ebeveyn hakkı dengelenmelidir.
- Uzaklaştırma tedbirleri otomatik olarak uzatılamaz.
Bu karar, aile içi şiddet iddialarına dayalı olarak verilen uzaklaştırma kararlarının ve ebeveyn-çocuk ilişkisini kesen koruma tedbirlerinin hukuki sınırlarını net bir şekilde çizmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bir babanın çocuğuyla görüşmesini engelleyen kısıtlayıcı tedbirlerin, yalnızca başlangıç aşamasında değil, uygulandığı tüm süre boyunca sıkı ve gerçek bir yargısal denetime tabi tutulması gerektiğini vurgulamaktadır. Mahkeme, uzaklaştırma kararlarının somut ve güncel deliller değerlendirilmeden, salt şekli bir incelemeyle uzatılmasını, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 8. maddesinde güvence altına alınan özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının ihlali olarak nitelendirmiştir.
Uygulamada, aile içi uyuşmazlıklarda ve boşanma süreçlerinde alınan uzaklaştırma veya koruma kararları sıklıkla otomatik olarak uzatılabilmekte ve dosyaya sonradan giren lehe deliller göz ardı edilebilmektedir. Bu karar, yerel mahkemelerin tedbir kararlarını periyodik olarak incelerken, ceza soruşturmasındaki güncel gelişmeleri, örneğin takipsizlik kararları veya lehe hazırlanan uzman raporlarını ve itiraz eden tarafın sunduğu somut delilleri dikkate almak zorunda olduğunu göstermesi bakımından çok güçlü bir emsal teşkil etmektedir. Karar, ebeveynin çocukla bağının koparılmasının asgari düzeyde tutulması ve yargısal süreçlerin, itiraz edenin de etkin katılımını sağlayacak şekilde, gerçek ve güncel bir risk analizine dayanması gerektiğini uluslararası bir içtihat haline getirmektedir.
UYUŞMAZLIĞIN KONUSU
Başvurucu M.L., eski eşi ile arasındaki Boşanma">çekişmeli boşanma ve velayet davası devam ederken yaşanan bir dizi olay nedeniyle Kuzey Makedonya devletine karşı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuştur. Uyuşmazlığın temelinde, eski eşinin başvurucuyu kendisine ve dokuz yaşındaki kızlarına şiddet uygulamak ve tehdit etmekle suçlaması üzerine başlatılan ceza soruşturması yatmaktadır. Bu soruşturma kapsamında, yerel mahkeme başvurucu hakkında kızına 100 metreden fazla yaklaşmasını, evine ve okuluna gitmesini yasaklayan ağır bir uzaklaştırma kararı vermiştir.
Başvurucu, bu kararın haksız yere verildiğini, kızıyla aylarca görüşemediğini ve mahkemeye sunduğu delillerin dikkate alınmadığını iddia etmiştir. Dahası, kararın kanunda öngörülen iki aylık sürelerde düzenli ve etkili bir şekilde mahkemece gözden geçirilmediğini, hakkındaki ceza şikayetlerinin bilirkişi raporları ve savcılık incelemesi sonucunda takipsizlikle sonuçlanmasına rağmen tedbirin derhal kaldırılmadığını belirtmiştir. Başvurucu, uzaklaştırma kararının ve bu kararın itirazlara rağmen uzun süre yürürlükte tutulmasının kızıyla olan ilişkisine onarılamaz bir zarar verdiğini belirterek Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamında aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve manevi tazminat talep etmiştir.
HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR
Mahkeme, uyuşmazlığı incelerken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 8 (özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı) çerçevesinde değerlendirme yapmıştır.
Yerleşik içtihat prensiplerine göre, ebeveyn ile çocuğun bir arada bulunması ve kişisel ilişki kurması, aile hayatının vazgeçilmez temel bir unsurudur. Çocuğa yaklaşmayı yasaklayan mahkeme kararları ve bu kararların uzun süre yürürlükte bırakılması, aile hayatına açık ve ağır bir müdahale teşkil eder. Sözleşme'nin 8. maddesi uyarınca, bu tür bir müdahalenin hukuka uygun kabul edilebilmesi için öncelikle kanunla öngörülmüş olması, meşru bir amaç taşıması ve demokratik bir toplumda zorunlu ve orantılı olması şarttır.
AİHM içtihatlarına göre, aile içi şiddet iddialarında devletin ve yetkili makamların, şiddet mağdurlarını koruma konusunda tartışmasız pozitif yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak bu koruma tedbirleri uygulanırken, hakkı sınırlandırılan veya elinden alınan ebeveynin asgari usuli güvencelerden ve adil bir incelemeden mahrum bırakılmaması gerekir. Mahkemelerin, aile durumunu tüm yönleriyle, olgusal, duygusal, psikolojik ve tıbbi açılardan derinlemesine incelemesi ve çocuğun üstün yararını her zaman ön planda tutarak tarafların menfaatleri arasında adil bir denge kurması zorunludur.
Kuzey Makedonya Ceza Muhakemesi Kanunu m. 146 uyarınca, ihtiyati tedbir olarak verilen uzaklaştırma kararlarının gerekliliğinin her iki ayda bir mahkeme tarafından resen ve yeniden değerlendirilmesi yasal bir zorunluluktur. AİHM, bu tür periyodik incelemelerin sadece şekli bir işlem olarak kalmaması gerektiğini, aksine güncel risk analizlerine ve tarafların sunduğu yeni delillere dayanması gerektiğini vurgulamaktadır. Tedbir kararının uzatılmasına veya onanmasına yönelik incelemelerde, kişiye iddialara karşı etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı sunulmalı ve verilecek olan yargısal kararlar tatmin edici, bağımsız ve yeterli gerekçeler içermelidir.
SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, başvuruya konu olayda, ilk derece mahkemesinin başvurucu hakkında verdiği uzaklaştırma kararının, başlangıçta ceza soruşturmasının selameti ve dokuz yaşındaki çocuğun sağlığının korunması amacıyla verilmiş meşru bir ihtiyati tedbir olduğunu kabul etmiştir. Ancak asıl hak ihlalinin, bu kararın itiraz mercii tarafından onanması ve sonrasındaki yasal uzatma süreçlerinde yaşandığı tespit edilmiştir.
Mahkeme, itirazı inceleyen üç hakimli kurulun, başvurucunun sunduğu ve şiddet iddialarını zayıflatan yeni ve önemli delilleri hiç dikkate almadığını belirlemiştir. Başvurucunun kızını aylardır görmediği ve tehdit mesajlarının kendi telefonundan atılmadığını gösteren uzman raporu gibi delillere rağmen, kurul özerk ve kapsamlı bir risk değerlendirmesi yapmamıştır. Kurul kararı, ilk derece hakiminin gerekçelerinin kelimesi kelimesine kopyalanmasından ibaret kalmış ve çocuğun üstün yararını gözeten daha hafif veya alternatif bir tedbirin mümkün olup olmadığı hiçbir şekilde tartışılmamıştır.
Bununla birlikte, uzaklaştırma kararının iç hukuk gereği iki ayda bir periyodik olarak yeniden incelenmesi gerekirken, yerel hakimin bu incelemeleri yazılı ve gerekçeli kararlara bağlamadığı saptanmıştır. Mahkeme, süreç içinde dosyaya giren ve çocuğun hiçbir şekilde fiziksel veya psikolojik şiddet görmediğine dair net bulgular içeren uzman raporu ile savcılığın nihai takipsizlik kararı gibi son derece kritik gelişmelerin, yerel hakim tarafından periyodik değerlendirmelerde zamanında ve etkin bir şekilde dikkate alınmadığını vurgulamıştır. Savcılığın takipsizlik kararına rağmen tedbirin aylar boyunca derhal kaldırılmamış olması ve başvurucunun bu periyodik değerlendirme süreçlerine itirazlarıyla etkin şekilde dahil edilmemesi, başvurucunun kızıyla birleşme hakkına yönelik yeterli usul güvencelerinden tamamen yoksun bırakıldığını açıkça göstermiştir. Güncel bilgilere dayalı anlamlı bir inceleme yapılmaması ve gerekçesiz bırakılan tedbir uzatmaları, başvurucunun aile hayatına onarılamaz bir zarar vermiştir.
Sonuç olarak AİHM, yerel mahkemelerin uzaklaştırma kararının onanması ve periyodik olarak yeniden değerlendirilmesi süreçlerindeki usuli eksiklikler nedeniyle Sözleşme'nin 8. maddesinin ihlal edildiği yönünde karar vermiştir.