Soru & Cevap
Haberin asılsız olabileceğini düşünüp yayından kaldırdık ve düzeltme şansımız vardı. Bir ifade yüzünden tazminat veya tekzip yerine doğrudan cezai yaptırım uygulanması aşırı değil mi?
Haberin doğruluğunu yayımlamadan önce araştırmamış olmanız ve sonradan yayından kaldırmanız, hakkınızda uygulanan cezai yaptırımın aşırı veya orantısız olduğu anlamına gelmeyebilir. Bir haberin gerçek dışı olabileceği düşüncesiyle sonradan yayından kaldırılması, o bilginin en başından doğruluğunun sorgulanmadığını ve gazetecilik ödevlerinin yerine getirilmediğini açıkça göstermektedir. Haber kaynaklarının makul ölçüde güvenilir olup olmadığını araştırmak ve topluma doğru bilgi sunmak için iyi niyetli bir çaba sergilemek yayın sorumlularının temel görevidir. Doğrulanmamış yanlış bilgilerin yayılmasının ardından sadece cevap ve düzeltme hakkının varlığı, kişinin şeref ve itibarına verilen zararı telafi etmekte her zaman yeterli görülmemektedir. Yargı mercileri, müştekinin şeref ve saygınlığına yönelen kişisel saldırı niteliğindeki bu tür asılsız haberler karşısında, uygulanan yaptırımın zorunlu bir sosyal ihtiyacı karşıladığını değerlendirebilmektedir. Farklı çıkarlar dengelenirken ilk derece mahkemelerinin sahip olduğu takdir payı ile verilen cezanın niteliği ve miktarı göz önünde bulundurulduğunda, uygulanan yaptırım ölçülülük ilkesi çerçevesinde makul kabul edilmekte ve demokratik toplum düzeni gereklerine uygun, orantılı bir cezai yaptırım olarak nitelendirilebilmektedir.