Anasayfa/ Makale/ Sinema ve Dizi Sektöründe Mobbingin Hukuki Zemini

Sinema ve Dizi Sektöründe Mobbingin Hukuki Zemini

Sinema ve dizi endüstrisinde mobbing, proje tabanlı esnek çalışma yapısının getirdiği kuralsızlıklar ve yasal boşluklar zemininde filizlenmektedir. İş Kanunu kapsamındaki hak ihlalleri, uzun mesai saatleri ve kayıt dışı istihdam, sektördeki psikolojik tacizin temel hukuki dinamiklerini oluşturur.
search
5 dk okuma Yayınlanma: Güncelleme:

Yaratıcı endüstrilerin en önemli kollarından biri olan sinema ve dizi sektöründe psikolojik taciz, yani mobbing, dışarıdan ışıltılı görünen bu dünyanın karanlık bir gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörün hukuki altyapısı incelendiğinde, proje tabanlı çalışma modelinin yarattığı istihdam güvencesizliği ve kural tanımazlık, mobbingin en temel hukuki zeminini oluşturmaktadır. İş hukukunun temel koruyucu prensipleri, bu sektörde genellikle "sanatsal üretim", "tutku" ve "esneklik" gibi kavramların arkasına sığınarak bertaraf edilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçiye sağlanan temel hakların, freelance çalışma ve kendi hesabına çalışma gibi yöntemlerle aşılması, çalışanları yasal güvencelerden mahrum bırakmaktadır. Bu kuralsızlık, işverenlerin veya hiyerarşik olarak üst konumda bulunan kişilerin, çalışanlar üzerinde sınırsız bir tahakküm kurmasına hukuki bir kılıf, daha doğrusu geniş bir hukuksuzluk alanı yaratmaktadır. Sektördeki gizli mobbing uygulamaları, doğrudan yasal mevzuatın etrafından dolaşılarak inşa edilen bu zemin üzerinde sistematik bir hal almaktadır.

İş Kanunu Çerçevesinde Temel Hak İhlalleri

Sektördeki mobbingin hukuki arka planını anlamak için öncelikle ilgili İş Kanunu hükümlerinin nasıl ihlal edildiğine bakmak gerekir. Kanun, işçilere ücret alma, eşit muamele, ara dinlenme, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve kıdem tazminatı gibi emredici haklar sunar. Ancak sinema ve dizi endüstrisinde, çalışanların işçi statüsünden çıkarılarak kendi işverenleri statüsüne zorlanması, bu hakların tamamını ortadan kaldırmaktadır. Çalışanların sigortasız çalıştırılması veya sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırılarak geri kalan ücretin fatura karşılığı ödenmesi, derin bir hukuki güvencesizlik yaratmaktadır. Bu kayıt dışı istihdam modeli, çalışanın işverene mutlak bağımlılığını doğurarak, üst yöneticilerin uyguladığı her türlü psikolojik baskıyı ve mobbingi katlanılması zorunlu bir hale getirmektedir. Çalışan, yasal bir sözleşmeye dayanmadığı için, uğradığı psikolojik tacizi resmi makamlara taşıma konusunda büyük bir hukuki boşlukla baş başa kalmaktadır.

Çalışma Saatleri ve Gizli Mobbing

Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişlerinin raporlarına göre, dizi sektöründe günlük on altı saate varan çalışmalar yapılmakta ve yıllık 270 saatlik fazla mesai üst sınırı yasadışı biçimde aşılmaktadır. Hukuki olarak belirlenen azami çalışma sürelerinin bu denli pervasızca ihlal edilmesi, kendi başına bir psikolojik şiddet ve mobbing unsurudur. Sektörde yetiştirilmesi gereken projeler veya fon başvuruları bahane edilerek çalışanlar üzerinde kurulan ağır zaman baskısı, ilgili literatürde ve saha pratiklerinde gizli mobbing olarak tanımlanmaktadır. Çalışanlardan, hukuki hakları olan dinlenme sürelerinden feragat etmeleri beklenmekte, bu hukuka aykırı fedakarlığı yapmayanlar ise sektörden dışlanma tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Etkili bir hukuki denetim mekanizmasının veya iş yerlerinde standart bir insan kaynakları departmanının bulunmaması, bu kuralsız esnekliğin doğrudan bir psikolojik taciz aracına dönüşmesine zemin hazırlamaktadır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatındaki Boşluklar

Sinema ve dizi setleri, yapılan yasal değişikliklerle az tehlikeli sınıftan tehlikeli iş yeri sınıfına alınmış olmasına rağmen, uygulamada iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri genellikle göz ardı edilmektedir. Mobbing kavramı sadece sözlü veya duygusal baskıyı değil, aynı zamanda çalışanı kasıtlı olarak tehlikeli veya kapasitesini aşan fiziksel koşullarda çalışmaya zorlamayı da kapsar. İş hukuku normlarına göre, işverenin her koşulda işçiyi gözetme borcu bulunmaktadır. Ancak setlerdeki ağır fiziksel çalışma koşulları ve iş güvenliği uzmanlarının eksikliği, çalışanın hem bedensel hem de psikolojik bütünlüğüne yönelik açık bir saldırı niteliği taşımaktadır. Aşağıda sektörde hukuki zemini zayıflatan ve mobbinge yol açan temel ihlaller sıralanmıştır:

  • Sözleşmesiz çalışma dayatması ile iş güvencesinin baştan ortadan kaldırılması.
  • Çalışma sürelerini düzenleyen yasal sınırların fiilen yok sayılması.
  • Çalışanların Serbest Meslek Makbuzu kesmeye zorlanarak İş Kanunu korumasından çıkarılması.
  • İşyerinde şikayet mekanizmalarının ve eşitlikçi denetim politikalarının bulunmaması.
Dizi setinde günde 16 saat çalıştırılıyorum. Bu durum mobbing sayılır mı? expand_more
İş Kanunu kapsamında belirlenen günlük azami çalışma sürelerinin ve yıllık 270 saatlik fazla mesai üst sınırının bu denli aşılması, açık bir hak ihlali olup gizli mobbing olarak değerlendirilmektedir. Proje yetiştirme bahanesiyle üzerinizde kurulan bu ağır zaman baskısı ve dinlenme sürelerinden feragat etmenizin beklenmesi hukuka aykırıdır. İlgili mevzuat uyarınca işverenlerin bu kural tanımaz uygulamaları, doğrudan doğruya psikolojik bir şiddet unsurudur ve buna karşı hukuki yollara başvurma hakkınız mevcuttur.
Patronum sigorta yapmak yerine bana zorla serbest meslek makbuzu kestiriyor. Haklarım nelerdir? expand_more
Sinema ve dizi sektöründe çalışanların işçi statüsünden çıkarılarak serbest meslek makbuzu kestirmeye zorlanması, İş Kanunu korumasından mahrum bırakma amacı taşıyan hukuka aykırı bir yöntemdir. Bu durum; kıdem tazminatı, fazla mesai ve eşit muamele gibi emredici haklarınızı ortadan kaldırarak derin bir hukuki güvencesizlik yaratmaktadır. Kayıt dışı istihdam modeli olarak nitelendirilen bu yapı, işverene mutlak bağımlılık doğurduğu için maruz kaldığınız psikolojik baskıları katlanılması zorunlu hale getirmektedir. İş sözleşmesinin varlığını kanıtlayarak, uğradığınız psikolojik tacizi resmi makamlara taşıyabilir ve hukuki haklarınızı arayabilirsiniz.
Dinlenme hakkımı isteyince kovulmakla ve sektörden dışlanmakla tehdit ediliyorum. Ne yapabilirim? expand_more
İşyerinde yasal dinlenme sürelerinizi talep ettiğiniz için sektörden dışlanma tehdidiyle karşılaşmanız, sektörde sıkça rastlanan sistemli bir gizli mobbing aracıdır. İşverenlerin "sanatsal üretim" veya "esneklik" gibi kavramların arkasına sığınarak standart yasal güvenceleri yok sayması hukuken kabul edilemez. İşverenin size yönelik bu tahakküm kurucu, dışlayıcı ve tehditkâr tutumu İş Kanununun emredici hükümlerinin ihlalidir. Yaşadığınız bu kuralsızlığı ve şikayet mekanizmalarının eksikliğini hukuki bir zemine taşıyarak yasal yollardan hakkınızı arama imkanınız bulunmaktadır.
Setteki ağır koşullarda, kapasitemi aşan tehlikeli işler yapmaya zorlanıyorum. Bu suç değil mi? expand_more
Mobbing yalnızca sözlü veya duygusal baskılardan ibaret olmayıp, çalışanların kasıtlı olarak tehlikeli veya fiziksel kapasitelerini aşan koşullarda çalışmaya zorlanmasını da doğrudan kapsar. Sinema ve dizi setleri hukuken "tehlikeli iş yeri" sınıfında yer aldığından, işverenlerin bu ağır fiziksel koşullara karşı iş sağlığı ve güvenliği tedbirlerini alması yasal bir zorunluluktur. İşverenin sizi bu yetersiz güvenlik koşullarında çalışmaya zorlaması, yasal "işçiyi gözetme borcunun" açık bir ihlali olup bedensel ve psikolojik bütünlüğünüze yönelik bir saldırı niteliğindedir. İlgili iş sağlığı ve güvenliği mevzuatındaki bu ihlaller, hukuki olarak psikolojik taciz iddianızı güçlendiren en temel unsurlardan biridir.
Av. Hanifi Bayrı
Av. Hanifi Bayrı İstanbul 1 Nolu Barosu (Sicil: 40976)

Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. İş hukuku, mobbing, KVKK uyum süreçleri, bilişim hukuku, hasta ve çocuk hakları alanlarında uzmanlaşmış olup, 2012 yılından bu yana İstanbul merkezli hukuk bürosunda yüz yüze ve online hukuki danışmanlık ve avukatlık hizmeti sunmaktadır.

star star star star star

Bizi Değerlendirin

Hizmet kalitemizi artırabilmemiz için görüşleriniz bizim için çok değerlidir.

Google'da Değerlendir