Anasayfa Makale Türk Hukukunda Mobbing: İş, Borçlar ve Ceza...

Makale

Türk hukuk sisteminde mobbing, doğrudan tek bir kanunla değil; İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanunu kapsamındaki çeşitli maddelerle ele alınmaktadır. Bu makalede, işyerinde psikolojik tacize uğrayan çalışanların yasal hakları ve mobbingin farklı kanunlardaki yeri hukuki bir perspektifle incelenmektedir.

Türk Hukukunda Mobbing: İş, Borçlar ve Ceza Kanunları

Türkiye'de işyerinde psikolojik taciz ya da yaygın adıyla mobbing, uzun bir süre kanunlarda doğrudan yer almamış olsa da günümüzde temel yasal metinlerle güvence altına alınmıştır. 2011 yılına kadar çalışanlar daha çok Anayasa'nın temel hak ve hürriyetleri koruyan genel hükümleri çerçevesinde savunulurken, yeni yasal düzenlemelerle birlikte bu kavram hukuki bir zemin kazanmıştır. Özellikle bir bireyi işinden uzaklaştırmak, sindirmek veya özgüvenini zedelemek amacıyla gerçekleştirilen sistematik ve düşmanca tavırlar, hukuk sistemimizde İş Kanunu, Türk Borçlar Kanunu ve Ceza Kanunu olmak üzere üç temel ayakta incelenmektedir. Bir mobbing avukatı perspektifiyle değerlendirildiğinde, mağdurların uğradıkları ihlallerin türüne göre doğru kanun maddelerine dayanarak süreci başlatmaları, mağduriyetin giderilmesi açısından hayati öneme sahiptir. Bu bağlamda, Türk hukukunun ilgili kanunlarında mobbinge yönelik düzenlenen emredici hükümlerin kapsamlı bir şekilde analiz edilmesi gerekmektedir.

4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında Mobbing

Türk hukukunda işçi ve işveren ilişkilerini düzenleyen en temel metin olan 4857 sayılı İş Kanunu, çalışanları mobbing davranışlarına karşı çeşitli maddelerle koruma altına almıştır. Kanun'un 5. maddesinde yer alan eşit davranma ilkesi, iş ilişkisinde dil, ırk, renk, cinsiyet, engellilik veya siyasal düşünce gibi nedenlere dayalı her türlü ayrımcılığı kesin bir dille yasaklamaktadır. Mobbing vakalarında sıklıkla karşılaşılan ispat yükümlülüğü sorunu da bu maddede ele alınmış olup; işçi, ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, aksini ispat etme yükü karşı tarafa geçmektedir. Ayrıca, İş Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca işçi; şeref ve namusuna dokunacak sözler sarf edilmesi, cinsel tacize uğraması veya bu durumu bildirmesine rağmen gerekli tedbirlerin alınmaması hallerinde iş sözleşmesini haklı nedenle fesih hakkı kazanmaktadır. Bu durum, psikolojik şiddete maruz kalan çalışana hem işten ayrılma hem de yasal tazminatlarını talep etme imkânı sunar.

6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ve Psikolojik Taciz

Hukuk sistemimizde mobbing kavramının doğrudan ve net bir şekilde isimlendirildiği ilk yasal düzenleme 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu olmuştur. Kanun'un 417. maddesi ile birlikte uluslararası literatürde yer alan mobbing kavramı, dilimize psikolojik taciz olarak çevrilerek yasal bir statüye kavuşmuştur. İlgili madde hükmü, iş ilişkisinde çalışanın kişiliğinin korunmasını ve saygı gösterilmesini emrederek, işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzenin sağlanmasını şart koşmaktadır. Özellikle çalışanların psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları için yasal güvenceler getirilmiştir. Bu emredici kurallara aykırı davranılması neticesinde işçinin beden sağlığının bozulması veya kişilik haklarının ihlali gibi zararlara uğraması durumunda, sözleşmeye aykırılıktan doğan tazminat hükümleri devreye girmektedir. Dolayısıyla, borçlar hukuku ekseninde psikolojik taciz, doğrudan doğruya çalışanın kişisel değerlerine ve ruhsal bütünlüğüne yapılmış haksız bir saldırı olarak kabul edilmekte ve yaptırımlara tabi tutulmaktadır.

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Çerçevesinde Mobbing

İşyerinde gerçekleştirilen yıldırma politikaları, yalnızca iş sözleşmesi ilişkisini zedelemekle kalmaz; eylemlerin ağırlığına ve niteliğine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında suç teşkil eden fiillere dönüşebilir. Sistematik olarak uygulanan düşmanca tutumlar, bağımsız suç tipleri olarak değerlendirildiğinden, failin doğrudan doğruya cezai sorumluluğu doğmaktadır. Bu noktada, mobbing sürecinde sıklıkla karşılaşılan hakaret, cinsel saldırı veya huzur bozma eylemleri, ceza hukuku yaptırımlarıyla karşılanmaktadır. Bir çalışanın onur, şeref ve saygınlığını rencide eden her türlü olgu isnadı veya söz, kanun bağlamında hakaret suçu olarak değerlendirilirken; cebir, tehdit veya hukuka aykırı başka davranışlarla iş arkadaşının çalışmasını engellemek, iş ve çalışma hürriyetinin ihlali kapsamında ele alınmaktadır. Sürecin ağırlaşması ve mağdurun dayanılmaz bir baskı altına girmesi durumunda yürütülecek hukuki soruşturmalar, mağdurun hak arama mücadelesindeki en güçlü araçlardandır.

Ceza Kanununda Mobbing Kapsamına Giren Suç Tipleri

Ceza hukuku perspektifiyle eylemler incelendiğinde, doğrudan bu isimle anılan tek bir madde bulunmasa da, tacizkar tutumlar ve bezdiri fiilleri aşağıda sıralanan temel suç tipleri üzerinden cezalandırılabilmektedir:

  • Cinsel Taciz Suçu (Madde 105): Çalışana yönelik cinsel amaçlı olarak gerçekleştirilen taciz eylemlerini kapsar.
  • İş ve Çalışma Hürriyetinin İhlali (Madde 117): Cebir veya tehdit kullanılarak çalışanın iş hayatından uzaklaştırılması, yıldırılması ve çalışma hakkının engellenmesini içerir.
  • Hakaret Suçu (Madde 125): Mağdurun onur, şeref ve saygınlığına yönelik yapılan sözlü veya eylemsel saldırıları cezalandırır.
  • Kişilerin Huzur ve Sükununu Bozma (Madde 123): Israrlı bir şekilde iletişim araçları veya üçüncü kişiler vasıtasıyla mağdur üzerinde ciddi bir huzursuzluk yaratılmasını kapsar.
  • İntihara Yönlendirme (Madde 84): Mobbingin en ağır sonuçlarından biri olarak, mağdurun intihara azmettirilmesi veya bu yönde teşvik edilmesi durumunda uygulanır.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: