Makale
Sinema ve Dizi Sektöründe Mobbingin Hukuki Zemini
Yaratıcı endüstrilerin en önemli kollarından biri olan sinema ve dizi sektöründe psikolojik taciz, yani mobbing, dışarıdan ışıltılı görünen bu dünyanın karanlık bir gerçeği olarak karşımıza çıkmaktadır. Sektörün hukuki altyapısı incelendiğinde, proje tabanlı çalışma modelinin yarattığı istihdam güvencesizliği ve kural tanımazlık, mobbingin en temel hukuki zeminini oluşturmaktadır. İş hukukunun temel koruyucu prensipleri, bu sektörde genellikle "sanatsal üretim", "tutku" ve "esneklik" gibi kavramların arkasına sığınarak bertaraf edilmektedir. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında işçiye sağlanan temel hakların, freelance çalışma ve kendi hesabına çalışma gibi yöntemlerle aşılması, çalışanları yasal güvencelerden mahrum bırakmaktadır. Bu kuralsızlık, işverenlerin veya hiyerarşik olarak üst konumda bulunan kişilerin, çalışanlar üzerinde sınırsız bir tahakküm kurmasına hukuki bir kılıf, daha doğrusu geniş bir hukuksuzluk alanı yaratmaktadır. Sektördeki gizli mobbing uygulamaları, doğrudan yasal mevzuatın etrafından dolaşılarak inşa edilen bu zemin üzerinde sistematik bir hal almaktadır.
İş Kanunu Çerçevesinde Temel Hak İhlalleri
Sektördeki mobbingin hukuki arka planını anlamak için öncelikle ilgili İş Kanunu hükümlerinin nasıl ihlal edildiğine bakmak gerekir. Kanun, işçilere ücret alma, eşit muamele, ara dinlenme, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve kıdem tazminatı gibi emredici haklar sunar. Ancak sinema ve dizi endüstrisinde, çalışanların işçi statüsünden çıkarılarak kendi işverenleri statüsüne zorlanması, bu hakların tamamını ortadan kaldırmaktadır. Çalışanların sigortasız çalıştırılması veya sigorta primlerinin asgari ücret üzerinden yatırılarak geri kalan ücretin fatura karşılığı ödenmesi, derin bir hukuki güvencesizlik yaratmaktadır. Bu kayıt dışı istihdam modeli, çalışanın işverene mutlak bağımlılığını doğurarak, üst yöneticilerin uyguladığı her türlü psikolojik baskıyı ve mobbingi katlanılması zorunlu bir hale getirmektedir. Çalışan, yasal bir sözleşmeye dayanmadığı için, uğradığı psikolojik tacizi resmi makamlara taşıma konusunda büyük bir hukuki boşlukla baş başa kalmaktadır.
Çalışma Saatleri ve Gizli Mobbing
Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişlerinin raporlarına göre, dizi sektöründe günlük on altı saate varan çalışmalar yapılmakta ve yıllık 270 saatlik fazla mesai üst sınırı yasadışı biçimde aşılmaktadır. Hukuki olarak belirlenen azami çalışma sürelerinin bu denli pervasızca ihlal edilmesi, kendi başına bir psikolojik şiddet ve mobbing unsurudur. Sektörde yetiştirilmesi gereken projeler veya fon başvuruları bahane edilerek çalışanlar üzerinde kurulan ağır zaman baskısı, ilgili literatürde ve saha pratiklerinde gizli mobbing olarak tanımlanmaktadır. Çalışanlardan, hukuki hakları olan dinlenme sürelerinden feragat etmeleri beklenmekte, bu hukuka aykırı fedakarlığı yapmayanlar ise sektörden dışlanma tehdidiyle karşı karşıya kalmaktadır. Etkili bir hukuki denetim mekanizmasının veya iş yerlerinde standart bir insan kaynakları departmanının bulunmaması, bu kuralsız esnekliğin doğrudan bir psikolojik taciz aracına dönüşmesine zemin hazırlamaktadır.
İş Sağlığı ve Güvenliği Mevzuatındaki Boşluklar
Sinema ve dizi setleri, yapılan yasal değişikliklerle az tehlikeli sınıftan tehlikeli iş yeri sınıfına alınmış olmasına rağmen, uygulamada iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri genellikle göz ardı edilmektedir. Mobbing kavramı sadece sözlü veya duygusal baskıyı değil, aynı zamanda çalışanı kasıtlı olarak tehlikeli veya kapasitesini aşan fiziksel koşullarda çalışmaya zorlamayı da kapsar. İş hukuku normlarına göre, işverenin her koşulda işçiyi gözetme borcu bulunmaktadır. Ancak setlerdeki ağır fiziksel çalışma koşulları ve iş güvenliği uzmanlarının eksikliği, çalışanın hem bedensel hem de psikolojik bütünlüğüne yönelik açık bir saldırı niteliği taşımaktadır. Aşağıda sektörde hukuki zemini zayıflatan ve mobbinge yol açan temel ihlaller sıralanmıştır:
- Sözleşmesiz çalışma dayatması ile iş güvencesinin baştan ortadan kaldırılması.
- Çalışma sürelerini düzenleyen yasal sınırların fiilen yok sayılması.
- Çalışanların Serbest Meslek Makbuzu kesmeye zorlanarak İş Kanunu korumasından çıkarılması.
- İşyerinde şikayet mekanizmalarının ve eşitlikçi denetim politikalarının bulunmaması.