Anasayfa/ Makale/ Uluslararası Hukuk ve AB Kapsamında Kişisel Verilerin Korunması

Uluslararası Hukuk ve AB Kapsamında Kişisel Verilerin Korunması

Kişisel verilerin uluslararası arenada ve Avrupa Birliği hukukunda nasıl korunduğunu, Avrupa Konseyi 108 sayılı Sözleşmesi ve AB 95/46 sayılı Yönergesi ışığında detaylıca inceleyen bu yazıda, uluslararası düzenlemelerin temel prensipleri, ilgili kişi hakları ve sınır aşan veri aktarımı kuralları hukuki bir perspektifle ele alınmaktadır.
search
6 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Günümüzde teknolojinin hızla gelişmesi, kişisel verilerin sınır tanımaksızın devasa boyutlarda işlenmesine olanak sağlamaktadır. Bu durum, bireylerin özel hayatın gizliliği ve temel haklarının uluslararası boyutta korunması ihtiyacını doğurmuştur. Modern hukuk sistemlerinde, kişilerin kendi verileri üzerindeki denetimini ifade eden kişisel verilerin korunması hakkı, evrensel bir insan hakkı normu olarak kabul edilmektedir. Uluslararası alanda atılan ilk adımlar bağlamında, Avrupa Konseyi, OECD ve Birleşmiş Milletler tarafından çeşitli sözleşmeler ve rehber ilkeler yayınlanmıştır. Özellikle Avrupa Birliği (AB) hukuku, kişisel verilerin korunmasında yeknesak ve yüksek bir standart oluşturmayı hedefleyerek, temel hak ve özgürlükleri güvence altına alan kapsamlı mekanizmalar geliştirmiştir. Bir bilişim hukuku avukatı perspektifiyle incelendiğinde, bu uluslararası belgelerin yalnızca verilerin hukuka aykırı kullanımını engellemekle kalmayıp, aynı zamanda sınır aşan veri aktarımı süreçlerinde de hukuki bir zemin ve güvenli bir alan yarattığı görülmektedir.

Uluslararası Hukukta İlk Düzenlemeler ve Avrupa Konseyi

Uluslararası alanda kişisel verilerin korunması ihtiyacı, ilk kez 1970'li yıllarda belirgin bir şekilde ortaya çıkmış ve Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan tavsiye kararları ile hukuki metinlere dökülmeye başlanmıştır. Bilişim sistemlerinin gelişmesiyle birlikte otomasyona dayalı veri işleme faaliyetlerinin artması, uluslararası bağlayıcılığı olan yasal düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Bu gereksinim üzerine, 1981 yılında kabul edilen 108 sayılı Kişisel Verilerin Otomatik İşleme Tabi Tutulması Karşısında Şahısların Korunmasına Dair Sözleşme, bu alanda hazırlanan ilk uluslararası sözleşme olma niteliğini taşır. Sözleşme, taraf devletlere asgari koruma standartları getirerek, kişisel verilerin belirli ve meşru amaçlar için işlenmesi gerektiğini, ayrıca verilerin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olarak toplanmasını zorunlu kılmıştır. Bu sözleşme sayesinde, yalnızca ulusal düzeyde değil, taraf ülkeler arasındaki uluslararası ilişkilerde de veri koruma standartlarının temeli atılmıştır.

OECD ve Birleşmiş Milletler Rehber İlkeleri

Avrupa Konseyi'nin insan hakları odaklı yaklaşımının yanı sıra, ticari ve ekonomik işbirliğini önceleyen OECD, 1980 yılında uluslararası veri akışındaki engelleri ortadan kaldırmak amacıyla Özel Hayatın Korunması ve Kişisel Verilerin Sınırötesi Dolaşımında Rehber İlkeler isimli bir belge yayınlamıştır. Bu belgenin temel amacı, veri koruma standartlarındaki farklılıkların ekonomik karışıklıklara yol açmasını önlemektir. Rehber İlkeler, verilerin sınırlı olarak toplanması, amacın belirli olması ve şeffaflık gibi kavramları uluslararası ticari faaliyetlere entegre etmiştir. Benzer şekilde, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu da 1990 yılında kabul ettiği yönlendirici ilkeler ile, bilgisayarlarla işlenen kişisel veri dosyaları hakkında tüm üye ülkeler için geçerli olacak yasallık, doğruluk, ilgili kişilerin erişme hakkı ve ayrımcılıktan kaçınma gibi temel hukuki prensipleri belirleyerek küresel bir standart oluşturmayı hedeflemiştir.

Avrupa Birliği Veri Koruma Hukuku ve 95/46 Sayılı Yönerge

Avrupa Birliği, veri koruma hukuku alanındaki en önemli ve yapısal adımını 1995 yılında 95/46 sayılı Kişisel Verilerin İşlenmesinde Gerçek Kişilerin Korunması ve Bu Verilerin Serbest Dolaşımı Yönergesi ile atmıştır. Birlik, üye devletler arasında serbest pazarın gerekliliklerini sağlarken, aynı zamanda temel hak ve özgürlüklerin korunması arasında hassas bir denge kurmayı amaçlamıştır. Yönerge, AB içinde yeknesak bir veri koruma hukuku yaratmış ve verilerin işlenmesi usullerini ayrıntılı bir şekilde düzenlemiştir. Düzenleme yalnızca teknolojik olarak otomatik yöntemlerle işlenen verileri değil, herhangi bir kişisel veri dosyalama sistemi aracılığıyla fiziksel veya manuel olarak işlenen verileri de kapsamına alarak koruma alanını oldukça geniş tutmuştur. Bu bağlamda, verilerin işlenme şartları belirlenirken kişilik haklarına yönelik olası saldırılara karşı önleyici bir nitelik benimsenmiştir.

Yönerge Kapsamında Temel Haklar ve İlkeler

AB Yönergesi uyarınca kişisel verilerin yasal ve hukuka uygun işlenebilmesi için belirli temel veri işleme ilkelerine mutlak suretle uyulması zorunludur. Hukuki açıdan geçerli bir veri işleme faaliyeti ancak ilgili kişinin, tereddüde yer bırakmayacak biçimde ve açıkça alınmış bir rızası ile mümkündür. Ayrıca hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi, kamu görevinin ifası veya veri sorumlusunun meşru çıkarları gibi hukuka uygunluk sebepleri de mevcuttur. Bu çerçevede, veri işleme sürecinde hukuki korumanın sağlanabilmesi için uygulanması gereken temel ilkeler şunlardır:

  • Verilerin hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun olarak ve şeffaf bir biçimde işlenmesi.
  • Kişisel verilerin mutlaka belirli, açık ve meşru amaçlar için toplanması.
  • İşlenen bilgilerin veri toplama amacıyla yeterli, ilgili ve ölçülü düzeyde tutulması.
  • Verilerin daima doğru ve güncel tutulması için gerekli teknik tedbirlerin alınması.
  • Kişisel verilerin yalnızca işlenme amacı için gerekli olan makul süre boyunca saklanması.

Hassas Veriler, Sınır Aşan Aktarım ve Denetim Mekanizmaları

Avrupa Birliği hukukunda ayrımcılık riski taşıyan; kişilerin ırk, etnik köken, siyasi görüş, dini inanç, sağlık veya cinsel yaşamına ilişkin bilgileri özel nitelikte (hassas) kişisel veri olarak kategorize edilmiş ve bunların işlenmesine kural olarak kesin bir yasak getirilmiştir. Bu kural ancak kişinin açık rızası, hayati bir çıkarın korunması veya sağlık hizmetlerinin yürütülmesi gibi son derece katı istisnalar dâhilinde aşılabilmektedir. Diğer yandan, küreselleşen dünyada ticari faaliyetlerin ayrılmaz bir parçası olan sınır aşan veri aktarımı konusu da Yönerge ile sıkı kurallara bağlanmıştır. Kural olarak, kişisel veriler Avrupa Birliği sınırları dışındaki üçüncü ülkelere, ancak o ülkede yeterli seviyede bir koruma bulunması koşuluyla aktarılabilir. Son olarak, hukuki standartların uygulanabilirliğini güvence altına almak için tam bağımsız hareket eden denetleyici veri koruma otoriteleri kurularak, sistemin şeffaf ve güvenli işlemesi sağlanmıştır.

Şirketler kafalarına göre kişisel verilerimi toplayıp kullanabilir mi? expand_more
Hayır, Avrupa Birliği veri koruma standartlarına göre kişisel verilerinizin hukuka uygun işlenebilmesi için temel bazı ilkelere uyulması zorunludur. Verilerin işlenebilmesi için kural olarak sizin tereddüde yer bırakmayacak biçimde ve açıkça alınmış bir rızanız olmalıdır. Açık rıza dışında, veri sorumlusunun hukuki bir yükümlülüğünü yerine getirmesi, bir kamu görevinin ifası veya meşru çıkarlarının bulunması gibi sınırlı hukuka uygunluk sebepleri varsa verileriniz işlenebilir. Her durumda verilerinizin belirli, açık ve meşru amaçlar için toplanması, şeffaf biçimde işlenmesi ve sadece makul bir süre boyunca saklanması gerekmektedir.
Hastalık geçmişim veya siyasi görüşüm gibi gizli bilgilerim kopyalanabilir mi? expand_more
Avrupa Birliği veri koruma hukukunda kişilerin ırk, etnik köken, siyasi görüş, dini inanç, sağlık veya cinsel yaşamına ilişkin bilgileri özel nitelikte yani hassas kişisel veri olarak kabul edilmektedir. Kural olarak, bu tür ayrımcılık riski taşıyan hassas verilerin işlenmesine ve kaydedilmesine kesin bir yasak getirilmiştir. Bu yasağın istisnaları çok katı olup; ancak sizin açık rızanızın bulunması, hayati bir çıkarınızın korunması veya sağlık hizmetlerinin yürütülmesi gibi zaruri durumlarda bu veriler işlenebilir. Dolayısıyla, bu istisnai haller haricinde hastalık geçmişiniz veya siyasi görüşünüz gibi bilgilerin izinsiz olarak kopyalanması hukuka aykırıdır.
Kişisel verilerim yurtdışındaki başka bir ülkeye veya şirkete gönderilebilir mi? expand_more
Küreselleşen ticari faaliyetler sebebiyle sınır aşan veri aktarımı işlemleri Avrupa Birliği Yönergesi ile oldukça sıkı kurallara bağlanmıştır. Kural olarak, kişisel verileriniz Avrupa Birliği sınırları dışındaki üçüncü ülkelere serbestçe ve denetimsizce gönderilemez. Verilerinizin yurtdışına aktarılabilmesi için, aktarım yapılacak olan o ülkede yeterli seviyede bir hukuki korumanın bulunması şartı aranmaktadır. Aksi takdirde, kişisel verilerinizin ve özel hayatınızın gizliliğinin güvence altına alınmadığı ülkelere veri aktarımı yapılması hukuka aykırılık teşkil edecektir.
Sadece bilgisayardaki verilerim mi yoksa kağıt üzerindeki dosyalarım da korunuyor mu? expand_more
Avrupa Birliği'nin veri koruma kuralları sadece dijital ortamları değil, fiziksel kayıtları da güvence altına almaktadır. AB'nin 95/46 sayılı Yönergesi, teknolojik ve otomatik yöntemlerle işlenen verilerin yanı sıra, herhangi bir kişisel veri dosyalama sistemi aracılığıyla fiziksel veya manuel olarak işlenen verileri de koruma kapsamına almıştır. Bu sayede, kurumların veya şirketlerin ellerinde bulunan kağıt üzerindeki dosyalarınızın hukuka aykırı şekilde işlenmesine karşı da geniş bir koruma kalkanı oluşturulmuştur.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir