Anasayfa/ Karar Bülteni/ Anayasa Mahkemesi Yiğit Aksakoğlu Kararı 2021/18350 B.

Anayasa Mahkemesi Yiğit Aksakoğlu Kararı 2021/18350 B.

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı ile **5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109** kapsamında düzenlenen adli kontrol hükümleri çerçevesinde incelemiştir.
search

Anayasa Mahkemesi
Yiğit Aksakoğlu Kararı 2021/18350 B.

6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:
Alan Detay
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Bölüm 2. Bölüm
Başvuru No 2021/18350
Karar Tarihi 17.07.2025
Taraf Yiğit Aksakoğlu
Karar Sonucu İhlal Yok
Karar Linki AYM Kararlar Bilgi Bankası
Öne Çıkan Hükümler
Adli kontrol tedbiri ölçülü olmalıdır.
Yurt dışına çıkış yasağı geçici tedbirdir.
Koruma tedbirleri aile hayatını zedelememelidir.
Kuvvetli suç şüphesi tedbiri haklı kılabilir.

Anayasa Mahkemesinin bu kararı, devam eden ceza yargılamalarında uygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirlerinin, kişinin özel ve aile hayatına saygı hakkı bağlamındaki sınırlarını net bir biçimde çizmektedir. Karar, kişi hürriyeti ve seyahat özgürlüğüne yönelik kısıtlamaların, kişinin yurt dışında yerleşik bir aile düzeni bulunsa dahi, kuvvetli suç şüphesinin devam ettiği ve yargılamanın selametinin gerektirdiği durumlarda orantılı ve hukuka uygun kabul edilebileceğini göstermektedir. Özellikle adli kontrol tedbirlerinin geçici doğası hatırlatılmakla birlikte, somut olayın koşullarında bu tedbirin zorunlu toplumsal bir ihtiyacı karşıladığı ortaya konulmuştur.

Uygulamada, sanıkların beraat kararı sonrası yurt dışında yeni bir hayat kurmaları ve ardından kararın bozularak yargılamanın yeniden başlaması sık rastlanan bir hukuki süreçtir. Bu karar, böylesi istisnai durumlarda kamu düzeninin sağlanması ve yargılamanın etkin bir şekilde yürütülmesi menfaati ile bireyin aile hayatı arasındaki hassas dengelemenin nasıl yapılacağına dair çok önemli bir emsal teşkil etmektedir. Mahkeme, çekirdek ailenin bütünlüğünün doğrudan zedelenmediği, ailenin yurt dışında beraber yaşayabildiği ve tedbirin kamu yararı taşıdığı hâllerde adli kontrolün ölçülü sayılacağını vurgulayarak, alt derece mahkemelerine koruma tedbirlerinin gerekçelendirilmesi hususunda yol göstermektedir.

UYUŞMAZLIĞIN KONUSU

Başvurucu, Gezi olaylarına ilişkin başlatılan ceza soruşturması kapsamında tutuklanmış, bir süre sonra tahliye edilmiş ve sonrasında yerel mahkemece beraat ettirilmiştir. Bu beraat kararının ardından başvurucu, eşi ve iki çocuğuyla birlikte Hollanda'ya taşınarak orada çalışmaya ve yaşamaya başlamıştır. Ancak bölge adliye mahkemesinin beraat kararını bozması üzerine yeniden başlayan yargılamada, yerel mahkeme başvurucu hakkında kuvvetli suç şüphesi bulunduğu gerekçesiyle yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulamıştır. Başvurucu, bu yasak nedeniyle ailesinin yanına dönemediğini, aile büyüklerini ziyaret edemediğini, işini ve aile hayatını sürdüremediğini belirterek adli kontrol kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Mahkemelerin bu talebi reddetmesi üzerine, yurt dışına çıkış yasağının aile hayatına saygı hakkını ihlal ettiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.

HUKUKİ BİLGİ VE TEMEL KURALLAR

Anayasa Mahkemesi uyuşmazlığı, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatın ve aile hayatının korunması hakkı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 109 kapsamında düzenlenen adli kontrol hükümleri çerçevesinde incelemiştir.

Genel kural olarak adli kontrol, işlendiği iddia olunan bir suçtan dolayı şüphelinin veya sanığın, tutuklama sebeplerinin varlığı hâlinde belirli yükümlülüklere tabi tutularak adli makamların denetimi altına alınmasıdır. Bu tedbir, kişi hürriyetini tamamen ortadan kaldıran tutuklamaya alternatif, daha hafif bir koruma tedbiridir ve tutuklamanın son çare olması ilkesine işlerlik kazandırır.

Yurt dışına çıkış yasağının uygulanması kural olarak seyahat hürriyeti kapsamında değerlendirilse de, tedbirin kişinin yurt dışındaki ailevi, kişisel ve mesleki bağlarını doğrudan etkilemesi durumunda aile hayatına saygı hakkı bağlamında incelenmesi gerekmektedir. Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarına göre, koruma tedbirleri geçicidir ve sürekli uygulanmaları hukuka aykırılık oluşturabilir. Mahkemeler, adli kontrol kararlarını verirken veya devamına hükmederken ileri sürülen lehe ve aleyhe tüm delilleri incelemeli, tedbirin devamını haklı kılan somut kamu yararı ihtiyacını ilgili ve yeterli gerekçelerle ortaya koymalıdır.

Yurt dışına çıkış yasağının ölçülülüğü değerlendirilirken; kişinin yurt dışındaki bağları, isnat edilen suçun niteliği, delil durumu ve mahkûmiyet hâlinde alabileceği cezanın ağırlığı dikkate alınmalıdır. Hedeflenen amaca ulaşmak için hakların daha az sınırlanmasını sağlayacak alternatif yolların bulunup bulunmadığı mutlaka göz önünde bulundurulmalı ve kamu menfaati ile bireyin kişisel yararı arasında adil bir denge kurulmalıdır.

SOMUT OLAYA İLİŞKİN TESPİTLER

Anayasa Mahkemesi, başvurucunun durumu ve uygulanan adli kontrol tedbirinin ölçülülüğünü dosya kapsamındaki veriler ışığında detaylı bir şekilde incelemiştir. Başvurucunun yargılandığı davada beraat kararının bozulmasının ardından, ağır ceza mahkemesi tarafından kuvvetli suç şüphesinin devam etmesi ve yargılama safahatı göz önünde bulundurularak orantılı olacağı gerekçesiyle yurt dışına çıkış yasağı kararı verilmiştir.

Başvurucu, ailesiyle birlikte Hollanda'da yaşadığı için bu kararın aile hayatını olumsuz etkilediğini iddia etmişse de Mahkeme, bu iddianın sınırlarını dikkatle değerlendirmiştir. Yapılan incelemede, başvurucunun eşi ve çocuklarının yurt dışında birlikte yaşadıkları, dolayısıyla çekirdek ailesiyle olan bağlarının uygulanan yurt dışına çıkış yasağından doğrudan ve ağır bir şekilde etkilenmediği saptanmıştır. Başvurucunun Türkiye'de bulunan aile büyüklerini ziyaret edemediğine ilişkin şikâyeti ise mahkemelerin kamu düzenini sağlama amacı ile uyguladığı adli kontrol tedbirinin elverişliliği kapsamında ele alınmış ve orantılı bulunmuştur.

Derece mahkemelerinin adli kontrol kararını verirken ve devamına hükmederken dayandıkları gerekçelerin keyfî olmadığı, tedbirin başvurucunun yurt dışındaki aile hayatına olan etkisinin oldukça sınırlı düzeyde kaldığı tespit edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, yurt dışına çıkış yasağının kamu düzenini ve yargılamanın selametini sağlamaya yönelik meşru bir amaca hizmet ettiğini, beklenen kamusal menfaat ile başvurucunun bireysel menfaatleri arasında adil bir dengenin kurulduğunu ve müdahalenin ölçüsüz olmadığını değerlendirmiştir. Başvurucu hakkında uygulanan bu tedbir, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun ve izlenen meşru amaçla orantılı bulunmuştur.

Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, aile hayatına saygı hakkının ihlal edilmediği yönünde karar vermiştir.

Ailem yurt dışında yaşıyor, dava sürerken bana yurt dışı yasağı konabilir mi? expand_more
Evet, konulabilir. Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, hakkınızda kuvvetli suç şüphesi devam ediyorsa ve yargılamanın selameti açısından gerekli görülüyorsa, aileniz yurt dışında yaşasa dahi mahkeme hakkınızda yurt dışına çıkış yasağı kararı verebilir. Eğer eşiniz ve çocuklarınız yurt dışında birlikte yaşayabiliyor ve çekirdek aileniz bu yasaktan doğrudan, çok ağır bir şekilde etkilenmiyorsa, kamu düzenini sağlamak amacıyla alınan bu geçici tedbir hukuka uygun ve ölçülü kabul edilmektedir.
Yurt dışına çıkış yasağı aile hayatımı engelliyor diyerek yasağı kaldırtabilir miyim? expand_more
Yurt dışına çıkış yasağı, ailenizle olan bağlarınızı doğrudan ve telafisi imkânsız şekilde zedelemediği sürece sırf bu gerekçeyle kaldırılamayabilir. Anayasa Mahkemesi, kişi hürriyetini tamamen ortadan kaldıran tutuklamaya alternatif olan bu adli kontrol tedbirini değerlendirirken, yargılamanın güvenliği ile sizin kişisel yararınız arasında bir denge testi yapar. Emsal kararlara göre, aile fertlerinizin yurt dışında kendi düzenlerini sürdürebiliyor olması veya sadece aile büyüklerinizi ziyaret edememeniz gibi durumlarda, mahkeme müdahaleyi orantılı bularak yasağın kaldırılması talebinizi reddedebilir.
Beraat edip yurt dışına taşındım, dava bozulursa tekrar seyahat yasağı gelir mi? expand_more
Evet, böyle bir ihtimal hukuken mevcuttur. Emsal Anayasa Mahkemesi kararında da görüldüğü üzere, yargılandığınız davada beraat edip yurt dışında yeni bir hayat kursanız dahi, üst mahkemenin (örneğin bölge adliye mahkemesinin) beraat kararını bozarak yargılamayı yeniden başlatması durumunda, hakkınızda kuvvetli suç şüphesinin varlığına dayanılarak yeniden yurt dışına çıkış yasağı uygulanabilir. Mahkemeler, yargılamanın etkin bir şekilde yürütülmesi menfaati doğrultusunda bu kararı alabilmektedir.
Mahkeme hangi durumlarda yurt dışı çıkış yasağı (adli kontrol) verir? expand_more
Mahkemeler; dosyada kuvvetli suç şüphesinin bulunduğu, delil durumu, isnat edilen suçun niteliği ve mahkûmiyet hâlinde alınabilecek cezanın ağırlığı gibi unsurları değerlendirerek yurt dışına çıkış yasağı kararı verebilir. Bu tedbir, kural olarak kişinin hürriyetini tamamen elinden alan tutuklama kararına alternatif, daha hafif bir koruma tedbiridir ve tutuklamanın "son çare" olması ilkesine dayanarak uygulanır. Karar verilirken hedeflenen kamu menfaati ile sizin haklarınız arasında adil bir denge gözetilmesi esastır.
star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir