Makale
Bu makale, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen işin devamına engel olma ve anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçları ile madde kapsamındaki ortak hükümleri, cezayı ağırlaştıran nedenleri ve içtima kurallarını uzman bir iş hukuku avukatı perspektifiyle, kapsamlı ve hukuki bir dille incelemektedir.
TCK m. 117/4 Kapsamında İşin Engellenmesi ve Ortak Hükümler
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu kapsamında çalışma hayatının ceza hukuku bağlamında korunması, işçi ve işveren ilişkilerinin sağlıklı bir zeminde yürütülebilmesi adına büyük bir öneme sahiptir. Bu hukuki koruma kalkanının en önemli parçalarından biri, Kanun'un 117. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen işin devamına engel olma ve anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçlarıdır. Uygulamada sıkça karşılaşılan ve çalışma barışını doğrudan tehdit eden eylemler, bu hüküm aracılığıyla caydırıcı bir ceza yaptırımı altına alınmaktadır. Bir iş hukuku avukatı perspektifiyle yaklaşıldığında, söz konusu suç tiplerinin yalnızca bireysel uyuşmazlıkları değil, aynı zamanda çalışma düzeninin bütünselliğini ve ekonomik istikrarı da korumayı amaçladığı açıkça görülmektedir. İlgili ceza hükümleri, iş sözleşmesinin taraflarını irade sakatlığı yaratan dışsal baskılara karşı güvence altına alırken, meşru hak arama yolları ile suç teşkil eden fiiller arasındaki ince çizgiyi de net bir biçimde çizmektedir. Bu çalışmada, bahsi geçen suç tiplerinin maddi ve manevi unsurları, uygulamadaki özel görünüş biçimleri, ilgili fıkralara uygulanacak ortak hükümler ve cezaya etki eden nitelikli haller derinlemesine analiz edilecektir.
TCK m. 117/4: Anlaşma Koşullarını Değiştirmeye Zorlama Suçu
Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenen ilk suç tipi, anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçudur. Bu suçla temel olarak, işçi ve işverenlerin önceden üzerinde mutabık kaldıkları çalışma ve ödeme şartlarına sadık kalmalarının sağlanması ve anayasal dayanağı bulunan sözleşme hürriyeti çerçevesinin güvence altına alınması hedeflenmektedir. Suçun maddi unsuru; failin cebir veya tehdit kullanmak suretiyle, işçi veya işverenleri ücretleri azaltıp çoğaltmaya ya da önceden kabul edilenlerden çok daha başka koşullar altında yeni anlaşmalar kabulüne zorlamasıdır. Bu suçun oluşabilmesi için bireysel veya toplu düzeyde bir iş sözleşmesinin önceden kurulmuş olması bir önşart niteliğindedir. Failin, ücret veya diğer anlaşma koşullarını değiştirmek amacıyla cebir veya tehdide başvurarak mağduru zorlamasıyla suç tamamlanır; yani fiilen sözleşme koşullarının değişmiş olması, suçun oluşması için yasal bir gereklilik değildir. Bu yönüyle söz konusu yasadışı eylem, ceza hukuku dogmatiği bakımından bir tehlike suçu niteliği taşımaktadır. Suçun mağduru ise her halükarda ücreti veya şartları değiştirilmek istenen işçi veya işveren sıfatını haiz kişilerdir.
Bu suç tipinde hukuka aykırılık unsurunun objektif olarak değerlendirilmesi, iş hukuku ve ceza hukuku kesişiminde kritik bir eşiği ifade eder. Kanuna uygun olarak gerçekleştirilen bir grev ya da lokavt, işçi ve işverenlere yasal mevzuatla açıkça tanınmış meşru bir hak olduğundan, bu hakkın kullanılması kesin bir hukuka uygunluk sebebi teşkil eder. Ancak, kanuna aykırı olarak başlatılan ve sürdürülen bir yasadışı grev veya lokavt aracılığıyla iş sözleşmesindeki çalışma şartları değiştirilmeye zorlandığında, eylem derhal hukuka aykırı hale gelir. Failin, meşru bir alacağı veya hukuki bir hakkı bulunmasına rağmen bunu elde etmek için yasal mercilere başvurmak yerine bizzat cebir veya tehdit kullanması halinde söz konusu suç vücut bulacaktır. Suç ancak kasten işlenebilir ve failin, anlaşma şartlarını hukuka aykırı olarak değiştirme saikiyle hareket etmesi zorunludur. Dolayısıyla, bu suçun taksirle veya olası kast kuralları çerçevesinde işlenmesi hukuken mümkün değildir. Özel bir zorlama kastı saptanamadığı takdirde, fiil genel tehdit suçlarını oluşturacaktır.
TCK m. 117/4: İşin Devamına Engel Olma Suçu
Aynı ceza normunun devamında yer alan bir diğer bağımsız suç tipi ise, uygulamada çokça karşılaşılan işin devamına engel olma suçu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu suç, failin cebir veya tehdit araç fiillerinden birini kullanarak önceden kurulmuş ve fiilen faaliyete geçmiş bir işin bütünüyle durmasına, tamamen sona ermesine veya halihazırda durmuş olan işin durmaya devam etmesine neden olmasıyla tamamlanır. Bu cezai düzenlemeyle, bireysel veya toplu olarak yürütülen bir ticari ya da sınai faaliyetin hukuka aykırı şekilde kesintiye uğratılmadan devam ettirilmesi hedeflenmektedir. Suçun maddi unsurunun oluşması için işin ebediyen ortadan kalkması şart koşulmamıştır; faaliyetin geçici bir süre durdurulması veya zaten durmuş olan bir işin yeniden başlamasına engel olunarak mevcut kesintinin sürdürülmesi de yeterlidir. İşin devamına engel olma eylemi, işyerindeki faaliyetin bir bütün olarak durdurulmasını hedef aldığı için, sadece belirli bir bireyin spesifik çalışmasının değil, o işyerindeki genel üretimin veya hizmet aksışının felte uğratılması söz konusudur.
İşin devamına engel olma suçu ile bireysel çalışma hürriyetini ihlal boyutundaki eylemler arasındaki sınırların çizilmesi, uygulamada ciddi bir hukuki hassasiyet gerektirmektedir. Bireysel nitelikteki çalışmayı engelleme eylemlerinde yalnızca bir kişinin kişisel mesaisinin engellenmesi söz konusuyken, işin devamına engel olma suçunda genel anlamda bir işyerinin faaliyetinin bütün olarak kesintiye uğratılması esastır. Hukuka aykırılık unsuru bağlamında, kanuna aykırı grev ve lokavt eylemleri bu noktada da suçun maddi unsurlarının tamamlanmasına yol açar. Yasal çerçeveye uygun olarak icra edilen grevler hukuka uygun kabul edilirken, yasadışı fiziksel eylemlerle işin durdurulması derhal cezai yaptırımı gerektirir. Eğer failin yönlendirdiği yasadışı eylem hem mevcut iş sözleşmesi şartlarını değiştirmeye zorluyor hem de fiilen işin devamına engel oluyorsa, fail hakkında ilgili hükümler çerçevesinde cezalandırma yoluna gidilecektir. Suçun manevi unsuru doğrudan genel kasttır; failin objektif olarak sadece işi durdurmayı bilmesi ve istemesi yeterli olup kanun koyucu burada ayrıca özel bir saik veya amaç aramamıştır.
Suçların Teşebbüs ve İştirak Bağlamında Değerlendirilmesi
İlgili maddede düzenlenen her iki suç tipi de, icra hareketlerinin zaman ve mekan bakımından kısımlara bölünebildiği ölçüde ceza hukukundaki teşebbüs hükümlerine elverişlidir. Failin, anlaşma koşullarını değiştirmek veya belirli bir işi tamamen durdurmak amacıyla cebir veya tehdit içeren icra hareketlerine fiilen başlaması ancak kendi elinde olmayan dışsal nedenlerle nihai amacına ulaşamaması halinde teşebbüs kuralları devreye girer. Örneğin, bir üretim tesisinin faaliyetini durdurmak amacıyla işçilere yönelik ağır tehdit eylemlerinin gerçekleştirilmesi, fakat işçilerin şiddetli direnç göstermesi veya kolluk kuvvetlerinin anında müdahalesi sonucu işin durmaması durumunda failler doğrudan teşebbüsten sorumlu tutulacaktır. İştirak kuralları yönünden bakıldığında ise her iki suça da azmettirme, yardım etme veya müşterek faillik statüsünde iştirak edilmesi hukuken mümkündür. Suçun birden fazla kişi tarafından ortak bir fiili hakimiyet, fikir ve eylem birliği içinde işlenmesi durumunda müşterek faillik iradesi devreye girer. Mahkemeler, suçun işlenişindeki rol dağılımını titizlikle inceleyerek cezai sorumlulukları belirler.
Kusurluluğa Etki Eden Nedenler: Haksız Tahrik ve Hata
Türk Ceza Kanunu'nun 117. maddesi ekseninde işlenen suçlar açısından, kusurluluğa etki eden yasal nedenlerin başında haksız tahrik kurumu gelmektedir. Bir kişinin haksız ve hukuka aykırı bir fiilin kendi üzerinde meydana getirdiği şiddetli öfke veya ağır elemin yoğun etkisi altında kalarak, bu haksız fiili ilk gerçekleştiren tarafa karşı söz konusu engelleme suçlarını işlemesi mümkündür. Böyle bir senaryoda, verilecek hapis cezasında TCK'nın genel haksız tahrik hükümleri uyarınca ciddi oranlarda yasal indirim yapılması emredici bir kuraldır. Örneğin, haksız uygulamaları süreklilik arz eden ve kanuni hakları ihlal eden bir işverenin eylemlerinin yarattığı büyük tahrik altında kalan işçilerin, işvereni haksız sözleşme koşullarını değiştirmeye yönelik cebirle zorlaması durumunda failin kusur yeteneğindeki bariz azalma mahkemece dikkate alınmalıdır. Yüksek Mahkeme içtihatları da, bu tip ticari ve sınai uyuşmazlıklardan doğan cezai eylemlerde haksız tahrik koşullarının detaylıca araştırılması ve şartları tam olarak oluştuğunda sanık lehine mutlaka uygulanması gerektiği yönünde güçlü bir istikrar kazanmıştır.
Ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan bir diğer hayati ortak hüküm ise kanunda düzenlenen hata kurumudur. Failin, işlediği suçun kanuni tanımındaki maddi unsurlarında fiili bir hataya düşmesi durumunda, kasten hareket etmediği kabul edileceğinden cezalandırılması yoluna gidilemez. Suçun kasten işlendiğinin kabulü için failin eyleminin hukuki sonuçlarını, muhatabının sıfatını ve hedefini açıkça bilmesi yasal bir gerekliliktir. Failin, fiilen kanuni bir hakkını kullandığı mutlak inancıyla hareket etmesi (hukuki hata) veya işin durmasına yönelik meşru bir adli dayanağı olduğuna yüzde yüz inanarak zorlama eylemini icra etmesi ihtimalinde, bu hatasının hayatın olağan akışına göre kaçınılmaz olup olmadığı mahkemece değerlendirilir. Tamamen kaçınılmaz, mazur görülebilir bir hukuki hata söz konusu ise faile ceza verilmez. Hedefte sapma yahut mağdurun şahsında hata hallerinde ise failin suç işleme ve engelleme iradesi devam ettiği için cezai mesuliyet ortadan kalkmaz, sadece yaptırımın kime karşı yöneldiğine göre ceza belirlenir.
Cezayı Ağırlaştıran Nitelikli Haller ve Özel İçtima Kuralı
Yasa koyucu, çalışma hürriyetini ihlal eden eylemlerin belirli araçlarla veya belirli sıfatlar arkasına sığınılarak işlenmesini daha yüksek ve yoğun bir haksızlık içeriğine sahip bularak TCK'nın 119. maddesinde cezayı ağırlaştıran özel nitelikli haller zinciri öngörmüştür. Bu sayılan nitelikli hallerin fiilen varlığı durumunda, mahkemece sanığa verilecek temel hapis cezası kural emredici olarak bir kat oranında artırılmaktadır. Söz konusu ağırlaştırıcı nedenler, eylemin hedef alınan mağdur üzerindeki psikolojik baskısını zirveye taşıyan, failin emniyet güçlerince yakalanma riskini fiilen azaltan ve suç eyleminin toplumsal tehlikelilik boyutunu doğrudan artıran kesin objektif kriterlere bağlanmıştır. Hangi durumlarda cezanın bu denli ağırlaştırılacağı yasa maddesinde sınırlı (tahdidi) olarak sayılarak belirlenmiştir. Ayrıca bu hallerin somut olayda varlığı durumunda, suç şikayete tabi olmaktan derhal çıkarak savcılık makamınca kamu davası resen yürütülür ve taraflar arasında herhangi bir adli uzlaştırma prosedürü kesinlikle işletilmez.
Türk Ceza Kanunu'nun 119. maddesinin birinci fıkrasında açıkça hüküm altına alınan, sanık hakkındaki hapis cezasının bir kat oranında artırılmasını emreden ve eylemin vahametini hukuken katlayan ağırlaştırıcı nedenler detaylı olarak şu şekilde sıralanmıştır:
- Suçun, tabanca, sopa, kesici veya delici alet gibi açıkça silah niteliği taşıyan saldırı ve savunma araçlarıyla işlenmesi.
- Failin kendisini fiziksel olarak tanınmayacak bir duruma getirerek, maske veya benzeri materyallerle kimliğini gizlemek suretiyle eylemi gerçekleştirmesi.
- Suç eyleminin, anonim nitelikte imzasız bir mektup yoluyla veya tehdit gücünü artıran özel semboller ile işaretler (örneğin tehdit amaçlı bırakılan objeler) kullanılarak işlenmesi.
- Suç oluşturan icra hareketlerinin, birden fazla fail tarafından ortak bir suç işleme karar ve irade birliği içerisinde birlikte organize olarak işlenmesi.
- Suç eyleminin, somut olarak var olan veya toplumda var olduğu sanılarak algılanan gizli suç örgütlerinin yarattığı o korkutucu güçten ve isimden faydalanılarak icra edilmesi.
- Suçun, doğrudan failin uhdesinde bulundurduğu bir kamu görevinin kendisine yasal olarak sağladığı makam, otorite ve yasal nüfuzun açıkça kötüye kullanılması suretiyle işlenmesi.
TCK'nın 119. maddesinin ikinci fıkrası ise, bu maddede düzenlenen eylemlerin icrası sırasında ortaya çıkması muhtemel bedensel zararlara yönelik özel bir görünüşte içtima ile gerçek içtima dengelemesi öngörmektedir. Suçun işlenmesi amacıyla doğrudan uygulanan ağır cebir neticesinde mağdur üzerinde TCK'nın 87. maddesi kapsamında kasten yaralama suçunun ağır veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış halleri ortaya çıkarsa, ceza hukuku ilkeleri gereği faile ayrıca bu ağır kasten yaralama suçundan da bağımsız bir ceza verilir. Ancak meydana gelen bedensel yaralama eylemi sadece TCK m. 86 kapsamındaki basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek alt sınır ölçüsünde kalırsa, kanun koyucu bu seviyedeki cüzi bir cebri asıl işin engellenmesi suçunun kurucu unsuru saydığından faile ilaveten kasten yaralama suçundan ikinci bir ceza tayin edilemez. Bu özel içtima dengesi, failin sebep olduğu gerçek haksızlık boyutunun en adil biçimde ölçülmesini hedefler.
Sonuç itibarıyla, işin devamına engel olma ve dayatılan anlaşma koşullarını değiştirmeye zorlama suçları, modern çalışma yaşamının yasal çerçevede sürdürülebilmesi ve hukuki güvenliğin sağlanması açısından kilit bir koruyucu fonksiyona sahiptir. Bu düzenlemeler vasıtasıyla yalnızca sözleşmenin bireysel tarafları değil, aynı zamanda toplumdaki iş barışı ve serbest piyasa ekonomisinin dinamikleri de güçlü bir ceza hukuku teminatı altına alınmıştır. İlgili eylemlerin doğrudan cebir veya ağır tehdit gibi saldırgan araç fiillerle işlenmesi, suçların nitelikli hallerinin kanun koyucu tarafından oldukça detaylıca ele alınmış olması, hukuk düzeninin çalışma hayatındaki her türlü yasadışı fiziksel zorlamalara karşı sergilediği tavizsiz ve katı tutumu somut olarak göstermektedir. Özel cezayı ağırlaştıran spesifik hallerin varlığında soruşturmanın şikayet şartına bağlı olmaktan çıkması ve yaptırımların doğrudan iki katına çıkarılması, potansiyel kural ihlalcileri üzerinde hedeflenen o ciddi hukuki caydırıcılığı yaratma noktasında son derece kritik bir işlev görmektedir. Tüm bu hukuki çerçeve, uyuşmazlıkların çözümünde meşru hak arama yollarından ayrılmamanın ve grev veya lokavt gibi araçların kanuni sınırlar içerisinde kullanılmasının yasal zorunluluğunu gözler önüne sermektedir. Hakların sınırlarının kasten aşılması veya haksız fiillere başvurulması, doğrudan ağır cezai yaptırımları beraberinde getirecektir.