Makale
TCK 244/4 Bilişim Sistemleri Aracılığıyla Haksız Yarar Sağlama Suçu Unsurları
Bilişim teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte hayatımızın her alanına entegre olan bilişim sistemleri, hukuka aykırı fiillerin de yeni bir boyuta taşınmasına zemin hazırlamıştır. Günümüzde ekonomik değerlerin büyük bir kısmının elektronik ortamda temsil edilmesi, kötü niyetli kişilerin bu sistemlere müdahale ederek menfaat elde etme çabalarını büyük ölçüde artırmıştır. Türk Ceza Kanunu’nun 244. maddesinin 4. fıkrasında düzenlenen bilişim sistemleri aracılığıyla haksız yarar sağlama suçu, tam da bu noktada ortaya çıkan yasal gereksinimleri karşılamayı amaçlayan ve gelişen teknolojik koşullara özgü ayrı bir suç türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu suç tipi, klasik malvarlığına karşı işlenen suçlardan farklı olarak, muhatap bir kişiye yönelik doğrudan hileli davranışlar gerektirmeksizin, sadece bilişim sistemleri ve veriler hedef alınarak işlenmektedir. Yasa koyucu, bu emredici düzenleme ile hem bilişim sistemlerinin güvenilirliğini ve teknik işleyişini hem de kişilerin malvarlığı değerlerini çok yönlü bir biçimde koruma altına almıştır. İlgili suçun doğru bir şekilde tespit edilebilmesi ve yaptırıma bağlanabilmesi için suçun unsurlarının detaylı bir biçimde ele alınması hukuki güvenlik açısından bir zorunluluktur.
Korunan Hukuksal Yarar
TCK m. 244/4 ile düzenlenen suç tipinde korunan hukuki yarar, öğretide karma bir nitelik taşımakta olup, tek bir değerden ziyade birden fazla menfaati bünyesinde barındırmaktadır. Kanun koyucunun buradaki temel amacı, özel hayatın gizliliği, haberleşme hürriyeti ve bireylerin mülkiyet haklarının etkili bir şekilde korunmasıdır. Suçun, malvarlığına karşı işlenen klasik suçlardan bağımsız bir biçimde "Topluma Karşı Suçlar" bölümünde yer alması, korunan hukuki değerin salt kişisel olmadığını, aynı zamanda toplumsal bir nitelik taşıdığını da açıkça göstermektedir. Sisteme hukuka aykırı bir biçimde müdahale edilmesi, kişilerin ve kurumların maddi ve manevi haklarına ağır bir saldırı teşkil ettiği gibi, toplumun bilişim sistemlerinin doğru işleyeceğine dair duyduğu güveni de derinden sarsmaktadır. Dolayısıyla, bu suçla sadece bilişim sistemi ve verilerin güvenliği değil, aynı zamanda bu verilerin temsil ettiği ekonomik değerler ile sistem kullanıcılarının genel menfaatleri de güvence altına alınmaktadır.
Suçun Maddi Unsurları
Suçun Faili ve Mağduru
Suçun maddi unsurları bağlamında suçun faili, hedef alınan bilişim sistemi ve ilgili veriler üzerinde herhangi bir yasal tasarruf yetkisi bulunmayan veya yetkisini aşan herkestir. Kanunda failin belirli bir özel niteliğe sahip olması aranmadığından, bu yasadışı eylem özgü suç kapsamında değerlendirilemez. Eğer sistem üzerinde meşru olarak yetkili olan bir kişi, bu yetkisinin yasal sınırlarını aşarak haksız menfaat sağlamak amacıyla sistemi kullanırsa, yine bu suçun faili sıfatını kazanabilecektir. Suçun işlenmesi suretiyle bir tüzel kişi yararına haksız menfaat sağlanmışsa, ceza hukukumuzun temel prensipleri gereği tüzel kişilerin cezai sorumluluğu bulunmadığından tüzel kişi fail olamaz; ancak kanuni atıf gereği tüzel kişiler hakkında faaliyeti iptal veya müsadere gibi güvenlik tedbirlerine hükmolunabilir. Suçun mağduru ise işleyişi engellenen, bozulan, yok edilen veya değiştirilen bilişim sistemi üzerinde yasal olarak hak sahibi olan kişi veya kişilerdir. Şayet hukuka aykırı eylemin yöneldiği ve zarara uğratılan sistem bir kamu kurumuna aitse, bu durumda eylemin mağduru tüm toplumu oluşturan bireyler olarak kabul edilmektedir.
Suçun Konusu ve Gerçekleştirilen Hareket
Bilişim sistemleri aracılığıyla haksız yarar sağlama suçunda suçun konusu, üzerinde tipik hukuka aykırı eylemin gerçekleştirildiği bilişim sistemi, sistemde saklanan veya iletilen veriler ve neticesinde elde edilen maddi veya manevi yarardır. Hukuken tasvip edilmeyen ve failin ya da üçüncü bir şahsın uhdesine geçen her türlü haksız yarar, bu kapsamda suçun maddi konusuna dahil kabul edilmektedir. Eylem boyutuna bakıldığında, bu suç yasal yapısı itibarıyla seçimlik ve bağlı hareketli bir suç niteliği taşır. Suçun oluşabilmesi için failin gerçekleştirmesi gereken yasada tahdidi olarak sayılan hukuka aykırı seçimlik eylemler şunlardır:
- Bir bilişim sisteminin işleyişini bütünüyle veya kısmen engelleme,
- Bilişim sisteminin veri işleme ve depolama fonksiyonunu bozma,
- Sistemde mevcut olan verileri hukuka aykırı olarak yok etme veya değiştirme,
- Bilişim sistemine yetkisiz bir biçimde erişilmez kılma veya yeni veri yerleştirme,
- Var olan sistem verilerini haksızca başka bir yere transfer etme veya gönderme.
Sayılan bu teknik müdahaleler tek başına yeterli olmayıp, eylemler neticesinde failin veya bir başkasının lehine mutlak surette haksız bir çıkarın sağlanmış olması suçun tipikliği için zorunludur.
Suçta Netice Unsuru
Bilişim suçları kapsamında değerlendirilen bu eylem aynı zamanda bir netice suçudur. Yani suçun tamamlanması için failin bilişim sistemi veya veriler üzerindeki hukuka aykırı nitelikteki işlemlerini nihayete erdirmesi tek başına yeterli olmayıp, yasanın kanuni tipiklikte aradığı "haksız çıkarın elde edilmesi" koşulunun da somut olayda vücut bulması elzemdir. TCK 244. maddenin ilk fıkralarından ayrılan en temel farkı da budur; anılan fıkralarda yalnızca sisteme veya veriye zarar verme amacı bulunurken, bu fıkrada haksız bir yarar sağlama iradesi ve bunun gerçekleşmiş neticesi aranır. Eğer sistem veya veri üzerinde icra edilen eylem sonucunda öngörülen maddi veya manevi menfaat elde edilemezse, suç yasal olarak tamamlanmış sayılmayacaktır. Ayrıca bu işlemler neticesinde sistem sahibinin ya da masum üçüncü kişilerin maddi veya manevi zarara uğraması da bu fiilin doğası gereği ortaya çıkan bir diğer sonuçtur. Dolayısıyla eylemin netice boyutu, fiilin suç teşkil etmesi açısından son derece belirleyici ve vazgeçilmez bir hukuki role sahiptir.
Suçun Manevi ve Hukuka Aykırılık Unsurları
İncelenen suç tipinin manevi unsuru, suçun kurucu yapısı gereği yalnızca kasttır. Hatta yasa koyucu burada failin çok belirli bir amaca yönelmesini aradığından, suçun oluşumu için genel kast tek başına yeterli görülmemiş ve özel kast şartı aranmıştır. Fail, bilişim sisteminin işleyişini bozmaya veya verileri değiştirmeye yönelik fiilleri bilerek ve isteyerek icra etmeli ve her şeyden önemlisi kendisine yahut bir üçüncü şahsa haksız çıkar sağlama kastıyla hareket etmelidir. Kanunda açık bir düzenleme bulunmadığından, bu suçun taksirle işlenmesi yasal olarak mümkün değildir; zira fail elde ettiği menfaatin hukuka aykırı veya haksız olduğunu bilmiyorsa, ortada bir suç kastından ve dolayısıyla yasal tipiklikten söz edilemez. Suçun hukuka aykırılık unsuru değerlendirildiğinde ise, eyleme rıza gösterebilecek yasal hak sahibinin geçerli bir onayı olup olmadığına bakılır. Sistem veya veriler üzerinde hukuken geçerli ve meşru bir hakka sahip olan gerçek veya tüzel kişinin yasal rıza göstermesi, gerçekleştirilen müdahaleyi hukuka uygun hale getirir. Keza doğrudan kanunun verdiği bir yetkinin icra edilmesi durumlarında da fiilin hukuka aykırılığı tamamen ortadan kalkacaktır.