Anasayfa Makale Türk ve Dünya Hukukunda Mobbing Davaları

Makale

İşyerinde psikolojik taciz, hem ulusal hem de uluslararası boyutta giderek artan hukuki bir mesele olup ülkelerin hukuk sistemlerinde farklı yasal mevzuat ve yaptırımlarla ele alınmaktadır. Bu makalede, mobbing eylemlerinin Türk ve dünya hukukundaki yasal zemini, emsal yargı kararları ve tarafların hukuki sorumlulukları analiz edilmektedir.

Türk ve Dünya Hukukunda Mobbing Davaları

Günümüz çalışma hayatının en karmaşık sorunlarından biri olan işyerinde psikolojik taciz, yalnızca bireylerin ruhsal ve fiziksel sağlığını tehdit etmekle kalmamakta, aynı zamanda ciddi bir hukuki uyuşmazlık kaynağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Etik dışı ve agresif bir iletişim yöntemi olarak tanımlanan mobbing, mağdurun işten ayrılmasına kadar varabilen sistematik eylemler bütününü ifade eder. Bu durum, mağdurların korunması ve işverenin gözetme borcu kapsamında dünya genelinde ve ülkemizde çeşitli yasal düzenlemelere konu olmuştur. Özellikle uluslararası sözleşmeler, Anayasa Mahkemesi kararları ve yerel kanunlar, çalışanların onurunu korumak ve sağlıklı bir çalışma ortamı tesis etmek amacıyla önemli güvenceler sunmaktadır. Bir mobbing hukuku uzmanı perspektifiyle değerlendirildiğinde, psikolojik tacizin ispatı ve hukuki yaptırımları ülkeden ülkeye değişiklik gösterse de, temel hedefin insan haklarının ihlalini önlemek olduğu açıkça görülmektedir.

Dünya Hukukunda Mobbing ve Yasal Düzenlemeler

Uluslararası alanda mobbing kavramı, doğrudan tanımlanmamış olsa da dolaylı olarak birçok sözleşme ve bildirge ile koruma altına alınmıştır. Örneğin, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, bireylerin onurunu ve sağlığını koruma altına alırken, Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan sözleşmeler işyerinde ayrımcılığın ve şiddetin önlenmesine odaklanmaktadır. Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Birliği bünyesinde yayımlanan yönergeler ve tavsiye kararları ise psikolojik tacize karşı bilinç oluşturmayı ve hukuki yaptırımları netleştirmeyi amaçlamaktadır. Kıta Avrupası hukuk sistemlerine bakıldığında, özellikle İsveç'in 1994 yılında çıkardığı kararname ile Avrupa Birliği ülkeleri içinde mobbingi yasal olarak düzenleyen ilk ülke olduğu dikkat çekmektedir. İsveç'i, işçi sağlığı ve güvenliği kanunları kapsamında katı yaptırımlar getiren Belçika ve hapis cezası öngören Fransa gibi ülkeler takip etmiştir.

Kıta Avrupası ve Anglosakson Hukukunda Emsal Uygulamalar

Fransız hukukunda, 1960'lı yıllardan itibaren Yüksek Mahkeme kararları mobbinge yönelik önemli içtihatlar oluşturmuştur. Özellikle 2002 yılında yürürlüğe giren kanun ile psikolojik taciz açıkça tanımlanmış ve hem İş Kanunu hem de Ceza Kanunu kapsamında ciddi para ve hapis cezaları öngörülmüştür. Belçika'da ise yaşanan trajik bir intihar vakası sonrası iş sağlığı ve güvenliği yasası genişletilmiş, işyerlerinde önleyici danışmanlar atanması zorunlu kılınmıştır. Diğer yandan Anglosakson hukuk sisteminde, örneğin İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nde, doğrudan mobbinge özgü bir kanun bulunmamaktadır. Bu ülkelerde mobbing davaları genellikle haksız eylem sorumluluğu ve ayrımcılık yasaları çerçevesinde çözülmekte, özellikle ABD'de mağdurların hakları eyalet yasaları ve kusur sorumluluğu prensipleri ile güvence altına alınmaktadır.

Türk Hukukunda Mobbing Davalarının Yasal Zemini

Ülkemizde işyerinde psikolojik tacize yönelik spesifik ve tek bir kanun bulunmamakla birlikte, çalışanların hakları çeşitli kanun maddeleri ve emsal yargı kararları ile güçlü bir şekilde korunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu, hukukumuzda ilk kez psikolojik taciz ifadesine yer vererek işverenin işçiyi gözetme ve koruma borcunu yasal güvence altına almıştır. Ayrıca, İş Kanunu kapsamında işverenin eşit davranma yükümlülüğü ve İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu uyarınca çalışma ortamındaki riskleri önleme görevi, mobbing davalarının temel hukuki dayanaklarını oluşturmaktadır. 2011 yılında yayımlanan ve daha sonra 2025 tarihli Cumhurbaşkanlığı Genelgesi ile güncellenen düzenlemeler, mağdurlara yönelik koruyucu politikaların geliştirilmesi ve ALO 170 Mobbing Hattı gibi destek mekanizmalarının kurulması açısından büyük önem taşımaktadır.

Türk Yargı İçtihatları ve Açılabilecek Dava Türleri

Türk yargı sisteminde mobbing davaları, emsal kararlar ile giderek daha net bir hukuki çerçeveye oturmaktadır. İlk kez 2006 yılında Ankara 8. İş Mahkemesi tarafından tanımlanan kavram, sonrasında Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Anayasa Mahkemesi kararları ile kapsamlı bir koruma zırhına kavuşmuştur. Anayasa Mahkemesi, devletin psikolojik tacizi önleme, etkili denetim mekanizmaları kurma ve adil yargılanma hakkını sağlama yükümlülüklerini açıkça belirtmiştir. Mobbing mağduru çalışanlar, hak ihlallerinin giderilmesi ve zararlarının tazmin edilmesi amacıyla belirli davalar açma hakkına sahiptir.

  • Koruyucu davalar: Saldırı tehdidinin önlenmesi, saldırıya son verilmesi ve hukuk dışılığın tespiti davaları.
  • Tazminat davaları: Maddi ve manevi tazminat, ayrımcılık tazminatı, kötü niyet ve kıdem tazminatı davaları.
  • İşe iade davası: Haksız fesih durumunda iş güvencesinin sağlanmasına yönelik davalar.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: