Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Şahin Akkan Kararı 2023/97399 B.

Anayasa Mahkemesi Şahin Akkan Kararı 2023/97399 B.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta uygulanmasının bağlayıcılığını ve anayasal önemini vurgulaması açısından kritik bir hukuki anlama sahiptir. Karar, kesinleşmiş bir ceza hükmünün uluslararası sözleşmelerin ihlali suretiyle verildiği bağımsız bir mahkeme kararıyla tespit edildiğinde, yerel mahkemelerin bu kararı uygulamaktan ve yargılamayı yenilemekten kaçınamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. İhlal kararının doğrudan başvurucuya ait olduğu durumlarda, mahkemelerin salt isim gizliliği gibi usuli gerekçelere sığınarak yeniden yargılama talebini reddetmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı gibi temel anayasal hakların özüne dokunan ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Şahin Akkan Kararı 2023/97399 B.

7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2023/97399
Karar Tarihi 25.06.2025
Taraf Şahin Akkan
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
AİHM ihlal kararları yeniden yargılama sebebidir.
Yeniden yargılama talepleri titizlikle incelenmelidir.
AİHM kararlarının uygulanmaması anayasal hakları ihlal eder.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı güvence altındadır.

Bu karar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta uygulanmasının bağlayıcılığını ve anayasal önemini vurgulaması açısından kritik bir hukuki anlama sahiptir. Karar, kesinleşmiş bir ceza hükmünün uluslararası sözleşmelerin ihlali suretiyle verildiği bağımsız bir mahkeme kararıyla tespit edildiğinde, yerel mahkemelerin bu kararı uygulamaktan ve yargılamayı yenilemekten kaçınamayacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. İhlal kararının doğrudan başvurucuya ait olduğu durumlarda, mahkemelerin salt isim gizliliği gibi usuli gerekçelere sığınarak yeniden yargılama talebini reddetmesi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı gibi temel anayasal hakların özüne dokunan ağır bir müdahale olarak nitelendirilmiştir.

Benzer davalardaki emsal etkisi değerlendirildiğinde, bu karar yerel mahkemelerin uluslararası insan hakları mekanizmalarıyla olan ilişkisinde yol gösterici bir kılavuz niteliğindedir. Uygulamada, ihlal kararlarına dayanılarak yapılan yargılamanın yenilenmesi taleplerinin makul olmayan gerekçelerle reddedilmesinin, doğrudan doğruya Anayasa'nın ihlali sonucunu doğuracağı tescillenmiştir. Özellikle temel demokratik hakların kullanılması neticesinde verilen mahkûmiyet kararlarının, uluslararası denetimden geçtikten sonra iç hukukta sürüncemede bırakılması engellenmiş; temel hak ve özgürlüklerin teoride değil pratikte de etkili bir şekilde korunabilmesi adına yargı organlarına düşen anayasal ödevin altı güçlü bir biçimde çizilmiştir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Şahin Akkan, daha önce katıldığı bazı eylemler ve gösteriler nedeniyle yargılanmış, yerel mahkeme tarafından hapis cezasına çarptırılmış ve bu cezası kesinleşmiştir. Başvurucu, hakkındaki bu mahkûmiyet kararının toplanma özgürlüğünü zedelediğini belirterek konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine taşımıştır. AİHM, başvurucunun kimliğinin gizli tutulması talebini de kabul ederek yaptığı inceleme neticesinde, başvurucunun toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Başvurucu, lehine verilen bu ihlal kararını alarak yargılandığı ilk derece mahkemesinden davasının yeniden görülmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, sunulan AİHM kararının doğrudan başvurucu hakkında olmadığını, kararın pilot bir karar niteliği taşıdığını iddia ederek yeniden yargılama talebini usulden reddetmiştir. Başvurucu, söz konusu kararın bizzat kendi dosyasıyla ilgili olduğunu, sadece isminin gizli tutulduğunu ve bu durumun Adalet Bakanlığından kolayca öğrenilebileceğini belirterek, yerel mahkemenin haksız ret kararı nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının zedelendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine başvurmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi, uyuşmazlığı değerlendirirken temel olarak anayasal haklar ve uluslararası sözleşmelerin iç hukuktaki bağlayıcılığı üzerinde durmuştur. Öncelikli olarak ele alınan kural, Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında güvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıdır. Devletin, egemenliği altındaki bireylerin barışçıl toplanma özgürlüğünü kullanmasını güvence altına alma yönünde hem pozitif hem de negatif yükümlülükleri bulunmaktadır. Bu hakkın sadece kâğıt üzerinde değil, fiiliyatta da serbestçe kullanılabilmesi için hukuki çerçevenin sağlam temellere oturtulması şarttır.

Bununla bağlantılı olarak, İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Koruma Sözleşmesi ve bu sözleşmenin iç hukuktaki yansımaları geniş bir biçimde değerlendirilmiştir. Sözleşme ile güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerin devlet tarafından etkili bir şekilde korunması, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen ihlal kararlarının iç hukukta mahkemelerce gereği gibi yerine getirilmesi ile mümkündür. Verilen ihlal kararlarının iç hukukta gereği gibi yerine getirilmemesi, temel hak ve özgürlüklerin uygulamada etkili bir şekilde korunamadığı anlamına gelmektedir.

Bu sorunun çözümü için yürürlükteki temel usul kuralı ise 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.311 düzenlemesidir. Bu maddenin (1) numaralı fıkrasının (f) bendi uyarınca, ceza hükmünün İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmenin veya eki protokollerin ihlali suretiyle verildiğinin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kesinleşmiş kararıyla tespit edilmiş olması, hükümlü lehine yargılamanın yenilenmesi sebebi olarak açıkça düzenlenmiştir. Kanun koyucu, bu konuda yargısal mercilere herhangi bir takdir hakkı tanımayarak kesinleşen bir hükümle sonuçlanmış davanın tekrar görülmesini usulen zorunlu kılmıştır.

Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, uluslararası mahkemeler tarafından verilen bir ihlal kararının gereklerinin iç hukukta yerine getirilip getirilmediğinin denetlenmesi bizzat Anayasa Mahkemesinin görev alanına girmektedir. Aksi bir yorum, temel hakların bireysel başvuru yolu ile etkili bir şekilde korunmasını öngören sistemin amacına tamamen ters düşmektedir.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun iddialarını ve derece mahkemelerinin kararlarını incelediğinde yargılama usulünde ciddi eksiklikler bulunduğuna dair oldukça net tespitlere ulaşmıştır. Başvurucu, katıldığı bir toplantı ve gösteri yürüyüşü nedeniyle hapis cezasına çarptırılmış, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından bu mahkûmiyet kararını uluslararası yargı mekanizması önüne taşımıştır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, yaptığı detaylı inceleme sonucunda Sözleşme'nin toplantı ve dernek kurma özgürlüğünü düzenleyen maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir. Söz konusu ihlal kararında, başvurucunun özel bir gizlilik talebi bulunması nedeniyle kimliği açıkça yazılmamış ve dosya usulen farklı bir isimle yayımlanmıştır.

Başvurucu, bizzat kendi dosyası hakkında verilen ve lehine olan bu ihlal kararına dayanarak ilk derece mahkemesinden yargılamanın yenilenmesini talep etmiştir. Ancak yerel mahkeme, başvurucunun doğrudan kendi dosyasında bir ihlal kararı bulunmadığı ve sunulan kararın genel bir pilot karar olduğu şeklindeki son derece eksik ve hatalı bir yoruma dayanarak talebi usulden reddetmiştir. Oysa başvurucu, itiraz dilekçesinde kararın bizzat kendi bireysel başvurusuna istinaden verildiğini tüm hukuki detaylarıyla açıklamış ve Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığına yazılacak basit bir müzekkere ile bu gizlilik durumunun kolayca teyit edilebileceğini mahkemenin dikkatine sunmuştur. Buna rağmen hem ilk derece mahkemesi hem de itiraz mercii olan ağır ceza mahkemesi, herhangi bir araştırma yapmaksızın oldukça yüzeysel bir değerlendirmeyle başvurucunun haklı taleplerini geri çevirmiştir.

Anayasa Mahkemesi, 5271 sayılı Kanun kapsamında uluslararası mahkeme kararlarının bağlayıcılığının ve uygulanma zorunluluğunun hukuken tartışmasız olduğunu kuvvetle vurgulamıştır. Yerel mahkemenin, sunulan ihlal kararının bizzat başvurucuya ait olup olmadığını çok kısa bir idari araştırma ile tespit edebilecekken bunu yapmaktan imtina ederek doğrudan ret kararı vermesi, başvurucunun anayasal haklarının doğrudan ve telafisi zor biçimde zedelenmesine yol açmıştır. İhlalin, yargılama usulündeki bir eksiklikten veya temel bir sözleşme ihlalinden kaynaklandığının tespit edildiği durumlarda, yerel mahkemelerin süratle yeniden yargılama yolunu açarak bu hak ihlalini derhâl giderme yükümlülüğü bulunmaktadır.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ihlal kararının uygulanmaması nedeniyle toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar vererek başvuruyu kabul etmiştir.

AİHM lehime karar verirse davam yeniden görülür mü? expand_more
Evet, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen ihlal kararları iç hukukumuzda doğrudan yargılamanın yenilenmesi sebebidir. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 311. maddesine göre, kesinleşmiş bir ceza hükmünün insan hakları ihlali suretiyle verildiği AİHM kararıyla tespit edilirse, yerel mahkemenin davayı yeniden görmesi usulen zorunludur. Kanun koyucu bu konuda mahkemelere herhangi bir takdir hakkı tanımamıştır. Lehine ihlal kararı olan bir bireyin yargılamanın yenilenmesini talep etmesi en temel hakkıdır.
AİHM kararımda ismim gizliyse mahkeme yeniden yargılamayı reddedebilir mi? expand_more
Hayır, yerel mahkemeler salt isim gizliliği gibi usuli gerekçelere sığınarak yeniden yargılama talebinizi reddedemez. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, AİHM dosyasında özel bir gizlilik talebi nedeniyle isminiz gizlenmiş olsa dahi, mahkeme Adalet Bakanlığına yazacağı basit bir müzekkere ile bu durumu teyit edebilmektedir. Mahkemenin böyle kısa bir idari araştırma yapmaktan imtina ederek hukuki talebinizi usulden reddetmesi, anayasal haklarınızın zedelenmesine yol açan ağır bir müdahale olarak kabul edilmektedir.
Eyleme katıldığım için ceza aldım ama AİHM haklı buldu. Hakkım nasıl korunacak? expand_more
Barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı Anayasa'mızın 34. maddesi ile devletin güvencesi altındadır. Söz konusu anayasal hakkınızı kullandığınız için verilen mahkûmiyet kararı uluslararası denetimden geçip ihlal ile sonuçlanmışsa, yerel mahkemeler süratle yeniden yargılama yolunu açmak zorundadır. Bu yükümlülüğün yerine getirilmemesi, hakkın fiiliyatta serbestçe kullanımını engellediği için, Anayasa Mahkemesi kararıyla yeniden yargılama yapılması sağlanarak hak ihlali telafi edilir.
Yerel mahkeme AİHM kararını uygulamazsa nereye başvurabilirim? expand_more
Yerel mahkemenin sunulan AİHM kararını uygulamasından kaçınması veya davanın pilot bir karar olduğunu iddia ederek hatalı bir ret kararı vermesi durumunda Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilirsiniz. Anayasa Mahkemesinin görev alanına, uluslararası mahkemelerce verilen ihlal kararlarının gereklerinin iç hukukta yerine getirilip getirilmediğini denetlemek de girmektedir. Bu denetim sonucunda AYM, kararın uygulanmamasını hak ihlali sayarak sonuçların ortadan kaldırılması için yerel mahkemeye yeniden yargılama yapması yönünde hüküm kurar.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir