Anasayfa Karar Bülteni YARGITAY | 22. HD | 2019/9105 E. | 2020/1551 K.

Karar Bülteni

YARGITAY 22. HD 2019/9105 E. 2020/1551 K.

Yargıtay 22. HD | 2019/9105 E. | 2020/1551 K.

KARARIN KÜNYESİ

Alan Değer
Mahkeme / Daire Yargıtay 22. Hukuk Dairesi
Esas No 2019/9105
Karar No 2020/1551
Karar Tarihi 04.02.2020
Dava Türü Uyuşmazlığın Giderilmesi (İşe İade)
Karar Sonucu Uyuşmazlığın Giderilmesine Yer Olmadığı
Karar Linki Yargıtay Karar Arama
  • Ağır eleştiri sözleri sataşma boyutuna ulaşmaz.
  • Yöneticiye cehalet abidesi demek geçerli fesihtir.
  • İşçiye yönelik ağır eleştiri haklı fesih değildir.
  • Önceden çözülen uyuşmazlıklar için yeniden karar verilmez.

Bu karar, işçilerin işvereni veya işverenin bir başka çalışanını eleştirmesi eyleminin haklı fesih ile geçerli fesih arasındaki ince çizgisini belirlemesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay, işçilerin bir yöneticiye yönelik kullandığı "beceriksiz" ve "cehalet abidesi" şeklindeki ifadelerin ağır eleştiri mahiyetinde olduğunu, ancak kanunda düzenlenen "sataşma" boyutuna ulaşmadığını açıkça ortaya koymuştur. Dolayısıyla bu tür söylemler, işçinin tazminatsız ve derhal işten çıkarılmasını gerektiren haklı fesih sebebi değil; işyeri düzenini ve çalışma barışını bozduğu için ancak kıdem ve ihbar tazminatı ödenerek yapılabilecek geçerli fesih sebebidir.

Emsal etkisi bakımından bu karar, Bölge Adliye Mahkemeleri arasında aynı konuda verilen çelişkili kararları birleştirerek güçlü bir uygulama birliği sağlamıştır. İşçilerin ifade özgürlüğü ve eleştiri hakkı ile işverenin yönetim hakkı ve otoritesi hassas bir şekilde dengelenmiş; eleştiride üslubun sertleşmesi durumunda doğrudan tazminatsız işten çıkarma yoluna gidilemeyeceği kesin olarak vurgulanmıştır. İşçi ve işveren uyuşmazlıklarında, özellikle e-posta yoluyla yapılan şikayetlerde kullanılacak kelimelerin hukuki ağırlığına göre fesih türünün belirlenmesinde oldukça yol gösterici bir rehber niteliğindedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Davacı işçi, davalı şirkete ait işyerinde kesintisiz bir şekilde çalışmaktayken, sendika üyesi olan diğer on bir çalışma arkadaşıyla birlikte aniden işten çıkarılmıştır. İşverenin bu fesih işlemindeki temel gerekçesi, söz konusu işçilerin yurt dışında bulunan üst düzey yöneticilere gönderdikleri şikayet e-postasında üretim müdürü hakkında "tam anlamıyla beceriksiz ve cehalet abidesidir" şeklindeki ifadeleri kullanmalarıdır. İşveren, bu ifadelerin ağır bir sataşma boyutuna ulaştığını iddia ederek iş sözleşmelerini tazminatsız ve haklı nedenle feshetmiştir.

Buna karşılık davacı işçi, işten çıkarılmalarının asıl nedeninin sendikal örgütlenme ve sendikal hakları kullanma talepleri olduğunu, e-posta olayının sadece işverence yaratılmış bir bahane olduğunu belirterek işe iade davası açmıştır. İlk derece mahkemesinde davanın reddedilmesi ve İstinaf aşamasında Bölge Adliye Mahkemelerinin farklı daireleri arasında feshin haklı mı yoksa geçerli nedene mi dayandığı konusunda birbirine zıt kararlar verilmesi üzerine uyuşmazlık çözümü için dosya Yargıtay gündemine taşınmıştır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Uyuşmazlığın çözümünde dayanılan en temel hukuki düzenleme, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25 hükmüdür. Bu maddenin ikinci fıkrasının (d) bendinde, işçinin işverene, işverenin ailesine veya işverenin başka bir işçisine sataşması hali, işveren açısından derhal ve haklı fesih nedeni olarak sayılmıştır. Yasa koyucu burada hakaret etme, onur kırıcı söz söyleme veya fiili saldırı boyutuna ulaşan ağır ihlalleri kastetmekte olup, böyle bir durumda işçinin iş sözleşmesi herhangi bir tazminat ödenmeksizin sonlandırılabilmektedir.

Bunun karşısında, yine aynı Kanunun 18. maddesi kapsamında düzenlenen geçerli fesih kurumu yer almaktadır. İşçinin yetersizliğinden veya davranışlarından kaynaklanan geçerli fesih, haklı fesih kadar ağır bir ihlal içermemekle birlikte, işyerinde işin normal işleyişini bozan, taraflar arasındaki güven ilişkisini zedeleyen ve işverenden iş ilişkisini sürdürmesinin beklenemeyeceği durumları kapsamaktadır. İş yargılaması pratiğinde sataşma ile ağır eleştiri arasındaki ayrım bu iki fesih türünü birbirinden ayıran en önemli kriterdir.

Ayrıca, yargı yolları arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde usul hukuku kuralları devreye girmektedir. 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 35. maddesi gereğince, Bölge Adliye Mahkemesi daireleri tarafından benzer olaylarda verilen kesin nitelikteki kararlar arasında uyuşmazlık bulunması halinde, bu çelişkinin giderilmesi amacıyla Yargıtay'ın ilgili hukuk dairesine başvurulması yasal bir zorunluluktur.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, önüne gelen uyuşmazlığın giderilmesi talebine konu dosyada öncelikle Bölge Adliye Mahkemesi daireleri arasındaki hukuki çelişkiyi detaylı biçimde ele almıştır. Dosya kapsamındaki deliller incelendiğinde, işçilerin Almanya'daki üst düzey yöneticilere gönderdikleri bir şikayet e-postasında üretim müdürü hakkında açıkça "beceriksiz" ve "cehalet abidesi" ibarelerini kullandıkları sabittir.

Daire, bu sözcüklerin sözlük anlamını ve çalışma ilişkilerine olan yansımasını derinlemesine irdelemiştir. "Beceriksiz" ve "cehalet abidesi" ifadelerinin, bir kişinin bulunduğu görevi yürütebilecek yeteneğe, gerekli mesleki bilgi birikimine ve liyakata sahip olmadığı anlamına geldiği tespiti yapılmıştır. Bu sözcükler her ne kadar ilgili yöneticiye yönelik kaba, ağır ve rencide edici bir eleştiri niteliği taşısa da, yasanın aradığı şeref ve namusa dokunacak mahiyette ağır hakaret sınıfına girmemektedir. Ayrıca, bu sözlerin ani bir tartışma esnasında muhatabın yüzüne karşı söylenerek doğrudan bir kavgaya veya fiili bir gerginliğe yol açmamış olması da sataşma unsurunun oluşmadığını teyit etmiştir.

Bu bağlamda Yargıtay, işçilerin kullandığı bu ifadelerin çalışma adabına yakışmayan ve makul eleştiri boyutunu aşan nitelikte olduğunu belirterek, böyle kaba ifadeleri kullanan işçilerin aynı ortamda çalıştırılmaya devam edilmesinin işverenden beklenemeyeceğini vurgulamıştır. Ancak bu durum, 4857 sayılı İş Kanunu m. 25 kapsamında doğrudan bir sataşma düzeyine ulaşmadığından tazminatsız haklı fesih sebebi yaratmamaktadır. Çalışma barışını bozan ve karşılıklı güven ilişkisini sarsan bu olayın yalnızca geçerli fesih nedeni olarak nitelendirilmesi gerektiğine kanaat getirilmiştir.

Öte yandan, Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu tarafından iletilen mevcut talebin daha önce incelendiği, aynı hukuki meseleye ilişkin uyuşmazlığın Dairenin 2019/7908 Esas ve 2019/22799 Karar sayılı ilamıyla hali hazırda karara bağlandığı ve kuralın tesis edildiği tespit edilmiştir. Bu sebeple aynı konu için yeniden karar ihdas edilmesine usulen gerek görülmemiştir.

Sonuç olarak Yargıtay 22. Hukuk Dairesi, aynı konuda daha önceden uyuşmazlığın giderilmesine yönelik karar verilmiş olması nedeniyle mevcut başvuru yönünden uyuşmazlığın giderilmesine yer olmadığı yönünde karar vermiştir.

Karar Tarihi: Yayınlanma: Güncelleme: