Anasayfa Makale Teletıp Uygulamalarında Aydınlatma ve Açık...

Makale

Teletıp sözleşmelerinin geçerli olabilmesi için hastaların tıbbi, tüketici ve veri koruma mevzuatları kapsamında aydınlatılması şarttır. Hekimin aydınlatma yükümlülüğü ve hastanın açık rıza beyanı hukuki güvenliğin temelidir.

Teletıp Uygulamalarında Aydınlatma ve Açık Rıza Şartları

Uzaktan sağlık hizmetlerinin (teletıp) hızla yaygınlaşması, hasta ve hekim arasındaki hukuki ilişkinin dinamiklerini dönüştürmektedir. Tıp biliminin ve teknolojinin sunduğu imkânlarla dijital platformlar üzerinden kurulan uzaktan sağlık hizmeti sözleşmeleri, hukuken geçerli bir temele oturabilmesi için sıkı şekil ve usul şartlarına tabidir. Bir hukuki işlem olarak kabul edilen teletıp sözleşmelerinde, hastanın kendi geleceğini bizzat tayin etme hakkının korunması en temel anayasal ilkelerden biridir. Bu bağlamda, uzaktan sağlık hizmeti sunan hekimlerin ve aracı hizmet sağlayıcıların, hastayı tıbbi müdahalenin niteliği, riskleri ve alternatifleri konusunda eksiksiz bir biçimde aydınlatması gerekmektedir. Aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesi, yalnızca sağlık hukuku değil, aynı zamanda Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve Kişisel Verilerin Korunması Kanunu çerçevesinde de emredici bir kuraldır. Dolayısıyla, hastanın aydınlatılması ve akabinde açık rızasının alınması, teletıp uygulamalarında hekimin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldıran en kritik aşamadır.

Teletıpta Aydınlatma Yükümlülüğünün Kapsamı

Hekimin en temel borçlarından biri olan hastayı aydınlatma yükümlülüğü, uzaktan sağlık hizmetlerinde üç farklı hukuk disiplinini kapsayacak şekilde ifa edilmelidir. İlk olarak, sağlık hukuku gereğince tıbbi müdahaleye yönelik süreç ve riziko aydınlatması yapılmalıdır. İkinci olarak, tüketici hukuku kuralları uyarınca mesafeli sözleşmeye yönelik aydınlatma gerçekleştirilmeli; son olarak ise ilgili kanun kapsamında kişisel verilerin işlenmesine yönelik aydınlatma sağlanmalıdır. Uzaktan sağlık hizmetleri mevzuatına göre, sözleşme kurulmadan önce hastanın anlayabileceği sade, açık ve şüpheye yer bırakmayan bir dil kullanılması zorunludur. İşitme engelli hastalar veya hekimin dilini bilmeyen kişiler için işaret dili tercümanı veya yeminli tercüman kullanılarak bilginin tam olarak aktarıldığından emin olunmalıdır. Hastaya, uygulanacak teşhis ve tedavi yönteminin yüz yüze klasik tıbbi müdahalenin tam bir muadili olmadığı, acil durumlarda en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiği mutlaka aktarılmalıdır.

Kişisel Veriler ve Tüketici Hakları Bağlamında Bilgilendirme

Kişilerin sağlık verileri, yasal mevzuatımız kapsamında özel nitelikli kişisel veri statüsündedir ve bu verilerin bilgi ve iletişim teknolojileri aracılığıyla işlenmesi özen gerektirir. Bu sebeple hekim veya aracı hizmet sağlayıcı, kişisel verilerin hangi amaçla işleneceği, kimlere aktarılabileceği ve veri toplamanın hukuki sebebi hakkında hastayı detaylıca bilgilendirmelidir. Sağlık Bakanlığı merkezi veri sistemlerine yapılacak aktarımlar da bu aydınlatmanın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Öte yandan, uzaktan sağlık hizmeti sözleşmesi aynı zamanda bir mesafeli sözleşme niteliği taşıdığından, tüketici olan hastaya on dört günlük cayma hakkı hatırlatılmalıdır. Cayma hakkının kullanım koşulları ve hizmet bedelinin iade usulü hastaya şeffaf bir şekilde bildirilmelidir. Sözleşmenin kurulmasına aracılık eden platformlar da hekimle birlikte bu ön bilgilendirme süreçlerinin eksiksiz yürütülmesinden müteselsilen sorumlu tutulmaktadır.

Açık Rıza Alınmasının Hukuki Şartları ve Yöntemleri

Aydınlatma sürecinin tamamlanmasının ardından, tıbbi müdahalenin hukuka uygun hale gelmesi için hastanın hukuken geçerli açık rızasının alınması elzemdir. Uzaktan sağlık hizmeti sürecinde hastanın rızası; kullanılacak iletişim araçlarının türüne göre sözlü, yazılı veya elektronik ortamda beyan edilebilir. Sadece genel ve matbu bir formun hastaya imzalatılması, aydınlatılmış rıza yükümlülüğünün yerine getirildiği anlamına gelmez ve bu tür rızalar hukuken geçersiz kabul edilir. Hastaya mutlaka karar vermesi için makul bir düşünme süresi tanınmalı ve serbest iradesiyle onay vermesi sağlanmalıdır. Uzaktan sağlık hizmetlerinde rıza süreci bir defalık bir işlem değil, tedavinin seyrine göre tekrarlanması gereken sürekli bir eylemdir. Hastanın bilincinin kapalı olduğu acil durumlar haricinde, hekimin her aşamada güncel durumu aktararak özel onay alması gerekmektedir.

Açık Rıza Kapsamında Yer Alması Gereken Unsurlar

Hekimin sorumluluğunun doğmaması adına, uzaktan sağlık hizmetlerine ilişkin alınacak rıza beyanının belirli hukuki unsurları ihtiva etmesi gerekmektedir. Türk tıp mevzuatına göre, özellikle büyük cerrahi operasyonlar gibi yüksek risk barındıran müdahalelerde rızanın mutlaka yazılı olarak alınması şartı aranmaktadır. Bununla birlikte, gelişen teknolojiye paralel olarak yapılan güncel yasal düzenlemelerle, elektronik ortamda da kimlik doğrulama sistemleri aracılığıyla geçerli rıza alınabilmesinin önü açılmıştır. Biyometrik yöntemler veya elektronik haberleşme cihazları kullanılarak alınan bu onaylar, yazılı rıza hükmünde kabul edilmektedir. Hastadan talep edilecek açık rızanın hukuki sınırları, baştan savma matbu evraklarla değil, somut olayın özelliklerine dayanan belirli kriterlerle oluşturulmalıdır. İlgili yasal gereklilikler, emredici kanun hükümleri ve evrensel tıbbi standartlar ışığında, hastanın vereceği rıza beyanı asgari olarak şu temel hususları içermelidir:

  • Hastalığın teşhis ve tedavisinde klasik yöntem yerine uzaktan sağlık hizmeti metodunun kullanılacağı gerçeği.
  • Hizmet sürecinde hekimle yüz yüze gelinemeyeceği ve bu durumun yaratabileceği potansiyel fayda ve mahzurlar.
  • Görüşmenin dijital platformlar üzerinden yapılacağı ve gerekliyse hukuka uygun şekilde ses ve görüntü kaydının alınabileceği.
  • Herhangi bir tıbbi şüphe anında uygulamanın sonlandırılarak doğrudan yüz yüze muayeneye geçilebileceği alternatifi.
  • Elde edilen tetkik, röntgen ve dijital sağlık verilerinin, hastanın tedavi süreci için gerektiğinde diğer konsültan hekimlerle paylaşılabileceği.
4 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: