Anasayfa Makale Uluslararası Hukukta Bilişim Sözleşmeleri

Makale

Bilişim teknolojilerinin sınır aşan yapısı, siber suçlarla uluslararası alanda ortak mücadeleyi zorunlu kılmıştır. Bu makalede, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Konseyi nezdinde atılan adımlar, Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi'nin hukuki yapısı ve uluslararası işbirliğindeki temel prensipler incelenmektedir.

Uluslararası Hukukta Bilişim Sözleşmeleri

Günümüzde bilişim dünyasının sınır aşan yapısı, geleneksel ceza hukuku kurallarının siber uzay olanaklarının suç işlemek amacıyla kullanılmasını engellemede yetersiz kalmasına neden olmuştur. İnternetin uzak mesafelerdeki bilişim sistemlerini birbirine bağlaması sonucunda mesafe suçları olarak nitelendirilen suç tipleri daha fazla işlenebilir hale gelmiş ve hukuki anlamda küresel bir soruna dönüşmüştür. Uluslararası alanda karşılaşılan en büyük hukuki güçlükler; suçun işlendiği yerin tespiti, aynı fiil nedeniyle bir kişinin yalnız bir kez yargılanması ilkesinin yani non bis in idem kuralının uygulanması ve suçluların iadesi konularında ortaya çıkmaktadır. Bu çok boyutlu hukuki sorunları aşmak ve devletler arası uygulama farklılıklarını gidermek amacıyla, öncelikle Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler öncülüğünde çeşitli uluslararası bilişim sözleşmeleri hayata geçirilmiştir. Hazırlanan metinler, gelişen teknolojiyle orantılı olarak, uluslararası ceza hukuku işbirliğini ve soruşturma usullerini standartlaştırmayı hedeflemektedir.

Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği Düzenlemeleri

Siber suçlarla mücadelede çözüm arayışları ilk kez seksenli yılların ortalarından itibaren Birleşmiş Milletler Suçların Önlenmesi ve Suçluların Tretmanı Kongrelerinde gündeme gelmiştir. Bu kongreleri takiben, doksan dört yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından alınan karar doğrultusunda, bilgisayarlarla alakalı suçların önlenmesi ve denetimine dair bir el kitabı yayımlanmıştır. Uluslararası standartları belirleme çabaları iki bin iki yılında bilişim teknolojilerinin suç işlemek amacıyla kötüye kullanılmasına karşı alınan kararlarla pekiştirilmiş ve iki bin on bir yılında Siber Suçlara Dair Hükümetlerarası Uzmanlar Grubu kurularak işbirliği kurumsallaştırılmıştır. Avrupa Birliği cephesinde ise, özellikle kişisel verilerin uluslararası alanda korunması amacıyla doksan beş kırk altı sayılı Kişisel Verilerin İşlenmesinde Gerçek Kişilerin Korunması Yönergesi ile iletişim sektöründe mahremiyetin korunmasına yönelik iki bin iki elli sekiz sayılı direktif yürürlüğe konulmuştur. Bu yasal metinler, sınır ötesi veri akışının güvenliğini sağlarken, devletler arası veri paylaşım rejiminin temel hukuki çerçevesini de belirlemiştir.

Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi

Bilişim suçları konusunda uluslararası bağlayıcılığı en yüksek ve en kapsamlı hukuki metin, yirmi üç Kasım iki bin bir tarihinde imzaya açılan Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesi, diğer adıyla Budapeşte Sözleşmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Sadece Avrupa Konseyi üyesi ülkelerle sınırlı kalmayan ve küresel bir boyut kazanan bu sözleşme, dünya genelinde kabul görerek misyonunu Avrupa sınırlarının ötesine taşımıştır. Türkiye'nin de iki bin on yılında imzalayıp altı bin beş yüz otuz üç sayılı kanun ile onaylayarak taraf olduğu sözleşme; siber suçların ortak tanımlarını ortaya koymak, ceza muhakemesi kurallarını yeknesaklaştırmak ve yeni nesil uluslararası işbirliği mekanizmalarını belirlemek gibi hayati amaçlar taşımaktadır. Sözleşme, yasadışı erişim, verilere müdahale, sisteme müdahale ve cihazların kötüye kullanımı gibi eylemleri suç olarak tanımlamayı öngörmekte ve taraf devletlere bu hükümleri ulusal mevzuatlarına entegre etme yükümlülüğü getirmektedir. Böylece, ulusal ve uluslararası boyutta yetki karmaşasının giderilmesi ve suçluların iadesi için aranan çifte suçluluk ilkesinin işletilebilmesi hedeflenmiştir.

Bölüm İçerik Kapsamı Temel Düzenleme Hedefi
Birinci Bölüm Terimler ve Tanımlar Sözleşme metninde geçen hukuki ve teknik kavramların standartlaştırılması
İkinci Bölüm Ulusal Düzeyde Alınacak Tedbirler Devletlerin iç hukuklarında yapmaları gereken maddi ve usul hukuku düzenlemeleri
Üçüncü Bölüm Uluslararası İşbirliği Çerçevesi Çifte suçluluk, yargı yetkisi ve suçluların iadesi gibi sınır aşan işbirliği esasları
Dördüncü Bölüm Son Hükümler Sözleşmenin yürürlüğe girmesi, uygulanması ve diğer usuli şartların belirlenmesi

Uluslararası Yargılama Yetkisi ve Karşılaşılan Zorluklar

Siber uzayda gerçekleştirilen suç eylemleri, failin, mağdurun ve kullanılan sistemlerin tamamen farklı ülkelerde bulunabilmesine olanak tanımaktadır. Bu durum hukuki boyutta birden fazla devletin kendisini yargılama yapmaya yetkili sayması sonucunu doğurmaktadır. Uluslararası ceza hukuku bağlamında fiziki bir siber alan tanımının kesin yapılamamış olması, yetki sınırlarının çizilmesinde büyük zorluklara yol açmaktadır. Soruşturma aşamasında da sınır ötesi elektronik delillerin toplanması, fiziki arama yapılması ve haberleşmenin dinlenmesi gibi adli tedbirlerin uygulanması devletlerin egemenlik hakları ile çatışabilmektedir. Bu çatışmaları önleyebilmek adına uluslararası sözleşmeler, sınır aşan dijital delillerin güvenliğinin sağlanması ve ülkeler arasında hızla paylaşılabilmesi için ulusal temas noktaları oluşturulmasını şart koşmaktadır. Nitekim uluslararası hukuktaki bu entegrasyon çabaları sayesinde; yasal boşluklardan faydalanan faillerin tespiti hızlanmakta ve suçların takibinde ulusal makamlar arasında kesintisiz hukuki yardımlaşma sağlanmaktadır.

4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: