Makale
Türk hukuk sisteminde hayvanların yasal statüsü ağırlıklı olarak eşya hukuku kurallarıyla şekillenmektedir. Hayvanları Koruma Kanunu'ndaki değişikliklere rağmen Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu kapsamında hayvanlar halen taşınır eşya statüsünde kabul edilmekte, mülkiyet ve zilyetlik haklarına konu olmaya devam etmektedir.
Türk Mevzuatında Hayvanların Yasal Statüsü Ve Hukuki Konumu
Hayvan hakları hukuku alanında uzmanlaşmış bir hukukçu perspektifiyle bakıldığında, Türk mevzuatında hayvanın yasal statüsünün oldukça karmaşık ve yer yer çelişkili düzenlemeler barındırdığı görülmektedir. Modern hukuk sistemlerinin birçoğunda olduğu gibi, Türk hukukunda da hak ehliyetine sahip olmak için "kişi" olmak gerekmekte, hayvanlar ise geleneksel olarak kişi değil "eşya" statüsünde değerlendirilmektedir. Özellikle özel hukuku ilgilendiren yasal düzenlemelerde, hayvanların hak sahibi özneler olmaktan ziyade, üzerinde hukuki işlem tesis edilebilen, mülkiyete konu olan nesneler olarak kabul edildiği açıktır. Kamuoyunda hayvanların artık "mal" değil "can" statüsüne kavuştuğu yönünde yaygın bir algı bulunsa da, hukuki gerçeklik mevzuatın bütünü incelendiğinde farklı bir tablo sunmaktadır. Hayvanların yasal konumunu tam olarak anlayabilmek için Türk Medeni Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Hayvanları Koruma Kanunu gibi temel metinlerdeki yaklaşımların birlikte ve hukuki bir zeminde ele alınması gerekmektedir.
Türk Medeni Kanunu Ve Borçlar Kanunu Çerçevesinde Hayvanın Konumu
Hukukumuzda hayvanların statüsünü belirleyen temel kanunların başında Türk Medeni Kanunu gelmektedir. Kanun metninde hayvanların eşya olmadığına dair açık ve özel bir düzenleme bulunmadığından, hukuk sistemimizde hayvanlar üzerinde bireysel hakimiyet sağlanabilen, ekonomik değer taşıyan "taşınır eşya" hükümlerine tabi tutulmaktadır. Medeni Kanun'un mülkiyet ve zilyetlik ile ilgili bölümlerinde hayvanlar, hak sahibi bir birey olarak değil, doğrudan doğruya mülkiyet hakkının nesnesi olarak konumlandırılır. Örneğin, yasada arazisine doğal güçlerin etkisiyle sürüklenen veya giren büyük ve küçükbaş hayvanların ya da arı oğullarının hak sahipleri tarafından aranıp alınmasına izin verilmesi düzenlenmiştir. Bu düzenleme, hayvanın yaşam hakkından ziyade malikin mülkiyet hakkını koruma amacını taşır. Hayvanlar hukuk sistemimizde hak ehliyetine sahip olmamakla birlikte; mülkiyet, zilyetlik ve hatta rehin hakkının konusu olabilmektedir.
Benzer bir yaklaşım Türk Borçlar Kanunu'nda da karşımıza çıkmaktadır. Kanun'un "hayvan kirası"na ilişkin hükümleri, hayvanların kendilerinden ekonomik veya kullanım şeklinde yararlanılan varlıklar olarak ele alındığını açıkça göstermektedir. Bu maddeler uyarınca, kiralanan hayvana iyi bakılması ve beslenmesi yükümlülüğü getirilmiş olsa da, olası bir zarar durumunda kiracının sorumluluğu, hayvana verilen değer üzerinden değil, kiralayanın mülkiyet hakkının zedelenip zedelenmediği üzerinden değerlendirilmektedir. Görüldüğü üzere, özel hukuk düzenlemeleri hayvanın canlı ve hissedebilir bir varlık olma niteliğini, yalnızca ekonomik işlevlerine etkisi ve mülkiyet ilişkilerindeki risklerin dağılımı ölçüsünde dikkate almaktadır.
Hayvanları Koruma Kanunu Ve Eşya Statüsündeki Çelişkiler
Türk mevzuatında hayvanların korunmasına yönelik en temel metin olan Hayvanları Koruma Kanunu, içeriği itibarıyla hak temelli olmaktan ziyade hayvan refahı odaklı bir kanundur. Kanunun 4. maddesinde bütün hayvanların eşit doğduğu ve yaşama hakkına sahip olduğu belirtilmesine rağmen, aynı yasa metni içerisinde hayvanların insan kullanım amaçlarına göre "kesim hayvanı", "deney hayvanı", "evcil hayvan" gibi kategorilere ayrılması ciddi bir hukuki çelişki yaratmaktadır. Bir yanda yaşama hakkından bahsedilirken, diğer yanda kesim ve deney usullerinin düzenlenmesi, hayvanların kurumsallaşmış sömürü biçimleri kapsamında halen birer kaynak ve eşya olarak görüldüğünü kanıtlamaktadır. Bu bağlamda kanun, hayvanın mülkiyet nesnesi olma durumunu ortadan kaldırmamakta, yalnızca insanın mülkiyet hakkına, hayvanlara gereksiz acı çektirilmemesi yönünde belirli sınırlamalar getirmektedir.
Türk Ceza Kanunu Kapsamında Hayvanın Yasal Değişimi
Mevzuatımızda hayvanların hukuki statüsüne dair en yoğun tartışmalar ceza hukuku alanında yaşanmıştır. Geçmişte, sahipli bir hayvana zarar verilmesi Türk Ceza Kanunu uyarınca doğrudan "mala zarar verme" suçu kapsamında değerlendirilmekteydi. Bu durum, korunan hukuki yararın hayvanın yaşamı veya bedeni değil, doğrudan doğruya insanın mülkiyet hakkı olduğunu açıkça ortaya koymaktaydı. Daha sonra yapılan yasal değişikliklerle sahipli hayvanlara yönelik zarar verici eylemleri mala zarar verme suçu sayan madde kaldırılmış ve Hayvanları Koruma Kanunu'na eklenen 28/A maddesi ile belirli eylemler doğrudan suç kapsamına alınmıştır. Bu yenilik, kamuoyunda hayvanların "eşya" statüsünden çıktığı şeklinde yorumlansa da hukuki düzlemde eşya vasfının tamamen terk edildiğini söylemek mümkün değildir. Zira hayvanların bir bütün olarak hak öznesi kabul edilmeleri için temel kanunlar olan Medeni Kanun ve Borçlar Kanunu'nda köklü değişiklikler yapılması şarttır.
Mevzuattaki Hayvan Kategorileri
Mevzuatımızda hayvanlar, yasal koruma kalkanından yararlanma biçimlerine göre çeşitli kategorilere ayrılmaktadır. Bu yasal statüler, hayvana karşı işlenen fiillerin suç veya kabahat olarak nitelendirilmesinde doğrudan belirleyici olmaktadır. Aşağıda Türk hukuk sistemindeki yasal düzenlemeler uyarınca oluşturulan başlıca hayvan sınıflamaları yer almaktadır:
- Ev Hayvanı ve Evcil Hayvanlar: Gerçek veya tüzel kişilerce evde, iş yerinde veya arazide özel ilgi ve refakat amacıyla bakımı üstlenilen veya insan tarafından kültüre alınmış hayvanlardır.
- Kesim Hayvanları: Gıda elde etmek amacıyla kesimi yapılan hayvanlar olup, bu hayvanların kanunda belirtilen usullere göre öldürülmeleri yasal olarak suç teşkil etmemektedir.
- Deney Hayvanları: Bilimsel veya tıbbi gerekçelerle üzerlerinde deney yapılmasına izin verilen hayvanlardır.
- Nesli Yok Olma Tehlikesi Altında Olan Hayvanlar: İlgili kanunlar ve uluslararası sözleşmeler kapsamında koruma altına alınan, avlanması ve öldürülmesi ağır ceza yaptırımlarına tabi tutulan yaban hayvanlarıdır.