Anasayfa Makale Tarım Sektöründe Sosyal Güvenlik Hakları ve...

Makale

Tarım sektöründe kendi adına bağımsız çalışan çiftçiler ile hizmet akdiyle bağımlı çalışan işçilerin sosyal güvenlik hakları, prim ödeme yükümlülükleri ve emeklilik şartları, 5510 ve 2925 sayılı kanunlar çerçevesinde detaylı hukuki boyutlarıyla ele alınmaktadır.

Tarım Sektöründe Sosyal Güvenlik Hakları ve Mevzuat

Tarım sektörü, doğası gereği barındırdığı kendine has dinamikler, yoğun emek gereksinimi ve yüksek istihdam oranları nedeniyle bir ülkenin ekonomik ve sosyal yapısının en temel unsurlarından birini oluşturmaktadır. Ancak bu sektörde faaliyet gösteren bireylerin büyük bir bölümünün geleneksel yöntemlerle ve kayıt dışı çalışması, sosyal güvenceye erişim konusunda ciddi yapısal sorunların doğmasına zemin hazırlamaktadır. Türk sosyal güvenlik sistemi, tarım sektöründe çalışanların haklarını güvence altına almak, mağduriyetleri önlemek ve bu bireyleri bütüncül bir sosyal güvenlik şemsiyesi altına dahil etmek amacıyla tarihsel süreçte çeşitli yasal reformlar gerçekleştirmiştir. Tarımsal üretim süreçlerinde çalışanların güvence altına alınması, sadece bireysel düzeyde hukuki bir koruma sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve kırsal kalkınma hedefleri açısından da büyük bir kamusal önem taşımaktadır. İş hukukunun standart koruyucu çerçevesinden genellikle mahrum kalan tarım çalışanları için sosyal güvenlik hukuku normları; yaşlılık, malullük, ölüm ve hastalık gibi telafisi zor sosyal risklere karşı temel bir güvence mekanizması işlevi görmektedir. Bu noktada, kendi adına ve hesabına bağımsız çalışan çiftçiler ile bir hizmet akdine bağlı olarak çalışan tarım işçilerinin hukuki statüleri ve sosyal güvenlik hakları ayrıntılı yasal düzenlemelere tabi tutularak sisteme entegre edilmiştir.

Tarımda Bağımsız Çalışanların Sosyal Güvenliği

Türk sosyal güvenlik sisteminde, kendi mülkiyetindeki veya kiraladığı arazide üretim yapan ve bir işverene bağımlı olmaksızın faaliyet gösteren tarım emekçilerinin sosyal güvenlik hakları köklü bir değişim sürecinden geçmiştir. Geçmiş dönemlerde 2926 sayılı Tarım Bağ-Kur Kanunu ile özel bir statüde ve kısmen daha dar bir kapsamda düzenlenen bu sistem, 2008 yılında yürürlüğe giren Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile birlikte genel sosyal güvenlik sistemine modern bir yaklaşımla entegre edilmiştir. Bu önemli reform neticesinde, tarımda bağımsız çalışanlar doğrudan yasanın 4'üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamına alınmış ve prim ödeme yükümlülükleri ile sigorta hakları çağdaş standartlarda yeniden yapılandırılmıştır. Zorunlu sigortalılık esasına dayanan bu sistem, genel sağlık sigortasını da içerecek şekilde genişletilmiş olup, tarım emekçilerini emeklilik, malullük ve ölüm gibi temel sosyal risklere karşı korumayı hedeflemektedir. Mevcut düzenleme, sistemi bütüncül ve rasyonel bir yapıya kavuştururken aynı zamanda küçük ölçekli çiftçilerin prim yükümlülüklerini yerine getirmesini sağlamaya yönelik hukuki temelleri de sağlamlaştırmıştır.

Tarım sektöründe kendi adına ve hesabına bağımsız olarak çalışan sigortalıların prime esas kazanç seviyeleri, yasal düzenlemeler gereği doğrudan brüt asgari ücret üzerinden hesaplanmaktadır. Elde edilen tarımsal gelir fiilen asgari ücretin altında kalsa dahi, prim ödemelerinde alt sınır mutlak surette brüt asgari ücret olarak kabul edilmekte, üst sınır ise bu tutarın 7,5 katı olarak uygulanmaktadır. Prim ödeme gün sayısı, yasa koyucu tarafından yıllar içinde kademeli bir artış eğilimine tabi tutulmuş; 2019 yılında 26 gün, 2020 yılında 27 gün, 2021 yılında 28 gün ve 2022 yılında 29 gün olarak uygulandıktan sonra 2023 yılı itibarıyla tam 30 güne sabitlenerek diğer sigortalılarla eşitlenmiştir. Bu kapsamdaki bireyler, uzun vadeli sigorta kolları için %20, kısa vadeli sigorta kolları için %2 ve genel sağlık sigortası için %12,5 oranında olmak üzere, toplamda %34,5 oranında aylık prim ödemekle yükümlüdürler. Bu prim oranları, sosyal güvenlik sisteminin uzun vadeli finansal sürdürülebilirliğini sağlama açısından temel bir ölçüt niteliğindedir.

Bağımsız çalışan tarım emekçilerinin ekonomik zorluklar karşısındaki prim yükünü hafifletmek ve sisteme katılımı teşvik etmek amacıyla, 1 Ekim 2016 tarihinden itibaren %5 oranında kritik bir prim indirimi uygulaması yürürlüğe konulmuştur. İlgili yasal düzenlemeler uyarınca, Hazine tarafından doğrudan karşılanan bu indirim sayesinde %20 olan uzun vadeli sigorta kolları primi %15'e inmekte ve sigortalının ödeyeceği toplam prim oranı %29,5 seviyesine gerilemektedir. Ancak bu teşvikten yararlanabilmek için yasal süresi içinde primlerin eksiksiz ödenmesi ve kuruma ait prim veya idari para cezası borcunun kesinlikle bulunmaması şartı aranmaktadır. Öte yandan, tarımsal faaliyetten elde edilen aylık ortalama geliri prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olanlar veya 65 yaşını doldurmuş olup talepte bulunanlar sigortalılık kapsamı dışında kalabilme hakkına sahiptir. Bu özel istisna, düşük gelirli tarım işletmecileri ve yaşlı çiftçilerin prim ödeme güçlüğü yaşamaması adına sisteme dahil edilmiş son derece önemli bir esneklik mekanizmasıdır.

Tarımda Bağımlı ve Sürekli Çalışanların Hakları

Tarımsal üretim süreçlerinde bir işverene hizmet sözleşmesi ile bağlı olarak ve yıl boyunca sürekli nitelikte istihdam edilen işçiler, sosyal güvenlik hukuku bağlamında daha kapsamlı ve farklı bir koruma mekanizmasına tabidir. İlgili yasalar çerçevesinde bu kişiler, 4'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca tereddütsüz biçimde zorunlu sigortalı olarak kabul edilmekte ve işe giriş ile prim bildirimlerinin işverenleri tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna eksiksiz biçimde yapılması yasal bir zorunluluk teşkil etmektedir. Sürekli tarım işçilerinin sahip olduğu sigortalılık statüsü, endüstri, sanayi ve hizmet sektörlerinde mesai yapan işçilerle tamamen aynı temel sosyal hakları barındırmaktadır. İşverenlerin bu çalışanları kayıt dışı istihdam etmesi veya primlerini eksik yatırması durumunda son derece ağır idari para cezaları ve yaptırımlarla karşılaşmaları söz konusudur. Ayrıca, doğrudan tarlada çalışılmasa dahi ürün depolama, dondurma ve taşıma gibi hasat sonrası gerçekleştirilen işler de bu kapsamda değerlendirilmekte ve bu alanlarda hizmet veren işçilerin sigortalılık statülerine entegrasyonu titizlikle sağlanmaktadır.

Hizmet sözleşmesine dayalı çalışma ilişkilerinde sigortalılık kapsamının sınırlarını kesin çizgilerle belirleyen bazı istisnai durumlar da yasa koyucu tarafından açıkça düzenlenmiş ve sınırlandırılmıştır. Özellikle tarım ve orman işyerlerinde işverenin ücretsiz olarak çalışan eşinin kanunen sigortalı sayılamayacağı yönündeki açık hüküm, aile içi sosyal dayanışma ile profesyonel, ücrete tabi iş ilişkisi arasındaki hukuki ayrımı oldukça net bir biçimde ortaya koymaktadır. Ücretsiz aile işçiliği kavramı, Türkiye'deki tarımsal üretimin doğasında ve kırsal yapıda sıkça karşılaşılan bir durum olmakla birlikte, yasal olarak prim ödeme ve tescil yükümlülüğü doğurmadığı için bu kişilerin zorunlu sosyal sigorta şemsiyesi dışında kalmasına yol açmaktadır. Buna ek olarak, kamu kurumlarında istihdam edilenler ile doğası gereği süreksiz olarak, yani mevsimlik bağlamda istihdam edilen tarım işçileri de genel 4/1-a statüsünün mutlak dışında tutulmuş ve kendilerine özgü farklı yasal düzenlemelere tabi kılınmıştır. Bu istisnalar, tarımsal işgücü piyasasının kendine has yapısını yansıtan temel yasal parametrelerdir.

Süreksiz Çalışanlar İçin Eski Dönem: 2925 Sayılı Kanun

Tarım sektöründe bir hizmet sözleşmesi ile çalışan ancak işin doğası gereği süreksiz veya mevsimlik olarak istihdam edilenlerin sosyal güvenlik hakları, 1983 yılında yürürlüğe giren 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu ile ilk kez özel ve sistemli bir çerçeveye oturtulmuştur. Yeni sosyal güvenlik reformunun devreye girdiği 1 Ekim 2008 tarihine kadar, bu nitelikteki tarım işçileri söz konusu kanun kapsamında tescil edilmiş olup, bu kritik tarihten önce sisteme halihazırda dahil olanların kazanılmış hakları yasal olarak korunmaya devam etmiştir. Kanun kapsamında sigortalı olanlar, bir takvim ayı içerisindeki fiili çalışma gün sayılarına bakılmaksızın her ay için standart 15 gün, tam bir yıl için ise 180 gün prim ödemiş sayılarak ciddi bir kolaylıktan yararlandırılmaktadır. Prim oranları, %12,5 oranındaki genel sağlık sigortası kesintisi de dahil olmak üzere toplamda %32,5 olarak belirlenmiştir. Bu sistem, mevsimlik işçilerin gelir düzensizliklerini dikkate alarak, prim ödeme gün sayısı bakımından onlara kendilerine özgü avantajlar sunan kolaylaştırılmış bir modeldir.

2925 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılar, kısa vadeli kollardan olan iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından doğrudan faydalanabilmekte olup, yasa gereği geçici iş göremezlik ödeneği alamamakla birlikte, sürekli iş göremezlik geliri, sağlık yardımı ve vefat halinde cenaze ödeneği gibi temel haklara erişebilmektedir. Ancak yasa koyucu, sistemin finansal dengelerini gözeterek bu sigortalılık türünde hastalık ve analık sigortasını tamamen kapsam dışında bırakmış, dolayısıyla bu durumlara bağlı ödeneklerin sigortalılara tahsis edilmesini hukuken engellemiştir. Emeklilik hakkı elde edilebilmesi için ise sigortalının yaş, toplam sigortalılık süresi ve prim ödeme gün sayısı koşullarını aynı anda sağlaması gerekmekte olup; asgari 15 yıllık sigortalılık süresi ve 3600 gün prim ödeme şartı kati surette aranmaktadır. Bunun yanı sıra, mesleki veya genel sebeplerle çalışma gücünün en az %60'ını kalıcı olarak kaybeden işçiler için, 10 yıllık sigortalılık ve 1800 gün prim koşulu ile malullük aylığı bağlanabilmektedir. Ölüm durumunda hak sahiplerine gelir tahsisi mümkündür.

Yeni Sistem ve Ek 5. Madde Düzenlemesi

Sosyal güvenlik sistemindeki geniş çaplı reformun ardından, tarım ve orman işlerinde süreksiz hizmet sözleşmesiyle çalışanların hakları, 5510 sayılı Kanun'a eklenen Ek 5. Madde ile güncel dinamiklere uygun biçimde yeniden yapılandırılmıştır. Bu modern düzenleme ile süreksiz tarım işçileri, 4'üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı kabul edilerek genel sosyal güvenlik sistemine çok daha sıkı bir şekilde entegre edilmişlerdir. Sigortalıların kendi adlarına ödemesi gereken toplam prim oranı %34,5 olarak belirlenmiş olup, bu oranın %2'sini kısa vadeli sigorta kolları, %12,5'ini genel sağlık sigortası ve en büyük pay olan %20'sini ise yaşlılık, malullük ve ölüm gibi temel riskleri güvence altına alan uzun vadeli sigorta kolları oluşturmaktadır. Başlangıç döneminde asgari ücretin 18 günlük tutarı üzerinden hesaplanan prime esas kazanç alt sınırı, yasa koyucunun öngördüğü takvim doğrultusunda kademeli olarak artırılmış ve 2023 yılı itibarıyla tam 30 güne ulaşarak eşitlenmiştir. Bu mekanizma, süreksiz çalışanlar için kesintisiz koruma hedeflerini yansıtmaktadır.

Ek 5. Madde kapsamında kanunla öngörülen haklar ve yükümlülükler çerçevesinde, sigortalıların yararlanabileceği sosyal sigorta kolları eski sistemle temel bazı benzerlikler göstermektedir. Sisteme kendi istekleriyle dahil olan süreksiz tarım işçileri, hastalık ve analık sigortası kapsamı dışında tutulmuş olmakla birlikte, iş kazası, meslek hastalığı ve diğer kalıcı uzun vadeli sigortalılık hallerine karşı tam koruma altına alınmışlardır. İlgili yasal gerekliliklerin eksiksiz sağlanması durumunda devreye giren haklar şu şekilde sıralanabilmektedir:

  • İş kazası ve meslek hastalığı durumunda tüm tıbbi sağlık hizmetlerinden koşulsuz yararlanma hakkı
  • Kalıcı maluliyet durumunda kesintisiz olarak sağlanan sürekli iş göremezlik geliri tahsisi
  • Mevzuatta belirtilen asgari 7200 prim ödeme gün sayısı ile yaşlılık (emeklilik) aylığı bağlanması
  • Belirlenen yasal oranlarda çalışma gücü kaybı saptanması durumunda maluliyet aylığı hakkı
  • Sigortalının iş kazası veya normal sebeplerle vefatı halinde hak sahibi yakınlarına ölüm aylığı tesisi
  • Geride kalan hak sahipleri için maddi destek sağlayan cenaze ve evlenme ödeneği haklarının güvence altına alınması

Düzenlenen tüm bu haklardan sorunsuz ve kesintisiz biçimde faydalanılabilmesi için, yasal mevzuatın aradığı spesifik koşulların sigortalılar tarafından eksiksiz olarak yerine getirilmesi hukuki bir esastır. Örneğin, bir iş kazası yaşanması durumunda kurumdan hak talep edilebilmesi için, kazanın meydana geldiği tarihten en az on gün önce kuruma resmi sigorta tescilinin yapılmış olması ve vadesi geçmiş prim borcunun bulunmaması kesin bir şarttır. Ayrıca, Kısa vadeli sigorta kolları dışındaki genel sağlık sigortası hizmetlerinden hem sigortalının kendisinin hem de kanunen bakmakla yükümlü olduğu kişilerin faydalanabilmesi için, sağlık kuruluşuna başvurulan tarihten önceki son bir yıl içinde en az 30 günlük fiili prim ödemesinin yapılmış olması ve 60 günü aşan hiçbir prim borcunun bulunmaması yasal bir zorunluluktur. Ölüm aylığı bağlanması hususunda ise, süreksiz çalışanların geride kalan aile bireylerinin mağduriyet yaşamasının önüne geçmek maksadıyla asgari 1800 gün prim bildirilmiş olması ya da borçlanmalar hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup 900 gün prim ödenmiş olması şartı aranmaktadır.

Sonuç itibarıyla, tarım sektöründe zorlu koşullarda faaliyet gösteren bireylerin sosyal güvenlik hakları, hem bağımsız üreticileri hem de hizmet akdiyle süreksiz olarak istihdam edilen mevsimlik işçileri kapsayacak şekilde çok boyutlu, detaylı ve karmaşık bir hukuki altyapıya sahiptir. Kanun koyucu, mevsimsel koşullara, iklimsel değişikliklere ve üretim süreçlerinin yoğun belirsizliğine açık olan bu sektörde, çalışanların gelir sürekliliğini ve temel sağlık güvencesini temin etmek adına sisteme özel istisnalar ile teşvik mekanizmaları yerleştirmiştir. Özellikle uzun vadeli güvenceler bağlamında gerçekleştirilen yasal entegrasyon çabaları, tarım emekçilerinin emeklilik, malullük ve vefat durumlarında bizzat kendilerinin ve geride kalan aile bireylerinin ekonomik olarak korunması açısından son derece hayati bir adımı temsil etmektedir. Bununla birlikte, sektörün yapısal bir gerçeği olan yüksek kayıt dışılık oranları, düşük eğitim seviyesi ve düzenli prim ödeme zorlukları, mevzuatın teorikte sağladığı bu geniş hakların fiiliyata ve pratiğe geçmesini önemli ölçüde zorlaştırmaya devam etmektedir. Bu nedenle, yasal çerçevenin etkili ve sahada hissedilir denetim mekanizmalarıyla desteklenmesi son derece elzemdir.

10 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme: