Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Çaçan Sirek ve Trko Sirek Kararı 2021/58761 B.

Anayasa Mahkemesi Çaçan Sirek ve Trko Sirek Kararı 2021/58761 B.

Bu karar hukuken, ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşların adalete erişimini güvence altına alan adli yardım kurumunun, mahkemeler tarafından katı ve şekilci bir yaklaşımla uygulanamayacağı anlamına gelmektedir. Başvurucuların mali güçten yoksun olduklarına dair temel belgeleri sunmalarına rağmen, sırf davalarını özel bir avukat aracılığıyla takip etmeleri veya talep edilen harç ve avans miktarlarının mahkemece "düşük" veya "ödenebilir" olarak varsayılması, adli yardım talebinin reddi için haklı bir gerekçe oluşturmaz. Yargı mercilerinin, başvurucuların gerçek ekonomik durumlarını araştırmadan verdikleri bu tür ret kararları, kişilerin Anayasa ile korunan hak arama özgürlüklerini ve mahkemeye erişim haklarını açıkça ihlal etmektedir.
search
7 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/58761
Karar Tarihi 26.03.2025
Taraf Çaçan Sirek ve Trko Sirek
Karar Sonucu İhlal
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası

Öne Çıkan Hükümler

  • gavel Adli yardım taleplerinde şekilci yaklaşımlardan kaçınılmalıdır.
  • gavel Adli yardım reddi mahkemeye erişimi engellememelidir.
  • gavel Dava giderleri başvuranlara aşırı külfet yüklememelidir.
  • gavel Özel vekil atanması mali gücün kesin göstergesi olamaz.

Bu karar hukuken, ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşların adalete erişimini güvence altına alan adli yardım kurumunun, mahkemeler tarafından katı ve şekilci bir yaklaşımla uygulanamayacağı anlamına gelmektedir. Başvurucuların mali güçten yoksun olduklarına dair temel belgeleri sunmalarına rağmen, sırf davalarını özel bir avukat aracılığıyla takip etmeleri veya talep edilen harç ve avans miktarlarının mahkemece "düşük" veya "ödenebilir" olarak varsayılması, adli yardım talebinin reddi için haklı bir gerekçe oluşturmaz. Yargı mercilerinin, başvurucuların gerçek ekonomik durumlarını araştırmadan verdikleri bu tür ret kararları, kişilerin Anayasa ile korunan hak arama özgürlüklerini ve mahkemeye erişim haklarını açıkça ihlal etmektedir.

Bu kararın benzer davalardaki emsal etkisi oldukça büyüktür ve uygulamadaki önemi yadsınamaz. Alt derece mahkemeleri, adli yardım taleplerini değerlendirirken artık ezbere ve kalıplaşmış ret gerekçeleri yerine, başvurucunun somut ekonomik gerçekliğini dikkate almak zorundadır. Özellikle hiçbir geliri olmayan kişiler için standart yargılama giderlerinin dahi aşırı bir külfet yaratabileceği kabul edilmelidir. Karar, yargılamanın maliyetinin fakir vatandaşlar için adalete erişimde aşılmaz bir duvar olmasını engellemekte ve adil yargılanma hakkının pratikte de işlemesini temin etmektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Çaçan Sirek ve Trko Sirek, nüfus kayıtlarının düzeltilmesi ve babalığın tanınması amacıyla dava açmak istemiştir. Maddi durumları yetersiz olduğu için dava masraflarını karşılayamayacaklarını belirterek mahkemeden adli yardım talebinde bulunmuşlardır. Davaya bakan Diyarbakır 2. Aile Mahkemesi, başvurucuların sunduğu fakirlik belgesi ve sosyal güvenlik kayıtlarını yetersiz bulmuş, ayrıca istenen masrafın aileyi zor duruma düşürmeyeceğini belirterek bu talebi reddetmiştir. Başvurucular, özel avukat tutmalarının mali güçleri olduğu anlamına gelmediğini ve gerçekten ödeme güçlerinin bulunmadığını belirterek bu karara itiraz etmişlerdir. İtirazın da kesin olarak reddedilmesi üzerine, mecburen mahkeme harcı ve gider avansı olan toplam 1.537,20 TL'yi borç bularak ödemek zorunda kalmışlar ve adli yardım taleplerinin haksız yere reddedilerek mahkemeye erişim haklarının engellendiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuşlardır.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı, kişilerin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma ve savunma yapma özgürlüğünü en geniş anlamda kapsar. Bu anayasal hakkın en önemli unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, hukuki bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilme ve bu uyuşmazlığın etkili, adil bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilme hakkını ifade eder. Mahkemeye erişim hakkı, yargı harçları ve yüksek dava masrafları nedeniyle aşırı derecede zorlaştırılmamalı veya tamamen imkânsız hâle getirilmemelidir.

Uyuşmazlığın çözümünde temel kural olan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.334 ve devamı maddelerinde düzenlenen adli yardım kurumu, ekonomik durumu yetersiz olan kişilerin dava açabilmesini ve hak aramasını sağlamak amacıyla getirilmiş hayati bir mekanizmadır. Adli yardım talebi mahkemece kabul edildiğinde, yargılama harç ve masraflarının ödenmesi davanın sonuna kadar ertelenir ve bu durum, ekonomik olarak dezavantajlı konumdaki kişilerin adalete erişimini kolaylaştırır.

Adli yardım kuralları uygulanırken mahkemelerin aşırı şekilci davranmamaları ve kişilerin ekonomik durumlarını her somut olayın kendi özel şartlarına göre titizlikle değerlendirmeleri gerekmektedir. Yasada öngörülen mali durum belgesi sunma zorunluluğunun kategorik, katı ve araştırmadan yoksun bir şekilde uygulanması, kişilerin mahkemeye erişimlerine ölçüsüz bir sınırlama getirebilir. Yargılamanın maliyetinin, hak arayan kişi üzerinde aşırı ve katlanılamaz bir külfet oluşturmaması, demokratik hukuk devletinin en temel gereklerinden biridir. Bu bağlamda, mahkemelerin adli yardım taleplerini ret veya kabul ederken özenli bir inceleme yapması esastır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, somut uyuşmazlığı incelerken öncelikle başvuruculardan Çaçan Sirek'in başvuru sürecinde vefat etmiş olduğunu ve yasal mirasçılarının davaya devam etme yönünde herhangi bir irade göstermediğini tespit etmiş, bu sebeple söz konusu başvurucu yönünden davanın düşmesine hükmetmiştir.

Diğer başvurucu Trko Sirek yönünden yapılan esastan incelemede ise, başvurucunun mali gücünün bulunmadığını belirterek mahkemeye başvurduğu ve fakirlik durumunu kanıtlamak amacıyla Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları ile fakirlik ilmühaberi gibi çeşitli resmi belgeleri dosyaya sunduğu saptanmıştır. Aile Mahkemesinin, başvurucunun mali durumuna ilişkin derinlemesine bir araştırma yapmadan, talep edilen 237,20 TL harç ve 1.300 TL gider avansının ailenin geçimini zora düşürecek bir miktar olmadığı şeklinde genel geçer ve varsayımsal bir yorumla talebi reddettiği görülmüştür. Ayrıca itiraz merciinin, başvurucunun davayı bir avukat aracılığıyla takip etmesini mali gücünün yeterli olduğunun kesin bir göstergesi olarak yorumlaması, hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim bağlamında oldukça sorunlu bulunmuştur.

Anayasa Mahkemesi, hiçbir düzenli geliri bulunmayan kişiler açısından mahkemelerin talep ettiği standart harç ve gider avansı tutarlarının bile, dava açmayı ciddi şekilde zorlaştıracak, hatta imkânsız hâle getirecek nitelikte büyük bir külfet olduğunu vurgulamıştır. Derece mahkemesinin, başvurucunun sunduğu belgeleri yetersiz bularak ve gerçek ekonomik durumunu dikkate almayarak adli yardım talebini reddetmesi, kişiyi yargılama masraflarını ödemek zorunda bırakmış ve dava açma imkânını zedelemiştir. Bu durumun, gözetilen meşru amaca ulaşma bakımından hiçbir şekilde orantılı olmadığı ve başvurucu üzerinde aşırı bir yük oluşturduğu açıkça tespit edilmiştir.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, adli yardım talebinin şekilci gerekçelerle reddedilerek dava açma imkânının ortadan kaldırılması suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçüsüz olduğuna ve Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Param yok ama avukat tuttum diye adli yardım talebim reddedilir mi? expand_more
Hayır, davanızı özel bir avukat aracılığıyla takip etmeniz, maddi gücünüzün yerinde olduğunun kesin bir göstergesi olarak kabul edilemez. Anayasa Mahkemesi içtihatlarına göre, adli yardım taleplerini inceleyen mercilerin, sırf dosyada bir avukat bulunduğu gerekçesiyle ve başvurucunun somut ekonomik gerçekliğini araştırmadan ret kararı vermesi hukuka aykırıdır. Mahkemelerin bu tür ezbere ve kalıplaşmış varsayımlarla adli yardım talebini reddetmesi, kişilerin Anayasa ile korunan hak arama özgürlüklerini ve mahkemeye erişim haklarını açıkça ihlal etmektedir.
Mahkeme harcını ödeyecek gücüm yoksa dava açamaz mıyım? expand_more
Hukuk sistemimizde ekonomik durumu yetersiz olan vatandaşların adalete erişimini sağlamak amacıyla adli yardım kurumu bulunmaktadır. Adli yardım talebiniz kabul edildiğinde, dava sonuna kadar harç ve masrafları ödemekten muaf tutulursunuz. Anayasa Mahkemesi, hiçbir düzenli geliri bulunmayan kişiler için mahkemelerin talep ettiği standart harç ve gider avansı tutarlarının bile dava açmayı imkânsız hâle getirecek nitelikte büyük bir külfet olduğunu vurgulamaktadır. Dolayısıyla, yargılamanın maliyeti, maddi imkânı olmayan vatandaşlar için adalete erişimde aşılmaz bir engel oluşturmamalıdır.
Fakirlik belgesi sunmama rağmen adli yardım talebim reddedilebilir mi? expand_more
Normal şartlarda, muhtarlıktan alınan fakirlik ilmühaberi ve Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları gibi belgelerle maddi gücünüzün olmadığını ispatladığınızda mahkemenin adli yardım talebinizi kabul etmesi gerekir. Mahkemelerin, istenen masrafın aileyi zora düşürmeyeceği gibi genel geçer, varsayımsal ve şekilci bir yaklaşımla bu belgeleri yetersiz bularak talebi reddetmesi doğru değildir. Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin adli yardım kurallarını uygularken aşırı şekilci davranmamaları ve kişilerin ekonomik durumlarını derinlemesine araştırmaları gerektiğini belirtmektedir. Hak arayan kişi üzerinde aşırı ve katlanılamaz bir külfet oluşturan bu tür ret kararları, hukuka aykırı ve ölçüsüz bir sınırlama teşkil etmektedir.
Mahkemenin adli yardımı reddetmesi hak ihlali sayılır mı? expand_more
Evet, eğer mahkeme gerçek ekonomik durumunuzu araştırmadan ve sunduğunuz delilleri dikkate almadan adli yardım talebinizi reddetmişse, bu durum Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlali anlamına gelir. Anayasa Mahkemesi, adli yardım talebinin katı ve şekilci gerekçelerle reddedilerek vatandaşın dava açma imkânının ortadan kaldırılmasının ölçüsüz bir müdahale olduğuna karar vermiştir. Böyle bir durumda, hak arama özgürlüğünüzün haksız yere engellendiği gerekçesiyle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmanız mümkündür.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir